ABD’nin Ülkemiz İçin Planı: BOP Çerçevesinde Bölünüp Parçalanma Bizim Planımız: Bölgemizde Çelikten Yıkılmaz Bir Kale Olacak Türk Kürt Halk Cumhuriyeti

11.08.2025
2.354
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

Başta ABD Olmak Üzere

Batılı Büyük Emperyalist Devletler

“Güçlü Ulus Devletlere” Karşıdır

ABD’nin ülkemizdeki Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi yani Türkiye-Suriye Sömürge Valisi Tom Barrack, ABD merkezli AP ajansına konuşmuş ve “Güçlü ulus devletler bir tehdittir. Özellikle Arap devletleri, İsrail için bir tehdit olarak görülür. Bence tüm azınlık toplulukları, birlikte ve merkezi olarak daha iyi olacağımızı söyleyecek kadar akıllılar”, ifadelerini kullanmış. (https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/abd-temsilcisi-tom-barrack-guclu-ulus-devletler-israil-icin-bir-tehdittir-2420057)

Kimin adına konuşuyor Tom Barrack?

ABD adına!

Tom Barrack’a, ABD’nin bölgemiz ve ülkemiz hakkındaki düşüncelerini açıklıkla dile getirdiği için teşekkür etmemiz gerekiyor. Çünkü bu açık ifadeleriyle ABD’nin; ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın geleceği hakkındaki düşüncelerini, planlarını, duymak istemeyen kulaklara, görmek istemeyen gözlere batırırcasına dile getirmiş.

Barrack öncelikle bir genelleme yapıyor ve; “Güçlü ulus devletler bir tehdittir”, diyor.

Yani küçük, güçsüz “ulus devletlere” değil, “Güçlü ulus devletlere” karşıymış ABD.

Çünkü; “Tehdit”miş “Güçlü ulus devletler”.

Kimin için tehditmiş?

Burada isim vermiyor, özne kullanmıyor Barrack ama kastettiği herhalde; ABD’dir, İngiltere’dir, AB Üyesi Emperyalist Devletleridir. Ve diğer emperyalist devletlerdir kaçınılmazca.

Yoksa başta kendisi (ABD) olmak üzere İngiltere, AB Devletleri ve Japonya, Kanada vs.leri “tehdit” olur.

Çünkü yine başta kendileri olmak üzere; İngiltere, AB Devletleri ve Japonya, Kanada vb.leri dünyanın en “Güçlü ulus devletler”idir şu anda.

Dolayısıyla Barrack bunu kastetmiyordur doğal olarak…

Ve Barrack sözlerine devam ederek; “Özellikle Arap devletleri, İsrail için bir tehdit olarak görülür”, diyor.

Barrack, burada kibarlık yapıyor, eldivenli konuşuyor, gerçek düşüncelerini dile getirmiyor; “Özellikle Arap devletleri”, diyor ama özünde kastettiği, Türkiye ve İran’dır şu an için.

Niçin?

Çünkü bölgemizde “Güçlü ulus devletler” bunlardır.

Peki ABD’yi rahatsız eden başka “ulus devletler” var mıydı bölgemizde?

Vardı.

Kimdi bunlar?

Irak’tı, Libya’ydı, Suriye’ydi bildiğimiz gibi. İşlerini bitirdiği için onları dile getirmiyor Barrack.

Irak, Suriye ve Libya da (bir zamanlar Mısır da) BAAS İdeolojisi çerçevesinde Arap Ulusunun birliğini savunuyorlardı. İşte o yüzden saldırıya uğradılar, yıkıldılar, parçalandılar. Liderleri asıldı, vahşice katledildi…

Ne diyor Barrack bir de?

“İsrail’in egemen bir devlete müdahale edebileceğini kabul edip etmediğiniz farklı bir sorudur” diyen Barrack, ‘İsrail’in Suriye’yi kontrol eden güçlü bir merkezi devlet yerine parçalanmış ve bölünmüş görmeyi tercih edeceğini’ belirtti.” (agy)

Ne demek “farklı bir sorudur”?

İşine gelmeyince böyle söyle.

Hangi hukukta, bir devletin bir başka egemen devlete müdahale edebileceği yönünde madde vardır?

Uluslararası Hukukta, Devletler Hukukunda nerede böyle bir anlayış, kabul ediş var?

Olur mu öyle şey?

Ama oluyor!

Niye?

Çünkü “Güçlü” devletler, güçsüz devletleri istedikleri gibi bölüp parçalayabiliyorlar.

Bu yurtsever, antiemperyalist iktidarlar niye yıkıldı?

İşte bunun için.

Kalan “Arap devletleri”nin hangisi İsrail’e düşman bugün?

Hiçbirisi düşman değil. Aksine on yıllardır “Camp David” Sözleşmesi,  “İbrahim Anlaşmaları” vb. anlaşmalarla İsrail’le birlikte yaşamayı kabul etmiş devletler. İsrail’in en son Gazze’de yaptığı, katliam diyemiyoruz artık, soykırıma hangi “Arap devletleri” gerçekten, sözle bir iki kınamanın dışında, karşı çıkıyor?

Hiçbiri!

Ve en son ABD ve AB Emperyalistleri tarafından ve bölgedeki yerli işbirlikçileri (Türkiye, Suudi Arabistan, Katar vb.) tarafından iktidara getirilen Ortaçağcı HTŞ ve onun lideri geçinen Golanı mi İsrail’e düşman?

Ne ilgisi var!

İşte daha dün, Fransa’da yapılan anlaşmayla, Suriye fiilen 3 parçaya bölündü. Dürzi Bölgesinin bağımsızlığı kabul ettirildi Golani’ye.

Ve İsrail Suriye’de at oynatıyor, at koşturuyor istediği gibi…

Yani Barrack’ın “Arap devletleri” ifadesi lafügüzaf (boş laf, kandırmaca laf) türünden şeyler…

Sömürge Valisi Barrack’ın dile getirdiği bu düşünceler yeni mi? Duyulmadık, bilinmedik, ilk kez dile getirilen düşünceler mi? Planlar, Projeler mi?

Hayır, değil.

ABD, Barrack’ın ağzından dile getirdiklerini hayata geçirmek için on yıllardır savaşıyor. Sözcüğün tam anlamıyla savaşıyor. Dünyanın dört bir yanında savaşlar çıkartıyor, işgaller, ilhaklar gerçekleştiriyor.

Afrika, Latin Amerika, Kafkasları bir yana bırakalım, Yugoslavya’da başlayan ve bir devletten yedi devlet çıkarmayla başlayan süreç, Ortadoğu’da devam etmedi mi? Etmiyor mu?

Irak 3’e bölündü.

Libya kaça bölündü kimse bilmiyor.

Suriye kaça bölünecek o da belli değil. 3, 4… Allah ne verdiyse artık.

Ya Türkiye?

Ya İran?

Kaça bölünecekler belli mi?

Türkiye en az 3’e bölünecek. O kesin; Anadolu’da Türklere bırakılan bir küçücük devlet, Kürdistan ve Ermenistan.

Ya Pontus Rum Devleti?

Ya Zaza Devleti?

Ya Süryani Devleti?..

Bunlar da planları, projeleri içinde ABD’nin.

Daha 1960’lı yıllarda ne diyordu ABD?

1000 Devletli Bir Dünya!

Ana amaç bu!

Dolayısıyla yaşananlar ne sürpriz, ne bilinmedik bir durum.

Kaldı ki, bundan 100 yıl önce bir tek Arap Ulusunu 22 parçaya bölmedi mi İngiliz-Fransız Emperyalistleri Sykes-Picot Antlaşmasıyla? Ve Sevr’le bunu hayata geçirmediler mi?

Çizmediler mi masa başına oturup cetvelle sınırları?

Çizdiler.

Koca Afrika Kıtasında aynısını yapmadılar mı?

Hindistan-Pakistan sınırları da çizilmedi mi cetvelle Cyril Radcliffe’ler-Lord Mountbatten’ler tarafından…

Ama şimdi dünyanın jandarması ABD ve o da kendince yeni sınırlar çizmek istiyor. Daha da bölüp parçalamak istiyor Ortadoğu’yu ve dünyayı.

Ve böylece de İsrail’in güvenliğini sağlayacak.

İsrail’in güvenliği demek; soyut bir İsrail güzellemesi değil. Tek tek Yahudiler, ABD için hiçbir önem taşımaz. Ama Arap Halkının, özellikle Filistin Halkının bağrına, böğrüne saplanmış yapay İsrail Devletinin güvenliğini sağlamak; hem Arap Ulusunu bölüp parçalamak hem de Siyah Altın Petrolün ve Doğalgazın üretiminin, dağıtımının ve ulaşımının güvenliğini sağlamak demektir.

İsrail’in güvenliği demek; BOP çerçevesinde bölünüp parçalanmış Türkiye sonucu Amerikancı Bağımsız bir Kürt Devleti, yine Amerikancı “Büyük Ermenistan” demektir.

Marksist-Leninistler

Güçlü ve Büyük Devletlerden Yanadır

ABD ve diğer Batılı büyük Emperyalist devletler “Güçlü ulus devletler”e karşıymış. Çünkü; “tehdit”miş Emperyalistler açısından.

Halkın Kurtuluş Partisi ve O’nun Genel Başkanı Sayın Nurullah Efe Ankut da on yıllardır bu gerçeği dile getiriyor ve ABD’nin bu planlarını, projelerini engellemek için hayatını ortaya koyuyor. Tâ 2003 yılında Hikmet Kıvılcımlı’yı Anma Toplantısı’nda yaptığı bir konuşmada, şöyle diyordu Sayın Genel Başkan:

“Çünkü küçük bir devletin sınırları içinde, proletarya iyi gelişemez. Ulusal darlık içine hapsolur. Devlet ne kadar geniş olursa, devletin sınırları, proletarya o kadar iyi gelişir. Çünkü, proletaryanın amacı, Proletarya Enternasyonalizmidir. O bakımdan proleterler birlikten yanadır.” (Hikmet Kıvılcımlı’nın Bedence Aramızdan Ayrılışının 32’nci Yıldönümü’nde (2003 Yılı’nda) Yapılan Anma Konuşmasından,  Aktaran: Lenin Sonrasının Marksizmi-Leninizmi Işığında Dünya ve Türkiye Cilt: III, Derleniş Yayınları, s. 59)

Nurullah Efe Ankut, yine 2007 yılında yaptığı Anma Konuşması’nda bu konuya şöyle yaklaşıyordu:

“Çok büyük bir devletin sınırları içinde yaşamak, o devletin imkânlarıyla yaşamak, onlara sahip olmak halklara, başta İşçi Sınıfı olmak üzere, tüm emekçi halklara, daha büyük olanaklar sunar. Teknoloji de daha iyi gelişir. Kültür de daha iyi gelişir. Dış düşmanlara karşı daha güçlü olunur. Yabancı işgalcilere karşı da, emperyalistlere karşı da… Ayrıca bir zenginliktir bu.

“(…)

“(…) Söylediğimiz gibi emperyalistler var. Dünyayı babalarının çiftliği gibi yönetmek istiyorlar. Başta ABD ve onların müttefiki diğer emperyalistler, ülkeleri parçalamak, dağıtmak, kendi yağmalarına engel oluşturabilecek, onlara direnebilecek büyüklükteki devletleri yok etmek istiyorlar. Ve dünyayı, bin ülkeli bir dünya haline getirmek istiyorlar. Dünyayı küçük şehir devletlerine bölmek istiyorlar, arkadaşlar. Şimdi bu isteklerini, onların pek çok belgesinde görebiliriz. Zamanımızı bir hayli aştık, ama bir iki belgeyi okuyayım, daha somutlaşır.

“Küreselleşmenin ünlü teorisyenlerinden John Naisbitt ise SEÇKİNLERİN DÜNYA EGEMENLİĞİ’ni hedefleyen Yeni Dünya Düzeni’nin stratejik bir gereği olan küreselleşmenin temel amacının, ulus devletleri küçük parçalara bölmek olduğunu açık olarak şöyle ifade ediyor:

“Eğer dünyayı TEK PAZARLI DÜNYA haline getireceksek, PARÇALARI KÜÇÜK OLMALI… BİN ÜLKELİK bir dünya, ulus devletlerin ötesine geçmeyi belirten bir mecaz… Yeni liderler, (devlet başkanları, ATÖ), artık devletler arasında değil, bireyler ve ŞİRKETLER arasında stratejik ittifakı kolaylaştıracak, ya da en azından karşı çıkmayacaklardır. (…) bu süreç, HÜKÜMETSİZ BİR YÖNETİMİN yayılmasına doğru ilerleme süreci”dir.

“Çok açık koyuyor, arkadaşlar.

“Ali Tayyar Önder, “Türkiye’nin Etnik Yapısı” adlı kitabının 336’ncı sayfasında bu emperyalist belgeyi aktarıyor. Yine arkadaşlar, bir başka emperyalist temsilci:

“Yeni Dünya Düzeni’nin, yani “seçkin zenginler egemenliğinin” sözcüsü New Perspectives Quarterly dergisi başyazarı ise daha da ileri gidiyor ve küreselleşmenin hedefini şöyle tanımlıyor:

“Yeni Dünya Düzeni’nin en önemli yapı taşları silahlı uluslar yerine, GLOBAL ÖLÇEKLİ ŞİRKETLERE ev sahipliği yapan, teknolojik olarak geliştirilmiş, ŞEHİR DEVLETLERİ olacaktır.” (agy, s. 337)

“İşte böyle niyetler peşinde arkadaşlar emperyalistler. Yine bir zamanlar Türkiye Büyükelçiliği de yapan Strausz Hupe arkadaşlar, hedefi daha somut bir şekilde ortaya koyuyor ve bir makalesinde bunu şöyle ifade ediyor (Amerikan Dış Politikaları Araştırmaları Enstitüsü Başkanı bu kişi aynı zamanda):

“Milliyetçilik bu yüzyılın en büyük gerici kuvvetidir… mal ve hizmetlerin serbest dolaşımını engeller, ekonomik ve kültürel gelişimi durdurur. Amerikan halkının misyonu, MİLLİ DEVLETLERİ TARİHE GÖMMEK, onların kalan halklarını, daha küçük birimlerde birleştirmek ve ELİNDEKİ GÜÇ ile, düzenin muhtemel sabotörlerini caydırmaktır. Önümüzdeki 50 yılda gelecek Amerika’nındır.” Bunu da aynı kitabın 335’inci sayfasında aktarıyor, Ali Tayyar Önder. Yine, Amerika’nın büyük emperyalist sözcülerinden ve petrol milyarderi David Rockefeller: “(…) 15 yıl önce, Haziran 1991’de küresel sermayeyi yönlendirip, güçlendiren en önemli kuruluşlardan biri olan Üçlü Komisyon (Trilateral Commission)’da yaptığı konuşmada, Yeni Dünya Düzeni ile hedeflenen seçkin elitlerin ve zenginlerin, ULUSÜSTÜ EGEMENLİĞİNE dayalı DÜNYA HÜKÜMETİ olduğunu, çok açık olarak söylüyor ve diyor ki:

“The Washington Post, The New York Times, The Magazine ve DİĞER BÜYÜK yayın organlarının yöneticilerine toplantılarımıza katıldıkları için, BİZİ KIRK YILI AŞKIN BİR SÜREDİR DESTEKLEDİKLERİ İÇİN müteşekkiriz. Bu yıllar boyunca HALKIN DENETİMİNE MARUZ KALMIŞ OLSAYDIK, dünya ile ilgili tasarımızı asla geliştiremezdik. Fakat şu anda dünya, DÜNYA HÜKÜMETİNE doğru ilerlemek için, daha donanımlı ve hazır. Entellektüel bir SEÇKİNİN ve DÜNYA BANKACILARININ ULUSÜSTÜ EGEMENLİĞİ, geçmiş asırlarda uygulanan ulusal özdenetime kıyasla, kesinlikle daha makbuldür.” (agy, s. 333-334)

“Yani daha belgeler de aktarıyor arkadaşlar da, zamanımız yok…

“Yani emperyalistler dünyayı böylesine küçük parçalara bölmek istiyorlar. Amaçları bu. Türkiye’de de, biliyorsunuz sayıları bazen 26, bazen 34, bazen 42’ye kadar varan azınlıklar keşfediyorlar. Ve dikkat edersek, insan haklarından amaçladıkları, başta azınlık hakları, etnik ve dinsel azınlık hakları, eşcinsel hakları gibi şeyler. Emperyalist amaçlarına ulaşmak için, bu tür meseleleri kullanıyorlar.

“İşte bakın Yugoslavya’da aynı şeyi yaptılar. Tek Yugoslavya’yı yedi parçaya bölüyorlar bugün. İşte Irak’ı üç parçaya böldüler. Yine, Yeni Ortadoğu haritası yayımlandı Amerikan askeri dergisinde; Sevr haritasına benzer bir harita. Yine Doğu Anadolu, Kürdistan ve Ermenistan olarak parçalanmış olarak gösteriliyor o haritada. Ve İtalya’daki NATO Koleji’nin eğitim birimlerinde de kullanılıyor o harita, Amerikan subayları, NATO subayları tarafından. Yani bu da, başta ABD olmak üzere emperyalistlerin, yeniden Sevr peşinde olduklarını gösteriyor, Sevr’i uygulamak istediklerini gösteriyor.” (Hikmet Kıvılcımlı’nın Bedence Aramızdan Ayrılışının 36’ncı Yıldönümü’nde (2007 Yılı’nda) Yapılan Anma Konuşmasından, Aktaran: Lenin Sonrasının Marksizmi-Leninizmi Işığında Dünya ve Türkiye Cilt: III, Derleniş Yayınları s. 325-326)

***

“Batılı Emperyalistler, yine bilindiği gibi, karşılarında güçlü devletler olsun istemezler. Çünkü her güçlü rakibin altedilmesi-yenilmesi zordur. Çok uğraşmayı, çalışmayı gerektirir. Büyük bir ülkesi olan güçlü devletler de bu emperyalistler karşısında daha fazla direnç gösterirler. Batılı Emperyalistler, bunları da sömürür, ama zayıf devletleri olduğu gibi kolayca sömüremez. Daha çok çaba sarf eder. Daha fazla zaman harcar, enerji harcar. O yüzden Batılılar, sömürecekleri alanlarda-bölgelerde küçük, kukla devletçikler olsun isterler. Karşılarında direnç noktası oluşturabilecek güçlü devletleri de minik devletçikler haline getirmek isterler. Tabiî bölerek-parçalayarak. Arap Ulusu’nu bu yüzden 22 parçaya bölmüşlerdir. Yugoslavya’yı yine bu yüzden 6 parçaya bölmüşlerdir. Ve Irak’ı bölmüşlerdir en son olarak da.

“Bunu nasıl yaparlar?

“Ülkelerdeki, etnik ve dinî farklılıkları kullanarak. O farklılıklardan hareketle, halkları birbirine karşı kışkırtarak ve birbirine kırdırarak. O halklardan kendine en yakın duranın yanında yer alarak, zayıfı, güçsüzü koruyormuş rolüne girerek. Zayıfın koruyucusu rolünü oynayarak.” (Ermeni Sorunu, Ayrım III Bu cinayetlerin sebebini yaratan ABD ve AB Emperyalistleridir!)

“Batılı Emperyalistler, artık karşılarında direnç noktası oluşturabilecek güçlü-büyük devletler, ülkeler olsun istemiyorlar. Tersine, dünyayı “bin devletli” bir yapıya büründürmek istiyorlar. Minik Kent Devletçiklerine bölmek istiyorlar mazlum ülkeleri. Böylece onları gönüllerince sömürgeleştirip, boyunduruklamak istiyorlar.” (Halkın Kurtuluş Yolu, Sayı 24, 08 Şubat 2007, s. 9, Aktaran: Sevrci Soytarı Sahte Sol ve Ermeni Sorunu, s. 91)

***

“Ali Tayyar Önder’in “Türkiye’nin Etnik Yapısı” adlı kitabından bir paragraf aktarmak istiyorum arkadaşlar:

“1961 yılında, günümüzden 45 yıl önce Washington’daki NATO karargahı’nda yüksek rütbeli bir Türk Subayının ele geçirdiği “en gizli”den (Cosmic Top Secret) daha yüksek gizlilik derecesine sahip(vagram), bir dosyada, Sovyetler Birliği’nin dağılacağı, Orta Asya’da 5 ya da 6 Türk Cumhuriyetikurulacağı, 30 yıl öncesinden öngörülerek, kurulacak Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye ile ilgili politika, şu şekilde belirlenmiştir (O rapordan aktarıyor, arkadaşlar. – N. Ankut):

“Türk devletlerinin işgal edecekleri coğrafya stratejik yönden çok değerli ve tabiî kaynaklar bakımından çok zengindir. Bu devletler Batı’daki Türk Cumhuriyeti ile birleşirse o zaman ortaya Hitler Almanyası ya da Stalin Rusyası’ndan daha tehlikeli bir kuvvet Batılıların karşısına çıkar. Türkiye Cumhuriyeti ile Doğu Türklerini birleştirmemek için elden gelen yapılmalı, Türkiye ile bu devletler arasında tampon devletler kurulmalı, TÜRKİYE’nin LİDER DEVLET OLMASINI ENGELLEMEK İÇİN SİYASİ VE EKONOMİK BÜTÜN TEDBİRLER ALINMALIDIR.” (15 Mart 2008 tarihinde düzenlenen Latin Amerika’dan Türkiye’ye Devrimci Kavga Konferansı’ndan.)

***

 Yani bizim on yıllar öncesinden görüp gösterdiğimiz bu gerçeği bugün ABD Emperyalistlerinin Sömürge Valisi T. Barrack bir kez daha dile getirerek, bizim öngörümüzü bir kez daha doğruluyor.

Devrimci Önderlik; önceden görmek ve doğru görmektir.

İşte biz bu devrimci önderlik görevini on yıllardan bu yana gösteriyoruz.

Hatta Genel Başkanımız bunları söylediğinde, Sevrci Sahte Solcular bizi “emperyalistlikle”, “ırkçılıkla”, “şovenlikle” suçlamaya kalkmışlardı. Onlar neyi biliyorlardı ki Marksizm-Leninizmin bu konudaki tezini de bilselerdi…

Lenin Usta bundan 111 yıl önce, Şubat-Mayıs 1914 tarihlerinde yazdığı “Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı” adlı kitabında bu konuyu netçe açıklığa kavuşturmuştu oysa. Hem de döne döne, tekrarlaya tekrarlaya… Okuyalım:

“(…) Hiç şüphe yok ki öteki koşullar eşit olmak şartıyla, bir Marksist için büyük devletler, küçüklere kıyasla, her zaman yeğ tutulur.

“(…)

“Elbette ki, Marksistler, kapitalizmin gelişmesinin devletlerin mümkün olduğu kadar merkezileşmiş olmasını gerektirdiği gibi basit bir nedenden ötürü federasyona, merkeziyetsizliğe karşıdırlar. Bütün öteki koşullar eşit olduğu takdirde, bilinçli proletarya, her zaman, daha büyük devletten yana olacaktır. (s. 45)

“(…)

“Ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkını, yani ayrı bir ulusal devlet kurmak üzere ayrılma hakkını başka bir yazıda ele alacağız. Ama ayrı ayrı ulusların tek bir devlet içinde birleşebildikleri sürece, Marksistler, hiçbir zaman ne federatif ilkeyi, ne de merkeziyetsizliği savunmayacaklardır. Merkezi bir büyük devlet, Ortaçağ’a özgü parçalanıştan, geleceğin bütün dünyanın sosyalist birliğine götüren büyük bir tarihi ilerlemeyi ifade eder ve (kapitalizme çözülmez bağlarla bağlı) böyle bir devletten geçen yoldan başka sosyalizme giden yol yoktur.

“Ama merkeziyetçiliği savunurken, bizim, ancak demokratik merkeziyetçiliği savunduğumuzu unutmak bağışlanmaz bir hata olur. (s. 46)

“(…) Biz sosyal-demokratlar, her türlü şoven-milliyetçiliğe karşıyız ve demokratik merkeziyetçilikten yanayız. Biz, aynı zamanda, yerel özelciliğe, bölge şovenciliğine de karşıyız; biz, bütün öteki etkenler eşit olduğu takdirde, büyük devletlerin, iktisadi ilerlemenin doğurduğu sorunları ve proletaryanın burjuvaziye karşı mücadelesinin getirdiği sorunları, küçük devletlerden çok daha başarılı olarak çözüme bağlayabilecekleri inancındayız. Ama biz, ancak serbest rızaya dayanan ve zorla kabul ettirilmeyen ilişkileri kabul ediyoruz. Her nerede, uluslar arasında zora dayanan bağlar görürsek, biz, her ulus için, kendi siyasi kaderini serbestçe tayin etme hakkını, yani ayrılma hakkını azimle ve kayıtsız şartsız savunuruz. (s. 138)

“Sosyalizmin amacı yalnızca insanlığın küçük devletlere bölünmüşlüğünü ve her türlü ulusal izolasyonu ortadan kaldırmak değil, aynı zamanda onları birleştirmektir.” (s. 140)

Yine Lenin Usta’dan, 1917 yılı Nisan ayında yayımlanan “Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi” adlı kitabından bir aktarma yapalım. Bakalım orada ne diyor bu konuyla ilgili Lenin Usta:

Proletarya partisi, emekçiler için avantajlı olduğundan, mümkün olduğunca büyük bir devletin yaratılmasını amaçlar, hedefi ulusların yakınlaşması ve gelecekte kaynaşmasıdır. Fakat bu hedefe, şiddet aracılığıyla değil, yalnızca tüm uluslardan işçi ve emekçilerin özgür, kardeşçe bir ittifakı yoluyla uluşmak istiyor.

“Rusya Cumhuriyeti ne kadar demokratik olursa İşçi ve Köyle Temsilcileri Sovyetleri Cumhuriyeti olarak ne kadar başarılı örgütlenirse, tüm ulusların emekçi kitleleri kendilerini o kadar güçlü bir şekilde böyle bir cumhuriyete özgürce cezbedilmiş hissedeceklerdir.”

Gördüğümüz gibi, Lenin Usta da “Büyük ve Güçlü Devletler”den yanadır.

İşte Barrack şahsında ABD Emperyalistleri de bu teze karşı çıkmaktadırlar özünde; “Güçlü ulus devletler tehdittir”, diyerek.

Yani Sınıflı Toplum Düzeninde bu konuda iki tez ortaya çıkmaktadır:

Emperyalist devletler, küçük ve güçsüz devletleri yeğlerler. Çünkü onları kolayca işgal ve ilhak edebilirler. Yeraltı ve yerüstü servetlerini kolayca yağmalayabilirler bu sayede…

Marksist-Leninistler, Emperyalist devletlere karşı, küçük ve güçsüz devletleri değil, onlarla; siyasi-ekonomik-askeri olarak kararlıca mücadele edecek büyük ve güçlü devletleri yeğlerler.

Yani Barrack, güneşin altında bilinmedik bir şey söylemiyor ama dile getirdikleriyle bu gerçeği bir kez daha görmemizi ve göstermemizi sağlıyor. Bilince çıkarmamıza vesile oluyor…

 

Türk Kürt Halk Cumhuriyetini Kuracağız!

İşte biz, bu Marksist-Leninist ilkeden dolayı savunuyoruz;

22 parçaya bölünmüş Arap Ulusunun,

Onlarca devlete bölünmüş Afrika Ulusunun, Latin Amerika Ulusunun,

4 parçaya bölünmüş Kürt Ulusunun,

Ve tabiî ki 5 parçaya bölünmüş Türk Ulusunun birliğini…

Ve bu yüzden savunuyoruz Türk ve Kürt Ulusunun birliğini.

Ve o yüzden kuracağız Türk Kürt Halk Cumhuriyetini,

Ve sağladığımızda Türk Ulusunun birliğini, kurduğumuzda Türk Kürt Halk Cumhuriyetini;

Başta ABD olmak üzere Batılı Büyük Emperyalist Devletlerin tehdidi, korkulu rüyası olacağız Asya’dan Avrupa’ya, Ortadoğu’ya…

 

 

 

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.