Eski ve Yeni Hainler Benzerdir

11.08.2025
2.377
A+
A-

Hüseyin Ali

Yılmaz Özdil, Sözcü’deki 1 Ağustos 2025 tarihli ve “Fareli Köyün Kavalcısı” başlıklı yazısında “Teşbihte hata olmaz”, diyerek Türkiye’yi ünlü masaldaki fareli köye, Tayyip’i ise fareli köyün kavalcısına benzetiyor.

Masal malum: Köyü fareler basar, ortalığa zarar verirler, çoluk çocuğu korkuturlar, köylüler farelere karşı bir çözüm bulamaz. Köy, “fareli köy” olarak anılmaya başlar. Köylüler bu işe çare ararken, köye gelen bir kavalcı; “bir kese altın karşılığı ben sizi farelerden kurtarırım”, der. Gerçekten de kavalını üflediğinde köydeki tüm fareler ardı sıra köyden uzaklaşırlar, fareleri bir ırmağa kadar sürükler, kendisi ırmağı geçer ama fareler ırmağın akıntısıyla kaybolur gider. Ne var ki, köylüler farelerden kurtulunca kavalcının parasını vermez. Kavalcı da siz misiniz vermeyen, kavalını başka şekilde üfleyip köyün çocuklarını peşine takar, köyden uzaklaştırır, bir ormana götürür. Masalın sonunda çocuklardan biri kavalcı uyurken kavalını üfler ve çocukları köye geri götürür. Köylüler hatalarını anlayıp kavalcıya hak ettiği bir kese altını verirler, iş tatlıya bağlanır.

Yılmaz Özdil, “Asrın liderimiz fareli köyün kavalcısı gibi, sihirli kavalını üflüyor, köyde ne kadar politikacı varsa, fareli köyün çocukları gibi, hepsi büyülenmişçesine tıpış tıpış peşinden gidiyor”, diyor.

Örnekler veriyor, pek çok: Devlet Bahçeli, Meral Akşener, Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş, Mustafa Destici, Önder Aksakal, Zekeriya Yapıcıoğlu, Sinan Oğan, Metin Feyzioğlu, Teğmen Çelebi… Parti olaraksa bu parti yöneticilerinin partilerine ek olarak DEM Parti ve CHP…

 

Fareli Köyün Kavalcısı CIA’dır

Benzetme güzel ama önemli bir yanlış var: Fareli köyün kavalcısı Tayyip değil, “iyi saatte olsunlar”dır, CIA’dır. Bütün bu saydığımız isimleri ve partileri Tayyip’in peşine takan emperyalizmdir, emperyalizmin her yerde bulunan kirli örgütü CIA’dır çünkü.

Şimdi yurtsever insanlarımız CHP neden BOP açılım komisyonuna katılmayı kabul etti, diye kızıyor. Tayyip’e seçilme hakkı yolu neden açıldıysa, Yılmaz Büyükerşen aday gösterilecekken Ekmeleddin İhsanoğlu neden Cumhurbaşkanı adayı gösterildiyse, başkanlık sistemine geçişte 2,5 milyon mühürsüz oyun sayımına neden ses çıkarılmadıysa, seçimi kazanacağı kesin olan Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş yerine seçilemeyeceğini bile bile Kemal Kılıçdaroğlu neden aday olduysa, 31 Mart yerel seçimleri sonrasında Özgür Özel “normalleşme” diyerek yenilgiye uğramış Tayyip’in elini öpmeye Kaçak Saray’a neden gittiyse ondan.

İyi saatte olsunlar, bunların kulaklarına fısıldar, kuzu kuzu veya “tıpış tıpış” Amerikan politikaları yönünde koştururlar. BOP Açılımı sürecinde de böyle oldu, olacaktır da… CIA kavalı üfler, bunlar da kuzu kuzu giderler.

“Süreç” Dedikleri

Bütüne baktığımızda… Süreç nasıl başlamıştı?

CIA’nın Ortadoğu Masası Şefi Graham Fuller, 1990’da “Kemalizm miadını doldurdu, artık piyasacı-küreselleşmeci İslam’ın ana belirleyici olduğu Osmanlı benzeri Yeni Türkiye’nin zamanı geldi”, diyordu.

Ardından Körfez Savaşı, Barzani Kürt Devleti’nin kurulması, “Arap Baharı” ve Suriye Savaşı sürecinde PYD/YPG üzerinden Suriye’de yeni bir Kürt devletinin inşası, bizim satılıkların yurtta BOP Açılımı sürecini başlatmaları…

Oyun çok açık aslında:

Yeni Sevr, Türkiye’nin bölünmesi!

Meclisteki siyasetçiler bu kadar “kör kör parmağım gözüne” bir gerçekliği nasıl görmezler?

Ama biliyoruz ki, hiçbir göz görmek istemeyen bir göz kadar kör olamaz. Gerçekliği görmek istememelerinin nedeni de CIA’dır.

CHP’den komisyona katılanlara bakıyoruz. Tahmin ettiğimiz gibi CIA Ajanı TR-705 Sezgin Tanrıkulu da komisyonda. Tabiî ki… CIA tarafından yürütülen bir programa CIA ajanı neden dahil olmasın?

Bu gerçeği, Sezgin Tanrıkulu’nun (Soyadını CIAkulu olarak okuyabiliriz) CIA ajanı olduğunu, Wikileaks belgelerinden öğrendik. Ayrıca, 2023 yılında eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı, Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu da yazdı. Ancak, Sezgin Tanrıkulu X hesabından şöyle cevap yazdı:

“Bu utanmaz bir de eskiden Emniyet İstihbarat’ın başındaydı. Yalan söylediğini bal gibi biliyor ama utanmıyor. Bunu TR705 olarak yazıldığım listede TR326 olarak kodlanan şimdiki MİT Başkanı @ikalin1’e havale ediyorum. Hadi sıkıysa ona da CIA ajanı de!”

CIAkulu, B. Orakoğlu yalan söylüyor, diyor ama öte yandan İbrahim Kalın’ın da aynı durumda olduğunu belirterek CIA ajanlığını doğruluyor.

Bunların her ikisi de Stratfor adlı ve “Gölge CIA” olarak adlandırılan kuruluşun elemanları. Stratfor, 1996’da George Friedman tarafından kurulan, CIA ağına dahil, CIA’ya dünyanın farklı bölgelerinden istihbarat devşiren bir kuruluş.

MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Stratfor bağlantısını belgeleyen görüntü (son sıra).

 

,Şu hale bakın! Devletin istihbarat örgütünün başı CIA ajanı!

Bu ne demek?

Devletin çivisi çıkmış, halkımızın deyişiyle.

İşte Yeni BOP Açılımı böyle bir ortamda yürütülüyor.

Şimdi komisyon kuruldu. Bileşimi belli… Anayasa değişikliği Tayyip’in istediği şekilde yürüyecektir. Yani, Meclisten hayır yok!

 

Tek Çözüm, Halkımızın Uyanabilmesi,

Tehlikeyi Görmesi ve

Amerikan Uşaklarını Başından Savması

Bu aşamada halkımızın uyanmasını önlemek için “barış” diyorlar, “terörsüz Türkiye” diyorlar, “analar ağlamasın” diyorlar. Bir tiyatro oyunuyla sözde PKK’ya silah bıraktırıyorlar. Şehit verildiğinde, “metan gazı”, “sıcak çarpması”, “kaza”, diyorlar.

Bundan sonra Hür Basın, Amerikan uşaklarının yumuşak, barışçıl sözlerini manşet yapıyor ve yapacak. Halkımızı Amerikan uşaklarının yalanlarıyla kandırıyor ve kandıracak.

Örneğin PKK’nın silah bırakma vodvili… PKK silah bırakmadığı gibi, Kuzey Suriye’de 100.000 kişilik ordusuyla, 40.000 kişilik polis ve bir o kadar memuruyla, mahkemeleriyle, maliyesiyle devletleşmiş durumda.

Ya Avrupa?

Avrupa’da da PKK dernekleriyle, vakıflarıyla, okullarıyla, hatta camileriyle dipdiri…

Nitekim PKK’nın üst düzey adamlarından şimdi KCK’nın Eşbaşkanı Cemil Bayık ne diyor?

“İzlediğimiz tarz, Türkiye’ye adım attırma tarzıdır. Ya adım atacaklar ya da başka türlü bitecek. Türkiye savaşı kazanamadı, iflas etti.”

Bayık sırtını emperyalizme dayamış, o güvenle böyle tehditkâr konuşuyor. Aba altından sopa gösteriyor.

 

Yeni Osmanlıcılık mı?

Bu yalanlardan biri de Türkiye’nin genişleyeceği yalanı. Tayyip’in Türk-Kürt-Arap üçlemesinin altında yatan da bu Ümmet kavramını diriltmek. Osmanlı’da olduğu gibiMusul ve Kerkük’ü almazsak Diyarbakır gider” veya “Türkiye büyümezse küçülür” gibi iri iri laflar ediyorlar.

Ancak, Yeni Osmanlıcılık olarak dile getirilen bu yol da BOP oyununun bir parçası. Halkımız için bir yem aslında. Bunun gerçekleşmeyeceğini ülkenin başındaki Amerikan uşakları da adları gibi biliyorlar. Ayrıca, bizi bölmek isteyen emperyalizm neden büyütmeye kalksın? Ama halkımızı kandırmak için kullanıyorlar, kullanacaklar.

Dışarıdan Amerikan Büyükelçisi ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi (ABD’nin bölgedeki yeni silahı da diyebiliriz) Thomas Barrack da dışarıdan süreci yönlendiriyor: “Osmanlı İmparatorluğu’ndaki millet sistemi farklı grupların merkezi sistemdeki varlıklarını yüzlerce yıl sürdürmelerine imkân verdi”, diyerek oyuna dışarıdan gaz veriyor.

Osmanlı’da Millet kavramı yoktu. Ümmet vardı: Ümmet-i Muhammedi! Tayyip’in Türk-Kürt-Arap birliği lafıyla uyumlu… Barrack zaten “Güçlü ulus devletler bir tehdittir. Özellikle Arap devletleri, İsrail için bir tehdit olarak görülür”, diyerek Türkiye’nin de ulusal kimliğinin değişmesi gerektiğini vurguluyor.

Vaktiyle 1991’de, I. Körfez Savaşı’nda ABD’nin Irak’a saldırısı sırasında, Cumhurbaşkanlığı koltuğundaki Turgut Özal da “1 koyup 3 almak” hedefiyle Genelkurmay’a “Türkiye’ye dışarıdan asker gelmesi ve yurt dışına asker gönderilmesi için gerekli hazırlıkların yapılması” emrini verdi. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Bu Amerikan oyununa Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay istifa ederek cevap vermiş ve oyun bozulmuştu.

Ne var ki, Türkiye şu anda çok daha kötü durumda. Yirmi dört yıldan beri “Ben Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanlarından bir tanesiyim” diyen bir Amerikan Uşağı tarafından yönetiliyor. Orduda ve yargıda çok büyük değişiklikler oldu. Gerek Mecliste, gerek bu organize devlet yapılanmalarında Amerikan oyununa dur diyecek güç kalmadı.

Oyun işte böyle çok yönlü yürütülüyor emperyalizm tarafından. Böylece yüz yıllık emperyalist proje hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bundan yaklaşık 100 yıl önce de Bağımsız Kürdistan çalışmaları yapılıyordu. Şimdi olduğu gibi ülkeyi yönetenler (saltanat), emperyalizm ve onun Kürt-Türk uşakları el ele vermişti.

Mustafa Kemal Paşa, Nutuk’ta o dönemdeki yurt içi hain örgütlenmeleri şöyle sayar:

“Yurt İçinde ve İstanbul’da Ulusal Varlığa Düşman Kuruluşlar

“Kurulmaya başlayan bu örgütlerden başka, ülke içinde daha birtakım girişimler ve kuruluşlar da ortaya çıkmıştı. Özellikle Diyarbakır, (belge: 8, 9) Bitlis, Elazığ illerinde, İstanbul’dan yönetilen Kürt Teali Cemiyeti (Kürt Yükselme Derneği) vardı. Bu derneğin amacı, yabancı devletlerin koruyuculuğu altında, bir Kürt hükümeti kurmaktı.

“Konya ve dolaylarında, İstanbul’dan yönetilen Tealii İslam Cemiyeti (İslam Yükselme Derneği) kurulmasına çalışılıyordu. Ülkenin hemen her yanında İtilâf ve Hürriyet, Sulh ve Selâmet Cemiyetleri (Uzlaştırma ve Özgürlük, Barış ve Esenlik Dernekleri) de vardı.

“İngiliz Muhipler Cemiyeti

“İstanbul’da çeşitli amaçlarla gizli ve açık olmak üzere de, birtakım parti ya da dernek adı altında kuruluşlar vardı.

“İstanbul’da önemli sayılacak kuruluşlardan biri İngiliz Muhipler Cemiyeti (İngiliz Dostları Derneği) idi. Bu addan İngilizleri sevenlerin kurdukları bir dernek olduğu anlaşılmasın! Bence, bu derneği kuranlar, kendilerini ve kişisel çıkarlarını sevenler ve kendi varlıklarıyla çıkarlarının dokunulmazlık çaresini Lloyt Corc (Lloyd George) hükümeti aracılığıyla İngiliz desteğini sağlamakta arayanlardır. Bu zavallıların (bedbaht), İngiltere Devleti’nin, bütünüyle, bir Osmanlı Devleti bırakmak ve korumak isteğinde olup olamayacağını bir kez düşünüp düşünmedikleri üzerinde durmak gerekir.

“Bu derneğe girenlerin başında Osmanlı Padişahı ve yeryüzü Halifesi sanını taşıyan Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) olan Ali Kemal, Âdil ve Mehmet Ali Bey’ler ve Sait Molla bulunuyordu. Dernekte İngiliz ulusundan kimi serüvenciler de vardı. Örneğin: Rahip Fru (Frew) gibi. Yapılan işlerden ve işlemlerden anlaşıldığına göre, derneğin başkanı Rahip Fru idi.

“Bu derneğin iki görünüşü ve niteliği vardı. Biri, dış görünüşü ve uygarca girişimlerle İngiliz desteğini istemeye ve sağlamaya yönelen niteliği idi. Öteki, gizli yönü idi. Asıl çalışma bu yöndeydi. Yurt içinde örgütler kurarak ayaklanma ve başkaldırmalara yol açmak, ulusal bilinci işlemez kılmak, yabancı devletlerin işe karışmalarını kolaylaştırmak gibi haince girişimler, derneğin bu gizli kolunca yönetilmekteydi. Sait Molla’nın, derneğin açık girişimlerinde olduğu gibi ondan daha çok gizli işlerinde de rol oynadığı görülecektir.”

Bugün olduğu gibi Emperyalizm ya da Finans-Kapital, kendi gibi asalak Tefeci-Bezirgân Sermaye ile Türkiye’yi bölmek için ittifak etmişti. Kürt Teali Cemiyeti, İngiliz Emperyalizminin korumasında ve sarayın desteğinde çalışmalar yürütüyordu. Bu cemiyetin kurucuları, aşiret reisleri, ağalar, şıhlar, seyitler ve bazı satılık aydın bozuntularıydı. Tıpkı bugün olduğu gibi… O gün emperyalizmin başını, “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” İngiliz Emperyalizmi çekiyordu. Bugünse ABD Emperyalizmi… Varsa bir fark bu. Bugünkü hainler dünkülerden farklı değil.

Ülkemizin bu parçalanma sürecini hiç kuşkusuz ABD Emperyalizmi koordine ediyor. İnce ayarları yapan CIA desteğiyle o. Yukarıda ABD Emperyalizminin bölgedeki “yeni silahı” olarak tanımladığımız Tom Barrack yetkili. Suriye de ona bağlı…

Barrack Türkiye’ye gelmeden önce, ABD Senatosu’nda Dış İlişkiler Komitesi’nin onayı için yaptığı konuşmada, atalarının Osmanlı zamanında Lübnan’da bulunduğundan ve sonra ABD’ye göç ettiğinden dem vurarak, bir bakıma mecazi olarak ata yurduna döndüğünü vurguluyor ve Muaviye’den alıntı yaparak sözlerini tamamlıyor:

“Son olarak, beni onaylamaya karar verirseniz, misyonumun itici gücü olarak kullanacağım bir mantrayı sizinle paylaşmak istiyorum:

“Kırbaç yeterli olduğunda kılıcı, dilim yeterli olduğunda da kırbacı asla indirmem. Beni insanlara bağlayan tek bir bağ varsa bile, onu koparmam. Çekerse, ben çözerim. Gevşerse, ben çekerim.”

Barrack’ın son söylediği bu sözler doğru, güzel, hatta diyalektik düşünceyi yansıtan sözler olmakla birlikte Muaviye’nindir. Barrack baltayı taşa vurmuş, diyebiliriz.

Muaviye, dürüst ve gerçek Müslüman Hz. Ali’yi türlü oyunlarla “yenilgiye” uğratmış, öldürtmüş bir din bezirgânıdır. Oğlu Yezid ise Hz. Muhammed’in en sevdiği torunu Hz. Hüseyin’i Kerbela’da katletmiş bir din bezirgânıdır. Bu topraklarda sevilmezler. Sünni Müslümanlar bile Muaviye ve Yezid isimlerinden uzak dururlar. Hatta ülkemizi yöneten Muaviyeci-Yezidci din bezirgânları bile ağızlarına alamazlar, övemezler.

Umuyoruz önümüzdeki günlerde de hain ittifak, emperyalizm + din bezirgânları ittifakı, hatalar yapar, halkımız 100 yıl önce olduğu gibi uyanır ve bu hainlere derslerini verir. Böyle de olacaktır!

Yazımızı sonlandırırken Kürt Halkına da iki çift sözümüz olsun:

Emperyalizm nerede bir ulus yaratmış? Nerede bir ulusal sorunu çözmüş? İşte zorlamayla kurulan İsrail’i görüyoruz, çevredeki Arap ülkelerini görüyoruz.

Emperyalizm size devlet kuruverecek ve böylece sizler de mutlu olacağınızı sanıyorsunuz. Sizleri kandıranlar, Apo’lar, Karayılan’lar, Demirtaş’lar, Buldan’lar, Bakırhan’lar vb… Tümü de Amerikan uşağı konumundadırlar. Bunların ardına takılıp gitmek kandan, gözyaşından kurtulamamak anlamına gelir.

Kahrolsun Emperyalizm!

 

Sen ki bilirsin kır çiçeklerini,

hangi rüzgâr dağıtırsa dağıtsın

düştükleri yerde yeniden çoğalırlar,

taşlara taşça sorarlar baharı

toprağa toprakça sorarlar

koysan sığmazlar saksılara,

dağların öfkesiyle uyanır

yağmurun sevinciyle dağılırlar

ve bir gün

güneşin suları öptüğü zaman

özgürlük renginde sevgiye açılırlar.

 

Toprağın ilk sancısından beri

kaç ihanet gördü kır çiçekleri

kaç güzelliği kurban verdi çığlara,

ne yıllar tükendi, ne baharlar…

Bitmedi, daha sürüyor o kavga

ve sürecek,

yeryüzü, aşkın yüzü oluncaya dek.”

                                        Adnan Yücel

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.