Gençlik Ayakta!

12.05.2025
549
A+
A-

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu

19 Mart sonrasında Gençlik ayağa kalktı. Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve İstanbul’un ilçe belediyelerine kayyımlar atanması, toplumun büyük kesimince milli iradeye darbe olarak değerlendirildi. İstanbul Üniversitesi öğrencileri, öncelikle kendi gelecekleri için barikatları aşarak Saraçhane Meydanı’na yürüdüler. Ardından Saraçhane’de ve tüm ülkede özellikle üniversite öğrencileri meydanlara çıktılar. Üniversite yerleşkelerinde eylemler yaptılar.

Eylemlerin ana vurgusu; Demokratik, Laik bir ülkede yaşamak talebiydi. Cumhuriyet’i savunmak vurgusu öne çıktı. Bu amaçla pek çok üniversitede Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin okunduğu eylemler yapıldı.

Ülkemizde 12 Eylül 1980 Faşist Darbesi İşçi Sınıfı ve gençlik üzerinden silindir gibi geçmişti. Darbenin lideri Kenan Evren, konuşmalarında özellikle “masum öğrenci istekleriyle başlayan eylemlerin”, yıkıcılığından söz ederdi.

12 Eylül sonrasında, 1984-1985 yıllarında bizlerin de içinde olduğu gençlik olarak, öğrenci derneklerinde örgütlenmeye başlamıştık. Her türlü zorluğa rağmen gençler olarak sesimizi çıkarmayı başarmıştık. Sonraki yıllarda da Öğrenci gençlik örgütlenmeleri devam etti. Öğrenci gençlik, İşçi Sınıfı eylemlerine destekler verdi. Gezi Direnişi, ön planda gençliğin ve tüm halkın Laik yaşam tarzını savunmak için alanlara çıkışıydı.

15 Temmuz 2016 sonrasında darbe tezgahı bahane edilerek Üniversitelerde öğrenci temsilcilerinin seçimleri bile ertelendi. Hâlâ pek çok üniversitede öğrenci temsilcileri seçilmiyor. Öğrencilerimiz masum öğrenci taleplerini bile dile getiremiyorlardı. Barınma sorunu çok büyük bir sorun haline gelmişti. Kredi ve Yurtlar Kurumu yeni yurtlar açmıyordu. Öğrenciler tarikat yurtlarına gitmek zorunda kalıyorlardı. Üniversite yemekhaneleri yetersizdi. Bazı üniversitelerde yemek fiyatları çok artırılmıştı. Son dönemlerde yurt sayısı artmasına rağmen, yeterli yurt bulmak hâlâ zor. Var olan yurtlarda da her odada iki kişi yerine dört öğrenci kalmak zorunda kalıyor.

Üniversitelerimizin kontenjanlarının hızla artması üniversitelerde eğitimi niteliksizleştiren önemli bir neden olmuştur. Üniversitelerde öğrenciyi hayata hazırlayacak bir eğitim vermek iyice zorlaşmıştır. Günümüzde öğrenciler derslerde kendilerini özgürce ifade edememektedirler. Bilimsel, Demokratik ve Laik bir üniversite ortamı olmayınca öğrenciler kendilerini sınırlanmış hissediyorlar. Gençlerimizin önemli bir kısmı da yurtdışında gelecek arıyor. Öğrenciler güvenli bir gelecek istiyor. Atalarının kurdukları bu ülkede, el aleme muhtaç olmadan, çalışmak ve yaşamak istiyorlar. Bugün üniversite mezunu olup evde oturmak zorunda kalan, işsiz milyonlarca gencimiz var. Yeni bir deyimle bu gençlerimize; Ev Genci deniyor. Gençlerimizin elinde bir şey olmadığı için artık kaybedecek bir şeyleri de yok.

Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı, “Gençliğin Üç Alınyazısı” başlıklı yazısında, 1970’li yıllarda Gençliğin durumunu şöyle özetliyor:

“Aydın genç, Antika çağın ezik, cahil köylüsü değildir. Aydın genç, hiçbir zulmün sindiremeyeceği Modern İşçi Sınıfı gibi bir yenilmez devrimci özgücün müttefikidir. Üstelik gençliğimizin tükenmez “Genç Türkler” Devrimci Geleneği vardır. Yıldırılamaz gençlik!”

Gençlerimiz son eylemlerle, Jöntürk Devrimci Geleneğinin devamcıları olduklarını tekrar gösteriyorlar.  Kendi gelecekleri için, memleketin geleceği için meydanlara çıkıyorlar. İşçi Sınıfı ile ittifak kuruyorlar.

Şimdi olması gereken, bu mücadeleyi büyütmek ve siyasi örgütlenmeyle taçlandırmaktır.

Halkın Kurtuluş Partisi, bu anlamda Gençliğimizi Kurtuluşun yolunu birlikte bulmaya çağırıyor.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.