45 can ve 80 milyon yaralı…

03.01.2017
A+
A-

En son ne zaman parka gidip gönlümüzce eğlenmiştik

Ya da bir gece vakti şehrin ıslak kaldırımlarında yalnız başımıza yürümüştük

Ankara’da mı İstanbul’da mı?

Nerde?

Parçalanıp yok olmadan önce ne zaman

Haykırmıştık barış diye…

Suruç’ta 34 güvercin havalanırken

10 Ekim’den beri Ankara Garından tren kalkmaz oldu

Son yolcuları 109 barış elçisiydi…

Simit, çay keyfi yapıp kuşlara yem verdiğimiz

Güvenpark da artık güven vermiyor

Ankara’nın kalbine hançer değeli tam 1 yıl oldu

Ne tren kalkar ne de güvercinler uçar…

Arka arkaya gelen 24 patlamayla

Havaya uçtuk hep birlikte

Bazen Diyarbakır’da bazen Gaziantep’te düğünde

Kimi zaman havaalanında yakaladı bizi hain pusu.

Helalleşip çıkar olduk evimizden

“Sağ dönecekti evladım” okuldan, işten, görevden

Diyen anaların gözyaşı pınar oldu

Boğulduk o yaşlarda.

Soluk alacak yerimiz, anımız kalmadı

Parçalandık her patlayan bombayla

Suskunluğumuzun bedelini bu sefer

Beşiktaş’ta gencecik fidanlarımız ödedi

Kurtaramadık hiçbirini

Her kaybedilen candan sonra “neden” demek yerine

Şehit deyip bağrımıza taş bastık

Bastıkça çoğaldı kayıplar birer birer…

Bugün 45 yitik can ile 80 milyon yaralıyız.

 

Sokağa çıkmaya, maça gitmeye korkar hale geldiğimiz

Acı ve katliamların ülkesi…

Evden çıkıp da eve dönemediğimiz

Her şehrinde acının güllerini çoğaltan yaralı ülkem…

Son canlarını da Beşiktaş’ta kaybettin…

Çaresizliği, teslimiyeti yaşamın umudu yerine koydun koyalı…

Çığlıkların çoğaldı suskunluğun oranında

Nereye kadar dilsiz ve sağır olur

Vicdanına kilit vurabilirsin?

Bu vahşetten sen sorumlusun…

Düşün bir kere:

Daha kaç can gidecek ki “Saray Soytarısı” başkan olabilsin diye?

İstikrar adına işlenen bu cinayetlere karşı

Başkanlığı, sultanlığı dayatanlara

Yeter artık demedikçe

Sıradaki kurbanın sen olduğunu unuttukça

Katil diktatörün kanla yunması sürecektir…

 

Katiller her gün ekranlarda…

Terörü destekleyen ve büyüten kendileri değilmiş gibi,

Lacivert takım elbiselerini çekip, dudaklarından dökülen sahte sözlerle hayatını kaybeden her can için “şehit” deyip katliamı unuttururcasına ördükleri kaosu sinsice büyütüyorlar.

“Devlet intikamını alacaktır” gibi pervasız açıklamalar yapıyorlar… Oysa kullandıkları dile biraz dikkat etmiş olsalar bilirler ki; devlet terörle mücadele eder ama bir suç örgütü gibi davranıp intikam yeminleri etmez… Şair Paul Valery dili; “ete gömülmüş Tanrı” diye niteler. Savaş tamtamları çalanlara inat içimizdeki Tanrıyı susturmayalım… Bir Tanrı susarsa bir daha o topraklara barış gelmez. Tanrı ölürse biz de yok oluruz…

14 yıllık iktidarları boyunca ateş düşürmedikleri ocak kalmadı ne yazık ki. Artık hiçbir yerde can güvenliğimiz olmadığı gibi sıranın ne zaman bize geleceği de belli değil. Peki bu kadar patlayan bomba ve etrafa saçılan bedenlerimiz sormaz mı nedir bu kan ve zulüm diye?

Kimin için ve niye birer birer parçalanır savruluruz gökyüzüne? Asker de benim, polis de… savaş ve zulüm yerine barış isteyen de benim… ben halkım… haklıyım… yeneceğim!

 

Ankara’dan

Bir Eğitim Emekçisi

ETİKETLER: , , ,