Motorin Zamlarında Dur Durak Yok; Halkımızın Payına Yine Yüksek Gıda Fiyatları, Açlık ve Yoksulluk Düşüyor

03.10.2026
545
A+
A-

Sema Kıvılcım

AKP’giller İktidarında ülkemizde pek çok tarihi anlar yaşanıyor. Ancak ne yazık ki bunlar hep Tarihe kara lekeler olarak geçecek tarihi anlar. İşte, 17 Eylül’de litre başına yapılan 4,62 liralık zammın ardından motorin İstanbul, Ankara ve İzmir’de 100 liranın üzerine çıktı. Cumhuriyet Tarihinde ilk defa motorin fiyatları 3 haneli sayılara ulaştı. Birkaç gün sonra 19 Eylül’de göstermelik bir indirimle yeniden 100 TL’nin altına indi. 25 Eylül gecesi yine bir gece yarısı zammı ile motorinin litre fiyatına 2,55-2,6 TL zam yapıldı ve 93-95 TL aralığına yükseldi.

Litresi 95 lira olan motorinle 50 litrelik bir depoyu doldurmanın maliyeti 5 bin liraya yaklaştı. Bu sadece araçların yaktığı yakıtın zamlanması anlamına gelmiyor. Yediğimiz her lokmaya yansıyacak. Çünkü toprağı işleyen traktör, biçer döver; motorinle çalışan sulama pompaları vb., tarladan kalkan hasadı taşıyan kamyonlar, tırlar suyla değil yakıtla çalışıyor. Ve yapılan her zam tarladaki ürünün maliyetine, pazardaki, marketteki ürünün fiyatına yansıyor. Fabrikada üretilen gıda ürünlerinin de aynı şekilde hammaddelerin taşınması, sevkiyatı ve varsa üretimde kullanılan yakıtlar dolayısıyla maliyetleri artıyor.

Litre fiyatı 95 lira kabul edildiğinde bin litre motorinin maliyeti 95 bin liraya ulaşıyor. Fiyattaki her 1 liralık artış, aynı miktarda yakıt kullanan üreticinin veya taşımacının faturasına yalnızca yakıt giderinden gelen bin lira ekleniyor.

Üreticinin tarladaki tek gideri yakıt da değil üstelik. Gübre, yem, elektrik, böceklere karşı kullanılan ilaçlar ve diğer girdilerin fiyatları da sürekli zamlanıyor. Zaten bunların neredeyse tamamında dışa bağımlılık olduğu için dolar/euro kuru karşısında da çiftçi eziliyor. Bütün bu yüksek girdi fiyatları baskısı altında çiftçi üretim yapmaya çalışıyor. Ancak zaman zaman ulusal basında da gördüğümüz gibi, maliyetlerini dahi karşılayamayacak hale geliyor ve ürününü toplamadan tarlada bırakmak zorunda kalıyor.

Burada üründen ürüne yakıt ihtiyacının değiştiğini de gözardı etmemek gerekiyor. Örneğin buğday ve arpa gibi geniş alanlara ekilen ürünlerde toprağın işlenmesi uzun süreli traktör kullanımını gerektiriyor. Pamuk, mısır ve şeker pancarında ekimden sulama ve hasada kadar farklı aşamalarda makineler devreye giriyor.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Murat Kapıkıran, BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada, hububatta dekar başına yaklaşık 400 liraya ulaşan temel destek, motorinin litresi 100 lirayken dört litre yakıt almaya yetiyor. Bir dekar hububat üretiminde yaklaşık sekiz-dokuz litre motorin kullanılıyor. Yani devlet desteği yakıt giderinin yarısını ancak karşılayabiliyor. Bu durumda aynı destekten gübreye ayrılabilecek pay da daralıyor, demişti. Motorin fiyatı 95 lira, arada çok bir fark yok, destek fiyatı yine yaklaşık 4 litre yakıt alabiliyor.

Kapıkıran ayrıca, yeterli kaynağa ulaşamayan çiftçilerin fide, gübre ve motorini tedarikçilerden vadeli alarak borçlarını hasattan sonra ödemeyi planladığını belirtiyor. Tabiî bu hesabın, ürünün beklenen miktarda ve beklenen fiyattan satılmasına dayandığını belirten Kapıkıran, verim düştüğünde veya satış fiyatı maliyeti karşılamadığında üreticinin yeni sezona borçla girdiğini ve bu sürecin bazı çiftçiler için haciz, arazi satışı veya üretimden çekilmeyi beraberinde getirdiğini ifade ediyor.

Ayrıca yüksek gıda enflasyonunun faturası da AKP’giller tarafından çiftçiye kesilmek isteniyor. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), çiğ süt referans fiyatının 1 Ekim itibariyle güncellenmesini istedi.

Tarım Editörü Ali Ekber Yıldırım’ın haberine göre, TÜSEDAD’tan yapılan yazılı açıklamada: “Bakanlık ve Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından düzenlenen Süt Çalıştayı’nda alınan karar gereği Ulusal Süt Konseyi’nin 3 ayda bir çiğ süt satış tavsiye fiyatını güncellemesi gerekmektedir. Ancak 1 Mayıs’tan geçerli olarak ilan edilen fiyat 5 ay boyunca sabit bırakılmıştır.” denildi.

Güya süt fiyatları artmasın diye, üreticinin ürettiği sütün fiyatını 3 ayda bir güncelleme kararına rağmen, 1 Mayıs’tan bu yana sabit bırakılıyor.

O tarihten bu yana zamlanmayan bir şey kaldı mı?

Hayır.

Çözümü ortaya koymanın en iyi yolu; sorunu doğru tespit etmekmiş. O halde gıda fiyatlarındaki artışın önlenmesi için öncelikle ithalata-dışa bağımlılığımıza son verilmelidir.

Başta motorin olmak üzere çiftçilerin tarımsal girdilerine durmadan zam değil ucuzluk yapılmalı ve ödeme kolaylığı olmalıdır. Devlet desteği adı altında verilen, üreticinin maliyetinin yarısını bile karşılamayan destekler arttırılmalıdır.

Kırk parçaya bölünmüş topraklar yerine birleştirilmiş, büyük tarım arazileri oluşturulmalıdır. Topraksız köylüye toprak verilmelidir.

Tarım arazileri sanayi, maden vb. amaçlarla kullanılmamalı, kirletilmemelidir.

Köylümüze faizsiz kredi verilmelidir.

Kendi olanaklarımızla üretebildiğimiz tüm ürünlerin veriminin arttırılabilmesi için Ziraat Mühendisleri-Teknisyenleri ve diğer branşlardan bilim insanlarının öncülüğünde verimli tohumlar üretilmeli ve köylümüze bedelsiz dağıtılmalıdır.

Tarım ve Hayvancılık Enstitüleri yurdun tarıma elverişli her bölgesinde yaygınlaştırılmalı ve başta o bölge olmak üzere ülkemizin topyekûn tarımsal faaliyetlerinin verimliliği için köylülerle iç içe bilimsel çalışmalar yapmalıdır.

Köylülerin kooperatifler çatısı altında örgütlenmesi sağlanmalı, üretici ile tüketici arasındaki tüm aracılar ortadan kalkmalı, köylü ürünlerini kendi örgütü sayesinde üreticiye ulaştırabilmelidir.

Pazardaki fiyat dalgalanmalarının önüne geçmek, gıda ürünlerinin halkımıza ucuz, sağlıklı ve güvenli bir şekilde ulaşmasını sağlamak için Et Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu vb. yok edilen kamu işletmeleri yeniden faal hale getirilmelidir.

Ancak bu şekilde bizim çiftçimiz de Avrupa Birliği ve diğer ülkelerdeki çiftçilerle rekabet edebilir ve sadece tarımsal girdilerde değil tarım ürünlerinde de dışa bağımlılığımıza bir son verebiliriz.

28 Eylül 2026

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.