Gerici-Ezberci Eğitme Karşı Örgütlü Mücadeleye

01.10.2014
A+
A-
Gerici-Ezberci Eğitme Karşı Örgütlü Mücadeleye

2014-2015 eğitim-öğretim yılı da AKP hükümetinin birbirinden gerici, öğrenci düşmanı uygulamalarıyla başladı.

Geçtiğimiz yıllarda serbest kıyafet uygulamasıyla liselerde, hatta ilk ve ortaöğretimde bile türbanın önünü açan; 4+4+4 Kesintili Eğitim Modeliyle küçük yaştan itibaren kendine kafaca uyuşturulmuş müritler yetiştirmeyi amaçlayan Tayyipgiller, gençlik üzerindeki gericileştirme politikalarına ara vermeden devam ediyorlar.

Yıllardır oyun hamuru gibi şekilden şekile soktukları sınav sistemini bu yıl farklı bir şekile büründürdüler. Bu sefer de adını Temel Öğretimden Ortaöğretime Geçiş Uygulaması (TEOG)” koydular. Ama onlar için sistemin adından ziyade niteliği; gençleri Ortaçağcı doktrine ne kadar yönlendirebildiği önem taşımaktadır. Son yıllarda gençlik üzerindeki politikalarının çoğunu İmam Hatip Liseleri üzerinden yürüten, her fırsatta bir değişiklik yaparak İmam Hatiplerin önünü açarak oralardan mezun olanların avantajlı olmasını sağlayan Tayyipgiller, bu yıl da TEOG sınavı sonucu yaptığı 15 tercihten birine yerleşemeyen veya hiç tercih yapmayan öğrencileri evlerinden yüzlerce kilometre uzaktaki Liselere yerleştiriyor. Ya da tercih etmediği halde zorunlu olarak İmam Hatip Liselerine yerleştiriyor.

Buna isyan eden ailelere Mili Eğitim Bakanlığının önerdiği çözüm ne dersiniz?

Okul okul gezip boş kontenjan aramak! Yani ya İmam-Hatipli olacaksın, ya paran varsa özel okula gideceksin ya da okumayacaksın, diyor.

AKP, bugüne kadar Türkiye’yi yöneten en gerici, en hain ve vurgunculukta, hırsızlıkta, katliamcılıkta en sınır tanımaz hükümettir. Aslında bizim Tayyipgiller dediğimiz bu güruh, bir parti ya da hükümetten çok devleti ele geçirmiş, çıkar amaçlı kurulmuş bir suç örgütüdür. Onların bütün yaşamları kendi çıkarlarını sağlamak, küplerini doldurmak içindir. Bunun için onların yaptığı hiçbir şeyden halkın yararına bir şey bekleyemeyiz.

Özelikle gençlikle bu kadar fazla uğraşmalarının sebebi de gençliğin hemen kabullenmeyen, sorgulayan, dinamik ve mücadeleci bir yapısının olmasıdır. Şanlı Gezi İsyanı’mızda da bu çok net görülmüştür. Barikatlarda en önlerde direnenler, gazların arasında dans edenler, TOMA’ların önünde göğsünü siper edenler gençlerdir. Gezi Direnişi’mizin tüm şehitleri gençlerdir. Orantısız zekâlarıyla Tayyipgiller’le alay eden “gezi” zekâlılar da gençlerdir.

Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın dediği gibi: “Aydın genç Antika çağın ezik, cahil köylüsü değildir. Aydın genç, hiçbir zulmün sindiremeyeceği Modern İşçi Sınıfı gibi bir yenilmez devrimci özgücün müttefikidir.”

Bu yüzden Tayyipgiller gençlerden korkuyor. Onları daha ilkokuldan itibaren kafadan silahsızlandırmak, uyuşturmak istiyorlar. Ortaçağcı düşüncelerini küçük yaşlardan itibaren empoze etmek için ellerinden ne gelirse yapıyorlar.

 

Arkadaş,

Bugüne kadar Tarihin yazdığı zaferler, hep örgütlü mücadeleler sonucu kazanılmıştır. Tüm dünyayı sarsan, yaşadığı yıllar boyunca insanca yaşamanın kalesi olan Sovyetler Birliği, Lenin’in önderliğinde örgütlü mücadeleyle kazanılmıştır.

Amerikan Emperyalizmini yenilgiye uğratan, hâlâ dimdik ayakta duran, Sosyalizmin bayrağını yılmadan dalgalandıran Küba’da zafer, Fidel Castro’nun Che’nin, Raul’un önderliğinde örgütlü mücadele ile kazanılmıştır.

Emperyalist Yedi Düvele ve yerli işbirlikçilerine karşı, hilafete, saltanata karşı kazanılan Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mız, Mustafa Kemal önderliğinde örgütlü mücadeleyle kazanılmıştır. Ve bunların tamamında en ön saflarda dövüşenler gençler olmuştur.

Bugün, ülkemiz tankla, tüfekle, askeri bir işgal altında değil belki, ama ekonomik ve sosyal olarak emperyalizme bağımlı, yani yarısömürge durumundadır. Tayyipgiller hükümeti, AB-D uşaklığında sınır tanımıyorlar. Kamu mallarını yok pahasına peşkeş çekip, yaptıkları vurgunlarla küplerini dolduruyorlar. O kadar dolduruyorlar ki, sıfırlamak için 24 saat az geliyor. Ormanlarımızı, akarsularımızı, ülkemizin doğasını talan ediyorlar. Her geçen gün yeni bir Ortaçağcı uygulamayla Cumhuriyet’in kazanımlarını birer birer yıkıyorlar. Ortadoğu Halklarına kan kusturanları besliyor, savunuyorlar. İşçilerimizi rant uğruna, kâr hırsı uğruna ölüme terk ediyorlar. Gençlerimizi katlediyor, sonra da utanmadan buna “destan” diyorlar. Eğitim sistemini her geçen gün gericileştiriyorlar, bizleri Ortaçağcı doktrinleriyle uyuşturmak istiyorlar.

Bizler de bu hırsızlara, hainlere, katillere, AB-D uşaklarına, Ortaçağcı gericilere karşı örgütlü mücadele verirsek zafer kazanabiliriz. “Biz Türkiye’nin İkinci Kurtuluş Savaşçılarıyız” diyen Deniz Gezmiş’lerin, “Seçtiğimiz yol Gazi Mustafa Kemal’in açtığı yoldur. Parolamız, ya istiklal ya ölümdür” diyen Mahir Çayan’ların, “Ya kurtuluş savaşı, ya da en soysuzca köleleşmenin mezar taşı” diyen Hikmet Kıvılcımlı’nın yolundan yürüyerek İkinci Kurtuluş Savaşı’mızı zaferle sonuçlandırmak, emperyalistleri ve yerli satılmış uşaklarını bir daha gelmemek üzere tarihin çöplüğüne fırlatıp atmak için Halk Kurtuluşçu Liseliler saflarında örgütlü mücadeleye! 15.09.2014

Gerici-Ezberci Eğitme Hayır!

Yaşasın Eşit-Parasız- Demokratik-Laik-Anadilde Eğitim Mücadelemiz!

Yaşasın Gençliğin Devrimci Mücadelesi!

Yeni Sevr’e Karşı Yaşasın 2. Kurtuluş Savaşımız!

 

Halk Kurtuluşçu Liseliler

ETİKETLER: