“Biz, haklarımızı alıncaya kadar Direnişe devam edeceğiz!”

07.03.2021
A+
A-

Yasin Kaplan Halı Fabrikası’nda Kod-29 nedeniyle işten çıkarılan Direnişçilerle röportaj yaptık:

 

Kurtuluş Yolu: Merhabalar, Öncelikle bizi kırmayıp röportajımıza katıldığınız için teşekkür ederiz.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kaç yıldır Yasin Kaplan Halı Fabrikasında çalışıyorsunuz?

Erkan Sarıoğlu: Benim ismim Erkan Sarıoğlu. Gaziantepliyim, 46 yaşındayım ve son 5 yıldan beri Yasin Kaplan Halı Fabrikası’nda çalışıyorum.

Kurtuluş Yolu: Yasin Kaplan Halı Fabrikası’ndan işten atılma süreciniz nasıl gerçekleşti?

Erkan Sarıoğlu: On iki yıldır fabrikada çalışan bir arkadaşımız işten atıldı. Tazminatsız, Kod-29 ile. Biz iki vardiya olarak bu arkadaşımız için destek olduk. Arkadaşımızın işten atılmaması için direndik. Fakat bu arada kesinlikle makinalarımızı kapatmadık üretimi durdurmadık. Sonrasında yaptığımız görüşmeler sonrasında arabulucu ile tazminatının hepsini, haklarını alabileceğini söylediler ve biz de işimize devam ettik.

Bu sürecin sonrasında da dokumacılarda yılın başı zam dönemidir. Zam görüşmelerimiz başladı. Bu görüşmeler sırasında işten çıkarılan arkadaşımızın görüşmelerinde biz şunu talep ettik; bu arkadaşımızı tazminatsız çıkardınız. Sıra bize ne zaman gelecek? Bizim de akıbetimiz böyle mi olacak? diye görüş bildirdik. Bu görüşmelerin sonrasında, bizim daha önceden kalan 25-30 tane sendika üyemiz vardı. Biz yine sendika çalışması yaptık. Üye sayımızı 130, 140, 170’lere kadar çıkardık. Sonunda zam görüşmelerimizi yaptık, zam taleplerimizi ilettik. Bu görüşmelerin sonunda, zam olayları sırasında üye sayımızın yükseldiğini gördüklerinde, sendikalı 16 kişiyi tazminatsız, Kod-29 ile işten çıkardılar. Ben ve Mehmet Erlale arkadaşımız da bunlara dâhil.

Kurtuluş Yolu: Direnişe başlama süreciniz nasıl gerçekleşti?

Erkan Sarıoğlu: Bizi üretimi düşürmek ile itham ettiler. Savunmalarımız alındı. İzni olanlar izine, izini olmayanları ücretsiz izine gönderdiler. Sonrasında savunmalarımız alındı. Bize tutanak imzalatılmaya çalışıldı. Biz bu tutanakları imzalamadık. Gerekçemiz de şu idi: biz bu tutanakları imzalar isek suçu kabullenmiş oluyoruz, diye imzalamadık.  Sonrasında bizi kendi kurdukları disiplin kuruluna çıkardılar. Yaklaşık 12-13 tane amir, müdür tek başımıza bunların arasına disiplin kuruluna çıkardılar. Tabiri caiz ise bize mobbing uyguladılar. Bu mobbing uyguladıkları disiplin kurulundan sonra, bize birkaç gün sonra haber vereceklerini söylediler. Ayın 12’si idi, Cuma günü idi, bize hepimizin işten çıkarıldığını söylediler.

Kurtuluş Yolu: İşveren sizi Kod-29 adı altında yani “işçinin ahlâk ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı” nedenini gerekçe göstererek işten çıkarttı. Tabiî hepimizin bildiği gibi, Kod-29 işverenin işçiyi tazminatsız şekilde işten çıkarmasını sağlıyor. Bu da işverenlerin işine geliyor. Burada asıl amaç sendikal hakları engellemek, işçinin tazminatına göz dikmek olduğu için sizi işten çıkartıyor. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Erkan Sarıoğlu: Biz Kod-29 ile çıkarılacak hiçbir sorun çıkarmadık fabrikamıza, çalıştığımız işyerimize. Ben 5 yıldır çalışıyorum, 10-15 yıldır çalışan arkadaşlarımız var. Eğer ki bizde bize itham ettikleri gibi bir ahlâksızlık, bir terbiyesizlik olsa idi, biz bu kadar süre bu işyerinde çalışamaz idik zaten. Bizim en büyük sıkıntımız, Kod-29 bir kara leke gibi, bu bizim gittiğimiz her işyerinde karşımıza çıkacak olan bir etken. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bizim tek talebimiz Kod-29’un kaldırılması ve işimize geri dönmek.

Kurtuluş Yolu: Şu anda Direnişinizdeki son gelişmeler nelerdir? Neler yaşıyorsunuz? Eylemler nasıl devam ediyor?

Erkan Sarıoğlu: Direnişimiz 10 gündür, 2 haftadır devam ediyor. Moralimiz çok iyi. Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan arkadaşlarımızdan destek geliyor. Biz bu haklarımızı alıncaya kadar devam edeceğiz.

Kurtuluş Yolu: Başka eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Erkan Sarıoğlu: Son olarak şunu eklemek istiyorum. Biz aynı firmada çalıştığımız arkadaşlarımızdan, Organize Sanayi Bölgesi’ndeki işçilerden ve bu gibi kuruluşlardan destek bekliyoruz. Maddi olarak değil ama manevi olarak her zaman onları yanımızda görmek istiyoruz.

 

“İşe iade istiyoruz”

 

Kurtuluş Yolu: Sizi tanıyabilir miyiz?

Mehmet Erlale: Benim ismim Mehmet Erlale. 40 yaşındayım. Erkan arkadaşım gibi 5 yıldır Yasin Kaplan Halı Fabrikası’nda çalışıyorum.

Aynı Erkan Arkadaşımda olduğu gibi, 16 kişilik Kod-29 ile çıkarılan arkadaşların içindeyim. 2 haftadır da Direnişteyiz. Bize hiçbir gerekçe söylemeden, ayın 4’ünde bizi işe almadılar. Bu vardiya gezecek. Makine adamları gezecek, dediler.

Ayın 12’sinde biz yanlarına gittik; pandemiden mi geziyoruz, ücretli mi ücretsiz mi neyi gezdiğimizi bilmiyoruz. Bunu öğrenmeye geldik, dedik hep beraber, çünkü hep beraber geziyoruz.

Hepimizi içeri aldılar; sizi, hepinizi tazminatsız, ihbarsız Kod-29’dan dolayı işten çıkardık, dediler. Nasıl çıkarıyorsunuz? dedik. Çıkarıldınız, dediler. Ayın 4 ile 12’si arasında bizi disiplin kuruluna koyuyorlar. Disiplin kurulu içerisinde kendilerince 11-12 kişilik bir mahkeme oluşturmuşlar.

Hiçbir anayasal hak olarak doğru bir şey değil, kendi farklı anayasa kurmuş gibi mahkeme kuruyor. Bu disiplin kurulu içerisinde, tek tek mahkemeye çeker gibi, bizi sorguya alıyorlar, büyük bir suç işlemiş gibi çapraz soruya tutuyorlar. Orada bir hata yapmamız için bu arada ses ve görüntü kaydı alıyorlar. Bizleri orada…

Ercan Küçükosmanoğlu: Yasal değil yani?

Mehmet Erlale: Tabiî tabiî, yasal değil Ercan Bey, kesinlikle yasal değil.

Yani büyük bir suç işlemiş gibi çapraz sorgu içerisinde, orada da bizi sıkıştırıyorlar. Bu arada içeri girerken; bir tane tutanak, bir tane ses ve görüntü kaydına alındığımıza dair bir kâğıt imzalayacaksınız, bir de savunma yazacaksınız. Telefonunuzu kapıda güvenliğe bırakacaksınız, disiplin kuruluna öyle gireceksiniz…

Bizler dedik ki; savunmamızı yazalım baş üstüne, ama biz tutanağa imza atmayız, çünkü ortada bir suç yok. Neden bize tutanak tutuyorsunuz? Ses ve görüntü kaydını alıyorsunuz, telefonumu burada bırakıyorsunuz siz alıyorsunuz, bu benim gizliğimi ihlal içeriyorsa ben bunu kabul etmiyorum, dedim.

Neyse telefonu kapıda, güvenlikte bıraktık içeri girdik. Benimki 45-50 dakika civarı sürdü. Her biri ayrı soruyor ki, sen orada bir hata yapasın, bir açık veresin. Elerinde bir delil olsun. Sanki içerde büyük bir suç işlemişiz.

Biz ne yapmışız?

Arkadaşımızı ya işe alın ya da haklarını verin. Bu Kod-29’u hak etmedi, dedik. Böyle bir toplantı istedik. Ki bu toplantı üç vardiyaya yapıldı, görüşüldü. Zam yine aynı şekilde… Bu şekilde, bunları yaptığımız süre içerisinde hani bizden önce seçmişler, işten çıkış yapın, diye.

Biz dedik, hâlâ diyoruz; biz işe iade istiyoruz. İşe iade istiyoruz. Sesimizi duyurana kadar bu kapıdan ayrılmayacağız, diyoruz kendilerine.

Kurtuluş Yolu: Aynı zamanda sizin gibi Kod-29’dan Türkiye’nin birçok yerinde işçiler aynı şekilde işten çıkarılmış durumda. Son olarak DİSK/Nakliyat-İş Sendikası’na bağlı Tüvtürk’te çalışan Bolu Araç Muayene İstasyonu’nda üç işçi Kod-29 gerekçe gösterilerek işten çıkarıldı.

Buradan, Kod-29 adı altında işçinin ahlâk ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış sergilediği iddiasıyla işten çıkartılan diğer işçilere yönelik neler söylemek istersiniz?

Mehmet Erlale: Bu bizler için, çalışanlar olarak bu Kod-29 çok kötü bir şey. Ahlâk bozucu demek, biz emekçilere atılmış bir suçtur. Biz emekçiler olarak, ahlâk bozucu hiçbir hareket yapmıyoruz. Bu yüzden de atıldığı zaman, bu işçinin onuru ve gururu ile oynanılıyor. Biz kendi kendimizi farklı hissediyoruz. Bu Kod-29’u bir şekilde Devletin düzeltmesi veya kaldırılması gerekir ki, emekçilerin bu şekilde ezilmemesi gerekir.

Kurtuluş Yolu: Tabiîi işçilerin anayasal haklarından biri de sendikalı olmak. Türkiye’nin birçok yerinde işçiler anayasal hakkını kullandığı için Kod-29 gerekçesi ile işten çıkarılıyorlar…

Mehmet Erlale: Sendikalı diye çıkartamıyorlar, sendika anayasal hakkımız olduğu için Kod-29 gerekçesi ile işten çıkarıyorlar. Bunu ise yüzümüze söyleyemiyor.

 

“Sosyal mesafeye uymadığımız gerekçesiyle denetleniyoruz”

 

Kurtuluş Yolu: Direnişinizdeki son yaşadığınız süreci aktarabilir misiniz?

Mehmet Erlale: Şu an, 2 haftayı geçtik kapıdaki Direnişimizde. Bu Direnişimizde hiçbir şekilde, kendileri ile zaten, fiziki veya sözlü fabrika çalışanları ile farklı bir çalışmaya girmiyoruz. Biz emekçiyiz, biz işçiyiz, çalışmak istiyoruz. Burada beş yılımızı vermişiz. Biz yalnızca kapıda durmamıza rağmen bizim devamlı görüntülü devamlı kayıt alıyorlar. Sebebi ise, açığımızı yakalayıp bizi daha zor pozisyona sokmak istiyorlar.

Erkan Sarıoğlu: Kısaca bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Bizim kaldırımda durduğumuz yerlere araç koyuyorlar. Bizim kapıda güvenlik kameraları haricinde bizim olduğumuz yere de kamera koyuyorlar. Güvenlikler bizi kameraya alıyorlar. Bir nevi hata yapmamızı bekliyorlar.

Mehmet Erlale: Bir nevi tahrik ediyorlar.

Ercan Küçükosmanoğlu: Emniyet’ten de gelip sosyal mesafeye uymadığınızı söylüyorlar?

Erkan Sarıoğlu: Emniyetten geldiler, şikâyette bulunmuşlar. 6 kişiyi karakola götürdüler. İfademiz alındı. Her türlü baskı altındayız.

Kurtuluş Yolu: Bu 6 işçi için sosyal mesafe kurallarına uymadığı gerekçesi ile mi?

Erkan Sarıoğlu: Hayır, tehdit, küfür ve tahriklerde bulunuyormuşuz. Bize bundan dolayı şikâyette bulundular. İfade verdik, geldik.

Mehmet Erlale: Bu arada Sağlık Bakanlığından da arıyorlar, bakanlıktan iki üç defa geldiler. İlk, sosyal mesafeye uymuyor musunuz? diye kontrol etmek için.

Dedik; biz açık alandayız. Zaten kaldırıma bakan kameralar var, buyurun bakın, dedik.

Onlara; fabrikada yemek ve vardiya saatinde denetleme yaparsanız, sosyal mesafe kuralının ihlal edildiğini o zaman anlarsınız, dedik. Onlar bizi denetliyorlar ama içeriye alınmadılar.

Ercan Küçükosmanoğlu: Servislerin durumu da belli değil mi?

Mehmet Erlale: Aynen, servisler üst üste geliyor, girişler kalabalık. Görüntüler, kart isim okuturken herkes birbirine giriyor. Mesafe yok, sigara içen ve içmeyen de aynı yere oturuyor, yer yok.

Kurtuluş Yolu: Özetlemek gerekiyorsa pandemi koşullarında yaşanan bu sıkıntılar, her fabrikada, her işçi servisinde olsun, yemekhanelerde olsun, sosyal mesafe kuralına uyulmadığı görüntülerde karşılaşmaktayız. İşçiler mesafe kurallarına uymadan yemek yiyorlar, insanlar kalabalık servislerde gidip geliyor. Size de burada, fabrikanın önünde Direniş yaptığınız için, 16 kişi için kuralara uymadığınız gerekçe gösterilerek işlem yapılıyor, yıldırmaya çalışıyorlar.

En son süreçte bakıldığında, birçok illerde kongrelerde insanlar “lebalep dolu” denildiği şekilde, insanlar iç içe geçmiş şekilde iken onlara ceza yazılmıyorken, işçilere sıra gelince ceza yazmaya girişiyorlar Türkiye genelinde…

Erkan Sarıoğlu: Maalesef…

Mehmet Erlale: Burada bir işçinin onuru, emekçinin onuru tamamen şey olmuyor. Kendilerine göre bizi köleleştirmeye çalışıyorlar.

Ercan Küçükosmanoğlu: İŞKUR ile ilgili son gelişme vardı, onu da söyleyebilir misiniz?

Erkan Sarıoğlu: İŞKUR’a dilekçe verdik. Kod-29 ile alakalı, bizim mağdur olduğumuzla ilgili dilekçe verdik. Bu itirazımız kabul edildi. En son 16 arkadaşımızın da işsizlik maaşı bağlandı. Bu durumda da Kod-29 ortadan kalkmış oldu. Bizim de haksız gerekçelerle işten çıkartıldığımız ispatlanmış oldu.

Ercan Küçükosmanoğlu: Bu bir anlamda arkadaşların kazanımı oldu. Kod-29 ya da İş Yasasının 25/2’nci maddesi, uygulama açısından tam olarak uygulanmamış oldu. Burada da İŞKUR’un kendi inisiyatifi. Herhalde bu kadar çok insan işten çıkartılıyor ki, bu insanlar da çok mağdur olmasın Sonuçta İnsanlar açlığa mahkûm ediliyor, diyoruz. En azından bu yapılsın gibi bir yaklaşımda bulunmuş olabilirler. Bir de Direnişin gidişatı konusunda, belki insanlara çok fazla eziyet olmasın gibi bir yaklaşım olabilir. Burada en önemli şey de sizin içerden üye sayınızın artması gerekiyor.

Mehmet Erlale: Evet, doğrudur. Şu anda bile içerideki arkadaşlarla konuşuyorum. Yani sendikanın, bizim sesimizi daha fazla ne kadar duyurabildiğini kendilerine gösterdik. Bu sendikalaşma bizim anayasal hakkımız. Siz de sendikadan vazgeçmeyin. Üye sayılarında ufak ufak ilerleme var.

Kurtuluş Yolu: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Mehmet Erlale: Sendikadan önce korkanlar, bizim kapıdaki Direnişimizi görünce, sendikamızın arkamızda duruşunu görünce, sendika korkularını yendiler. Sendikalaşmaya gidiyorlar.

Erkan Sarıoğlu: Zaten bizim tek amacımız işimize geri dönmek ve işyerindeki arkadaşlarımızla sendikal mücadelemize devam etmek.

Kurtuluş Yolu: Röportajımıza katıldığınız için teşekkür ederiz. Mücadelenizin başarıyla sonuçlanacağına inanıyoruz. Kurtuluş yolu Gazetesi olarak her zaman sizin sesiniz olmaya devam edeceğiz…

Erkan Sarıoğlu: Biz Teşekkür ederiz.

Mehmet Erlale: Biz Teşekkür ederiz.