Site rengi

Tasarım

Tayyip’in davalardan vazgeçmesinin anlamı nedir?

04.08.2023
670
A+
A-

Av. Tacettin Çolak

Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde; “depremden etkilenen illerdeki hakaret davalarından vazgeçtiğini”, açıkladı.

Bunu zaman zaman yapıyor, 15 Temmuz 2016’dan sonra da yaptı.

Peki, “Vazgeçtim” dediği davalar ne?

Bir alacak-verecek davası mı? Ya da herhangi bir hukuk davası mı?

Tabiî ki hayır!

Tayyip’in vazgeçtiği; Türk Ceza Kanunu (TCK)’nin 299’uncu maddesinde tanımlanan “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla açılan davalardır.

TCK’de böyle bir maddenin olmasının antidemokratik ve hukuk dışılığını bir kenara bıraktığımızda; hukuken 299’uncu maddeden açılan davalar şikâyete bağlı değildir.

Bu tür davalar; hakarete maruz kalan kişinin şikâyetine bağlı olmaksızın açılır ya da açılması gerekir.

Şikâyete bağlı olan “hakaret” suç tipi ise TCK’nin 125/1’inci maddesinde tanımlanmıştır.

Yasanın 131’inci maddesinde ise; “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır.” denilmektedir.

Görüldüğü gibi, ancak 125’inci madde kapsamındaki suçlarda şikâyet aranmakta olup, 299’uncu maddeden açılan soruşturma ve kovuşturmalarda şikâyet aranmamaktadır.

Yani TCK’nin 299’uncu maddesinden açılan davalar şahsi dava değil, kamu davasıdır.

Öte yandan, şikâyete bağlı suçlarda mağdurun şikâyetten vazgeçmesi halinde mahkemelerin; davanın düşürülmesine karar vermesi gerekirken, kamu davasında mağdurun şikâyetten vazgeçmesinin davaya bir etkisi olmayacaktır.

Bu durumda Tayyip’in şikâyetten vazgeçmesinin bir kıymeti harbiyesi var mıdır?

Hukuken yoktur, ancak fiilen vardır.

Yani mahkemeler bu vazgeçme karşısında, tıpkı 15 Temmuz’daki vazgeçmelerde olduğu gibi;  “düşürme” değil de “beraat” kararları vereceklerdir.

Bu da neyi gösterecek ya da kanıtlayacak?

TCK m. 299 uyarınca açılan “Cumhurbaşkanına Hakaret” davalarının talimatla açıldığını ve talimatla kapatıldığını… Yani mahkemelerin talimatla hareket ettiklerini…

Dahası bu maddenin, Tayyip Erdoğan’ı eleştirenleri yıldırmanın, terörize etmenin, susturmanın bir aracı olarak kullanıldığını…

Yargılama pratiğinde sıkça karşılaştığımız gibi; TCK m. 299 yargılamalarında Adalet Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği yerel mahkemelerden gün gün raporlar istemektedir.

Mahkemeler de yazılan bu yazılara anında cevaplar vermekte, duruşma tutanaklarını göndermekteler.

Şimdi böylesine baskı altına alınmış mahkemenin bağımsız ve tarafsız olduğu söylenebilir mi?

Elbette söylenemez…

Öyleyse Tayyip’in vazgeçme açıklamasının hukuki bir öneminin olmadığı çok açıktır.

Bu hukuksal gerçeklik ortada dururken, mahkemelerin vereceği beraat kararlarının da talimatla verildiğini gösterecektir.

Zira adliyeler, AKP Genel Başkanı hakkında yapılan en hafif bir eleştiriye karşı TCK m. 299’dan açılmış 200 bine yakın soruşturma dosyalarıyla doludur.

Öyle ki; “diploma nerede?” sorusunu sormak bile bu maddeden dava açılmasına neden oluyor.

Bu dosyalarda beraat kararı almak öyle zordur ki; çocukların bile yargılandığı bu dosya sanıkları hakkında (hem de ağırlaştırılmış) cezalar verilmektedir.

Örneğin; HKP Genel Başkanı Sayın Nurullah Efe Ankut’a şimdiye kadar 11 yıl 8 ay ceza verildi. TCK 299’uncu madde kapsamında devam eden 30’a yakın soruşturmada da istenilen ceza miktarı ise 24 yıldan fazladır.

Yine bana, Menemen’de Kubilay Anma’sında yaptığım konuşmada “Kaçak Saraylı Reis” dediğim için 3 yıl 2 ay ceza verdiler. Diğer birçok yoldaşımıza da öyle…

Hep söylediğimiz gibi; bugün ülkemizde mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hikâyedir. Yine hep söylediğimiz gibi TCK’nin 299’uncu maddesi; Cumhurbaşkanlığı Makamını değil, Tayyip’i koruma maddesi haline getirilmiştir.

Bu maddenin ilk düzenlendiği andaki bağımsız-tarafsız, partilerüstü Cumhurbaşkanı artık yoktur.

Bizzat Tayyip’in kendisi hem bir siyasi parti lideridir hem de önüne gelene galiz küfürlerle hakaret etmektedir.

Kaldı ki, hakaret suç tipinin ceza yasalarından çıkartılmasının ve hele hele kamuya mal olmuş kişilerin ayrıcalıklı korumalara sahip olmamaları gerektiği yönündeki uluslararası hukuktaki gelişmelerle birlikte düşündüğümüzde; TCK’nin 299’uncu maddesinin Ceza Yasasından çıkartılması gerekir.

Öyle ki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’in son güncel kararlarına göre TCK’nin 229’uncu maddesi İLGA olmuştur. Yani ortadan kaldırılmıştır.

Sonuç olarak; bu maddeden açılan davaların tamamı hukuk dışıdır ve bu tür “vazgeçme” taktikleri basit bir göz boyamadan ibarettir.

Bu devran döndüğünde, (Tayyip’in vazgeçmesinin bir önemi olmadan) çocukların bile cezalandırıldığı TCK m. 299 davalarının tamamı yok hükmünde olacaktır.

Mart 2023

(*) Bu yazının kaleme alındığı günlerden sonra; İstanbul Gaziosmanpaşa’da aceleyle yapılan bir yargılama sonunda, 14 yaşındaki bir çocuğa “cumhurbaşkanına hakaret”ten hapis cezası verildi. Mayıs ayında başlayan yargılamayı Temmuz ayında bitiren Gaziosmanpaşa 2. Çocuk Mahkemesi, küçüğe ilkin 1 yıl hapis ardından da yaş küçüklüğü, iyi hal vb. indirimlerle cezadan 7 ay indirim yapıp 5 aya hükmetti.

Öyle ki bu dava, (küçüğün savcılık ifadesine göre) bir WhatsApp grubundaki kişilerin “şeriat gelecek, idam gelecek. Atatürk’ü sevenler idam edilecek. Şeriat yanlısı olmayanlar ülkemizde rahat yaşayamayacak. Ülkede şeriat yanlısı olmayanların yeri yok” şeklinde kullanılan hakaret ve tehdit içeren ifadelere gösterdiği tepkiden dolayı açılmış. Laiklik düşmanı ve Atatürk’e hakaret içeren bu sözleri görmezden gelen yargı, küçük hakkında Tayyip Erdoğan’ın herhangi bir şikâyeti olmadığı ve bu durum savunmada ısrarla belirtildiği halde mahkeme beraat kararı vermeye cesaret edememiştir.

Kaldı ki, “cumhurbaşkanına hakaret” ettiği gerekçesiyle sadece 2022 yılında tam 16 bin 753 kişi yargılanmıştır. Bunlardan 1075’i çocuktur.

Diğer yandan, HKP Genel Başkanı hakkında yine yağmur gibi soruşturmalar gelmeye başladı. Örneğin; birisi “Kaçak Saraylı Despot ve Çıkar Ortakları” kitabından olmak üzere 15 günde iki ayrı soruşturma daha açıldı. Böylece Genel Başkanımız hakkında verilmiş 11 yıl 8 ay ve siyaset yasağının dışında açılan soruşturmalarla birlikte istenen hapis cezası toplamı 42 yıla yükseltilmiş durumda.

Yani aradan geçen zamanda garp cephesinde değişen bir şey yok.

Yine soruşturmalar, yargılamalar, cezalandırmalar, gözaltılar, tutuklamalar hız kesmeden sürüyor.

Yine savcılar, mahkemeler talimatla hareket etmektedirler…

Velhasıl TCK m. 299; Tayyip Erdoğan’ı eleştirenleri yıldırmanın, terörize etmenin, susturmanın bir aracı olarak kullanılmaya devam ediyor…

Dolayısıyla Tayyip Erdoğan’ın şikâyetten vazgeçmesinin bir kıymeti harbiyesi yoktur…