Malum Kişi’nin Yalanları ve Gerçekler

07.11.2019
A+
A-
Malum Kişi’nin Yalanları ve Gerçekler

Hüseyin Ali

 

Malum Kişi’nin Yalanları ve Gerçekler

Malum Kişi, yalan söyleme, kandırma işlerinde, oyunculukta pek başarılı. Değme Yeşilçam ve Holivud artistlerine taş çıkartır. O derece…

Eğer gerçeği bilmeseniz, Cumhuriyet Bayramı konuşmasının büyük kesimi için rahatlıkla; “helal olsun be!”, dersiniz. Ama bizler samimi olmadığını biliyoruz, görüyoruz. Bugüne dek yaptıkları ve niyeti ortada…

Şimdi bu yalanları görelim. En başta şöyle diyor 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konuşmasında:

“Türkiye, kendi millî güvenliği ve tarihî sorumlulukları söz konusu olduğunda hiç kimseye bakmadan, hiç kimseden icazet almadan sadece kendi kararı ve imkânlarıyla istediğini yapabileceğini göstermiştir.” (https://tccb.gov.tr/haberler/410/112346/-cumhuriyetimizi-daha-nice-yillara-cok-daha-guclu-bir-sekilde-tasiyacagiz-)

Ama durumun böyle olmadığını biliyoruz. Çok eskiden, 1950’den beri gelen iktidarlar, 27 Mayıs dönemi dışında, hep Amerikan Emperyalizmi tarafında belirlenmiştir. Malum Kişi’nin kendisi bizzat ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz tarafından çekip çıkarılmış ve parlatılarak önü açılmıştır. Hele hele, son 17 yıllık AKP döneminde Türkiye’nin; “hiç kimseden icazet almadan kendi kararı ve imkânlarıyla”, davranmadığı aşikârdır. Bu süreçte kendisi ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanı olduğunu itiraf etmiştir. İşadamı Cüneyt Zapsu aracılığıyla ABD yönetimine; “bu adamı deliğe süpürmeyin, kullanın”, dedirterek yalvarmıştır. Ekonomide, eğitimde, ordu ve yargının çökertilmesinde, dış politikada, Kürt Sorunu’nda, din sömürüsünde tümüyle emperyalist politikaya hainlik ölçüsünde alet olmuştur.

Şöyle devam ediyor Malum Kişi:

“Türkiye’nin terörle mücadelesiyle, Batı ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyada terör örgütleri karşısında sergilenen ikircikli, ikiyüzlü tavrı ifşa ettiğini…”

Türkiye’nin “terörle mücadelesi”nde Batı’yı suçluyor ama kendisi de tümüyle emperyalist siyaseti bire bir sürdürüyor. Dün “Kardeşim” dediği Esad’a karşı Batı’nın yönlendirmesiyle etmedik hainlik bırakmadı. Emperyalizmin dünyanın dört bir yanından topladığı katiller, hırsızlar sürüsü IŞİD’e destek verdi; IŞİD’cilerden hemen hiçbir farkı olmayan, adı sözde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olan ipten kazıktan kurtulma canileri emperyalizmin yönlendirmesiyle eğitti ve donattı, lojistik destek sağladı.

ÖSO’nun adını şimdilerde değiştirdi ve Suriye Milli Ordusu (SMO) yaptı. Şimdi bu katiller sürüsüyle Türk askerini birlikte, sözde PKK’ya karşı “Güvenli Bölge” diyerek Suriye sınırından içeri soktu. Böylece dinci yobaz çetelerle bir arada göstererek Türk askerinin şerefini de iki paralık etti. Çünkü bu çeteler ele geçen yaralılara işkence uyguluyor, öldürüyor sonra da cep telefonundan çekip yayımlıyor. Ambulans içinde bile bir Suriye askerine işkence ettikleri, 74 yaşındaki bir kadını bile işkenceyle öldürdükleri daha yeni ortaya çıktı. Ölülere bile işkence uyguluyorlar. Savaş suçu işliyorlar. İşte Türk askeri de savaş suçu işleyen bu güruh ile birlikte ne yazık ki…

Bu ÖSO güruhu, yaptıkları bu tür provokasyonlarla Türkiye’yi Suriye ile kapıştırma peşinde üstelik… Emperyalizmin amaçlarından birisi de bu. Rusya olmasa emperyalistlerin bu hedefini de hayata geçirecekti Malum Kişi.

“Güvenli Bölge” ileride bu amaca hizmet edecektir. Güneyde Amerikancı Kürt Hareketi yeni bir emperyalist uşağı Kürt devleti olarak Suriye zenginliklerinin % 80’inin üzerine konarken, Malum Kişi zafer pozlarıyla bu hain örgütlenmeye göz kırpmaktadır. Böylece hem yeni Kürt devleti güven içinde örgütlenecek, hem de Malum Kişi içeride muzaffer komutan çalımları atacaktır. Kısacası, amaç Suriye’nin bölünmesidir.

Malum Kişi Suriye’ye giriş nedenini şöyle açıklıyor:

“Biz kalmaya değil, tek hedefimiz var; terör örgütlerinden buraları temizlemek için oradayız. Çünkü bu terör örgütleri ne yapıyor? Bizi taciz ediyor, bizi rahatsız ediyor. Ve onlar bizi rahatsız ettiği için biz oradayız ve sadece bu terör örgütlerinden oradaki insanları, evet kurtarmak için oradayız.”

Bu aslında şunu andırıyor: ABD Emperyalizmi nasıl IŞİD’i örgütleyip Suriye’ye saldıysa ve sonra kendi yarattığı IŞİD’i ortadan kaldıracağını gerekçe göstererek PYD/YPG’yi örgütledi ve yeni bir fiili Kürt devleti yarattıysa, Malum Kişi de benzer şekilde terörü bahane ederek dinci canileri örgütlemekte ve PYD/YPG ile birlikte Suriye’nin bölünmesini amaçlamaktadır.

Ve şöyle devam ediyor Malum Kişi, TCCB sitesinden haberi aynen aktarıyoruz:

“Türkiye’den başka her kim Suriye meselesinde derdinin insan hakları, masumların canı, Suriye halkının geleceği olduğunu iddia ediyorsa açık konuşuyorum yalan söylüyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye dışında Suriye ile ilgilenen ülkelerin öncelikli amacının petrol kaynaklarını kontrol etmek olduğunun son iki haftalık süreçte bir kez daha ortaya çıktığını söyledi.

“Suriye’nin bölgeyle ilgili hesabı olan güçlerin mücadele alanı ve pazarlık malzemesi hâline dönüştüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’ye baktığında petrol veya güç temerküzü fırsatı değil de sadece insan gören, sadece can gören, sadece kardeş gören tek ülke Türkiye’dir. Biz insan olmanın, Müslüman olmanın, Türk olmanın gereği olarak bu onurlu duruşumuzu sürdüreceğiz. Gerekirse bedel ödeyeceğiz, ama asla çocuklarımızı mahcup edecek, onların yüzlerini kızartacak, ecdatlarından utanmalarına yol açacak bir yanlışa düşmeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.”

Malum Kişi, niyetinin; “Suriye meselesinde derdinin insan hakları, masumların canı, Suriye halkının geleceği olduğunu”, iddia ediyor. Ancak Suriye’de 1 milyon insanın ölümüne, pek çok Suriyelinin yaralanmasına, 8 milyon Suriyelinin evinden ayrı düşmesine yol açan en büyük suçlu kendisi. Hiç yoktan, emperyalizmin fişteklemesiyle Esad yönetimini düşürmek için elinden geleni yaptı, bu haince hedef için yüz binlerce Müslümanın kanına girdi. Hâlâ da giriyor.

Şu anda bile İdlib kentinde dinci teröristlere askeri ve lojistik destek sağlayan kendisi. Astana ve Soçi süreçlerinde alınan kararlara (dinci teröristlerin silahsızlandırılması ve İdlib’den çıkarılması) uymayan kendisi. Çünkü hâlâ emperyalizmin hizmetinde, hâlâ emperyalizme uşaklık anlamına ne yapabilirim diye çırpınıyor. Hâlâ emperyalizmden medet umuyor.

Yukarıda alıntıladığımız konuşmasında Suriye ile ilgilenen ülkelerin amacını Suriye’nin petrolü olduğunu vurgulayarak; “Suriye’ye baktığında petrol veya güç temerküzü fırsatı değil de sadece insan gören, sadece can gören, sadece kardeş gören tek ülke Türkiye’dir”, diyor. Evet emperyalizm petrol ve doğal kaynakların peşinde. Bu gerçeği dünya âlem biliyor. Zaten saklamıyorlar da… Trump Kaçığı açıktan söyledi; “Petrolü seviyorum”, diyor.

Bu durumda Malum Kişi emperyalist siyaset izlediğine ve petrol metrol de düşünmediğine göre, kendisine yakışan taşeronluk oluyor. Suyun üzerindeki iç politikaya dönük kuru gürültüye kulak asmayalım, aslında emperyalizmin has mı has taşeronudur.

Ancak, bu taşeronluğu bir bağımsızlık hareketi gibi göstermeye çalışıyor. Bayram mesajında şöyle diyor:

“Terör örgütlerinin saldırılarından 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar yaşadığımız tüm hadiseler, bu tarihi mücadelenin tezahürleridir. Suriye’de yürüttüğümüz Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve son olarak Barış Pınarı harekâtları da yine bu mücadelenin birer parçasıdır. Bundan bir asır önce başlattığımız ve yeni devletimiz Cumhuriyetimizi kurarak taçlandırdığımız İstiklal Harbimizin bir benzerini, farklı görüntüler ve yöntemlerle veriyoruz. Milli birlik ve beraberliğimizi bozmaya yönelik her türlü oyun, her türlü fitne sergileniyor. Sınırlarımızın güvenliğinden ekonomimize kadar egemenliğimizi hedef alan çok yönlü saldırılar kesintisiz sürüyor.” (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-cumhurbaskani-erdogandan-29-ekim-mesaji-41361217)

Bugün Türkiye’nin uyguladığı uşakça politikayı şanlı İstiklal Savaşı’mız ile bir tutuyor. Yetmedi, Feto ile yaşadığı çıkar çatışmasına dayalı 15 Temmuz’u bile İstiklal Savaşı’mız ile bağdaştırıyor.

Bu da İstiklal Savaşı’mıza ve Cumhuriyete saldırının bir başka şeklidir. İstiklal Savaşı, ilerici genç subayların öncülüğünde Kuvayimilliye hareketinin ürünü olan bir halk hareketidir. Malum Kişi’nin saydıkları ise kendi çizdiği emperyalist uşağı politikanın ürünüdür. Fark bu kadar nettir.

Ordu, bildiğimiz Türk Ordusu değildir artık. Maalesef başı emperyalist uşaklarıyla bağlanmış, dinci-faşist kırması bir iktidar tarafından “ümmetçi” bir orduya dönüştürülmüştür.

Ordu, Suriye içlerine girdiğinde, haberlerde izledik; muhabir Türk askerlerine soruyor; “Nereye böyle?”, diye. Üç farklı asker de aynı cümleyle cevap veriyor: “İslamiyet güneşinin olduğu her yere!”

Türk Ordusu ne yazık ki böylesine içler acısı bir duruma düşürülmüştür. Din savaşını amaçlayan ya da pusulası din olan bir ordu… 12 Eylül Faşizmi dahi orduyu böylesine tahrip edememişti!

Ve ulusal çıkarlar hiçbir şekilde “İslamiyet Güneşi” ile bir tutulamaz. Ortaçağcı kafa orduyu da böyle olumsuz etkiliyor. Oysa Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet tümüyle ters yönde, dinden uzak, laik bir anlayışı hedeflemiştir.

Kurtuluş Savaşı ile Türkiye’nin Suriye’deki savaşı hiçbir şekilde bağdaştırılamaz.

Malum Kişi bununla da yetinmiyor. Dinci katiller sürüsünü şehit ilan ediyor.

“Barış Pınarı Harekâtı’nda Türkiye’nin asker ve sivil 30’a yakın şehit verdiğini, Suriye Millî Ordusundan da 130’a yakın kişinin şehit düştüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onlar, evet bizim şehitlerimizle beraber koyun koyuna bir mücadele verdiler ve bu mücadeleyi hâlâ vermeye devam ediyorlar, asla geri durmuyorlar. Ve bu mücadeleyi birlik, beraberlik, kardeşlik içinde sürdürdüler, sürdürüyorlar” diye konuştu.”

Bu yağmacı hırsızlar, katiller sürüsü başta kendi halkına ama aynı zamanda tüm bölge ve dünya halklarına karşı hainlik yapmaktadır. Gerçek İslam’ın değil, Amerikan İslamı’nın peşindedirler. Bu yüzden kesinlikle şehit ilan edilemezler. Ama kafa Ortaçağcı olunca, aynı zamanda emperyalist uşaklığı yapınca, Malum Kişi bu caniler sürüsüyle aynı konumda olduğunu itiraf etmiş olmaktadır.

Malum Kişi açıklamasının bir yerinde şöyle diyor:

Batılı ülkelerin denizlerde dolaşan Türk gemilerinden rahatsız olduğunu ve “buralardan çekilin” dediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Var mı böyle bir şey ya? Bu topraklarda, bu denizlerde bizim haklarımız var, bizim hakkımız olmayan yerde işimiz yok. Ve oralarda bu bayraklar uluslararası deniz hukuku neyi gerektiriyorsa bunun gereği olarak var. Bu bakımdan ben teşekkür ediyorum, pruvanız neta rüzgârınız kolayına olsun diyoruz” dedi.”

Son olarak, Malum Kişi haklarımızdan, hukuktan söz ediyor ama biz iyi biliyoruz ki Ege’de 18 Adamızı Yunanistan’a peşkeş çekmiş durumda. Ege’deki haklarımız ne oldu?

Bütün bu süreci en basit şekilde Aristo mantığı ile bile çözmek mümkündür:

Suriye konusunda Esad yönetimi kimin düşmanı?

Hem ABD’nin, hem İsrail’in.

O Suriye ki, İsrail’in varlığını bile kabul etmiyor.  Örneğin, Esad şöyle diyor daha yeni yaptığı açıklamada:

“Bizim için İsrail ile onlar (Türkiye) arasındaki fark, (İsrail’in) devlet olarak varlığını tanımıyor oluşumuzdur. Biz İsrail halkının varlığını tanımıyoruz. Milattan birkaç yüzyıl önce var olan İsrail halkından başka bir İsrail halkı yoktur. Şimdi onlar, gelip toprak işgal eden ve insanlarını yerlerinden eden diasporadır. Türk halkı ise vardır ve bizim komşularımızdır.” (https://tele1.com.tr/esaddan-kafa-karistiran-bagdadi-aciklamasi-97066/).

Esad yönetimi Amerikancı Kürt Hareketini de hain ilan etmiştir.

O halde hem Amerika’ya, hem İsrail’e,  hem de PYD/YPG’ye karşı olan Suriye yönetimiyle neden uzlaşmaz Malum Kişi?

Malum Kişi zaman zaman “Eyy Amerika”, “Eyy İsrail” gibi ünlüyor. Bu konuda samimi olan kişinin Esad ile ittifak etmesi gerekmez mi?

Esad ile ittifak yapmadığı sürece haindir, emperyalist uşağıdır, bu çıkışlarında samimi değildir.

Sonuç olarak Malum Kişi için değişen hiçbir şey yoktur. Gene BOP Eşbaşkanıdır. Gene emperyalist uşağıdır. Gene Ortaçağcıdır. Gene kendi halkına ihanet etmektedir.

Türkiye’nin bekası için asıl tehlike bizzat dinci-faşist kırması AKP diktatörlüğüdür. Türkiye AKP diktatörlüğünden sıyrıldığı ölçüde beka sorunu yaşamayacaktır.

AKP’nin bekası ayrı, Türkiye’nin bekası ayrıdır.

Türkiye AKP diktatörlüğünden ve Malum Kişi’den kurtulduğu ölçüde emperyalist oyunundan kurtulabilecektir.