Meşruiyet

02.11.2025
3.174
A+
A-

Hüseyin Ali

Meşruiyet sözü, Arapça meşruiyyet sözünden geliyor. Türk Dil Kurumu (TDK) Türkçe Sözlüğü “meşruiyet” sözünü “meşruluk” olarak tanımlıyor. Meşru olma durumu anlamında. TDK Türkçe Sözlük, meşru karşılığında ise “yasal” sözünü vermiş.

Malum, Sömürge Valisi Tom Barrack, Tayyip ve yalakaları ABD yolculuğuna hazırlanırken gene bir çam devirdi. Barrack, 24 Eylül’de New York’ta bir panelde şu sözleri sarf etti:

“Başkanımız ‘Bundan bıktım, ilişkiler düzeyinde cüretkâr bir adım atalım ve ihtiyacı olanı verelim’ dedi. ‘Tamam Sayın Başkan, neye ihtiyacı var?’ diye sorduğumda ‘meşruiyet’ dedi.”

Trump’ın, “bundan” diye söz ettiği kişi Tayyip Erdoğan. Buradan çıkan anlam şu: Malum Kişi, Trump’tan meşruiyet istedi, arkamda dur, dedi; Trump da istediğini verelim, dedi.

Sömürge Valisi daha sonra devirdiği çamın farkına varıp bir açıklama yaparak durumu örtbas etme çabasına girişti. “Meşruiyet derken herhangi bir siyasi anlamı değil saygıyı kastettim”, diyerek kıvırttı.

Bütün bunlar ne anlama geliyor?

Tayyip Diktatörlüğünün meşru, yani yasal olmadığı anlamına geliyor. Bu sözlerin başka bir yönü de Tayyip Diktatörlüğünün ABD’den meşruiyet ya da yasallık dilenmesi. İyi de, Amerikan Emperyalizmi hukuk otoritesi değil ki! Sadece ekonomik ve askeri gücüyle, yani zorla Dünyada sözünü geçerli kılıyor. Kendisi demokratik davranmadığı gibi, kendisinden yana olan diktatörlüklerin de arkasında duruyor.

Yani aslında Trump’ın yaptığı “meşruiyet” vermek değil, veremez zaten, verecek yetkisi ve donanımı yok. Yapacağı sadece bu iktidarı koltukta tutmaktır. Trump daha önceki döneminde ne demişti Tayyip’e, “Sert adam rolü oynama, ahmaklık etme”, demişti. Dolayısıyla Trump, “ahmaklık” etmediği sürece Tayyip Diktatörlüğünü iktidarda tutarım, diyor bu tavrıyla.

Amerikan Emperyalizmi bunu yaparken gerici–faşist diktatörlükleri eğer kendinden yanaysa “otoriter”, kendinden yana değilse “totaliter” olarak tanımlar. ABD Emperyalizmine göre antiemperyalist, ilerici yönetimlerse zaten “totaliter”dir. Şimdi; Küba, Kore Halk Cumhuriyeti, Venezuela, İran, önce; Saddam Irak’ı, Esat Suriye’si, Kaddafi Libya’sı gibi… Tayyip Diktatörlüğü ise “otoriter” olsa gerek Amerikan Emperyalizmi için.  Çünkü emperyalizme uşaklıkta sınır tanımıyor.

Yukarıda “meşruiyet = koltukta oturmaya devam et”, anlamına gelir, dedik. Amerikan Emperyalizmi, bu iktidarı iyice ipliği pazara çıkıp ciddi halk direnişiyle karşılaşana kadar tutacaktır.

Peki neyin karşılığında?

En önemlisi, Amerikancı Kürt Devletinin kurulması karşılığında. Emperyalizmin bölgemizdeki en önemli, yaklaşık 100 yıllık stratejik hedefi bu. Emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP’un) en önemli ayağını da bu adım oluşturuyor. Tayyip Diktatörlüğü bu yolda önemli adımlar atıyor. Yeni açılım süreci bu anlama geliyor. Üstelik her şey bir kişinin iki dudağının arasında. Bu bir kişiyi kontrol etmek emperyalizmin işini çok mu çok kolaylaştırıyor.

Tayyip Diktatörlüğünün geçmişte yaptıkları da emperyalizme güven veriyor. Irak’ta Barzani Kürt yönetiminin kurulması, Libya’da Kaddafi’nin düşürülmesi ve katledilmesi, Suriye’de Esad rejiminin düşürülmesi gibi önemli BOP basamaklarında Tayyip Diktatörlüğünün emperyalizme hizmeti çok büyük oldu.

Ümmetçi Tayyip Diktatörlüğünün son çıkışı, “Türk-Kürt-Arap kardeşliği” de bu oyunun parçası. Tayyip Diktatörlüğünün sınıfsal temelini oluşturan Tefeci-Bezirgân Sermaye ümmetçidir zaten. Ümmetçilik, emperyalizmin BOP’uyla da örtüşüyor.

Sömürge Valisi Barrack’ın dedikleri de açıkça bu yönde… Barrack; “Osmanlı İmparatorluğu’ndaki millet sistemi farklı grupların merkezi sistemdeki varlıklarını yüzlerce yıl sürdürmelerine imkân verdi”, diyerek Türk-Kürt-Arap ümmetçiliğini başka şekilde destekledi.

Barrack daha önce de emperyalistler tarafından harita üzerinde cetvelle çizilen Sykes-Picot sınırlarını eleştirirken yanına Lozan’ı da koymuş ve Kürtlerin haksızlığa uğradığını belirtmişti: “İşte bu da tabiî ki bizim anlaşma ile ilgili yaşadığımız aksilikler ve tabiî ki Sevr Anlaşması, Lozan Antlaşması ve tabiî ki Kürtlerle ilgili olan bir dizi başka aksiliğe yol açtı”, diyerek hem Lozan’ı lekelemiş, hem de Kürtlerin yaşadığı aksilikleri öne çıkarmıştı.

Bu bütüne bakıldığında ne görüyoruz?

Amerikancı Kürt Devletinin kurulmasına destek karşılığında Tayyip Diktatörlüğünü ayakta tutmak. Bu plan hemen bugünden yarına uygulanamaz ama işte adımlar atıldı ve Tayyip Diktatörlüğü de bu planın uygulanması için elinden geleni yapıyor.

Bu ümmetçi plan, halkımızı kandırma planı aslında. Türk-Kürt-Arap kardeşliği ve Osmanlı diyerek halkımızı “Büyük Türkiye” yalanı ile gaza getirmek. Aslında bir Rus karikatürist tarafından çizilen ve daha önce yayımladığımız bir karikatür bu oyunu çok net gösteriyor. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu’sunun Türkiye topraklarından çıkarılması (Resim 1).

Resim 1. Amerikancı Kürt Devletinin kurulması yolunda bugün oynanan oyunu net olarak gösteren karikatür.

 

Demek ki, Trump’ın, Tayyip Diktatörlüğüne “meşruiyet” bahşetmesi karşılıksız değil. Trump’ın Tayyip Diktatörlüğüne meşruiyet vermesinin (koltuk çıkmasının) nedeni, ülkemizi yöneten emperyalist uşaklarının Büyük Türkiye değil, stratejik hedef Büyük Kürdistan’ın kuruluşu için attığı adımlardır.

Bu, meşruiyetin medyaya yansımayan yönü. Medyaya yansıyan yönü de çok kötü tabiî.

Medyada aktarılan bilgilere göre, Tayyip Diktatörlüğü beklendiği gibi Trump yönetiminden hiçbir taviz, hiçbir yararlı adım koparamamıştır. Sadece koltuklarını korumakla yetinmişlerdir. Koltuk uğruna verdikleri ise bağışlanır gibi değildir. Sayalım:

* En başta şu anda aldığımız Rus gazı yerine iki kat daha pahalı Amerikan gazının alınması tavizi. Bunun için 20 milyar dolar daha fazla ödeme yapılacak.

* ABD’ye nükleer santral kurdurma sözü.

* ABD mallarına gümrük sıfırlaması.

* Eskişehir bölgesindeki nadir toprak elementlerinin ABD’ye peşkeş çekilmesi.

* Sıcak peşkeş ise hemen 225 adet Boeing uçağının ABD’den satın alınması.

Bütün bunlar da kuşkusuz 33 trilyon dolar borcu olan ABD ekonomisi için olumlu gelişmeler. Bunlara ek olarak ne F-35 programında bir gelişme oldu (böylece ABD Emperyalizmi yaklaşık 1.5 milyar dolar paramızın üstüne kondu), ne F-16 yenileme programında olumlu bir adım atıldı. Kaan Savaş Uçağının motorunun (yani kalbinin) ABD tarafından verilmeyeceği bilgisini de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan öğrendik. Amerikan Emperyalizmi, Rusya’dan alınan ve hangarda yatmakta olan S-400 hava savunma sistemlerini istiyor. Almadıkça yukarıda saydıklarımızı vermeyecek. Trump yönetimi, bir de Malum Kişi’nin yalvarmasına rağmen Halkbank sürecinde isteneni yapmadı. Bunu ve Malum Kişi’nin mal varlığını elinde koz olarak tutuyor.

Yapılan tam bir emperyalist uşaklığıdır. Bu uşaklığı kanıtlamak ve yukarıda sayılan ekonomik hediyeleri sergilemek için de Trump’ın oğluyla gizli toplantı yapıp Trump’tan 2 saatlik toplantı kopardılar. Açıktan rüşvet diyebiliriz buna. Bu rüşvet, yeni Kürt açılımı ile birlikte gerçekte vatan hainliğidir.

 

Meşruiyet Fotoğrafları

Bu gelişmelerin sonrasında neler oldu?

Trump’ın, Tayyip Diktatörlüğüne verdiği meşruiyet işe yaradı. Mecliste bulunan irili ufaklı bütün partiler Yeni Yasama Dönemi Resepsiyonunda koştura koştura Tayyip’in elini öpmeye gittiler. Başta DEM’liler, Kılıçdaroğlu haininin Meclis’e soktuğu gerici Davidson ve Bebecan gibi dinciler, açılım sürecine sözde karşı çıkan Müsavat ve Çömez’i gibi “muhalif”ler, diğerleri… Pek de mutlu görünüyorlardı bu sözde resepsiyonda. Hepsi de emperyalizmin mesajını almışlar ve tıpış tıpış Tayyip’in kucağına oturmuşlardı (bakınız resepsiyon resimleri).

Resepsiyon fotoğrafları 1. Hepsi orada!

 

Resepsiyon fotoğrafları 2. Davidson ve Bebecan Tayyip ile. Pek mutlular!

 

Resepsiyon fotoğrafları 3. DEM’li Amerikan uşakları baş Amerikan uşağına hayranlıkla bakarken…

 

 

Resepsiyon foroğrafları 4. Müsavat ve Çömez’i de orada!

 

CHP’ye gelince… CHP zaten vaktiyle “helalleşme”, “normalleşme” diyerek ve geçen yılki Meclis açılışında Tayyip’i ayakta alkışlayarak bu meşruiyete katkı vermişti. Onlarca CHP’li belediye başkanı ve yüzlerce belediye çalışanı tutuklanınca, üstüne üstlük bazı belediyeler de elden gidince, bütün bunlara rağmen Tayyip’in elini öpmek tabanımızda rahatsızlık yaratabilir düşüncesiyle olsa gerek, resepsiyona gitmedi.

Özetle, emperyalizm tarafından Tayyip Diktatörlüğüne meşruiyet bahşedilmesi özellikle Amerikancı Kürt Devletinin kurulması için adımlar atılmasının karşılığıdır. Tayyip Diktatörlüğünün verdiği diğer tavizler ve rüşvetler bunun yanında çerez gibi kalır.

 

Ya Yasallık?

Meşruiyet sözünün sözlük karşılığına, yani meşru olma, yasal olma durumuna gelince… Tayyip Diktatörlüğü zaten yasal değildir. Bizzat Malum Kişi, en yüksek hukuki organ olan Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımadığını belirtmiştir. Seçimlerde adalet olmadığı, tersine hile olduğu bilgisi ayyuka çıkmıştır. Trump bile Tayyip’i işaret ederek, herkesin içinde; “Bu hileli seçimleri iyi bilir”, demiştir.  Hileli seçimlerin en göstere göstereni ise 16 Nisan 2017’de yapılan Referandumdur. Bu referandumda mühürsüz oylar geçerli sayılmış, böylece emperyalizmin ve Tayyip’in istediği tek adam rejimine geçilmiştir.

Henüz Tayyip Diktatörlüğünün yaptığı gizli anlaşmaları bilmiyoruz. Ama Kıbrıs’ta ve Ege’de verilen tavizler (20 adamızın Yunanistan’a peşkeş çekilmesi, Doğu Akdeniz’de emperyalizme verilen tavizler) apaçıktır. Bunlar vatan hainliği kapsamına girer.

Tayyip Diktatörlüğünün meşru olmadığını kanıtlayan daha pek çok olay vardır.  Bunları saymakla bitiremeyiz. Türkiye’yi 23 yıldan beri yöneten Din Bezirganlarının diktatörlüğü meşru değildir. Trump’ın bahşettiği sadece koltukta oturmaktır. Meşruiyet dış güçler tarafından sağlanamaz.

Vaktiyle biz devrimcilere gerici-faşist kırması güruh “kökü dışarıda” derdi. Ama işte görüyoruz; asıl kökü dışarıda olanlar bu dinci-faşist güruhtur.

Vaktiyle Türkiye’nin beka sorunu var deniyordu. Evet, ülkenin beka sorunu vardır. İşte Tayyip Diktatörlüğü ülkenin bekasını tehlikeye atan bir yönetimdir. Gerek BOP’a, dolayısıyla Amerikancı Kürt örgütlenmesine verdiği destekle, gerekse yukarıda saydığımız ekonomik adımlarla ve ABD Emperyalizmine yapılan yüzde yüz uşaklıkla…

Sonuç olarak, bu vatan hainlerinin, emperyalist uşaklarının iplikleri pazara çıkmaktadır, günleri sayılıdır. Yıllardan beri yapageldikleri din sömürüsü de onları kurtarmayacaktır. Yakın gelecekte iktidardan düşer düşmez adil mahkemelerde yargılanacaklardır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.