Gericilik yine Kadın üzerinden yükseltilmeye çalışılıyor

03.07.2017
A+
A-

Bu seferki durak: Bursa

Ortaçağcı gerici AKP’giller, büyük bir hızla güzelim yurdumuzu ABD-AB Emperyalistlerinin böl, parçala yönet projesi olan BOP uygulaması bağlamında bölünmeye doğru götürürken, aynı anda toplumumuzu da kadın-erkek cinsiyeti açısından bölme çalışmalarına hız vermektedir. Bildiğimiz gibi, “emperyalistler bir ülkeye girdiklerinde o ülkedeki en gerici, asalak sınıf ve zümrelerle işbirliği yaparlar.” Bizim ülkemizde ise bu aşağılık işbirliğinde nirengi noktası olarak Din ve Kadın kullanılagelmiştir. Din=namus elden gidiyor denkleminde olan hep kadınlarımıza olmuştur.

2002’den bu yana ülkemizde kadının geldiği durum içler acısıdır. Parababaları ve onların yerli işbirlikçileri her başları sıkıştığında hep kadını malzeme olarak kullanagelmişlerdir. Bunun en son örneğini Tefeci-Bezirgân Sermayenin merkezlerinden biri olan Bursa’da yaşadık.

Bildiğimiz üzere AKP’giller’in belediyeleri ara ara kadınlara yapılan tacizi bahane göstererek cinsiyet ayrımcılığını dayatan, kadınları toplumsal yaşamın dışına iten “pembe otobüs” ve “pembe taksi” gibi uygulamaları hayata geçirmeye çalışmışlardı. Örneğin Ankara ve İstanbul belediyeleri bu tür uygulamalarla ilgili anket yapıp benzer uygulamalarda bulunmaya yeltenmişlerdi. Örneğin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek twitter hesabından, “Japonya’da olduğu gibi, Ankara metrosunda da kadınlara ayrı bir vagon uygulaması deneyelim mi?” diyerek bir anket çalışması yapmıştı. 

 İBB’nin ise kadınlara “pembe vagon”la ilgili nabız yoklamasına giriştiği gündeme gelmiş, İstanbul Ulaşım AŞ’nin metro ve tramvay duraklarında yurttaşlara “Almanya, Japonya ve Singapur’daki gibi İstanbul’da da metro ve tramvaylarda kadınlara özel vagon olmasını ister misiniz?” sorusuyla bir anket yaptırdığı ortaya çıkmıştı. (internet haberleri)

Malatya ve Sivas belediyeleri ise “pembe taksi” ve “pembe trambüs” uygulamalarıyla gündeme gelmiş ve büyük tepki çekmişti.

 Burada bir parantez açalım. Dikkat ederseniz her iki ankette de uygulamanın olduğu belediyelerde başta Almanya olmak üzere diğer ülkelere atıf yapılması dikkat çekici.

Basından takip edebildiğimiz kadarıyla Almanya’da kadınlara yönelik yaygın bir “pembe vagon” uygulaması yok.

Bahsi geçen diğer ülke olan Japonya’da ise, yaklaşık 10 yıldır Tokyo’daki bazı metrolarda “pembe vagon”lar kullanılıyor. Ancak Japonya, bu konuda örnek alınacak bir ülke olmaktan uzak, çünkü ülkede “kurumsallaştırılmış cinsiyetler arası eşitsizlik” eleştirileri hayli yaygın.

Kadınlar, erkeklerle aynı işi yapmalarına rağmen ancak onların maaşlarının yüzde 70’ini alabiliyor, Dünya Ekonomik Forumu’nun verilerine göreyse ülke cinsiyet eşitliğinde 104’üncü sırada yer alıyor.

İran, Dubai, Mısır, Endonezya gibi Müslüman ülkelerde “pembe vagon” uygulamasına rastlamak mümkün, Güney Amerika’da taciz vakalarından dolayı Brezilya ve Meksika’da da bu uygulama hayata geçirilmiş, ancak riayet edildiğinden bahsetmek mümkün değil.

Kadın istismarı ve tecavüz haberleriyle sık sık gündeme gelen Hindistan’da da 2009 yılından beri bazı şehirlerde “hanımlara özel” vagonlar mevcut. Ancak ülkenin kadına şiddet ve cinsel saldırı vakalarında bu sayede bir gelişme yakaladığı söylenemez.

Hindistan hâlâ, her gün ortalama 93 kadının tecavüze uğradığı ve binlerce cinsel saldırı vakasının yaşandığı bir ülke. Bu yüzden Hindistan, kadınlara yönelik taciz vakalarının toplu taşımada “tecrit” uygulamalarıyla azaltılamayacağının en canlı örneği. (www.radikal.com.tr /mine akgun)

 Doğrudur, toplu taşımada ayrı otobüs ya da vagon kullanan birkaç ülke var. Ancak bu uygulamaların olduğu ülkelerin hepsi kurumsallaşmış cinsel ayrımcılığın ve giderek artan cinsel taciz oranlarının bulunduğu ülkeler. Neden kötü örnekler alınıyor? Mesela haberlerden öğrendiğimize göre Madrid Belediyesi vagonlara “Kadına Yönelik Taciz Suçtur” levhaları koymuş. Bunu neden örnek almayalım. Yine aynı şekilde İzmir’de kadınlar geç vakitlerde durak dışında otobüse binip inebiliyorlar.

 

 

Bursa’da ise gerici ve ayrımcı uygulama hemen hayata geçirilmeye çalışılıyor.

Bursaray istasyonlarında “Bayan yolcularımıza öncelikli vagon” yazan uyarılar kapı girişlerine yerleştirildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Şirketi Burulaş yetkilileri, uygulamanın gelen talep üzerine başladığını, en son vagonda kadınlara öncelik tanınacağını, ancak erkeklerin de bu vagonlarda seyahat edebileceklerini açıkladı. Bununla ilgili ilerleyen günlerde 40 istasyona daha yazı konulacağını da kaydettiler.

 

 

 

 

Kadın cinayetlerindeki artış % 1400’leri çoktan geçti

 

Kadını erkekten ayıran bu uygulama ilk olarak Bursaray’ın Otosansit durağında hayata geçirildi.

Bursa’nın Doğu Yakası olarak bilinen çoğunluğu Doğu ve Güneydoğulu vatandaşlarımızın yaşadığı bu bölge, ne yazık ki, aynı zamanda tüm tarikat ve cemaatlerin de yoğun şekilde etkili olduğu Bursa’nın birçok yerleşim bölgesiyle kıyaslandığında ekonomik ve kültürel düzeyin düşük olduğu bir bölgedir. Uygulamaya buradan başlanılmış olması tesadüf olamaz. Biz bunun bir deneme ve başlangıç olduğunu biliyoruz. Zamanla insanlar bu duruma alışacaktır.

Kadınlarımız üzerinden oynanan bu gerici, kadını toplumdan ayrıştırıcı ve aynı zamanda hem kadını hem de erkeği aşağılayıcı bu uygulama üzerine kadınlar sosyal medyada başlattıkları “Burulaş’ı arıyoruz!” kampanyasıyla ayrı vagon uygulamasının derhal geri çekilmesini istemeye başladılar. 

Trafik sorununun katlanarak arttığı, güzelim topraklarının Arap şeyhlerine ve Parababalarına peşkeş çektirildiği, sularının yerli ve yabancı Parababalarına yeyim edildiği, tarım arazilerinin büyük rant merkezleri haline getirildiği, yeşil alanlarının yok edilip AVM’lerin inşa edildiği çalışıldığı yeşil Bursa’mızda Büyükşehir Belediyesi yaptığı bu uygulamayla Bursaray ile ilgili tüm sorunları çözdüğünü düşünmektedir.

Aslında bu gerici zihniyetin ardında şu gerçekler yatmaktadır: Kadın fazla sokağa çıkmasın, evinde otursun, çocuk doğurup büyütsün, evi çevirip dursun, kocasına karşı karılık görevlerini yapsın. Oldu ki kadın sokağa çıkmak, işe gitmek zorunda kaldı o zaman da ayrı vagonlarda, ayrı taksilerde seyahat etsin. Okula da gidecekse artık karma eğitime son verilip sadece kızların olduğu okullara gitsin. Hem bu kadınlar da fazla oluyor. İşsizlik diz boyu. Ne işi var kadınların çalışmakla. Dizlerini kırıp evde otursunlar.

Kadına dair kafalarının ardındaki bu Ortaçağcı gerici düşünceler ister istemez ara ara gün yüzüne çıkıyor. Tıpkı Bursa’daki olayda da görüldüğü üzere.

Bursa Büyükşehir Belediyesi, kadını ayrı vagonlarda taşımakla insanların Bursarayda balık istifi şekilde taşınmasına çare bulacağını mı düşünüyor?

Narin, korumasız ‘hanımları’ erkeklerin tacizinden koruyacaklar(!) Peki kadın vagondan indikten sonra nolacak?..

Onun için de yakında kadınlar için ayrı yollar döşerler. Kim bilir?..

Kadın cinayetlerindeki artış % 1400’leri çoktan geçti. Kadına yönelik şiddet her gün tırmanarak artıyor. Geleceğimiz olan çocuklarımızın küçücük bedenleri tecavüz ve istismara maruz kalıyor. Tüm bu sorunlar dağ gibi birikirken belediyeler ne ile uğraşıyor?

Bursa Büyükşehir Belediyesi, kadınların metro vagonlarında tacize uğramasını istemiyorsa halkın; nitelikli,  kamusal, parasız ve insanca koşullarda ulaşımını sağlamalıdır. Kaldı ki toplu taşıma araçlarında kadına yönelik cinsel şiddeti engellemek için “pembe vagon” bir çözüm olmadığı gibi, tersine bu durum kadınları toplumun dışına atacaktır. Kadınlar okulda,  işyerinde, pazarda,  sokakta ve hatta evlerinde cinsel şiddete maruz kalıyor. Ne yapılacak o zaman işyerlerimiz, pazarlarımız, kafelerimiz, sokaklarımız bunların hepsi mi ayrılacak?

“Kadının sosyal açıdan ezilmişliğini fırsat bilen, sömürücü, vurguncu, yani alınteriyle para kazanmayan, her türden ahlâk anlayışından uzak sermaye sınıfına mensup erkekler, kadını cinsel zevklerini doyuracak obje olarak görmekte ve kullanmaktadırlar. Bunu önlemenin yolu kadınları kamusal alandan tecrit etmek değildir. Kadının sosyal hayatın her alanında en aktif biçimde rol almasını sağlamalıyız. Kadın, ekonomik hayatta da, siyasi ve entelektüel hayatta da erkeğe eşdeğer bir görev almalıdır. Kafaları en çağdaş bilimle, demokratik ve laik kültürle donatılmalıdır.  Tabiî ki bunu yaparken  kadınlara da erkeklere de kamusal alanda yaşamanın kurallarını öğretmeliyiz.” (HKP Program)

 

Bursa’dan Bir kadın Yoldaş