BOP Gerçeğini Görmezsek, Hiçbir Şeyi Göremeyiz Ne Bugünü Anlarız, Ne Yarını Anlarız…

01.09.2026
208
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

 

Bir Rus atasözü; “Görmek istemeyen göz kadar kör göz olamaz”, diyor.

Bu atasözünde söylenen, söylenmek istenen şey bugün ülkemiz için hayati önem taşıyor. Ve ne yazık ki, ne politika yapıcılarımız ne aydınlarımız ne de halkımız bu sözün gereğini yerine getiriyor. Bir kısmı görmüyor, gösterildiğinde de görmek istemiyor. Bir kısmı da bilinçlice görmek istemiyor. Çünkü işlerine öyle geliyor. Ya da daha doğrusu ABD ve AB Emperyalist Efendileri tarafından verilen görevleri, emirleri yerine getirdikleri için görmek ve göstermek istemiyorlar.

Nedir bu yerli uşakların görmek istemedikleri ABD’nin ana hedefleri?

ABD Emperyalistlerinin onlarca yıl önce, 1960’lı yılların başlarında, kararlaştırarak uygulamaya koydukları, hayata geçirmek için kan teri döktükleri; “Bin Devletli Bir Dünya” hedefleridir!

Yani küçük şehir devletçiklerinden oluşan ve ordusuyla, casus örgütleriyle, dolarıyla ABD’nin hüküm sürdüğü bir dünya…

Adamlar bunu yazılı hale getirmişler, basmışlar. Yani hedeflerini, amaçlarını gizlememişler.

Nedir yerli uşakların görmek istemedikleri bir diğer gerçek?

İçinde Türkiye’nin de bulunduğu Ortadoğu’daki 22 devletin sınırlarının ABD’nin çıkarları doğrultusunda yeniden çizilmesini hedefleyen “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)”tur!

Adamlar bunu da gizlemediler. 2003 yılında Ulusal Güvenlik Danışmanı olan (sonradan ABD Dışişleri Bakanı oldu) Condoleezza Rice’ın ağzından açıkladılar bu amaçlarını ve haritasını da yayımladılar. Bununla da yetinmediler, Roma’daki NATO Koleji’nde ders olarak da okuttular, okutuyorlar.

Nedir görmek istemedikleri ABD kuklalarının?

Ülkemiz için, Vatanımız için, Halklarımız için Cehennemin kapılarının açılması demek olan Yeni Sevr’dir-BOP’tur.

Çünkü, emperyalistler, çökkün Osmanlı’ya imzalattıkları Sevr paçavrasını yırtıp atan ve dünyada ilk kez zafere ulaşan Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mız sonucu kurulan Laik Cumhuriyet’imizi bir türlü içlerine sindiremediler. Kabul edemediler yenilgilerini

Batılı büyük devletler, kısa vadeli planlar yapmazlar. Uzun vadeli planlar yaparlar. 100 yıllık, 150 yıllık planlar yaparlar. Ve bu planlarını hayata geçirmek için de projeler üretirler. Bir değil birçok proje üretirler. Ve yerine ve zamanına göre o projelerin birisini ya da ikisini hayata geçirirler. Ortama bakarlar, şartlara bakarlar, yeni projeleri hayata geçirirler. Bazen beklerler, zaman kazanırlar, sonra yeniden o plan doğrultusunda davranırlar. Ama asla o uzun vadeli planlarından vazgeçmezler.

Bu olaya tarihsel olarak Türkiye açısından bakarsak da 1453’ü unutmazlar. Osmanlı’nın Bizans’ı yıkarak İstanbul’u fethetmesini asla unutmazlar. Bizans’ı yeniden kurma hayallerinden asla vazgeçmezler. Geçmiyorlar da… Örneğin İstanbul’a hâla “Konstantinopolis”, diyorlar. Batılı Emperyalistlerin her zaman maşası olmuş Yunanlılar, Milli günlerinde Bizans bayrağı açıyorlar…

Dini açıdan bakarsak, Fener Rum Patrikhanesini “Ekümenik” ilan etmek istiyorlar. Yeni bir Vatikan Devleti yaratmak istiyorlar…

Ve tabiî 100 yıl önceki büyük hezimetlerinin öcünü almak istiyorlar. Yüzlerce yıldır hayalini kurdukları Osmanlı’yı yıkıp, atomlarına kadar parçalayıp, İstanbul’u ve Boğazları ele geçirip yerine Bizans kurma hayalleri gerçekleşmeye yüz tutmuşken, avuçlarının içine kadar gelmişken, Mustafa Kemal, İsmet İnönü ve Birinci Kuvayimilliyeci Atalarımızın kahramanca direnmeleri, savaşmaları ve Büyük Ekim Devrimi’nin Önderi Lenin’in ve Sovyetler’in kardeşçe yardımlarıyla, ellerinden kayıp gitmelerinin, büyük yenilgilerinin acısını asla unutmuyorlar.

Ve tabiî Laik Cumhuriyet’in kurulmasını da asla hazmedemiyorlar.

Ayının tüm oyununun armuda olduğu gibi, başını ABD’nin çektiği Batılı Emperyalist Devletlerin de tüm planları bunun üzerine oluyor. Onların deyimiyle “100 yıllık ara”dan kurtulmak, yeniden hâkim olmak istiyorlar. Ülkemizi yarısömürge haline getirmiş olmak onları tatmin etmiyor. Siyasi Bağımsızlığımızı da yok etmek istiyorlar. Laik Cumhuriyet’i tümüyle yıkıp yerine Ortaçağcı Faşist bir Din Devleti kurmak istiyorlar. BOP’u bunun için hayata geçirmek istiyorlar ülkemizde de.

Çünkü BOP, bölgemizde kademe kademe hayata geçirildi. Irak, Libya, Suriye düştü. Bölünüp parçalandı. Sırada Türkiye var. Sırada İran var.

İran’da da geçtiğimiz aylarda bir deneme yaptılar ancak İran Yönetiminin ve özellikle İran Halklarının büyük direnişiyle karşılaştılar. Ve amaçlarına ulaşamadılar. Ama şimdilik… Amaçlarından vazgeçmiş değiller…

Türkiye’de ise BOP’u şimdilik “Barışçı” bir biçimde hayata geçiriyorlar.

“Barış” diyorlar, “kardeşlik” diyorlar, “Terörsüz Türkiye” diyorlar, “ Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” diyorlar ve bir kısım halkımızı kandırıyorlar.

Planlayanlar belli: ABD Emperyalistleri ve AB Emperyalistleri. Onların NATO’ları, Pentagonları, casus örgütleri; CIA’ları, MI6’ları vb. kurumları.

Siyonist İsrail ve onun Mossad’ı…

Uygulayanlar belli: AKP’giller ve avanesi, Bohçalıgiller-Kontrgerilla Partisi MHP, PKK-DEM’liler vb. Ortaçağcılar ve sözde solcu Sevrci Sollar…

ABD Emperyalistleri, BOP’u sadece Ortadoğu’da yeni devletçikler kurmak amacıyla istemiyorlar. Aynı zamanda Ortadoğu’daki ileri karakolları, jandarmaları İsrail’in kesin güvenliğini sağlamak için de istiyorlar. Bunun için kan teri döküyorlar. Ve BOP, işte bir de bu amaca hizmet edecek.

Bu 4 ülkedeki, yani; Türkiye, Irak, İran ve Suriye’deki Kürt Hareketini, İkinci bir İsrail olarak, Müslüman bir İsrail olarak ortaya çıkarmak istiyorlar. Bakın bunu PKK’nin önde gelen liderlerinden, İmralı’da Abdullah Öcalan’la birlikte yatmış ve tahliye olmuş Veysi Aktaş, İstanbul Hill Otel’de, 20 Ağustos’ta; Pervin Buldan, Faik Özgür Erol’la düzenledikleri basın toplantısında nasıl dile getiriyor:

“Ayrıca bugün İsrail’in varlığını sürdürebilmesi için Orta Doğu’da bir Kürdistan’a ihtiyaç var ve ikinci bir İsrail’e ihtiyacı var. Sorun bu. Bunu istiyor. Yani milliyetçi bir ulus devlete ihtiyacı var.” (https://t24.com.tr/yazarlar/murat-sabuncu/ocalan-surecin-baslayacagini-nasil-anladi-mandela-gibi-neden-dedi-1921-anayasasinin-guncele-uyarlanmasi-mumkun-mu,58647?_t=1787211685972)

Gördüğümüz gibi, HKP Kurucu Genel Başkanı Nurullah Efe’nin on yıllardır bilimin gücüyle gördüğü ve sürekli olarak dile getirdiği gerçeği dile getiriyor Veysi Aktaş. Tabiî Veysi Aktaş, bu düşüncelerin Abdullah Öcalan’a ait olduğunu da söylüyor:

“Bu kabul edilmiyor. Bunu anlamak lazım. Önderliğin zaten karşı çıktığı husus bu. Milliyetçiliğin her türüne karşı çıkıyor. Bu sürecin gelişmesinin bir nedeni de buydu işte.” (agy.)

“Önderlik” İkinci bir İsrail olmaya karşı çıkıyormuş, güya…

E, peki BOP ne o zaman?

Türkiye için konuşursak, BOP Haritasında Türkiye’nin; Free Kurdistan, West Armenia ve Anadolu’da küçük bir parçada Türklerden oluşan 3 parçaya bölünmüş olduğunu görürüz.

Bu ne demektir?

BOP demektir!

Demirel’in deyişiyle; “Va mı başka izah tarzı bunun…”

Kaldı ki, burada bir nokta daha var. Dikkat edersek, “Ermeni Sorunu” şu günlerde hiç dile getirilmiyor Batılı Emperyalistlerce.

Niye?

Hele şu Kürt Meselesi’ni bir halledelim, sıra ona sonra gelsin, diyorlar. Uyandırma kerizi, diyorlar.

Kaldı ki, yine BOP Haritasında gösterilmeyen, şimdilik dile getirilmeyen sözde Süryani Soykırımı ve Süryani Devleti var torbalarında. Sözde Pontus Rum Soykırımı ve Pontus Rum Devleti var torbalarında…

Konumuza dönersek…

Kürt Sorunu’nda orta vadeli hedef bu. Kısa vadeli hedef ise işte bugünkü durum: “Barış, kardeşlik, terörsüz Türkiye” falan filan…

Yersen!

Yahu, ABD, hem Dünya için hem Ortadoğu için hem de Türkiye için hedeflerini, amaçlarını belirlemiş ve o yönde sürekli davranışlarda bulunuyor. Adımlar atıyor. Mesafeler kat ediyor. Düşürmüş, bölmüş, parçalamış Suriye ve Irak’ı. BOP’u orada hayata geçirmiş. İran ve Türkiye’de sürekli adımlar atıyor, denemeler yapıyor. Türkiye’de bu işin kısa vadeli çözümünü de bulmuş. Kandan ve gözyaşından bıkmış Türk ve Kürt Halkına “barış, kardeşlik, terörsüz Türkiye” mavallarıyla yem uzatıyor. Kandırıyor. Aldatıyor Halkları…

Oysa kim karşı çıkar, kim karşı çıkabilir “barışa, kardeşliğe, terörsüz Türkiye”ye?

Aklı başında hiç kimse…

Ama bu nasıl bir “barış, kardeşlik, terörsüz Türkiye” ve kimin eliyle, kimin girişimiyle, zorlamsıyla bu kavramlar kullanılıyor dediğimiz an, gerçeği bütün çıplaklığıyla görürüz, kavrarız.

Eğer görüp kavrayamıyorsak, cahiliz demektir, gerçeklikleri görmekten, kavramaktan aciziz, demektir. Yok eğer gördüğümüz ve bildiğimiz halde böyle davranıyorsak; hainiz, demektir. Bunun başkaca bir anlamı yoktur.

Emperyalizmi biliyorsak, bildiğimizi sanıyorsak, ABD Emperyalizminin on yıllardır yaptıklarına baktığımız anda, ki daha önce İngiliz-Fransız Emperyalistlerinin yaptıklarına baktığımızda, söylenenlerin gerçek olmadığını, kandırmaca, aldatmaca, hile, sahte olduğunu anlarız.

Kim ABD’nin dünyaya “Barış, Kardeşlik” getirdiğini söyleyebilir, iddia edebilir?

Kim, ABD’nin gittiği her yere kan ve gözyaşı götürdüğünü inkâr edebilir?

Namuslu olan hiç kimse!

“Demokrasi, İnsan Hakları” vb. kavramlar, ABD Emperyalistleri için halkları kandırmakta kullandıkları çerezlerdir. Başkaca da bir şey değildir!

“Emperyalizm, gelişigüzel istilacılık değildir”, diyordu Önderimiz Hikmet Kıvılcımlı bundan 91 yıl önce, “Emperyalizm Geberen Kapitalizm” adlı anıt eserinde.

İşte ABD Emperyalist Haydut Devleti tarafından on yıllardır ortaya konulan; “Bin Devletli Bir Dünya” “Yeşil Kuşak”, “Büyük Ortadoğu Projesi” vb. gibi projelerinin amaçlarına baktığımızda, Hikmet Kıvılcımlı’nın söylediklerinin kanıtlandığını görürüz. Bunu görmeyenlerin de siyasetten, ekonomiden ve politikadan hiçbir şey anlamadıklarını söyleriz.

Örneğin “Gölge CIA” olarak nitelendirilen dünyanın önde gelen özel istihbarat şirketi Stratfor’un kurucusu ve CEO’su,  Fortune 500 şirketlerine, medya kuruluşlarına ve hatta ABD hükümetine analizler sunmakta olan ve George Friedman’ın; “Gelecek 10 Yıl”, “Gelecek 100 Yıl-21. Yüzyıl İçin Öngörüler”, “Amerika’nın Gizli Savaşı-Amerika ve Düşmanları Arasında Küresel Çatışma”, “Savaşın Geleceği-21. Yüzyılda Güç, Teknoloji ve Amerikan Dünya Egemenliği” vb. kitapları bunun için yazılıyor, projeksiyonları bunun için yapılıyor…

Biz, peşinen söyleyelim ki, Kürt Ulusu’nun varlığını kabul etmeyen, Kürt Ulusu’nun; Türkiye, Irak, Suriye, İran olmak üzere 4 parçaya bölündüğünü kabul etmeyen, Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkını kabul etmeyen her kim olursa olsun bırakalım devrimciliği, demokrat bile değildir.

Ve Kürt Sorunu, ABD ve AB Emperyalistlerinin eline bırakılamayacak kadar hayati bir sorundur Türkiye ve diğer parçalar için. Ama ne yazık ki, bugün Türkiye’deki biz Gerçek Proletarya Sosyalistleri bu sorunu çözebilecek, gerçek anlamda Türk-Kürt Kardeşliğini sağlayabilecek, Türk Kürt Halk Cumhuriyeti’ni kurabilecek güçten yoksunuz. Bu çözümü gerçekleştirmeye, bugün için gücümüz yetmiyor. Ama bu sorunu gerçek çözümüne de biz kavuşturacağız.

Ne ABD Emperyalist Haydut Devleti ne Amerikancı Kürt Hareketi PKK-DEM ne de AKP’giller ve avaneleri bu sorunu gerçek çözüme kavuşturmazlar. Kavuşturamazlar. Onlar sadece halklar arasına kan davaları sokarlar. 1000 yıllık kardeşliğimizi dinamitlerler, atomlarına kadar parçalamak isterler birliğimizi.

HKP’nin Kurucu Genel Başkanı Nurullah Efe’nin hep söylediği gibi, Kürt Sorunu’nun iki çözümü vardır:

1- Bugünkü Amerikancı Burjuva Çözüm,

2- Bir de bizim önerdiğimiz Devrimci Çözüm.

Yoktur bunun ikisinin ortası. Ve biz Gerçek Proletarya Sosyalistleri, bu sorunu gerçek çözümüne, devrimci çözümüne, halklar için en adaletli çözümüne er ya da geç kavuşturacağız.

O yüzden kimse bize; siz Kürt Halkının düşmanısınız, barışa ve kardeşliğe düşmansınız, terörsüz Türkiye’ye karşısınız, demesin. Asla!

O yüzden Türk ve Kürt Halklarını uyarıyoruz;

Aldanma yerli yabancı Parababaları Devletlerinin sahte “barış, kardeşlik” sözlerine. İnanma onlara.

Onlar, şu ana kadar halklar için olumlu hiçbir şey yapmamışlardır ve yapmazlar da. Akrebin doğası gereği sokması gibi, ABD ve diğer Batılı Emperyalist Devletler de sömürü, yağma, talan, vurgun, soygun düzenlerinin devamı için, “Bin Devletli Bir Dünya” için yapmadık, etmedik kötülük bırakmazlar…

Sevr, vatanın parçalanmasıdır!

BOP; Yeni Sevr’dir!

Gör bu gerçeği!

Ve senin için kendini paralayan, her türlü güçlüğü göze alarak mücadele eden, savaşan Halkın Kurtuluş Partisi’nde örgütlen!

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.