Mustafa Kemal neden ölümsüzdür? Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız!

10.11.2014
A+
A-

Birinci Kuvayimilliye’nin önderi, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal’i bundan 76 yıl önce kaybettik. Ancak aradan geçen onca yıla rağmen Mustafa Kemal anılmaya devam ediliyor.

Neden?

Çünkü Mustafa Kemal Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın önderidir. Çünkü Mustafa Kemal Tam Bağımsızlığın savunucusudur. Çünkü Mustafa Kemal Laikliğin savunucusudur. Çünkü Mustafa Kemal kadınların koruyucusudur.

Mustafa Kemal’in kişiliği Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış dönemindeki olaylarla şekillenmiştir.

Nedir bu olaylar diye soracak olursak şunları göze batırmamız gerekir:

1881 yılında doğan Mustafa Kemal, gepegenç bir subayı olduğu Osmanlı Ordusu’nun Afrika’dan Ortadoğu’ya, Kafkaslar’dan Balkanlar’a kadar birçok cephesinde savaşmış, Osmanlı’nın hâkim olduğu toprakları kurt dalamış sürüye çeviren, o toprakları kendi aşağılık emperyalist çıkarları için sömürgeleştirmeye, yeraltı ve yerüstü servetlerini ele geçirerek kendi pazarı haline getirmeye çalışan Batılı Emperyalistlerin acımasızlıklarını, vahşiliklerini, kan dökücülüklerini bizzat yaşamış ve bu saldırılara karşı kelle koltukta mücadele vermiştir.

Mustafa Kemal, görev aldığı savaşlarda başarılı bir subay olarak sivrilmiş, emperyalist orduların korkulu rüyası olmuştur. Özellikle Çanakkale Savaşları sırasında gösterdiği büyük başarılarla, İtilaf Devletleri ordularının Çanakkale ve İstanbul Boğazlarına girmesini engelleyerek, İtilaf Devletleriyle Rusya’nın birleşmesini engellemiş, böylece Rusya’da Büyük Ekim Devrimi’nin gerçekleşmesine büyük bir katkıda bulunmuştur.

Arkasından yer aldığı Ortadoğu’daki savaşlarla da emperyalist orduları yenilgilere uğratmıştır. Ancak, bu başarılar Osmanlı’nın savaşı kazanmasına yetmemiştir bildiğimiz gibi. Ve sözde müttefiki olduğumuz Alman Emperyalistlerinin yenilgisiyle birlikte Osmanlı da yenilmiştir. Ve Osmanlı’ya önce Mondros Ateşkes Antlaşması imzalatılmış, sonra da Sevr Planı dayatılmıştır.

Mondros Antlaşmasıyla birlikte Osmanlı, hâkim olduğu toprakların çok büyük bir kısmını kaybetmiş, Anadolu’da küçük bir bölgeye sıkıştırılmıştır.

İşte Mustafa Kemal, bu acılarla dolu yılların sonunda görmüştür ki Batılı Emperyalistlere güvenilemez. Onlar kendi aşağılık çıkarlarının dışında hiçbir halka özgürlük, demokrasi ve eşitlik getirmez. Onlar sadece dünya pazarlarını ele geçirerek yağma savaşlarıyla kârlarına kâr katmanın peşindedirler.

O zaman ne yapılmalıdır?

1071’den bu yana kader birliği yaptığımız başta Kürt Halkı olmak üzere kardeş halklarla, Batılı Emperyalistleri Anadolu’dan kovmak ve Tam Bağımsızlığı sağlamak gerekmektedir. Birinci Kuvayimilliye bunun savaşıdır. Birinci Kuvayimilliye sonunda kurulan Cumhuriyet bunun sonucudur.

Batılı Emperyalistlerle etle tırnak gibi kaynaşmış Padişah Vahdettin ve Damat Ferit’lerle birlikte Hilafet ve Saltanat ortadan kaldırılmış, (eksik de olsa), Laiklik getirilmiştir. Eğitimde birlik sağlanmış, Tekke ve Zaviyeler kapatılmıştır. Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı verilmiştir. Bunun yanında birçok hak daha sağlanmıştır.

Ancak Birinci Kuvayimilliye’nin sonunda Tarihsel şartlar sonucu iktidara Modern ve Antika Parababaları gelmiştir. Ve o Parababaları kendi sömürülerinden başka bir şey düşünmeyen soygunculardır. Üstelik de Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının kökleri bu topraklarda 7 bin yıldır varlığını sürdürmekte, sömürü ve zulmün âlâsını bilmektedir. Öyle de yapmışlardır zaten. Halklara soluk aldırmamışlardır ekonomik ve siyasi planda bu Modern ve Antika Parababaları.

Cumhuriyet’in sağladığı Laiklik gibi, Eğitim Birliği gibi, Kadınlara sağlananlar haklar gibi kazanımlar, bu Antika Tefeci-Bezirgânlar tarafından olmamışa çevrilmek için her türlü yol kullanılmıştır. Hilafet ve Saltanat özlemiyle yanıp tutuşan bu Ortaçağcı gericiler, Halkımızın temiz din duygularını sömürmüşler ve halkımızı Allah’la aldatmanın yollarını bulmuşlardır. Üstelik de bu çabaları, Batılı büyük emperyalist devletlerce canı gönülden desteklenmiş, Cumhuriyet’in kazanımlarının yok edilmesi için onlar da ellerinden geleni yapmışlardır.

Birinci Kuvayimilliye Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasında, Sevr Planının yırtılıp, parçalanıp atılmasında ve Cumhuriyet’in kurulmasını sağlayan Lozan Anlaşmasının imzalanmasında biricik müttefikimiz, mazlum ülkelerin dostu, halkların gerçek yardımcısı Sovyetler Birliği ve O’nun önderi Lenin olmuştur.

Sovyetler Birliği ve Lenin, Türkiye Halkının bağımsızlık mücadelesini sonuna kadar en içten biçimde desteklemiş, bu manevi desteğinin yanında maddi desteklerini de sonuna kadar sağlamıştır. Birinci Kuvayimilliye Savaşı’mız esnasında gerekli olan para, altın ve silah malzemelerinin çok büyük bir bölümünü Sovyetler Birliği sağlamıştır. Çünkü onlar, mazlum ülkelerin kardeşliğini, dostluğunu en ön planda tutmakta, Batılı emperyalistlere karşı ortak bir savaş sürdürmektedirler. Çünkü çıkarlarımız ortaktır. Biz de, Sovyetler de emperyalist yağmacılara karşı Bağımsızlık savaşı veriyorduk.

Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte, sanayinin gelişmesi için gerekli maddi ve teknik destek Sovyetler Birliği’nce sağlanmış, Sümerbank vb. fabrikaların tamamı Sovyetler’ce kurulmuştur.

İşte Mustafa Kemal Sovyetler’le böylesine içten birlik sağlamıştır. O işbirliği sayesinde atılımlar gerçekleştirilmiştir.

Bildiğimiz gibi Mustafa Kemal Sosyalist değildir. Burjuva görüşlere sahiptir. Ancak O’nun en büyük özelliği; Antiemperyalist, Antifeodal olmasıdır. Yurtsever, halksever, laik olmasıdır.

Küba Halkı için Jose Marti neyse, başta Venezuela gelmek üzere Latin Amerika Halkları için Bolivar neyse, Mustafa Kemal de bizim için odur.

Mustafa Kemal Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’nın önderidir. Sovyetler Birliği’nin en yakın dostudur.

İşte bizim Önderimiz Hikmet Kıvılcımlı da bu yüzden Birinci Kuvayimilliye’ye elde silah katılmış ve başarıları sonunda Köyceğiz Kuvayimilliye Komutanı olmuştur. Ve Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı, Mustafa Kemal’in yarım bıraktığı görevi tamamlamak üzere yola çıkmış, İkinci Kurtuluş Savaşı’mızın Teorik ve Pratik önderi olmuştur.

Biz Halkın Kurtuluş Partililer, ABD ve AB Emperyalistlerine karşı vereceğimiz İkinci Kurtuluş Savaşı’yla, Birinci Kuvayimilliye’nin eksik bıraktığını tamamlayacağız. Birinci Kuvayimilliye’yi mantıki sonucuna ulaştırarak toplumsal kurtuluşu sağlayacağız, sınıfsız toplumu hayata geçireceğiz. Yukarıda da söylediğimiz gibi 1071’den bu yana en önemli Tarihsel süreçlerde (Çanakkale’de, Birinci Kuvayimilliye’de) kader birliği yaptığımız Kürt kardeşlerimizle birlikte İkinci Kurtuluş Savaşı’nı başaracağız. Ve o zafer sonucunda kuracağımız Demokratik Halk iktidarıyla Kürt kardeşlerimizle gerçek eşitlik temelinde bir araya geleceğiz. Nasıl Birinci Kuvayimilliye’de bir araya gelmişsek…

Kendilerini İkinci Kurtuluş Savaşçıları olarak adlandıran Denizler’in, Mahirler’in ideallerini de nasıl biz savunuyorsak, onların gerçek mirasçıları bizlersek, Mustafa Kemal’in Tam Bağımsızlık, Laiklik ve tabiî bugün için artık Demokratik Halk Devrimiyle şekillenecek olan Cumhuriyet ideali de Partimizde yaşamaktadır. 10.11.2014

 

Yaşasın Mustafa Kemal’in idealleri!

Yaşasın Batılı Emperyalistlere Karşı Verdiğimiz Birinci Kurtuluş Savaşı’mız!

Yaşasın AB-D Emperyalistlerine Karşı Verdiğimiz İkinci Kurtuluş Savaşı’mız!

 

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi