2022 yılı tarımsal girdilerde ve gıdada rekor zamlarla anılacak, 2023 de farklı olmayacak gibi…

16.01.2023
A+
A-

2022 yılı Emekçi Halkımız için zor bir yıl oldu. Ne yazık ki 2023 yılı da daha kolay olmayacak. Asgari Ücret 8 bin 506 TL olarak açıklandı. Buna karşılık, Birleşik Kamu-İş’in Aralık 2022 Açlık-Yoksulluk Araştırması’na göre, dört kişilik bir ailenin dengeli beslenmesi için yapması gereken aylık harcama tutarı olan Açlık Sınırı 9 bin 59 liraya çıktı. Dört kişilik bir ailenin tüm ihtiyaçlarını insan onuruna yaraşır bir şekilde, yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken aylık harcama tutarı olan Yoksulluk Sınırı ise 26 bin 124 lirayı buldu. Yani 2023 yılı için belirlenen Asgari Ücret, daha 2023 yılına girmeden Açlık Sınırının da Yoksulluk Sınırının da altında kaldı.

2022 yılında canımızı en çok yakan şeylerden biri fahiş oranlarda artan gıda enflasyonu oldu. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG)’ın açıkladığı Kasım ayı enflasyon oranı yüzde 170,7 oldu. DİSK-AR tarafından yapılan hesaplamaya göre, emeklilerin gıda enflasyonu yüzde 131, en yoksul ikinci yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 132, en yoksul yüzde 20’lik gelir grubunun enflasyonu ise yüzde 151 olarak gerçekleşti. Yani dar gelirli vatandaşlarımızın gıda enflasyonu yüzde 131 ile 151 arasında.

2022’nin unutulmayacak olaylarından biri de, buğdayda ithalat rekoru kırmamız oldu. Tarım Editörü Gazeteci Ali Ekber Yıldırım’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, Temmuz-Kasım döneminde Rusya’dan 3 milyon 611 bin tonla en çok buğday ithal eden ülke oldu.

Tarım ürünlerinde ithalat bununla da kalmadı. Pirinç ithalatında gümrük vergisi 31 Ağustos 2023 tarihine kadar sıfırlandı. Yani pirinci de ithal edeceğiz, hem de sıfır gümrükle.

Çiftçi artan tarımsal girdi maliyetleri yüzünden üretemez oldu, üretimden çekildi. İneklerini kesime gönderdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, inekler kesilince, inek sütü miktarı Ekim ayında % 9,6 düştü. Tereyağı üretimi yüzde 27, içme sütü yüzde 24 azaldı.

Yine TÜİK’e göre, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi Ekim ayında yıllık %134,76 arttı. Yıllık bazda fiyatı en çok artan kalemler yüzde 196,89 ile enerji ve yağlar, yüzde 192,52 ile gübre ve yüzde 140-86 ile hayvan yemi oldu. Köylü tohum, gübre, ilaç alamaz, tarlasını süremez oldu. Hayvanlarına yem alamaz hale geldi.

Bütün bunların sonucunda, Birleşmiş Milletler (BM)’nin yaptığı araştırmaya göre, Haziran 2022’de Türkiye’de 14,8 milyon kişi yetersiz besleniyor. Yetersiz beslenmeden en çok çocuklar etkileniyor. Aynı araştırmaya göre, ülkemizde 100 bin çocukta aşırı zayıflık, yaklaşık 350 bin çocukta ise yetersiz beslenmeden kaynaklı bodurluk görülüyor. Sağlıklı gıdaya ulaşma ve beslenme yetersizliğinden en çok çocuklar etkileniyor.

Çocukların sağlıksız beslenmesi hem bedensel hem de zihinsel gelişmelerini doğrudan etkiliyor. Ülkemizde kız çocuklarının yüzde 85’i, erkek çocuklarının yüzde 69’u yetersiz beslenmeye bağlı düşük kilo ve kansızlık sorunu yaşıyor. Türkiye’de yetersiz beslenme problemi var. Ülke ortalamasına göre çocukların kronik açlığa maruz kalması sonucu bodurluk yüzde 2,3 iken Batı ülkelerinde bu oran yüzde 1’lere düşüyor. Yani çocuklarımızda Batı’dakinden 2 kat fazla bodurluk görülüyor.

Bu durum daha kötüye gitmeden, çocuklarımızın sağlıklı ve dengeli beslenmesine katkı olması için en azından okullarda çocuklara sabah kahvaltısı ve öğlen yemeği olmak üzere günde en az iki öğün ücretsiz yemek verilmelidir.

Aksi takdirde çocuklarımız yetersiz beslenmeden kaynaklanan bodurluk, gelişim yetersizliği, düşük kilo, kansızlık gibi sorunlarla boğuşmaya devam edecektir.

Çocuklar için tek sorun sağlıklı, güvenli ve yeterli gıdaya erişmek değil, temiz suya da erişemiyorlar.  Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), yarım litrelik şişe su satış ücretlerinde, 2021-2022 eğitim öğretim döneminde yüzde 200’e yakın artışlar görüldüğünü söylüyor. Buna göre suya ayıracak harçlığı olmayan çocuklar sağlıksız koşullarda tuvaletlerden su içmek zorunda kalıyor.

Çocukların okullarda temiz suya ücretsiz olarak erişebilmesi için okul bahçesinde ve okul içerisinde uygun yerlerde temiz su kaynakları, sebiller vb. yerleştirilmelidir.

Bu yılın önemli olaylarından biri de; Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği İktisadi İşletmesi (BESD-BİR)’in başvurusunu değerlendiren Tarım ve Orman Bakanlığının, Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) NK603×MON810 mısır çeşidi ve ürünlerinin hayvan yemlerinde kullanılmasına izin vermesi oldu. Karar, 30 Aralık 2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2022 yılında onaylı ve ithalatına izin verilen 22 mısır, 15 soya ve 9 enzim olmak üzere GDO’lu 46 çeşit var.

2010 yılında kabul edilen 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu gereğince kurulan ve biyoteknolojik tarım ve gıda ürünlerinin denetimini üstlenen Biyogüvenlik Kurulu 2018 yılında kaldırılmıştı. Özellikle Genetiği Değiştirilmiş Mikroorganizma (GDO) tartışmalarında sıkça gündeme gelen Kurul’un yetkileri Tarım ve Orman Bakanlığına devredilmişti.

Biyogüvenlik Kurulunun işleyişinde birtakım eksiklikler olmasına rağmen, Kurula yapılan başvurular ve ülkemize giren GDO’lu ürünler hakkında alınan kararlar kamuoyuna yansımaktaydı. Kurul açıklamaları GDO’lu ürünlere karşı bir erken uyarı sistemi niteliğindeydi.

Yani Kurul, GDO ya da GDO’lu ürün üretimiyle ilgili başvurularda bir eğilim belirledikten sonra bunu rapor haline getiriyor ve kamuoyuyla paylaşıyordu. Raporu inceleyen bilim insanları ya da ilgili kitle örgütleri, meslek örgütleri rapora ilişkin olumlu-olumsuz geri bildirimlerde bulunuyorlardı. Kurul da son kararını bu görüşleri dikkate alarak veriyordu. Kamuoyuyla paylaşılan bu raporlarda, halk sağlığı, çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması konusunda tehdit unsuru oluşturacak bir eğilim varsa, kamuoyunda bir muhalefet oluşuyordu. Eğilimin-kararın bu tehdidi ortadan kaldıracak şekilde evrilmesi için bir kamuoyu baskısı yaratılıyordu. Yapılan başvuruların kamuoyuyla paylaşılacak olması hem başvurucu hem de Kurul nezdinde bir otokontrol oluşturuyordu. Gelen tepkiler sayesinde Kurul, halk sağlığını, çevre ve biyoçeşitliliği olumsuz etkileyecek kararlarını değiştirmek zorunda kalabiliyordu.

Biyogüvenlik Kurulu’nun kaldırılması ile Tarım ve Orman Bakanlığının aldığı kararların tartışmaya açılmadan ve önlem alınmadan vermesinin önü açılmıştı. Bugün bunun sonuçlarını da görmüş oluyoruz.

İşte AKP’giller’in ülkemizi düşürdüğü içler acısı durum. Umudunu kaybetmiş insanlar, umut etmeye imkân bırakmayan, her tarafı talan edilmiş bir ülke.

HKP Genel Başkanı Sayın Nurullah Ankut Efe’nin dediği gibi, her ne kadar kara günlerden geçiyorsak da yine de pek karamsar olmayalım yeni yılda.