Nasıl da birbirlerine benziyorlar

02.06.2016
A+
A-

 

 

 Damat Albayrak, geleceğe yatırım yapıyor. Reis’i ne isterse onu yapacak. Boynuz kulağı geçecek mi izleyip göreceğiz.

 

Doğada ve toplumda benzerler birbirini bulurmuş. Hacı hacıyı Arafat’ta… der ya halkımız, bunlar da aynen öyle. Birbirlerini buluyorlar. Hem de ne bulma…

Hatırlayacaksınız, büyük Reis, bir zamanlar “ben adeta vatanı pazarlamakla mükellefim” demişti. Allah için pazarlamacılığı güzel yaptı. Vatanı parsel parsel pazarladı. Hatta işi o kadar ileri boyutlara taşıdı ki, vatanın gerçek anlamda pazarlanması ve bölünmesi olan “Büyük Ortadoğu Projesi”nin Eşbaşkanlığını bile yaptı.

Bir diğeri, Maliye eski Bakanı Kemal Unakıtan; “Sümerbank’ın izini tozunu tarihten sileceğiz” demişti. O da dediğini yaptı. Sadece Sümerbank’la kalsalardı neyse. Neredeyse tüm Kamu Mallarını yerli yabancı Parababalarına üç kuruşa pazarladılar, adlarını da Tarihten sildiler elbirliğiyle.

Şimdi sıra yeni yetmede: Damat’ta… O da bunlarla aynı soydan, aynı anlayıştan geldiğini her geçen gün biraz daha kanıtlıyor. Zaten de “yok aslında birbirlerinden farkları”. Biri Ali Hoca, diğeri Hoca Ali. Yoksa öz olarak, anlayış olarak, tiynet olarak, ahlâk olarak, vatan düşmanı olarak aynılar. Aynı vatan pazarlamacılığını hiç tereddütsüz yapıyorlar hepsi de…

Bir de tabiî boynuz kulağı geçermiş, Damat da kulağı geçecek gibi görünüyor. Örneğin bir zamanların Maliye Bakanı K. Unakıtan’ı geçecek gibi görünüyor. Reis’e yetişir mi?..

Zor ama… Umutsuz vaka da değil. Gelecek vaat ediyor denilebilir. Hele de geçtiğimiz günlerde, maden işverenleriyle yaptığı bir toplantıda söylediklerini okuyunca…

Bir de malum, Başkanlık sistemine geçtik. Başkanlık sistemi aynı zamanda veliahtlık sistemi de demektir, hele de bizim gibi yarısömürge ülkelerde. Hele de özenilen, varılmak istenen yer Osmanlı’yı diriltmek olunca. İşte o bakımdan Damat’ın geleceği parlak. Bilal Oğlan’ın durumu ortada… Ondan veliaht meliaht olmaz. Görünen en iyi veliaht, Damat. Eee Osmanlı’da da bunun örnekleri çok. İşte o yüzden 65’inci hükümette de Damat aynı bakanlığa devam ediyor. Yani pişiyor. Hazırlanıyor veliahtlığa…

 

Böyle bakanlara böyle bürokratlar

Ha bu arada, Reis, bakan, damat böyle olur da onların bürokratları farklı mı olur?

Hayır! Onlar da bunlara benzer. Daha doğrusu onları o görevlere getirirken, kendilerinin benzerlerini getirirler.

Önce Damat’ın, 20 Nisan’da Ankara’da gazetecilerle yaptığı sohbette ne dediğine bakalım:

“Kılçıksız teslimat

“Enerji bakanı Albayrak kömürde süregelen sorunları çözmek için kolları sıvadıklarını dile getirerek “Yatırımcı ben girdim aldım ama beni Ankara kapılarında süründürmeyin istiyor. Biz tabiri caizse kılçıksız yatırımcıya sunalım istiyoruz” dedi.” (http://www.hurriyet.com.tr/enerji-bakani-berat-albayrak-yatirimcilari-bekletmek-istemediklerini-soyledi-40091996)

“Kılçıksız teslimat”!

Damat nasıl böyle pervasız?

Çünkü halkımız, halklarımız örgütsüz. Kendi hak ve çıkarlarını savunan gerçek sosyalistleri henüz tanımıyor, bilmiyor. Allah’la aldatılarak vurgunculara, soygunculara, vatan satıcılara kendisini oy davarı haline getirtiyor. Veriyor oyları, veriyor oyları… Onlar da bizi halk seçti, diyerek her türlü zulmü, zalimliği yapıyorlar. Hem de oylarıyla kendilerini o koltuklara getirenlere. Hem de hiç acımıyorlar. Hiç vicdan azabı duymuyorlar. Hiçbir sorumluluk hissi taşımıyorlar halka karşı. Varsa yoksa yandaş Parababası, yerli-yabancı Parababasının çıkarı ve onlardan aldıkları komisyonlar. Tek dertleri, tek düşündükleri bu. Vuruyorlar-vurduruyorlar, satıyorlar-komisyon alıyorlar. Vurgun vurgunu doğuruyor… Allah’tan korkmuyorlar, kuldan utanmıyorlar.

 

***

Dediğimiz gibi, Bakan-Damat böyle derse de onun bürokratı da şöyle söyler:

‘Kendimizi feda ettik’

“EPDK Başkanı Yılmaz, kayıp-kaçak konusunda şirketleri mağdur etmemek için kendilerini ortaya koyduklarını belirterek, “Bu konuda hakkımda savcılığa yapılmış dünya kadar şikâyet var” dedi.” (http://www.hurriyet.com.tr/kayip-kacakta-sirketleri-koruduk-40101537)

Böyle Bakana böyle bürokrat normal mi diyelim? Ya da yakışır mı diyelim? Ne diyelim?..

İş, halkı gönendirmeye, mutlu etmeye, yaşama ve çalışma şartlarını insanca düzeye getirmeye gelince hiçbiriniz kendinizi öne atmazsınız, sorumluluk almazsınız, bırakalım feda etmeyi…

Ama iş işverenlere, Parababalarına Kamu Mallarını peşkeş çekmekte ya da onlara yapacakları yatırımlarda her türlü kolaylığı gösterirsiniz. Hem de ne gösterme: “Kılçıksız teslimat” yapmayı en büyük görev bilirsiniz. Ve bunu da utanmadan söylersiniz bir olumluluk ya da halk yararına iyi bir şeymiş gibi…

 

Yeni baş”bakan”dan inciler…

Buraya kadar aktardıklarımız geçtiğimiz günlerin haberleriydi. Oralardan aktarmıştık. Ama şimdi aktaracağımız yeni bir haber. Haber yeni ama anlayış eski, aynı anlayış; Damat’ın, Bürokratın anlayışı. Şimdi o kendisini başbakan sanan birisinin, 23 Mayıs’taki sözlerini aktaralım:

BAŞBAKAN Binali Yıldırım, ekonomiye ilişkin ilk önemli mesajını yatırımlar konusunda verdi.

“(…)

“(…) Yıldırım, partisinin dünkü Meclis grubunda şöyle konuştu:

“Yeni dönemde önemli konulardan biri de ekonomi. Ekonomi demek banka demek değil, para demek değil. Ekonomi demek üretmek demek, üretmek. Alın terini akıl terine katmak demek. Gençlerimize, kadınlarımıza iş bulmak demek. Yeni dönemde Türkiye’nin mali disiplininden asla taviz vermeden yatırımların artırılması, Türkiye’nin her bölgesine yatırım yapılması için üretimi, istihdamı tüm gücümüzle teşvik edeceğiz, destekleyeceğiz. Adeta yatırımcının önüne turkuaz halı sereceğiz. (abç, Kurtuluş Yolu) Üretmeyen, iş, aş oluşturmayan, ürettiğini satamayan pastasını, ekmeğini, somununu büyütemez. Bunu yaparken elde edilen bütün katma değerin, bütün refahın, vatandaşların bütün kesimleri arasında mümkün olduğunca adil paylaşımını sağlayacağız. Bunun da tedbirini alacağız. Emeklimize, çalışanımıza, iş âlemimize, kamu çalışanlarına, çiftçimize, köylümüze, engellimize her türlü hakları, her türlü imkanı eldeki bütçe büyüklüğüyle orantılı olarak bugüne kadar nasıl verdiysek bundan sonra da gelir dağılımını daha da iyileştirerek yapmaya devam edeceğiz. Ama birinci ve vazgeçilmez önceliğimiz üreterek, iş, aş oluşturarak büyüyen bir ekonomi olacak.” (http://www.hurriyet.com.tr/yatirimcinin-onune-turkuaz-hali-serecegiz-40108490)

Bu konuşmadaki önemli noktalar bizce şunlar:

Ekonomiyi büyütmek için yatırımlara ve yatırımcılara önem vereceklermiş. Öyle ki: “Adeta yatırımcının önüne turkuaz halı serece”klermiş.

Ekonomi büyürken de; “elde edilen bütün katma değerin, bütün refahın, vatandaşların bütün kesimleri arasında mümkün olduğunca adil paylaşımını sağlayaca”klarmış.

Bunu yaparken de; “Emeklimize, çalışanımıza, iş âlemimize, kamu çalışanlarına, çiftçimize, köylümüze, engellimize her türlü hakları, her türlü imkanı eldeki bütçe büyüklüğüyle orantılı olarak bugüne kadar nasıl verdi”lerse “bundan sonra da gelir dağılımını daha da iyileştirerek yapmaya devam edece”klermiş.

Miş mişleri, cek cakları bir kenara bırakırsak, burada somut olan şey şu:

Yatırımcıların yani işverenlerin yani yerli-yabancı Parababalarının “önüne turkuaz halı serece”kleri ve elde edilecek gelirin de aynı Parababalarına aktarılacağıdır.

Çünkü şu ana kadar biz İşçimize, Köylümüze, Esnafımıza, Kamu Çalışanlarına bir şey verdiklerini görmedik. Aksine hep aldılar bizden. Bizden aldılar, “iş alemine” aktardılar. Bir de kendileri paylarını aldılar bunlardan. Başka bir şey yapmadılar şu ana kadar… aksini kim söyleyebilir bunun?

Ki gelir paylaşımı rakamlarına baktığımızda da bizi doğrular. Gelirin paylaşımı en adaletsiz olan ülkelerden biriyiz ne yazık ki…

Neyse sözü uzatmayalım. Derdimiz çok yazacak olsak…

 

Satış-peşkeşte gelinen-ulaşılan son nokta:

Milli Piyango Özelleştirmesi

Bakın vatanı pazarlamada, Kamu Mallarını peşkeş çekmede geldikleri-ulaştıkları son nokta nedir:

“Piyango sevinci”

Ne piyangosunun sevinci?

Bizzat, piyangonun kendisinin yani Milli Piyango’nun özelleştirilmesinin sevincinden söz ediyoruz.

Kimin için sevinç?

Sizin-bizim için değil tabiî… Yerli-yabancı Parababaları için sevinç.

Bildiğimiz gibi elde kalan son Kamu Malı kırıntılardan olan Milli Piyango İdaresini de özelleştiriyor AKP’giller. Hürriyet Gazetesi’nin 16 Mayıs tarihli Vahap Munyar imzalı haberine göre, AKP’giller Milli Piyongo’yu, Parababalarına “Kılçıksız teslimat” için her türlü kolaylığı hazırlamışlar. İş sadece almaya kalmış Parababaları için.

Peki kim alacak madem bu kadar kolay?

Haa, onu belirleyecek olan verilecek ya da alınacak komisyona bağlı. Bir de tabiî AKP’giller’den hangisinin tercih edileceğine bağlı. Yoksa hukuken bir şey yapmak gerekmiyor. Yani elini sallayıp taş mı atacaksın, durumu söz konusu bu özelleştirmede. AKP’giller gerçekten bu özelleştirmeyle kendilerini aşıyorlar…

Neyse sözü uzatmayalım ve olayı aktaralım:

“ÖZELLEŞTİRME İdaresi, geçen hafta Milli Piyango’nun satışıyla ilgili İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde Başkan Mehmet Bostan liderliğinde bir road show gerçekleştirdi. Yatırım bankaları, danışman şirketler dahil katılımcı sayısının 110 dolayında olması Özelleştirme İdaresi’ni memnun etti. Bostan, şimdiden şartname alan sayısı 5’i bulan Milli Piyango’yla ilgilenen yatırımcılara öncelikle şu mesajı verdi:

“- Şartnameyi kafanızı aydınlatacak, netleştirecek şekilde yeniden düzenledik.

“Ardından şartnamedeki yeni ve önemli maddelerin ayrıntılarına girdi:

“- Daha önceki şartnamede “münhasırlık” konusu net değildi. Malumunuz, Milli Piyango’yu 10 yıl süreyle özelleştiriyoruz. Alacak yatırımcının bu süre, yani 10 yıl boyunca “münhasırlık” hakkı olacak. Karşısına rakip çıkarmayacağız.

“Önceki şartnamede peşinatın yüzde 40 olduğunu anımsattı:

“- Yatırımcıya şirketi alır almaz yatırım yapacağı, işletmeye koyacağı kaynak kalabilsin diye peşinatı yüzde 20’ye indirdik. Bir yıl sonra ikinci yüzde 20’lik dilimi isteyeceğiz. İki yıl sonra yüzde 30, en son dilim yüzde 30 da onu izleyen dönemde tahsil edilecek.

“Yüzde 20’lik peşinat sonrası kalan bölüme uygulanacak faiz bilgisini de paylaştı:

“- Ödeme dolar bazında olursa “Libor + 2”, TL bazında olursa “Sabit getirili kamu borçlanma aracı faiz oranı + 1” faiz uygulayacağız.

İhalede yarışın ABD Doları bazında olacağının altını çizdi:

“- İhaleyi kazanana sözleşmenin imzası aşamasında ödeme konusunda ABD Doları veya TL ödeme hakkı tanınacak.

“Yatırımcıyı rahatlatacak en önemli ayrıntıya işaret etti:

– İhaleyi kazanan yatırımcı, Milli Piyango’yu devralmadan hisseleri rehin verme yoluyla kaynak arayışına girebilecek. Geçmişte böyle bir hak yoktu.

“Önceki şartnamede bulunan 100 milyon dolarlık teminat mektubuna vurgu yaptı:

“- O teminat mektubu hem sistem kurulumu, hem de devletin geliri için garanti gibi düşünülmüştü. Teminat mektubunu da kaldırdık.

“Yatırımcılara devir sonrası tanınan yeni haklara da dikkat çekti:

“- Milli Piyango’da aynı oyun için günde bir çekiliş söz konusuydu. Aynı oyunda 24 saatte iki çekiliş yapabilme hakkı tanındı. Yatırımcı Milli Piyango’nun oyun sayısını artırıp, çeşitlendirebilecek. Ayrıca yeni bayilikler verebilecek. Böylece bayi sayısı da artacak.

“Mehmet Bostan’la road show sonrası buluştuk, şu noktanın altını çizdi:

“- Yatırımcının özelleştirmeye ilgisini Milli Piyango ile test edeceğiz.

“Şartnamede yatırımcı lehine önemli değişiklikler var…

“Sağlanan kolaylıklar, Milli Piyango’ya yatırımcı ilgisini artıracak gibi görünüyor…

“Bakalım şartnamedeki kolaylıklar ihalede ortaya çıkacak fiyata nasıl yansıyacak?” (http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/vahap-munyar_44/piyango-sevinci_40104320))

Alıntımız uzun oldu ama satışın daha doğrusu peşkeşin somutça görülmesi için zorunluydu.

İşte okuduk, biz böyle bir satışı-peşkeşi, özelleştirmeyi ilk kez duyduk…

İşi, “kılçıksız teslimat”ı o noktaya getirdiler ki, insanın aklı havsalası almıyor yapılan-yapılacak işi. Bir türlü anlayamıyorsunuz böyle bir şey nasıl yapılır, nasıl cesaret edilir diye ama onlar yapıyorlar ve cesaret ediyorlar.

Ha, sanıyorlar ki köpeksiz köyde değneksiz geziyorlar.

Yanılıyorlar, hem de fena halde yanılıyorlar!

Yaptıkları, yapacakları bütün halk düşmanı uygulamaların hesabı bir bir sorulacak. Hem de son kuruşuna kadar… Yaptıkları hiçbir halk düşmanı uygulama yanlarına kâr kalmayacak. Bunu akıllarına çivi gibi çaksınlar. Ve özelleştirdikleri tüm Kamu Malları onlardan alınacak ve hem de bilimin son sözüyle donatılmış olarak tekrar kamunun hizmetine sunulacak.

Ya bu işi-işlemleri planlayanlar-uygulayanlar-alanlar ne olacak?

Onlar Partimizin dediği gibi:

Nereye çıkarlarsa çıksınlar

Nereye giderlerse gitsinler

Er ya da geç çelik bilezikle tanışacaklar.

Çünkü hükm-ü avam istinafsızdır!

(Halkın Adaletinin temyizi yoktur!)