Gezi Parkı, gericiliğe isyanın simgesidir! Halkın Malıdır! Vakıflara-AKP’giller’e Peşkeş çekilemez!

24.03.2021
A+
A-

Gezi Parkı’nın içinde bulunduğu alanın mülkiyeti dolayısıyla kullanımı bilindiği üzere birkaç gün önce Vakıflar Genel Müdürlüğünün kararı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak olmayan bir vakfa, ‘Sultan Beyazıt Hanı Veli Vakfı’na devredildi. Siz onu peşkeş çekildi diye okuyun.

Sadece Gezi Parkı mı?

Hayır!

Şişli Etfal Hastanesin arazisi de içinde olmak üzere Pera Palas Otel, Vefa Lisesi, Sait Halim Paşa Yalısı gibi Kamu Malları aynı vakfa devredildi.

İşte bu peşkeşe karşı Halkın Kurtuluş Partisi olarak; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Vakıflar Genel Müdürlüğünden Sorumlu Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy, Vakıflar Genel Müdür Yardımcısı, Vakıf Hizmetleri Daire Başkanı Rifat Türker, Vakıflar İstanbul 1. Bölge Müdürü Hayrullah Çelebi ve Suça Karıştığı Tespit Edilen Diğer Kişiler hakkında Suç Duyurusu’nda bulunduk.

İsnat ettiğimiz suçlar; TCK m. 154 Hakkı Olmayan Yere Tecavüz ve TCK m. 257 Görevi Kötüye Kullanma’dır.

Gezi Parkı ve Gezi İsyanı’mız artık geri dönülmesi mümkün olmayan bir şekilde Tarihte yerini gericiliğe karşı başkaldırışın, AKP’giller’e isyanın simgesidir. AKP’giller ilk kez burada hezimete uğratılmıştır.

İşte bu hezimetin izini tozunu silmek isteyen AKP’giller, önce burayı kültür ve tabiat alanı ilan etmiş, şimdi de İstanbul Büyükşehir Belediyesinin elinden alarak adı sanı 1500’lü yıllardan beri anılmayan, aktif bir varlığı olmayan vakfa, Sultan Beyazıt Hanı Veli Vakfına devretmişlerdir. Minareyi çalan kılıfını hazırlarmış…

İşte bunu ancak kanuna karşı hile ile yapıyorlar. Amaç sözde Tarihi korumak. Ancak onlar sınıf karakterleri gereği Tarihe düşman. O yüzdendir tarihi varlıkları talan etmeleri. Bunu Parti’mizin Kurucu Genel Başkanı Hikmet Kıvılcımlı Usta’mızın, Antika Tarihin üzerindeki peçeyi kaldıran anıt eserlerinden biliyoruz. Hikmet Kıvılcımlı Usta, bakın nasıl teşhir ediyor vakıfcılığı ve AKP’gilleri kulaklarından çekiveriyor Osmanlı Tarihinin Maddesi adlı eserinde:

“Şeriatça Vakıf, aslında: Kişi mülkü olan toprağın, Kamu yararına kişi mülkiyetinden çıkarılması prensibidir. Kişi tekelini kaldırmaktır. Uygulamada iş, her şey gibi, tersine çevrilip işletilmiştir: Kamu mülkiyetinde bulunan Mirî Topraklar, üstü kapalıca kişi sömürüsüne doğru utanmazca kaydırılmıştır. Böylece, İslâm dininin Şeriat (Anayasa) ve Fıkıh (Hukuk) emirleri hiçe sayılıp çiğnenmiştir. Ama bu Anayasa dışı mızrağı, Din giysili sahtekârlıklar çuvala soktukları için, ucu sırıtsa bile, Vakıf hırsızlığı sözde “Kutsal” bir maske ile dokunulmazlaştırılmıştır.”

Yani Vakıflar; suç duyurusu dilekçemizde de belirtildiği üzere, Tarihte de ortak mülkiyete sahip, kamunun maliki olduğu taşınmazların vakıflar aracılığıyla, vakıfların paravan olarak kullanılmasıyla özel mülkiyete aktarılıp, kamunun zarara uğratıldığı, hatta Osmanlı’nın çöküşüne zemin hazırlayacak Dirlik Düzeni’nden Kesim Düzeni’ne geçişin aracı olduğu için aynı sürecin yaşanmasından kaygı duyan Partimizin hassas noktasıdır.

Sorulabilir ki İstanbul Büyükşehir Belediyesinden Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçmiş, halen kamuda sözü edilen araziler. Rahatsızlığınızın sebebi nedir?

Çok açıktır ki İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yönetiminin AKP’giller elinden çıkarak, kontrolün ellerinden çıkması nedeniyle istedikleri gibi at oynatamaz duruma gelmelerinden, istedikleri talanı, vurgunu yapamamalarından dolayı yeni rant kapısı arayışı içinde olmalarındandır.

Halkın Kurtuluş Partisi Programı’nda “GASPEDİLMİŞ YERLER” başlığı altında şu düzenlemeye yer verilmiştir:

“Osmanlı toprak düzeninde “mirî”, “vakıf”, “metruk”, “mevat” sayılmış yerleri, gayri meşru oldubittilerle tasarrufuna geçirmiş olan aşiret reisi, mütegallibe gibi derebeyi artıklarının durumları, Bindirilmiş Mahkemelerce mahallinde (yerinde) incelenecek. Haksız edinilmiş topraklar, sahiplerine ya da köy tüzel kişiliğine geri verilecek.”

Son sözümüz şu olsun:

Kanuna karşı hileleriniz, yıllar önce güya şimdi göz boyamak için korumaya aldığınız Gezi Parkı’nı ağaçları keserek yok etmek istediniz. İzin vermedik.

Her şey bir ağaçla başladı. Evet. Ama o ağaçta cisimleşen Ortaçağcı Din Devletine gidişe isyan, Laikliğin izini tozunu silmek isteyenlere isyan dalgası vardı. Büyüdü, büyüdü ve AKP’gillerin kâbusu oldu.

 

Gezi Parkı AKP’giller’in değildir!

Gezi Parkı Vakfın değildir!

Gezi İsyanı Halktır! Gezi Halkındır!

 

Suç duyurumuz sonrası Çağlayan Adliyesi önünde Partimiz İstanbul İl Örgütü Yöneticisi Stajyer Av. Doğan Çıngı’nın yaptığı açıklama:

“Halkın Kurtuluş Partisi İstanbul İl Örgütü olarak, bugün burada Pera Palas, Vefa Lisesi, Sait Halim Paşa Yalısı ve Gezi Parkı’nın peşkeş çekilip İstanbul Büyükşehir Belediyesinin elinden alınmasına karşı suç duyurusunda bulunduk.

Biliyoruz ki AKP’giller İktidarı 2013 yılından bugüne dek Gezi Parkı’nın intikamıyla yanıp tutuşmaktadır. AKP’giller İktidarı 2013 yılında Gezi Parkı’nı yıkıp yerine Ortaçağcı Gericiliğin simgesi olan Topçu Kışlası’nı yapmaya kalktığında, 7’sinden 70’ine 81 ilde milyonlarca insanımız sokaklara döküldü. Halkımız, AKP’giller İktidarı’nın gerici kalkışmasına karşı mücadele etti ve zafere ulaştı. O günden bugüne AKP’giller İktidarı, Halka karşı nefretini kusmaya devam etti. 2013’de hazmedemediği yenilginin intikamını alabilmek için tekrardan saldırıya geçti.

Bu saldırısını da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne karşı gerçekleştirdi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yıllardan bu yana kendi iktidarı döneminde dahi elinde olan kamu alanlarını, binalarını Belediye’den alarak, varlığı kuşkulu vakıflara devretti. Bunu yapmasının tek bir sebebi var, o da, 2013 yılı Şanlı Gezi İsyanımız’ın intikamını alacak olması.

Ama unutulmasın 2013 yılında Halkımız 7’sinden 70’ine sokaklarda direndi. Gezi Parkı için şehitler verildi. 17-18 yaşında liseye giden gençler şehit edildi ve Gezi Parkı kurtarıldı. Bugün AKP’giller İktidarı eğer ki tekrardan saldırıya geçerse aynı şekilde ve hatta daha güçlü şekilde Halkımız tekrardan karşı koyacaktır. Gezi Parkını 2013’te direnerek kazandı bu halk, 2021’de de bundan sonraki herhangi bir tarihte de direnerek Gezi Parkı’nı koruyacak, kaybetmeyecektir. Artık Gezi Parkı bu halkın onuru olmuştur. Bu halk onurunu hiçbir zaman satmadı. Ne Kurtuluş Savaşı’nda sattı ne de Gezi Parkı’nda sattı ne de bugün satacak. Onuru için savaşacak, direnecek. AKP’giller’in tüm saldırılarına karşı bıkmadan, usanmadan, diz çökmeden mücadele edecek ve kazanacaktır. 2013’de nasıl kazandıysa bugün de kazanacaktır.

Halkın Kurtuluş Partisi olarak suç duyurumuzun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Ve asla ve asla Gezi Parkı’nın yıkılmasına izin vermeyeceğiz. Bu sözümüzdür.

24.03.2021

Halkın Kurtuluş Partisi Genel Merkezi