Dinlenme Hakkımız Yok Sayılıyor!

01.09.2026
191
A+
A-

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu

 

Anayasa Madde 50; “Dinlenmek Çalışanların Hakkıdır”, diyor.

Oysa ülkemizde Dinlenme Hakkı neredeyse yok sayılıyor. Bunun pek çok örneği var. Gaziantep Başpınar’da işçilerimiz, çoğunlukla haftanın yedi günü çalışıyorlar. Başpınar’da patronlar sendikasız, örgütsüz işçi kardeşlerimizin fazla mesailerinin üzerine yatıyorlar. Pazar günleri işçiyi fazla mesaiye çağırıp, yüzde yüz zamlı ücret veriyorlar. Bu şekilde işçimiz Pazar günü de çalışmak zorunda kalıyor. Pek çok işyerinde gece çalışması ve fazla mesailer hesaplandığında, işçimizin aldığı saatlik ücret, Asgari Ücretin altında kalıyor. İşçi arkadaşımız çoluk çocuğuyla Pazar günü bile birlikte olamıyor.

AKP iktidarı, baştan beri İşçinin sağlığından, esenliğinden çok Parababalarının kârını önemsiyor. İşçi Sınıfımız ise türlü oyunlar ile örgütsüz olduğu için ketenpereye getiriliyor. Kafadan silahsızlandırıldığı için kendisinin ve ailesinin çıkarlarının nerede olduğunu göremiyor. Tepeden tırnağa örgütlü Parababaları, Hacıyatmaz oyuncağı gibi sürekli oyunu kazanıyor. İşçi Sınıfımız seçimlerde kendini savunacak partilere değil, işçiyi ezen politikaları uygulayan partilere oy veriyor. Fabrika cehenneminde, örgütlü olmak için mücadele etmeyi göze alamıyor.

Kamu Çalışanları açısından da durum çok farklı değil. Sağlık çalışanlarının, çok haklı bir talep olan gece çalışmalarının karşılığını gündüz mesaisine göre iki kat zamlı almaları gerekirken hiç alamıyor. Sağlık Çalışanlarının yıllık izinlerinde ek para verilmesi gerekirken, ek ödemeleri kesiliyor. Yıllık izinlerin hafta sonuna gelen günleri de yıllık izinden sayılıyor.

Avrupa’da işçi olarak yaşayan pek çok vatandaşımız var. Onlardan aldığımız bilgilere göre pek çok Avrupa ülkesinde çalışanlara yıllık izinlerinde tatil yapmaları için ek para veriliyor. Örneğin 3000 Euro aylık alan işçi, tatile gittiğinde o ay 5250 Euro alıyor.  İyi bir tatil yapmaları ve yeni çalışma yılında sağılıklı girmeleri isteniyor.

Ülkemizde bu koşullar altında çalışan emekçilerin hayatında tatil yapmak diye bir kavram yok. Avrupa ülkelerinde yılık izinler Temmuz, Ağustos aylarında kullandırılır iken bizde tatil yapılmayacak aylarda da yıllık izinler kullandırılıyor. Ya da hiç kullandırılmıyor.

Dinlenme hakkı kullandırılmayan işçilerimiz sonuç olarak daha çok iş kazasına, iş cinayetlerine kurban gidiyor. Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre iş kazalarında dünyada 3. sırada, ölümlü iş kazalarında ise Avrupa’da 1. sırada yer almaktadır.

Nazım Hikmet’in “Hoş geldin bebek” şiirindeki gibi, İşçi Sınıfımız ve Emekçiler için Dinlenme Hakkı yok.

Hoş Geldin Bebek, Yaşama Sırası Sende

Senin Yolunu Gözlüyor, Tren kazası, İş Kazası, Yer Depremi, Kuraklık Filan

Sonuç Olarak ülkemizde emekçiler için Anayasada var olan ama uygulanmayan bir dinlenme hakkı var. Sözde İşçi Sınıfı Örgütü Sarı Sendikalar, bu hakkı dile bile getirmiyorlar.

DİSK/Nakliyat-İş Sendikası gibi üç-beş sendika dışında, İşçi Sınıfının haklarını savunan gerçek bir sendika yok. Kamu Çalışanlarının başı da Sarı Sendikalar ile bağlanmış. Kamu Çalışanları Yoksulluk Sınırının altında, Açlık Sınırına yakın bir ücret ile çalışıyorlar. Tatile verecek paraları yok. Kamu çalışanlarının eskiden var olan dinlenme tesisleri de kapatılıyor.

Biz emekçiler, dinlenme hakkımızı kullanmak için çalıştığımız her yerde mücadele etmeliyiz. Kendi sınıf çıkarlarımız için gerçek mücadeleci sendikalar ve siyasi örgütlerde yer almalıyız.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.