Et Fiyatları Düşmüyor, Tüketici Et Yiyemiyor, AKP’giller Et İthalatına Son Hızla Devam Ediyor
Sema Kıvılcım
Ramazan yaklaşırken, Emekçi halkımızın beslenmesi ve bu beslenmede önemli bir yeri olan et fiyatları da yeniden gündemimize girdi. Tarım Dünyası internet sitesinin yazarı Ali Ekber Yıldırım da geçtiğimiz günlerde et fiyatları ve et ithalatı üzerine iki farklı yazı yayınladı. Her yıl olduğu gibi, Ramazan öncesi kırmızı et fiyatı artmaya başladı. 2024 Ocak ayında kilosu 370-400 lira olan dana karkas etin fiyatı 600 liranın üzerine çıktı. Ulusal Kırmızı Et Konseyi verilerine göre 15 Ocak 2026 itibarıyla dana karkas etin kilosu ortalama 601 lira oldu.
Ali Ekber Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre, bölge bazında bakıldığında Ege’de ortalama fiyat 602 lira, Marmara’da 603 lira, İç Anadolu’da 604 lira, Karadeniz Bölgesi ortalaması 620 lira. Akdeniz bölgesinde ortalama fiyat 586,70 lira, Güneydoğu Anadolu’da 595 lira ve Doğu Anadolu bölge ortalaması da 598 lira. Ülke genelinde aylık artış yüzde 13,8 olurken yıllık artış yüzde 61,3 oldu.
Kuzu karkas etin kilosu Marmara Bölgesi’nde ortalama 680 lira olurken, Ege’de 657,50 lira, Karadeniz Bölgesi’nde 555 lira, Akdeniz Bölgesi’nde 548 lira, Güneydoğu Anadolu’da 515 lira, İç Anadolu’da 510 lira ve Doğu Anadolu’da 502 lira oldu.
Peki, kırmızı et fiyatları neden artıyor?
Öncelikle yem başta olmak üzere girdi fiyatlarındaki fiyat artışı, kırmızı et fiyatlarının artmasındaki en önemli faktörlerden birisi. Yemin hammaddelerinde yüzde 55-60 dışa bağımlı olan Türkiye, dövizdeki her dalgalanmada yemde fiyat artışı ile karşı karşıya kalıyor.
Hayvan hastalıkları da bir diğer önemli neden. Yaklaşık bir yıldır devam eden ve hâlâ da önüne geçilememiş olan şap hastalığı nedeniyle ülkemizdeki hayvan sayısında ciddi azalma oldu. Hastalıktan kurtulabilen hayvanlarda da verim kaybı yaşanıyor.
AKP’giller İktidarında, tarım ve hayvancılık ürünlerinin taban ücretleri maliyetleri dahi karşılamayacak düzeylerde belirleniyor. Çiğ süt fiyatlarında da benzer şekilde düşük ücret belirlendiği için sütten para kazanamayan üretici, hayvan sayısını azaltmaya gitti. Bir kısım üretici de tamamen sektörden çekildi. Bunun sonucunda da hayvan varlığı azaldı.
Et fiyatlarının artmasının en önemli sebeplerinden biri de AKP’giller İktidarında ardı arkası kesilmeyen canlı hayvan ve et ithalatı. Bildiğimiz gibi, AKP’giller 2010 yılından bu yana, “et fiyatlarını düşüreceğiz” bahanesiyle canlı hayvan ve et ithalatı yapıyor. Ancak geçen 16 yılda et fiyatı düşmediği gibi, fiyat artışının en önemli nedenlerinden birisi ithalat oldu. Yapılan her ithalat yerli besiciyi, yetiştiriciyi üretimden koparıyor. İthalat nedeniyle içerde hayvan varlığı azalıyor. Hayvan varlığı azalınca üretim azalıyor ve fiyat artıyor. Fiyat artınca yeniden ve daha çok ithalat yapılıyor. Yani AKP’giller et ithalatı ve et fiyatlarının artması konusunda ülkemizi bir kısır döngüye düşürmüş durumda. Halkımızın alınteri ülke dışına akıtılıyor. Hayvancılık yapan üreticilerimiz üretemiyor, gerek girdi fiyatları gerekse ithalat baskısı altında eziliyor. Üretimden çekiliyor.
Canlı hayvan ve et ithalatı ranta dönüştürülmüş durumda.
İşin üretici tarafı gördüğümüz gibi içler acısı. Peki, tüketici tarafında durum nasıl?
Tüketici tarafında da hiç iç açıcı bir tablo yok. Ali Ekber Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre, dana kıyma fiyatı ortalama 750-850 lira civarında. Dana kuşbaşının kilosu ise 850-950 lira. Kuzu pirzola 800-950 lira, kuzu kol 450-550 lira bandında. Et ve Süt Kurumunun ithal ederek marketlere temin ettiği etlerden elde edilen ve bazı marketlerde satılan dana kıymanın kilosu 485 lira, dana kuşbaşının kilosu ise 510 lira. Ancak, bu fiyattan satılan et miktarının çok sınırlı olduğunu da belirtmek gerekiyor.
Sözde “ucuz” diye tabir edilen ithal eti bile bu fiyatlarla işçi, emekçi ve emekli insanlarımızın düzenli olarak tüketmesi imkânsız. Ülkemizde Asgari Ücret ortalama işçi ücretine dönüştürüldü. Milyonlarca insanımız 28 bin liralık Asgari Sefalet Ücretine mahkûm edildi. Bu ücretle çalışan bir işçinin et alamadığı, hatta etin tadını ve kokusunu dahi unuttuğu her gün basına ve televizyon kanallarına yansıyan sokak röportajlarında görünüyor.
Gaziantep Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman, “Hayvan sayısı azalıyor. Bizim bölgede yüzde 30-35 azalma var. Ülke genelinde de hayvan sayısı azalıyor. Gaziantep’te 340 bin baş olan anaç hayvan sayımız, 230 bin başa kadar düştü.”, diyor.
AKP’giller’in Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı küçükbaş hayvancılık üretiminde Avrupa’da birinciyiz, diye övünüyor. İyi de nasıl birincilik bu? Üretici bırakın geçimini sağlamayı, hayvanlarını maliyetlerini karşılayacak bir ücrete dahi satamıyor, tüketici et tüketemiyor. Peki, birinci olduk da ne oldu?
AKP’giller canlı hayvan ve et ithalatını Et ve Süt Kurumuna yaptırıyor. Aslında bu kurum ithalat birimi gibi çalışıyor. Bu kurumun asli görevi; üreticinin maliyetlerini düşürmek ve üreticiden ürettiği canlı hayvanı ya da eti maliyetlerini göz önüne alarak, üretimi sürdürebilmesini sağlayacak şekilde almak, tüketiciye de ucuz et sağlamak iken ithalat peşinde koşuyor.
2026 yılı için de ithalatın önü açıldı. Yıldırım’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye’nin 2026 yılında ithal edeceği besilik hayvan sayısı belli oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü, 2026 yılında toplamda 500 bin baş besilik sığır ithalatının planlandığını açıkladı. İthalatın tamamını Et ve Süt Kurumu gerçekleştirecek. Ayrıca ithal hayvanların fiyatını da Et ve Süt Kurumu belirleyecek.
İthal edilecek 500 bin baş besilik sığırın 392 bini 200 baş ve üzeri işletmelere, 108 bin baş sığır ise 200 başın altındaki işletmeler için ithal edilecek.
Yani AKP’giller’in ne üreticinin ne de tüketicinin sorunlarını çözmek gibi bir derdi yok. Onlar yaratılan bu rant kapısından yandaşlara rant sağlama derdinde. Et üretimini tamamen ortadan kaldırarak ağababaları olan ABD-AB Emperyalistlerinin emirleri doğrultusunda dışa bağımlı bir ekonomi kurma derdinde.
Her yıl bir önceki yıldan daha kötü bir tablo karşımıza çıkıyor. 2026 yılında da AKP’giller’in halk düşmanı politikaları daha çok üreticiyi üretimden koparacak, daha çok insanımız ve çocuklarımız et yiyemez hale gelecek. Vatan evlatlarına ettikleri zulüm bitmeyen, Cumhuriyet Tarihinin bu en vatan ve halk düşmanı İktidarından ivedilikle kurtulmaktan başka çare yok.
9 Şubat 2026
