“Yerli ve milli” Diktatörün son “yıkıcı iradesi” Afrin

05.02.2018
A+
A-

Kandan beslenen, iktidarını kaosa borçlu olan tüm diktatörler gibi “yerli ve milli diktatörümüz de” son olarak Afrin’e saldırdı.

Adaletten yoksun kaos üreten parti olarak kodlayacağımız AKP için yolun sonu görünüyor. Sürdürülebilir hiçbir iç ve dış politika üretemedikleri için artık ülkeyi OHAL’le yönetmekte hiçbir sakınca görmüyorlar. 19 Ocak’ta altıncı kez uzatılan OHAL’le adeta uyuşturucu batağına düşmüş bağımlıdan bir farkları kalmadı. Kaçak Saray’ından yayımladığı fermanlarla özgürce düşünüp sözünü söyleyenleri hapse atıp susturmada çok başarılı olan RTE son açıklamasında Afrin’e yapılan operasyona karşı çıkanlara:

Meydanlara çıkma yanlışına düşenler olursa bedelini çok ağır öderler. Karşımıza kim çıkarsa çıksın ezer geçeriz.”, şeklinde tehdit savurdu.

Tabiî diktatörü bu kadar azdıran, yozlaşmış Meclis aktörleri ile gerçeklikten uzak savaş propagandası yapmayı habercilik sanan ana akım medyadan başkası değil. AKP’nin bugün herkesi kuşatan yasadışı uygulamalarında en büyük yardımcısı “muhalefetin iktidarsızlığı” olsa gerek.  Muhalefetin hizaya çekilmesinin ardından sıra medya patronlarına geldi. Başbakan Binali Yıldırım da 15 maddelik talimatnameyle son rötuşları yapmış oldu.

Her türlü düşünceyi suç, eleştiriyi saldırı olarak gören Halk Düşmanı iktidara karşı, bizlerin birer sonunu düşünmeyen kahraman, vatanın kurtuluşuna kendini adayan yiğit olmamızın zamanıdır. Bir an evvel, bin yıldır kardeşçe yaşayan Türk ve Kürt Halklarını birbirine düşmanlaştırmayı, bu ülkeyi en az üç parçaya bölmeyi önüne hedef olarak koyan Emperyalist Politikalara ve bu politikaların eşbaşkanına dur demenin zamanı. Yıkıcı iradenin toplumda yapay bir şekilde oluşturmaya çalıştığı “milli birlik ve dayanışma!” kutuplaşmasına karşın ülkenin ve bölgemizin rahat nefes alabilmesi için tek yol cesur mücadele hattını kurmak olacaktır.

Barışın, bereketin ve sonsuzluğun sembolü “zeytin” savaşa alet edilemez.

Ortadoğu’yu ABD ve AB Emperyalistleriyle birlikte yangın yerine çeviren AKP’giller ve ortakları şimdi aynı topraklara sözüm ona Zeytin Dalı Harekâtı düzenleyerek barış adı altında kan ve gözyaşı götürmeye devam ediyor.

Oysa mitolojik birçok efsanede ve kutsal kitapta zeytin ağacına birçok değer atfedilir. Adalet, refah, sağlık, gurur, zafer, akıl, arınma ve yeniden doğuş demektir zeytin.

“Olea prima omnium arborum est…  (Zeytin bütün ağaçların ilkidir…) ”  sözü de İnsanlık Tarihinde ne denli özel bir yere sahip olduğunun kanıtıdır.

Her kavramın içini boşaltıp kirlettikleri gibi, yürüttükleri kirli savaşı da böyle örtbas etmek istiyorlar. Onlar değil mi ki 2011 yılından beri Suriye’yi BOP planı çerçevesinde bölmek isteyenler? Bu uğurda milyonlarca insan hayatını kaybederken bir o kadarı da ülkesini terk etmeye zorlanarak insanlık dışı göçmen yaşamına itildi. Şimdi tüm bu kan emiciler emperyalist planlarının ambalajını değiştirerek bölgenin tek direnişçisi Beşşar Esad’ın ülkesinde ABD haydudunun maşası YPG’yi Afrin’den sürmek üzere harekete geçtiler.

Nasıl bir bataklığa adım attığımızın bundan daha açık bir kanıtı olmasa gerek. Düne kadar topraklarımızdan geçişini hazır ol vaziyette selam çakarak izlediğimiz YPG kuvvetine ABD’nin hamilik yapması şaşırtıcı gelmiyor değil mi? Zira örgüt çoktan yörüngesini ABD’ye çevirmiş durumda. Bu uğurda İsrail ve ABD’nin bölgedeki jandarmalığını üstlenmiş olmasına da şaşırmamak gerekir. Diğer tarafta laik Suriye’yi ve yılmaz önderi Esad’ı devirmek için dünyanın çeşitli bölgelerinden devşirdikleri paralı cihatçılardan oluşan türlü türlü kanlı örgütleri kuranlar onlar değil mi? Üstelik bugün Afrin’de TSK’ye kılavuzluk eden ÖSO’cular, 12 yaşındaki Filistinli çocuğun başını kesen katil sürüsü değil mi?

Kaçak Saraylı’nın “Her türlü desteği verdik” dediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) kimlerden oluşuyor?

Savaş muhabiri Sebati Karakurt bölgedeki gözlemlerine dayanarak bakın ÖSO’yu nasıl anlatıyor:

“Aralarında Türkmenler de var, Rocker’ler var, kolları jiletlenerek çizik çizik çizilmiş psikopat hapçılar var, hayatta hiçbir şey olamayıp 8 yıl hapiste kalan dünün mahkûmu bugünün savaşçıları var. Radikal İslamcılar var, kendini El Kaideci diye tanıtanlar var. Yağmacılar var. Gördüğü ilk Alevinin “boğazını keseceğim” diyen de var.”

İşte çocukların kafasını kesenlerle ittifak eden AKP’nin bu örgütlerle bağı yeni değil.  19 Ocak 2014 tarihinde MİT TIR’ları tarafından bu yapılara silah ve mühimmat taşındığı basında yer alan haberler arasındaydı. Bu ilişkiler ağı içerisinde nasıl bir bataklığa sürüklendiğimiz ortada. Çıkarları çatışınca dün birlikte hareket ettiği terörist grupları maşa olarak kullanmaya meraklı Tayyip’in unutmaması gereken bir gerçek var ki, o da tuttuğu ateş bir gün gelir onu da yakar! Kısaca bölgeyi emperyalist devletlere teslim etmek üzere dikensiz gül bahçesine çevirme telaşındalar.

Ülkemizde OHAL’i bahane eden iktidar, bu konuda en ufak bir karşı çıkışa bile tahammül edemez durumda. Yüksek perdeden milliyetçilik ve militarist söylemlerine sözde CHP muhalefetini de ortak ederek aynı zamanda yaklaşan başkanlık seçiminin de ön provasını yapmış oluyor.

En nihayetinde iktidarından muhalefetine, boyalı basınından sahte Sevrci Sol’a kadar, tüm yalan ve dolandan ibaret OHAL döngüsünü kırmanın birincil yolu haksızlıklar karşısında örgütlü mücadeleyi sıkıca örmek olacaktır. Saray rejiminin özellikle oluşturduğu nefret dilinin ötekileştirici söylemine karşın, toplumsal devrimci hattı en alttan en tepeye kadar acilen kurmak ve de gereğini yapmak, biz Hikmet Kıvılcımlı Usta’nın düşünce oğulları ve kızlarının vazgeçilmez görevidir.

Şair Paul Eluard’ın “Asıl Adalet” adlı şiirinde aktardığı gibi:

 

İnsanlarda tek sıcak kanun

Üzümden şarap yapmaları

Kömürden ateş yapmaları

Öpücüklerden insan yapmalarıdır

 

İnsanlarda tek zorlu kanun

Savaşlara yoksulluğa karşı

Kendilerini ayakta tutmaları

Ölüme karşı yaşamalarıdır

 

İnsanlarda tek güzel kanun

Suyu ışık yapmaları

Düşü gerçek yapmaları

Düşmanı kardeş yapmalarıdır

 

Hep var olan kanunlardır bunlar

Bir çocukcağızın ta yüreğinden başlar

Yayılır genişler uzar gider

Ta akla kadar…

 

Ankara’dan bir yoldaş