Doğruya doğru…

07.05.2015
A+
A-

 

Allah için iki taraf da doğruyu söylüyor.

Kim bu taraflar:

1- TÜSİAD,

2- Tayyip.

Konumuz ne?

TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran-Symes’ın, 11 Nisan tarihindeki “Türkiye’de Enflasyon Dinamikleri: Fırsatlar ve Riskler” Konferansı Açılış Konuşması’nda söyledikleri ve buna Tayyip’in verdiği yanıtlar.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı aynen şunları söyledi konuşmasında:

Enflasyon bir süredir, rekabet politikalarının, yatırım ortamı ve kalkınma başlıklarının oldukça önüne geçti… Nedeni gayet açık: Türkiye’de enflasyon yükseldi maalesef, düşürülmesi yönündeki politikalar başarıya ulaşmadı. Enflasyon düzeyi geçtiğimiz 4 yıl boyunca hedef enflasyonların sürekli üzerinde seyretti. (…)

Uzunca bir süredir, enflasyon, iktisadi politikanın, rekabet politikalarının büyümenin bir unsuru, bir engeli olmaktan çıkmıştı. Bugünkü enflasyon dinamiği ise yeniden büyümenin, rekabet gücünün potansiyel bir engeli olarak karşımızda duruyor. Üzülerek söylemeliyim ki, bu potansiyel risk bizi oldukça tedirgin ediyor.

(…)

Artan enflasyonu, aynı dönemlere denk gelen, bozulan güven ortamının, itibarı zedelenmiş Türkiye hikâyesinin bir sonucu olarak da görmek mümkündür. (…)

(…)

Türkiye’nin başarı hikâyesini oluşturan, ülkeye itibar kazandıran bir dizi yeni kurum, çağdaş kurallar ve iyileşen yatırım ortamı bugün yerlerini bu hikâyeyi zorlayan olumsuz unsurlara bırakmıştır; AB hedefi belirsizleşmiş, hukuk devleti zayıflamıştır, yargıya güven azalmıştır; kalkınma politikalarında, yapısal reformlarda önemli zaman kayıpları yaşanmaktadır.

(…)

Türkiye’nin içinde bulunduğu ortam ekonomik görünüme de yansıyor. Büyüme yavaşlarken yatırımlar azalıyor. Düşük büyüme 2008 krizi sonrası yalnızca Türkiye’de değil küresel düzeyde bir problem haline gelmiş olabilir. Ancak tüm Dünya’nın deflasyonla mücadele ettiği bir ortamda Türkiye, düşük büyümeye ve yatırımlardaki düşüşe ek olarak bir de yüksek enflasyonla mücadele ediyor. Uluslararası karşılaştırmalarda da benzer ülkelerden kötü yönde ayrışıyor.

Enflasyon hedeflemesi rejiminin uygulanmaya başladığı 2006 yılından itibaren baktığımızda, bir iki istisna yıl dışında, ki bunlar da küresel kriz yıllarına denk geliyor, gerçekleşen enflasyonun, hedefin sürekli olarak üzerinde seyrettiğini görüyoruz. Demek ki burada bir sorun var. Sorun belirlenen hedeflerde mi yoksa bu hedeflere ulaşmaya yönelik uygulanan politikalarda mı, bu tartışmayı gerçekten somut bir noktaya vardırmalıyız.” (http://www.tusiad.org.tr/bilgi-merkezi/basin-odasi/konusmalar/tusiad-yonetim-kurulu-baskani-cansen-basaran-symesin-turkiyede-enflasyon-dinamikleri–firsatlar-ve-riskler-konferansi-acilis-konusmasi/)

Tabiî Tayyip bu. Durur mu bu can yakan, kendisini canevinden vuran somut eleştiriler karşısında?

Hemen “hak ettikleri” cevabı verdi TÜSİAD’cılara. Açtı ağzını yumdu gözünü. Hem de birkaç kere…

12 Nisan günü Sakarya’daki toplu açılış töreninde yaptığı açıklamada TÜSİAD’a “sert tepki gösterdi” ve “sert cevap” verdi:

(…)

Bugün bakıyorsunuz hala eski Türkiye daha iyiydi diye konuşanların olduğunu görüyorsunuz. Eski Türkiye’nin nesi daha iyiydi? Darbeler mi daha iyiydi? 16 aylık hükümetlerle yönetildik. Şimdi çıkmış bugün bir gazetede gördüm. Türkiye’nin sanayici ve iş adamlarını topladığı sivil toplum örgütü şu anki hükümetin attığı adımlar ve 12 yıllık süreci bir ‘geri gidiş’ olarak akla hayale gelmeyecek tanımlamalarla ifade ediyor. Aslında bunlar haddini bilmiyor. Niye haddini bilmiyorlar? Çünkü bunlarda insaf yok. Sermayeleri bu dönemde 1’e 5 katladılar. Onun insafsızlığıyla bunu yapıyorlar. Bu tür STK’ların şunu bilmeleri gerekiyor, siz bu ülkenin mutluluğuna, huzuruna değil ancak bu ülkenin birliğine beraberliğine dinamit atarsınız. Türkiye’yi bugün geldiği yere rağmen hala ısrarla mevcut sorunlu sisteme mahkûm etmek isteyenlerin derdi asla millet değil. Ülkenin geleceği değil. (…)” (goo.gl/llr9nD)

Tayyip bu konuşmayla tatmin olmadı. Henüz hırsını alamamıştı. Nasıl alsındı ki zaten? 12 yıldır yaptıkları ne varsa her açıdan yerden yere vuruluyordu. Üstelik de bunu yapanlar sıradan insanlar, kurumlar değildi. Aksine Türkiye’nin en büyük Parababalarının çatı örgütü olan TÜSİAD’ın Başkanı söylüyordu bunları. Onu konuşturan kimdi derseniz, herhalde AB-D dememiz gerekir. Yoksa TÜSİAD durup dururken bunları söyleyecek, Tayyip’i karşısına alacak kadar akılsız değil. Demek ki AB-D sinyal verdi bunlara…

Tayyip ikinci eleştirisini 14 Nisan günü Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi ve beraberindeki heyeti kabulünde dile getirdi:

Gerek ihracat noktasında gerek ekonomiyle ilgili konularda en hassas olması gereken kurumların içinde TÜSİAD geliyor ancak TÜSİAD Başkanı yaptığı açıklamalarla istikrar ve güveni baltalamaya çalışan, iş dünyasını tedirgin eden bir tavır içinde. Bu üslup yanlış. TÜSİAD’ın mensuplarını yatırın masaya, hepsi güçlerini bire beş katladılar. Bire beş katlıyorsun ve ondan sonra hala istikrarsızlıktan bahsediyorsun, böyle bir şey olabilir mi? Bu ülkede bir istikrarsızlık olursa, bu yanlışın bedelini ödeyecek olan şahsen TÜSİAD’ın başkanı değil, tüm iş dünyası, tüm Türkiye’dir. Onun için TÜSİAD gibi kurumun başında olan insanların, ağızlarından çıkanı kulaklarının duyması gerekir.” (goo.gl/1NTYnZ)

Şimdi iki tarafın da ne dediğini okumuş, görmüş olduk. Şöyle bir tespitte bulunsak yanlış yapmış olmayız: İki taraf da doğru söylüyor Allah için.

Evet TÜSİAD’çıların da dediği gibi, enflasyon yüksek ve yükselmeye de devam ediyor. Böyle olunca da bir dizi ekonomik ve siyasi sonuçları oluyor tabiî ki: “(…) hukuk devleti zayıflamıştır, yargıya güven azalmıştır; kalkınma politikalarında, yapısal reformlarda önemli zaman kayıpları yaşanmaktadır.”

Hepsi doğru. Bir tek yanlış yok.

Ya Tayyip’in söyledikleri?

Onun söylediklerinin de tamamı doğru:

“(…) bunlarda (TÜİSAD’cılarda – Kurtuluş Yolu) insaf yok. Sermayeleri bu dönemde 1’e 5 katladılar. Onun insafsızlığıyla bunu yapıyorlar.”, “siz (TÜSİAD’cılar – K. Y.) bu ülkenin mutluluğuna, huzuruna değil ancak bu ülkenin birliğine beraberliğine dinamit atarsınız.”, TÜSİAD’cıların “derdi asla millet değil. Ülkenin geleceği değil”.

Ya ne Tayyip efendi?

“Kendi” çıkarları, “kendi” kârları değil mi?

Bunların “güçlerini bire beş katla”malarını sağlayan kim? “Ne istedilerse ver”en kim?

Sensin ve senin iktidarın…

Siz yani Tayyipgiller, TÜSİAD’cılara (sadece TÜİSAD’cılara mı? MÜSİAD’cılara da, TİSK’çilere de, TOBBB’culara da, “Milletin a…a koy”anlara da) bütün olanakları sağlamadınız mı?

Şimdi seni satıyorlar. Öfken, hiddetin ondan değil mi?..

Bir arada Türkiye Halkını ezip, sömürüp soyarken, zulmederken iyiydi. Ama öküz ölüp ortaklık bozulur gibi olunca veryansın ediyorsunuz birbirinize. Bunu yaparken de tüm kirli çamaşırlarınızı ortaya döküyorsunuz.

Ne haldeymiş Türkiye Halkları değil mi?..

İşte böyle. Bazen Allah (Para Tanrısı) insanlara (kurumlara) kendi ağızlarından som gerçeklikleri böyle açık ettirir. Ya da itiraf ettirir.

Eee bu Tanrı sizin Tanrınız. Sizin, Tayyipgiller’in ve TÜSİAD’cıların (bilumum yerli yabancı Parababalarının) Tanrınız: Para Tanrısı!

Siz sadece ona taparsınız, sadece ondan medet umarsınız. Çıkarlarınız çeliştiği anda da böyle birbirinizi satarsınız. Sizin düzeninizin yapısı, niteliği bu. Başka bir şey değil…