AKP’giller’in Eğitim Bakanlığının düzenlediği 20. Eğitim Şurası’nın ardından

05.01.2022
A+
A-

Prof. Dr. Özler Çakır

AKP’giller’in Eğitim Bakanlığının Aralık ayında düzenlediği 20. Eğitim Şurası, 1-3 Aralık 2021 tarihinde, Kaçak Saray’da yapılan açılışla gerçekleşti. Şuraya, Maarif Vakfı, Diyanet Vakfı, yandaş Eğitim Bir Sen gibi Ortaçağcı-Gerici örgütler katıldılar.

Muaviye-Yezid, CIA-Pentagon İslamcısı AKP’giller’in iktidara geldiklerinden bu yana Laik Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri olan Öğretim Birliği Yasasına, Laik ve Bilimsel eğitimin köküne dinamit koydukları Ortaçağcı-gerici eğitim uygulamalarına bu Şura ile birlikte yenilerini eklemenin yolunu açacak tavsiye kararları çıktı.

Halkımızı Allah ile kandıran Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının günümüzdeki Ortaçağcı örgütlenmeleri olan ÖNDER, TÜGVA, İlim Yayma Cemiyeti, ENSAR vb. gibi vakıf ve derneklerle, Eğitim Bakanlığı aracılığı ile protokoller imzalayarak tüm eğitim kurumlarımızı Peşaver Medreselerinden farksız hale getirmeleri yetmedi AKP’giller’e. Bu din tüccarlarına, tarikat-cemaat evlerinde, fiilen uygulamaya koydukları sübyan mekteplerinde, küçücük çocuklarımızın beden, akıl ve ruhlarına tecavüz etmeleri yetmedi. Şimdi de Şura bahanesiyle bunları daha da ileriye götürmenin, yasal kılıf hazırlamanın, meşrulaştırmanın zeminini oluşturmaktalar. Örneğin, “Eğitim Sisteminin Kalitesinin İzlenmesi” başlığı altında tartışılan bir maddeye, kamu kurumlarının yanı sıra “ilgili” kuruluş ve “STK’ler” ile de işbirliği yapılması ifadesi eklenerek, dini vakıf ve derneklerin eğitim alanında önünü açan düzenlemeler yapıldı (https://www.birgun.net/haber/sura-dan-vakiflara-kiyak-cikti-367920).

Şura öncesinde, Eylül ayında, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 4-6 yaş grubu Kur’an kurslarının okulöncesi zorunlu eğitimden sayılmasına yönelik açıklamalarda bulunmaktaydı. Şurada, Diyanet ve yandaş Eğitim Bir Sen işbirliği ile gündeme getirilen “Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlâk ve değerler eğitimi yer almalıdır.”  önerisi oy çokluğu ile kabul edilerek tavsiye kararı niteliği kazandı. Şuranın ardından AKP’giller’in Türkiye Maarif Vakfı’ndan gelme son Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “bakanlığın şurada alınan kararları emanet olarak aldığını ve hızlı şekilde gözden geçirip uygulamaya geçirmek için de her türlü çabayı sarf edeceklerini” söyledi. (https://tele1.com.tr/suradan-okul-oncesine-din-egitimi-karari-cikti-bakan-ozerden-aciklama-geldi-519181/).

Şura öncesinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, 11 Kasım 2021 tarihinde, “4-6 Yaş Grubu Kur’an Kursları Öğretim Programı”nın uygulamadaki verimliliğini artırmak, alanda mevcut sorunları tanımlamak ve çözüm önerilerini görüşmek amacıyla  “Yaygın Din Eğitimi Bağlamında Okul Öncesi Dönem (4-6 Yaş) Din ve Değerler Eğitiminde Gelecek Perspektifi Çalıştayı” gerçekleştirilmişti.

Kısacası AKP’giller, ülkemizi Ortaçağ karanlığına gömme, Ortaçağcı Faşist Din Devleti’ni kurma hedefleri doğrultusunda, okulöncesi eğitimini de sübyan mekteplerine çevirmenin yolunu sistematik bir biçimde adım adım inşa etmekteler. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2013-2014 eğitim-öğretim yılında pilot olarak 10 ilde uygulamaya koyulan ve kurumun WEB sitesinde “kısa sürede toplumumuzun büyük teveccühünü kazanan Kur’an Kursları Öğretim Programı (4-6 Yaş Grubu), Başkanlığımızın en önemli yaygın din eğitimi faaliyetleri arasında yer almaktadır.” ifadesiyle tanıtılmakta Kur’an kursları. Bu kurslar için öğretim programı oluşturulmuş ve program doğrultusunda “Öğretici Kitabı” da hazırlanmış. Bu kitap, kurumun WEB sayfasında yer almakta (https://egitimhizmetleri.diyanet.gov.tr/Documents/4-6-yas-ogretici-kitabi.pdf).

Yukarıda değindiğimiz belgeler, Ümmet Toplumu yaratmak isteyen AKP’giller’in, okulöncesi eğitimi “dindar ve kindar” Ortaçağcı müritler yetiştirme sürecinin başlangıç basamağı olarak kullanacağının somut örnekleriyle doludur. İlgilenenler, yukarıdaki bağlantıdan okulöncesi dönemi çocuklarımızın bilişsel, duyuşsal ve kişilik gelişimini onmaz biçimde baltalayacak olan programın ayrıntılarını inceleyebilirler. Tarihin en asalak ve en gerici sermaye sınıfı olan Tefeci-Bezirgân Sermayenin iktidardaki temsilcilerinin, kendi insanlık dışı saltanatlarını sürdürebilmek için yarınlarımız olan çocuklarımızı, gelişim süreçlerinin en kritik dönemi olan okulöncesi eğitim sürecinden başlayarak nasıl heder ettiklerinin ve edeceklerinin somutluğunu görebilirler. 4 yaşından başlayarak böyle bir eğitim alan her bireyin kesinlikle sorgulayamayan, yaratıcı ve bilimsel düşünme becerisinden yoksun, yaşamını hurafeler üzerine kurup sürdüren biçare kullar olmaktan öteye geçemeyeceği kesindir. Biz bu yazımızda,  “Kur’an Kursları Öğretici Kitabı”ndan bazı örnekleri almakla yetineceğiz. Örneklerden de görüleceği üzere evrensel düzeyde Çocuk Haklarına ve yürürlükte olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aykırı olan bu programın, eğitbilimin tüm ilkelerini inkar ettiğini tartışmaya bile gerek yoktur.

Kitap bir “Sunuş” ile başlamakta. Aşağıda bu Sunuş’tan kesitlere yer verdik:

“Kur’an-ı Kerim ve Sünnet başta olmak üzere, on dört asırlık İslam medeniyeti birikimi ve yapılan araştırmalar bizlere, din eğitiminin küçük yaşlardan itibaren gerekliliği hususunda pek çok örnekler sunmaktadır. Kur’an-ı Kerim; çocuğun henüz zihnî gelişim aşamasında, davranışlarının olgunlaşması ve hayat felsefesinin oluşabilmesi için eğitime tabi tutulması gerekliliğini ifade etmektedir.”

“(…)

“Başkanlığımızın yaygın din eğitimi faaliyetleri kapsamında hizmet sunduğu muhatap kitle, gelişen ve değişen şartlara uygun olarak her geçen gün çeşitlenmektedir. Din eğitiminde yaş sınırının kaldırılmasıyla birlikte bu profil çeşitliliğine 4-6 yaş grubu çocuklar da dahil olmuştur.

“Dini ve ahlâki eğitimin 4-6 yaş grubu çocukların şahsiyet oluşumunda ve sosyo-kültürel kimlik gelişimindeki etkisi, çocuğun bu dönemde, ahlâk ve inanç muhtevalı eğitimini ihtiyaç haline getirmektedir.”

“(…)

“Bu sebeple Başkanlığımızca, 4-6 yaş grubu çocuklar için evrensel değerler olarak da adlandırabileceğimiz temel değerlerle birlikte, dini bilgi ve Kur’an’ı Kerim öğretimini içeren “Kur’an Kursları Öğretim Programı (4-6 Yaş)” hazırlanmıştır.”

“(…)

“Elinizdeki ‘Öğretici Kitabı’ isimli çalışmanın hazırlanmasında, söz konusu öğretim programı esas alınmıştır.”

“Okul Öncesi Dönem Din Eğitimi ve Tarihsel Süreci” başlıklı bölüm altında ise AKP’giller’in okulöncesi dahil tüm örgün eğitim kurumlarını kendi Ortaçağcı ideolojilerinin eğitiminin verildiği kurumlar olarak gördükleri açıkça ifade edilmekte. Bu bölümden kısa bir aktarım aşağıda yer almakta:

 “İslam eğitim düşüncesinin oluşum sürecinde Kur’ân-ı Kerim hem okunuşu ve yazılışı hem de anlaşılması ve aktarılması konusunda merkezi bir konuma sahiptir. İslam eğitim sisteminde Kur’an, eğitim ve öğretimin öznesi olmasıyla birlikte eğitimle ilgili ilkeler belirleyen bir yapıya da sahiptir. Klasik dönem İslam düşünürlerinin çoğunda ve temel eğitimden yükseköğrenime kadar bütün eğitim kurumlarının programlarında Kur’an eğitimi en temel konudur. Böyle bir yapıya sahip eğitim sisteminde 4-6 yaş dönemindeki çocukların eğitimi de doğal olarak dinî bir özellik göstermektedir. Bu eğitimin temeli, dini bilgilere aşina olma, Kur’an okumayı öğrenme, onu ezberleme, bazı ahlaki değerleri kazanma gibi konulardan oluşmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan Kur’an Kursları Müfredatı (4-6 yaş) ve bu müfredata göre hazırlanan kitaplar bu tarihi birikime uygunluk arz etmektedir. Elinizde bulunan bu kitapta 4-6 yaş dönemi çocukların din eğitiminde onların Kur’ân-ı Kerim’i ve harflerini tanımaları, kısa sûre ve duaları ezberlemeleri ve İslam’ın temel dini değerlerini kazanmaları hedeflenmiştir. Hedeflenen davranışların etkin bir şekilde kazandırılabilmesi amacıyla modern öğretim yöntem ve tekniklerine yer verilmiştir. Müfredatı ve kitapları oluşturan komisyonda din eğitimi ana bilim dalından akademisyenler, başkanlık eğitim uzmanları, pedagoglar, anaokulu öğretmenleri, Kur’ân kursu öğreticileri, imam hatip ve çocuk kitabı yazarları yer almıştır. Yaptığımız 4-6 yaş dönem din eğitimi çalışmalarının ülkemizin geleceği çocuklarımıza sağlam bir din eğitimi temeli oluşturabilmesi ümidi ve duasıyla…

“Yard. Doç. Dr. Bilal Yorulmaz

Kitabın içinde Kur’an Kursu programında çocuklara kazandırılması hedeflenen özellikler ile bunları kazandıracak etkinliklere yer verilmiş. Aşağıda bu etkinliklerden birkaçına yer verdik.

“Çikolatanın Yolculuğu Draması

Kazanımlar:  Allah’ın insanları ve bütün yarattıklarını sevdiğini söyler.

Etkinlik: Öğretici sınıfa elinde en az çocuk sayısınca çikolata ile girer ve çocuklara ikram eder. Kendisi de çikolatalardan bir adet alır ve sınıfa dönerek; “Yediğimiz çikolatalar çok lezzetli değil mi? Her yiyecek gibi bu lezzetli çikolatalar da uzun bir yolculuktan sonra bize geliyorlar. Nasıl olduğunu merak ediyor musunuz? İsterseniz yaşadığı bu uzun yolculuğu kendisi anlatsın bize” der. Öğretici Ek-5’teki çikolata resmini el kuklası olarak hazırlar.(…) Öğretici kuklayı kullanarak çikolatayı seslendirir: “Merhaba çocuklar, ben toprak altında küçücük bir kakao tohumuydum. Allah beni suyla besledi ve filizlendirip toprağın üzerine çıkardı. Güneşin yardımıyla da büyüyünce çiftçiler beni alıp değirmene götürdüler. Beni nelerin beklediğini çok merak ediyordum. Önce beni değirmende un gibi toz haline getirdikten sonra çuvala koyup kamyona yüklediler. Gittiğim yer bir çikolata fabrikasıydı. Orada süt ve şeker beni bekliyordu. Onlar da benim gibi uzun bir yolculuktan gelmişlerdi. Hepimizi karıştırdılar ve değişik şekillerde çikolatalar yaptılar. Sonra da rengârenk paketlere sardılar. Kocaman kolilere konulduktan sonra kamyonlarla marketlere götürülerek raflardaki yerimizi aldık. İşte çocuklar gördüğünüz gibi gayet uzun bir yoldan geldim. Peki, Neden mi? Bizi veren Allah’ın sizi ne kadar çok sevdiğini düşünmeniz ve yedikten sonra da O’na bol bol şükretmeniz için.” Öğretici; Allah’ın bize çikolata gibi daha pek çok nimetler vererek bizi ne kadar çok sevdiğini belirtir ve mutlaka verilen bu nimetlere şükretmemiz gerektiğini söyler. Öğretici, çocuklara aşağıdaki soruları sorar ve etkinliğin değerlendirmesini yapar. Etkinliğin Değerlendirilmesi: 1. Çikolatanın yolculuğu size neler düşündürdü? 2. Allah’ın bize verdiği ne tür nimetleri var?”

“Kabak Draması

Kazanımlar:  Allah’ın kâinatı bir düzen içerisinde yarattığını söyler.

Etkinlik: Öğretici, çocuklara Nasrettin Hoca’nın başından geçen bir olayı canlandıracağını söyler. Öğretici sınıf içerisinde tarlada dolaşıyormuş gibi yapar ve aşağıdaki metni canlandırır: “Ahh çok yoruldum şuradaki elma ağcının dibinde oturayım da biraz dinleneyim” der. Öğretici bir ağacın altında oturuyormuş ve sırtını bir ağaca yaslamış gibi yapar. Oturduğu yerden ağaca bakarken neler düşündüğünü sesli bir şekilde söyler: “Bugün hava ne kadar sıcakmış.” O arada Nasrettin Hoca (Öğretici) yerdeki kabakları görür. Ağacın dibine uzandıktan sonra yukarı bakınca ağaçtaki elmaları fark eder. Kendi kendine düşünmeye başlar: “Allah Allah ne garip. Allah’ın işine karışılmış gibi olmasın ama koskoca ağaçta küçücük meyve büyümüş, ince dallarda ise kocaman kabaklar yetişmiş” der. Sonra uykuya dalar. Kısa bir zaman sonra hocanın başına ağaçtan bir elma düşer ve Nasrettin Hoca: “Off başım!” diye uyanır ve başını ovalar. “Ey Allah’ım bir daha işine karışmayacağım. Sen her şeyi ince ayrıntısına kadar düşünmüşsün ve her şeyi bir düzen içinde yaratmışsın, ya başıma kocaman kabaklar düşse idi.” der. (…) Öğretici; “Allah her şeyi bir düzen içerisinde yaratmıştır ve o düzende hiçbir noksan yoktur” der. Öğretici, çocuklara aşağıdaki soruları sorar ve etkinliğin değerlendirmesini yapar. Etkinliğin Değerlendirilmesi: 1. Nasrettin Hoca hangi ağacın altına oturdu? 2. Nasrettin Hoca uyumadan önce ne düşündü? 3. Nasrettin Hoca uyurken başına ne geldi? 4. Allah ağaçta kocaman kabaklar büyütmüş olsaydı ne olurdu?”

“Kelebek Draması

Kazanımlar:  Allah’ın kâinatı bir düzen içerisinde yarattığını söyler.

Etkinlik: Öğretici drama için sınıftan üç çocuk seçer ve çocuklara görevlerini bildirir. Çocuklardan birisi kelebek olur, diğerleri de iki arkadaş olur. (…) İki arkadaş rolündeki çocuklar ormanda yürürken kozanın içindeki kelebeği görürler ve onu izlemeye başlarlar. Kelebek rolündeki çocuk zorlanarak kozadan çıkmaya çalışır. Bunu gören iki arkadaştan biri kelebeğe yardım etmeye çalışır. Arkadaşının tüm engellemelerine kulak asmadan: “Görmüyor musun çıkmakta ne kadar zorlanıyor” der ve (…) kelebeği kozasından çıkarır. Kelebek rolündeki çocuk, kozasından çıktıktan sonra kanatlarını çırparak uçmaya çalışır. Fakat güçsüz olan kanatları onun uçmasını yavaşlatır. Kozayı yırtan çocuk duruma çok şaşırır ve: “Ne oluyor bu kelebeğe? Neden zorlukla uçuyor?” der. arkadaşı cevap verir: “Kelebekler uçabilmek için belirli bir süre kozalarının içinde kalmalıdırlar. Kozadan mücadele ederek çıkarken kanatlarını güçlendirirler. Sen bu kelebeğin kozasını vakti gelmeden yırttığın için kelebeğin kanatları güçsüz kaldı ve o şimdi uçmakta zorlanıyor” der. Öğretici: “Evet arkadaşlar… Allah bizi sevmiş ve sevdiği için özenle yaratmıştır. Dünyadaki her şeyi de özenle yaratmıştır, tıpkı kelebekler gibi. Allah kâinattaki her şeyin büyümesi, gelişmesi için bir zaman belirlemiştir ve bu zamanı biz değiştiremeyiz” der. (…) Daha sonra devam eder: “Mesela mevsimleri düşünün. İlkbaharda ağaçlar yeşeriyor. Yazın ağaçların çiçekleri meyveye dönüyor. Sonbaharda yapraklara ne oluyor? Sararıp dökülüyor. Kışın da ağaçlar karların altında uyuyup dinleniyor. Peki, meyveler kışın olsaydı ne olurdu? Soğuktan donardı. İşte Allah her şeyi biz insanları, hayvanları ve bitkileri sevdiği için yapmıştır. Bizler de, bizi bu kadar çok seven ve düşünen Allah’ı çok sevmeli ve tüm canlılarla sevgi içinde yaşamalıyız” der.

Öğretici, çocuklara aşağıdaki soruları sorar ve etkinliğin değerlendirmesini yapar. Etkinliğin Değerlendirilmesi: 1. Çocuk kelebeğe neden yardım etti? 2. Gelişmeden kozadan çıkan kelebek neler yaşadı? 3. Allah’ın kelebeğin gelişimine koyduğu düzen nedir? 4. Allah’ın kâinatta koyduğu düzene başka hangi örnekler verilebilir?”

Değerli okurlarımız,

AKP’giller 2012 yılında çıkardıkları 4+4+4 kesintili eğitim modelini ilk ve ortaöğretim kurumlarımızda Laik ve Bilimsel eğitimi ortadan kaldırmanın temel bir aracı olarak kullandılar. Modelin uygulamaya konulduğu süreçte AKP iktidarı, eğitbilimi hiçe sayarak halk düşmanı politikalarını fütursuzca uyguladı. Okulöncesi eğitimde olması gereken oyun çağındaki 60-66- aylık çocuklar ile 72 aylık çocuklar-tüm karşı çıkışlar hiçe sayılarak-bir arada birinci sınıfa başlatıldılar. İnsan sevgisinin zerresi bulunmayan 4. Tür yaratıkların bu yolla çocuklarımıza verdikleri zararlar ve uygulamanın olumsuz sonuçları, süreç içinde yapılan bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmış oldu.

Sınıf karakterleri gereği, yalanın-dolanın-talanın-vurgunun ustası olan AKP’gilller, yürürlüğe koydukları eğitim politikaları ve programlarıyla halkımızı Ortaçağ karanlığına sürüklerken, söyleyerek bu programlara hiçbir gerçekliği olmayan “bilimsel(!)” cilalar atmaktan hiç mi hiç geri durmadılar. MEB’in WEB sayfasında yer alan Öğretim Programlarını açın bakın, bu sahte cilaları görürsünüz. Örneğin “Fen Bilimleri Öğretim Programı”nda,  alana özgü beceriler altında yer alan “Bilimsel Süreç Becerileri ve Yaşam Becerileri” sırasıyla şöyle açıklanmaktadır:

“a. Bu alan; gözlem yapma, ölçme, sınıflama, verileri kaydetme, hipotez kurma, verileri kullanma ve model oluşturma, değişkenleri değiştirme ve kontrol etme, deney yapma gibi bilim insanlarının çalışmaları sırasında kullandıkları becerileri kapsamaktadır.

“b. Bu alan; bilimsel bilgiye ulaşılması ve bilimsel bilginin kullanılmasına ilişkin analitik düşünme, karar verme, yaratıcılık, girişimcilik, iletişim ve takım çalışması gibi temel yaşam becerilerini kapsamaktadır.”

Öğretim Programı’nda “Fen, Mühendislik ve Girişimcilik Uygulamaları” başlığı altındaki açıklama ise şu ifadelerle başlamaktadır:

“Bilimin amacı, doğal olgulara mantıksal ve sistematik açıklamalar geliştirerek teoriler oluşturmak; ilke ve kavramları keşfetmektir. Bilimsel süreçlerin öğrenme ortamlarına aktarılmasıyla öğrencilerin, dünyayı anlamak için araştırmalar yapması ve bilimsel sürece doğrudan katılarak bilimsel bilginin nasıl geliştiğini anlaması hedeflenmektedir.” (https://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=325)

Oysa aynı Bakanlık, Fen Öğretim Programlarından Evrim kuramını çıkarmıştır. Bu sahte cilaların yaldızlarının dökülüşünü, 20 yıldır ülkemizde uygulanan Ortaçağcı Eğitim Programlarının hazin ve korkunç sonuçlarını  PISA, TIMMS gibi uluslararası sınavlar ortaya koymaktadır.

Ama kesmiyor AKP’giller’i bunlar, yetmiyor onlara bu kara gidiş. 4 yaşından başlayarak, hiçbir kaçış noktası, hiçbir açık bırakmayacak biçimde örümcek ağlarına hapsetmek istiyorlar çocuklarımızı; onların bilimin açıkça ortaya koyduğu tüm gelişim özelliklerini hiçe sayarak.

Bilimin, bilişsel gelişim bakımından “İşlem Öncesi Dönem” olarak tanımladığı 2-7 yaş evresinde, tüm dünyası dogmalarla çevrelenmiş bir çocuğun ileride özgür düşünebilen bir birey olabilmesi olası mıdır?  Yukarıda örneklerini verdiğimiz Kur’an Kursu Programında, her zerresi Yaradılış inancı ile doldurulmuş bir zihnin ilkokulda, ortaokulda ve yaşamının ileriki aşamalarında bilimsel ve yaratıcı düşünebilmesi mümkün müdür?

Bilimin bu sorulara yanıtı çok net biçimde “Hayır!” olmaktadır.

Değerli okurlarımız;

İşte bu nedenle,

Temiz din duygularını işine, aşına, geleceğine göz koyanların sömürmesine izin verme!

Çocuğunun geleceğini din bezirgânlarının katletmesine izin verme!

Laik, Bilimsel, Eşit, Parasız Eğitim Her Çocuğun Hakkıdır!

Ve bu hak, geleceğimiz olan çocuklarımıza Devrimci Demokratik Halk İktidarında öncelikli olarak sağlanacaktır!