Kaçak Saray Avanesinin Ucuz Ayasofya Tiyatrosu

09.08.2020
A+
A-

Ey Kaçak Saray’da mukim Potomyalı Rüstem!

Bırak bu Dürrizade torunu Ali Erbaş, avanelerin ve “hülooğğ”cularınla birlikte oynadığın ucuz Ayasofya Tiyatrosunu!

Ege’de Yunanistan’ın işgal ve ilhak ettiği 18 Adamıza gel. Bak, Yunan oraları silahlandırdı. Toplarının namlularını bize çevirdi üstelik de. İskâna açtı, okullar, kiliseler inşa etti. Kaymakamlar atadı, belediyeler kurdu. Turizme ve petrol çıkarımına da başladı.

Senin “Son Başbakan”ın Milyar Ali de işgal altındaki kendi adamıza pasaport ve vizeyle girip ağzı kulaklarında turistik gezi yaptı.

Şaka gibi, değil mi?

Eee, hep söyleyegeldiğimiz gibi sizde ulusal değer ve onur diye bir şey yok ki…

 

Adınız gibi bildiğiniz şekilde 2004’te başladı bu adamızın işgali. Ve işin en yürek parçalayıcı tarafı da, bu adalarımızı Yunanistan’a siz yani başta sen olmak üzere avanen verdi. Hem de kendi elleriyle. Hem de bile isteye…

Neden?

Çünkü ABD’li ve AB’li emperyalist efendilerin böyle emrettiği için…

Ey vatan satıcı hainler!

Ey engereklerin bile iğrendiği engerekler!

Ey çakır dikenlerinin bile yüzüne tükürdüğü dikenler!

Vatan toprağını satarak iktidarınızı kurdunuz ve sürdürdünüz…

Bu ihanetinizin en canlı tanığı, şu anda da avanenden olan, 2008’in Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Basat Öztürk’tür.

Ve de namuslu, yurtsever, Mustafa Kemal Gelenekli Askerlerimizden, dönemin Milli Savunma Bakanlığı Sekreteri Emekli Albay Ümit Yalım’dır. Ve yine dönemin asker ve sivil bürokratlarıdır.

İşte bu ihanetinizden dolayı sizin alayınızı Çeşme ya da Bodrum Meydanı’na kuracağımız halka açık bir mahkemede yargılayacağız…

Sanırız Vatan Satıcılığının şu anki TCK’deki müeyyidesini biliyorsunuzdur… Bundan kaçışınız olmayacak…

İşte bu sebeplerden gelmezsin 18 Adamıza, değil mi hain!..

Bir de Kaçak Saray’ında toplayacağın YAŞ toplantısı öncesi Anıtkabir’e çıkıyorsun kalburüstü yandaşlarınla birlikte, Misak-ı Milli Kulesi’ndeki Anıtkabir Özel Defteri’ne şu ibareleri yazıyorsun:

“(…) Suriye’den Libya’ya, terörle mücadeleye kadar elde ettiğimiz başarılar ülkemizin gücünü ve ordumuzun yeteneklerini ortaya koymaktadır.” (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/erdogandan-anitkabir-ziyaretini-tamamladi-tum-heyet-yas-toplantisi-icin-kulliyeye-gi-291059h.htm)

Gerçekleri nasıl İblisvari bir yöntemle tersyüz ediyorsun be Hafız!..

Suriye ve Libya’da durduk yere, Arap dünyası içinde Türkiye’ye dost bu iki ülkede ABD’li efendilerinin verdiği emir üzerine savaş açtığını ve oraları efendin olan emperyalist çakallarla birlikte cehenneme çevirdiğini, sadece bu iki ülkede milyonun üzerinde masum Müslümanın canına kıydığını söylemiyorsun…

“Ben BOP Eşbaşkanlarından bir tanesiyim ve biz bu görevi yapıyoruz”, diye ekranlarda, meydanlarda höykürdüğünü hiç söylemiyorsun…

“Teröristlerle” Oslo’da, Dolmabahçe’de masa kurup “yüzde doksan oranında andlaştığınızı” hiç söylemiyorsun…

Daha kısa süre önce (31 Mart 2019’da kaybettiğin İstanbul Belediye Başkanlığını yeniden ele geçirmek için 23 Haziran 2019’da tekrarlattığın seçim sürecinde), hızla düşüşe geçen oylarını yeniden yükseltebilmek için, Abdullah Öcalan’ın seni desteklediğini belirten mektubunu TRT’den okuttuğunu, Osman Öcalan’ı ise doğrudan TRT’ye çıkarttığını söylemiyorsun…

Yiyip içtiğin yalan be Hafız… İşin gücün yalan dolan, riya, hırsızlık ve ihanet… Ve de “İnsanları Allah’la Aldatmak.”

Olumsuz örneklik etme bakımından sizden büyüğü gelmedi be Hafız!

Nasıl bu kadar kötücülleştiniz? Kötülükle, ihanetle, kin ve nefretle doldu içiniz?

Fakat hızla yolun sonuna yaklaşıyorsun Hafız… Foyanız meydana çıkmada artık… En meczup “hülooğğ”cularınızın bile bir bölümü uyandı artık. Bayır aşağı gidişiniz bundan…

Her ay iki kez kendine özel kamuoyu araştırması yaptıran sen de kuşkusuz net bir şekilde gördün bu durumu.

İşte o yüzden panikledin. Çok değil, daha bir yıl kadar önce bir toplantıda, din meczuplarının; “Ayasofya’yı camiye çevirmeni”, talep etmeleri üzerine; “Kimse kusura bakmasın, bu işin bir getirisi götürüsü var, ben bir siyasi lider olarak bu kadar istikametimi kaybetmedim”, dediğin halde bugün 180 derecelik bir dönüşle; “istikametini kaybediverdin.” Artık meydanlarda, yollarda, ekranlarda, kürsülerde “Ayasofya’yı camiye çevirme” şovu yapıyorsun…

Hem de Mustafa Kemal, İnönü ve silah arkadaşlarını “Tarihe ihanetle” suçlayarak, “Hukuka aykırı davranmakla” suçlayarak…

Hiç utanmadın, yüzün kızarmadan yaptın bu suçlamaları, bu saldırıları…

Ömrünün, ömrünüzün hiçbir döneminde içtenlikli olmadın, olmadınız. Ve hiçbir döneminizde vicdani, ahlâki ve insani bir değer taşımadınız!..

Sizi yetiştirenler en büyük kötülüğü etmişler size… Bu insanı insan yapan yüce değerlerin-erdemlerin hiçbirini yüklememişler size…

Tarihin utanç sayfaları arasında çoktan aldınız yerinizi. Gelecek kuşaklar iğrenerek, içleri kalkarak okuyacak serüvenlerinizi…

Fakat sizin dünya aleme rezil rüsva oluşunuz da umrunuzda değil, Tarihin sizi çoktan mahkûm etmiş olması da. Varsa yoksa küp doldurmak… 7/24 işiniz gücünüz bu olmuş artık.

Şeytan öyle bir hırs vermiş ki size, dünyayı yutsanız yine de gözünüz doymayacak…

İlahınız olan Para Tanrısı böylesine kuşatmış benliğinizi.

Sizi bu yoldan Topraktan başka hiçbir güç döndüremez.

Öyle ki kefenin cebinin olmadığını da unutmuş görünüyorsunuz… Belli ki Şeytan gözünüze perde tutmuş… Altından, dolardan, avro’dan, saraydan, saltanattan başka hiçbir şey gördüğünüz yok.

Eee, İblis’i kılavuz edinirsen böyle olur be Hafız…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

23 Temmuz 2020