İşçi-Memur Ayrımı, Emekçilerin Mücadelesini Bölüyor…

17.01.2026
3.187
A+
A-

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu

 

Son yıllarda sosyal medyada en çok dile getirilen konulardan biri, kamu çalışanlarının fazla mesailerinin ve gece çalışmalarının, işçi statüsünde çalışanlara göre az oluşudur. Bizim çalışma alanımız olan hastanelerde fazla mesai yapan işçi, iş kanununda yazıldığı gibi, saatlik fazla mesaisi karşılığında normal mesai saat ücretinin 1,5 katı fazlasını alıyor.

Kamu hastanesinde çalışan, aylık geliri 70 bin lira olan bir hemşirenin aylık çalışma saati, ortalama 160 saattir.  Buna göre, saatlik ücreti 437 lira olur. Bu hemşire fazla mesai yaptığı zaman alması gereken saatlik ücret 1,5 kat fazla olarak 656 TL olmalıdır. Oysa 2026 yılı için hemşirelerin fazla mesai saat ücretleri, 137 TL olarak belirlenmiştir.  Bu rakam, olması gereken saatlik ücretin dörtte birinden bile azdır. Normal mesai saatlik ücretinin üçte biri düzeyinde bile değildir. Kamu Emekçileri haklı olarak bu haksızlığın giderilmesini istemektedirler.

Aslında olması gereken, Kamu İşyerlerinde İşçi-Memur ayrımının tamamen ortadan kalkmasıdır. Hastanelerde Taşeron statüsünde çalışan işçi arkadaşlarımız, 2017 yılında çıkan kanun ile sürekli işçi, 4/D kadrolu olarak 4857 sayılı İş Yasasına tabi olmuşlardır. Bu yasada; “fazla çalışmanın her saati için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen tutarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.” denmektedir.

Her iki çalışma düzeninde de pek çok sorun yaşanıyor. Biz 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna tabi çalışırken bir taraftan da, her iki yılda bir güya toplusözleşme yapıyoruz. Ülkemizde en çok üyeye sahip olan Kamu çalışanı konfederasyonu olan Memur-Sen adlı yetkili Konfederasyon, Kamu çalışanın hakkını savunmak yerine, siyasi iktidarın arka bahçesi gibi davranıyor. Pek çok kamu kuruluşunda Memur-Sen yöneticisi, aynı zamanda kurumlarda üst düzeyde yönetici durumunda. Örneğin hastanelerimizde Sağlık-Sen şube yöneticileri, müdür yardımcısı ya da başhemşire yardımcısı durumundalar. Memur-Sen idare ile iç içe sendikacılık yaptığı için, kamu emekçileri üzerinde, idare yanında ikinci bir idareci oluyor.

Oysa ülkemizin de imzaladığı 151 sayılı ILO sözleşmesinde, sendikaların idareden bağımsız olmaları gerektiği çok açık olarak ifade edilmiştir.

“1. Kamu görevlileri örgütleri, kamu makamlarından tamamen bağımsız olacaklardır.

“2. Kamu görevlileri örgütleri kuruluş, işleyiş veya yönetimlerinde kamu makamlarının her türlü müdahalesine karşı yeterli korumadan yararlanacaklardır.

“3. Bir kamu makamının tahakkümü altında kamu görevlileri örgütlerinin kuruluşunu geliştirmeye veya kamu görevlileri örgütlerini bir kamu makamının kontrolü altında tutmak amacıyla mali veya diğer biçimlerde desteklemeye yönelik önlemler bu madde bakımından müdahaleci faaliyetler olarak kabul edilecektir.”

Bu konfederasyon, ILO sözleşmelerinde hakkımız olan Grev hakkını hiçbir zaman kullanmıyor. Kamu Çalışanı Hakları için iktidar ile müzakereye bile gitmiyor. AKP iktidarıyla tam uyumlu bir çizgi izliyor. Böyle olunca da yıllardır ihmal edilen, temel haklarımızdan olan fazla mesainin ve gece çalışmanın ayrı olarak ücretlendirilmesi, pazarlık konusu haline bile gelmiyor.

Sağlık Çalışanı olarak bizler yedi gün 24 saat esası ile çalışmak zorundayız. Gece çalışmasının sağlığımıza zarar verdiği son yirmi yılda yapılan bilimsel araştırmalar ile net olarak ortaya konmuştur. Dünyanın pek çok ülkesinde de Gece çalışma, Gündüz mesaisine göre daha yüksek ücretler ile ücretlendirilmektedir. İş yasamızda da Gece mesailerinin daha yüksek ücretlerle ücretlendirilmesi öngörülmektedir.

İşçi statüsünde çalışan arkadaşlarımızın bir de gece çalıştıklarında aldıkları ücretler, bazı hastanelerde, hemşire arkadaşların aldığı aylık ücreti geçebilmektedir. Yine bir işçi arkadaşın aldığı fazla mesai saat ücreti, doktor arkadaşımızın aldığı fazla mesai (nöbet) saati ücretini geçebilmektedir.

Durum böyle iken işçi statüsünde çalışan arkadaşlarımıza karşı bir tavır içine girilmesi son derece yanlıştır. İnsanlarımıza sosyal medyada paylaşım yapmak kolay geldiğinden, “bir doktor nasıl bir işçiden daha az fazla mesai ücreti alır?” diye çok fazla paylaşım yapılmaktadır.

AKP iktidarının iki binli yılların başında uygulamaya koyduğu “Sağlıkta Dönüşüm Programı”nın hedeflerinden, biri de Sağlık Çalışanları arasında mesleki grupların birbirine düşürülmesiydi.

Biz Sağlık emekçileri hep birlikte bir sağlık hizmeti üretiyoruz. Halkın sağlığını tekrar kazanması bizim görevimiz. Bu koşullar altında tüm sağlık emekçilerinin aynı statüde çalışması, hep birlikte haklarını savunması gerekiyor. Sağlık emekçileri tepkilerini diğer çalışma arkadaşlarına değil, bu sağlık düzenini yaratan AKP iktidarına karşı göstermelidir.

Son beş yılda çok daha fazla sendikal bölünme yaşıyoruz, hekim sendikası, hemşire sendikası, laborant sendikası, diş hekimi sendikası derken bir araya gelmemiz zorlaşıyor. Meslek sendikacılığı emekçilerin mücadelesinin bölen bir anlayıştır.

Sonuç olarak Fazla Mesai ve Gece Çalışmamızın gerçek karşılığı için hep birlikte gerçek bir mücadele vermek zorundayız. Bu konu bizim alanımızda tüm sağlık emekçilerinin bilincine çıkarılmalıdır. Çok somut iki talebimizin kabul ettirilmesinin temel şartı budur. Böyle gelmiş böyle gider, diyemeyiz. Bu iki temel taleple yandaş sendikaların dışındaki sendikalar bir araya gelmelidir. Emekçilerin birlikte mücadelesi ile bu talepler siyasi iktidara kabul ettirilebilir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.