Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Nurullah Efe (Ankut), Halkımızın adlandırmasıyla “HKP’li Dayı”, AKP’giller’i bir kez daha yargıladı!

09.07.2021
A+
A-

Son zamanlarda altına imza attıkları binbir türlü suçları, kamu malı hırsızlıkları, vurgunları, talanları, vatan satıcılıkları gerizler misali bir bir patlayan AKP’giller; Genel Başkan’ımız Nurullah Ankut hakkında, yazdığı bir değerlendirme yazısından dolayı bir kez daha soruşturma başlattı.

Genel Başkan’ımız, Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğünden aranarak kendisine “Cumhurbaşkanına Hakaret nedeniyle ifadesinin alınmak istendiğinin” iletilmesi üzerine, 30 Haziran 2021 tarihinde Av. Tacettin Çolak ve Av. Fettah Ayhan Erkan eşliğinde davet edilen yere icabet etti.

Belli ki AKP’den beslenen bir zavallı; “Acaba yağlı bir kemik atarlar mı?”, beklentisiyle, Genel Başkan’ımızın 11 Aralık 2020 tarihinde kaleme aldığı “Vatan Satıcısı, Yezid Dincisi ve Amerikan Piyonu…” başlıklı yazısında “Cumhurbaşkanına hakaret ediyor” diye CİMER’e şikâyette bulunuyor.

Unvanının başında Cumhuriyet olan Savcı da düğmesine basılmışçasına bir refleksle derhal harekete geçiyor. Öyle ya; şikâyet CİMER’den geliyor!

Suç: AKP’nin olan ama Cumhur’un olmayan başkanına hakaret. İsterse isteneni yerine getirmesin; sürgünler, meslekten men, yetmedi mi cezaevi…

Suç isnadı belli de, isnadın dayanağı yok. Yazının neresinde, hangi cümle, hangi ibare hakaret niteliğinde; hiçbir somut dayanak yok. Sadece AKP’nin olan ama Cumhur’un olmayan başkanına “hakaret var”, demek yeterli artık belli ki.

İşte Yargının içine düşürüldüğü içler acısı tablonun somut ispatı:

Şikâyet olunanı ifadeye çağır. İsnat olunan suçun delillerini ortaya koyarak hakikati araştırmak yerine, hele sen bir ifadeni ver bakalım, ben ne deliller çıkarırım anlattıklarından, de. Bu şekilde de işlem yap.

Ne âlâ memleket…

Bu mu hukuk?..

Partimiz Avukatları işte bu hukuksuzluk üzerine itiraz ederek böyle soruşturma başlatılamaz ve ifade alınamaz, ifade verilemez, şeklinde tepki gösterdi. Hukuku en az Parti Avukatlarımız kadar iyi bilen Genel Başkan’ımız ise avukatlarımıza katılmakla, polis memurunun huzurunda; “Kallavi avukatlarım bilir” demekle birlikte; ele geçen fırsatı, AKP’giller’i yargılama fırsatını da kaçırmak istemedi. Ve başladı ifade vermeye, daha doğrusu, bir suç örgütü olan AKP’giller’in suçlarını tek tek somut delilleriyle birlikte ortaya sermeye…

Genel Başkan’ımız, kulaklarından tutup suçlarını bir bir teşhir ettiği AKP’giller’e yönelik yargılamasını yedi sayfaya sığdırdı.

Öncelikle ortada yasal, meşru bir Cumhurbaşkanının olmadığını net bir şekilde, kanıtlarıyla ortaya koyan Genel Başkan’ımız şu ifadeleri kullandı:

“Öncelikle şunu belirtelim ki Türkiye Cumhuriyeti’nin şu anda yasal, meşru bir Cumhurbaşkanı yoktur. Tayyip Erdoğan “Evrakta Sahtecilik” ve “Nitelikli Dolandırıcılık” suçu işleyerek o makamı işgal ve gasp etmiştir. Böylece de 84 milyonluk Türkiye insanını ahmak yerine koymuştur.

“Neden?

“Çünkü Yükseköğrenim diploması yoktur.

“Anayasanın 101’inci maddesine göre de Cumhurbaşkanı adayı olabilmek için yükseköğrenim görmüş olduğunu belirten bir diplomaya sahip olunması gerekir.

“(…)

“Tayyip’in diplomasız olduğunu herkes biliyor. Biz konu ile ilgili defalarca suç duyurusunda bulunduk ama her seferinde savcılar kendileri açısından işleme koymama kararı verdiler. Çünkü Yargı, hep söylediğimiz gibi AKP’giller’in hukuk bürosuna dönüştürülmüş, Kaçak Saray’ın ve avanesinin operasyon silahı haline getirilmiş durumdadır.”

Genel Başkan’ımız, Tayyip’in bugüne dek birbiriyle ilgisi olmayan iki diploma ortaya koyduğunu belirterek “Buradan Savcı Beye açıkça beyanda bulunuyoruz: Ortaya yasal, meşru bir yükseköğrenim diploması koyabilsin Tayyip’in avukatları; biz onların hakkımızdaki her türden suç isnadına itirazda bulunmayacağız, savunma yapmayacağız. Ama böyle bir diploma koyamazlar ise de lütfen bizimle alay etmesinler. Bizi ahmak yerine koymaya kalkmasınlar! Ayıptır!”, ifadelerini kullandı.

Genel Başkan’ımız, Cumhuriyet Savcılarının asli görevlerini bir kez daha şu sözlerle hatırlattı:

“Bir Cumhuriyet Savcısının görevi, öncelikle Anayasanın değiştirilemez başlangıç maddelerinde net ve kesin şekilde belirtildiği gibi, Demokratik, Laik, Sosyal bir Hukuk Devleti olan Cumhuriyet’i korumaktır. Diplomasızları değil, resmi evrakta sahtecilik suçu işleyenleri değil!”

Genel Başkan’ımız, kısaca özetlediğimiz bu girişin ardından suçlamaya konu yazının başlığında da yer alan AKP’giller’in suçlarını bir bir açıklamaya, inkâr edilemez bir gerçeklikle sergilemeye devam etti:

AKP’giller’in işlediği “Vatan Satıcılığı” suçuyla ilgili olarak şunları dile getirdi:

“Ne demişiz biz AKP’giller İktidarı için?

“Vatan Satıcı…

“Öyle mi?

“Aynen öyledir. Ege’de, birkaç tanesi Büyükada’dan çok daha büyük olan 20 Adamızı, kendi elleriyle, bile isteye Yunanistan’a peşkeş çekmişlerdir.”

AKP’giller’in Vatan Satıcılıklarına dair örneklerden sadece biri olarak Tayyip Erdoğan’ın BOP Eşbaşkanı olmasına da değinen Genel Başkan’ımız, İtalya’daki NATO Kolejindeki derslerde tahtaya asılan BOP Haritasında Türkiye’nin üçe bölünmüş şekilde gösterildiğinin altını çizdi. Genel Başkan’ımız sözlerini “Şimdi açıkça ve defalarca bu projeyi ve bu haritayı savunan insana biz ne diyeceğiz? Bu kişi Vatan Satıcı değilse başka türlü vatan satıcılık nasıl olabilir?” şeklinde sürdürdü.

Genel Başkan’ımız Nurullah Ankut, hakaret kapsamına girdiği öne sürülen “Yezid Dincisi” ifadelerine ilişkin olarak şunları dile getirdi:

“Bir Hz. Muhammed ve Kur’an Müslümanlığı vardır, bir de Muaviye ve Yezid Dinciliği vardır. İkisi birbirinin yüz seksen derece karşıtıdır. Gerçek İslam’ı temsil eden, Hz. Muhammed ve Dört Halife’dir.

“Nedir bu İslam’ın özelliği?

“Yalan söylemeyeceksin, iftira atmayacaksın, kul hakkı yemeyeceksin, kamu malı çalmayacaksın, tecavüz etmeyeceksin, haksız yere bir Müslümanı öldürmeyeceksin. Ve sadece kendine, bir de bakmakla yükümlü olduklarına yetecek kadar malın mülkün olacak. Gerisini ihtiyaç sahiplerine dağıtacaksın.”

Gerçek İslamiyet’in özünün Kur’an’daki çeşitli başka Ayetlerle birlikte Bakara Suresi 219’uncu Ayet ve Nahl Suresi 70-72’inci Ayetlerde ortaya konduğunu belirten Genel Başkan’ımız, Muaviye ve Yezid’in Gerçek İslam’a verdiği zararları örnekleriyle anlatarak AKP’giller’in de işte bu Muaviye-Yezid Dini’nin temsilcileri olduğunu dile getirdi. AKP’giller’in “İtibarda tasarruf olmaz” diyerek, Gerçek İslam’ın tam tersine itibarı Kaçak Saray’larda, altında, Euro’da, Dolar’da, zırhlı Mercedes’lerde aradığını dile getirdi. Abdüllatif Şener’in iddiasına göre Tayyip Erdoğan’ın 300 milyar Dolar civarında serveti olduğunu söyleyen Genel Başkan’ımız suç isnadı olarak ortaya konan “Yezid Dinciliği” konusuna “Bunlar Kur’an ve Hz. Muhammed İslamı’nı değil, onun tam tersi olan Muaviye ve Yezid İslamı’nı savunmaktadırlar. Muaviye ve Yezid Dincisidirler”, diyerek noktayı koydu.

Genel Başkan’ımız, yine hakaret kapsamına sokulan ifadelerden biri olan “Amerikan Piyonu” sözlerinin tam olarak gerçeği yansıttığını çeşitli örneklerle dile getirdi. AKP’nin, Merkez Partisi Genel Başkanı Abdürrahim Karslı, Abdurrahman Dilipak ve Ali Bulaç’la birlikte başka kişilerin de tanıklığında gerçekleşen toplantılar sonucu Amerikalılar, İngilizler ve İsrailliler tarafından kurdurulduğunu dile getiren Genel Başkan’ımız, bu konudaki ikrarları içeren videoların hâlâ internet ortamında yer aldığının altını çizdi. Genel Başkan’ımız sözlerine şöyle devam etti:

“Bu toplantılarda Tayyip’in Amerikalılara, İngilizlere ve İsraillilere (istekleri üzerine) verdiği sözler:

“1- BOP’un hayata geçirilmesinde kendisine verilen rolü oynayacak.

“2- İslam’ın yeniden yorumlanmasına yani içinin boşaltılmasına, daha açığı CIA-Pentagon İslamı haline dönüştürülmesine önayak olacak.

“3- İsrail’in düşmanlarının bertaraf edilmesinde, dolayısıyla İsrail’in güvenliğinin sağlanmasında kendisine verilen her görevi yapacak.

“Bunun karşılığında da Amerikalılar ve yanındakiler Tayyip’in iktidara gelmesine yardımcı olacaklar ve onun önündeki engelleri ortadan kaldıracaklar.”

AKP’giller’in devşirilme aşamasında verdiği tüm bu sözleri yerine getirdiğini de yaşanmış olaylar ve somut olgularla kanıtlayan Genel Başkan’ımız Nurullah Ankut, AKP’giller’e yönelik yargılamasını, Türkiye Devrimi’nin Önderi, Usta’mız Hiket Kıvılcımlı’nın “Vatan aşkını söylemekten korkar hale gelmektense ölmek yeğdir!” şeklindeki veciz sözleriyle sonlandırdı.

Parti Avukatlarımız da Genel Başkan’ımızın anlatımlarına katıldıklarını, isnat edilen suçun hukuksuzluğunu, emsal yargı kararlarını örnekleyerek açıkladılar. Savcının soruşturmaya yer olmadığına karar vermesi gerekirken bunu yapamadığını, bu aşamadan sonrasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini vurguladılar.

Ayrıca ülkemizde “Cumhurbaşkanına Hakaret” isnadıyla ilgili açılan soruşturmalarla, yargılamalarla, cezalandırmalarla dünya ölçeğinde rekorlar kıran; önümüzdeki soruşturma dosyasını hukuka aykırı bir şekilde hazırlayan; Cumhurbaşkanına Hakareti düzenleyen TCK’nin 299’uncu maddesinde tarafsız Cumhurbaşkanından bahsedilmesine rağmen AKP Başkanı’nın yani taraflı olan Tayyip’in (diploması olmadığı gibi) bu yönden de TCK m. 299 kapsamında olmadığı aleni olmasına rağmen bu hususun Anayasaya aykırılığını dikkate almayarak yargılamalara devam eden Yargının, AKP’giller’in hukuk bürolarına dönüştürüldüğünün kanıtlanmış olduğunu belirttiler.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

1 Temmuz 2021

 

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi