Şehitler, istikrar ve Başkanlık Sistemi Uyan Türkiye’m! AKP, kendi bekası adına Mehmetçik kanı içmeye doymuyor…

11.03.2020
A+
A-

İdlib’ten gelen acı haber yüreğimizi yaktı. 1 değil 2 değil… Resmi kayıtlara göre 33, yerli ve yabancı farklı kaynaklara göre ise 100’ün üzerinde şehidimiz var. Bir hiç uğruna gecenin bir yarısı arkalarında kısacık hayat hikâyelerini bırakarak düşlerinden vurulup gittiler.

Ali Kayseri, Halil İbrahim Gaziantep, Ahmet İzmir, Recep Hatay, Bayram Konya… ve adlarını sayamadığımız hayatlarının baharından koparılan nice tomurcuklar. Sevdiklerinizi geride bırakıp toprağa düşen cemre gibi düştünüz birer birer dalınızdan. Yaşam pınarımıza başka cemre düşer mi bilmiyorum ama baharın o ılık rüzgârları bile soğutamaz kanayan yüreğimizi artık; onca gencecik evladımız toprak altında yatarken.

Anaların yüreklerine hiç sönmeyecek kor ateşlerini düşürenlerin baş sorumlusu ne diyor tüm bu insanlık dışı olaylara?

Suriye’nin topraklarını işgal eden emperyalist devletlerin piyonu olmayı gönüllü kabul eden AKP’giller’in başı, askerlerimizi Ortadoğu bataklığına sürüklerken o gencecik fidanlardan;  “birkaç tane şehit”, olarak bahsetmekten utanmıyor. Bir de üstüne üstlük; “şehitler tepesi boş kalmayacak”, türünden yaptığı buz gibi açıklamanın üzerinden henüz 6 gün bile geçmemişken onlarca askerimizi yitirmemiz ülkemizi hangi kanlı ellerin yönettiğini açıkça gösterdi. AKP’nin yeni Türkiye’sinde ölüm kutsanırken yaşamak bazı kişilerin tekeline kaldı maalesef. Cenaze ve taziye törenleri yoksul halk çocuklarının ortaklaştığı tek törene dönüştü. AKP’giller’in kanlı düzeninde insanların yaşama sevinçleri yok edilirken, ölümde anlam aramak sıradanlaştırıldı. Oysa Burjuva bile olsa devletin birinci görevi, yurttaşlarının en temel insan hakkı olan yaşam hakkını tanıyıp korumaktır. Bile bile ölüme yollamak değil.

Bir başka ülkenin topraklarında, bölge barışı ve istikrarı adına sözde barış harekâtı düzenlediğini iddia ederek komşumuz Suriye’nin toprak bütünlüğüne, efendileri ABD Emperyalistlerinin BOP planı çerçevesinde saldıran savaş çığırtkanı AKP’giller için, ne şehidimizin ne de toprağımızın bir anlamı var. O yüzden Tayyip şehitlerden söz ederken kelle hesabı yaparak alay eder. Gencecik kınalı kuzuların insan olduğunu da unutur ve cansız bir nesneden bahseder gibi tane hesabı yapmakta da bir beis görmez.

ABD ve NATO’nun emrinde BOP Eşbaşkanlığını dünya âleme ilan eden Tayyip, bu uğurda ülkemizin parçalanmasının önünü açmakla görevli.

Emperyalist politikalar çerçevesinde sürüklendiğimiz bu kanlı yolculukta tek çıkış yolu, bu kan emici iktidardan kurtulmaktır. Bugüne kadar başımıza gelen her felaketin ardından duymaya alışık olduğumuz hamaset dolu nutuklar, yükselen kamuoyunun tansiyonunu düşürmeye yönelik.

Tahayyül sınırlarımızı zorlarcasına genişleyen bu karanlık günlerin ardından doğacak güneş, ancak emperyalist politikalarla hem kendi vatanını hem de komşu ülkeleri kana bulayan Tayyip’giller’den hesap sormakla mümkündür.

Bugün Suriye’de ÖSO’ya kalkan yapılan Türk Ordusu, cihatçı çetelerle işbirliği yapan siyasal İslamcı AKP yüzünden Ortadoğu bataklığında her gün bir askerini daha kaybediyor. “Stratejik derinlik” olarak Şam’daki Emevi Camii’nde namaz kılmayı hayal kuranlar, bugün arka arkaya gelen şehit cenazelerinin safında boy gösteriyor.

Sorulması gereken en büyük ve yerinde soru şu olmalı;

Suriye topraklarında ne işimiz var?

İnsanları cepheye sürerken kullandıkları en büyük argüman “Zalim Esed”in devrilmesi. Ve o topraklara bizim kanlı diktatörün yardımıyla sözde barışın ve huzurun tesis edilmesi. Siyasi varlığını AB-D’nin Ortadoğu’nun parçalanıp küçük devletçiklere bölünmesi senaryolarına dayandıran ve bunu da “BOP’un Eşbaşkanıyım” diye defalarca açıklamakta sakınca görmeyen Tayyip’in, dökülen her damla kandan sorumlu olduğu unutulmaması gereken en büyük gerçektir.

AB-D Emperyalist çakallarının desteklediği işgalci çetelere karşı vatanını savunan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ise insanlığın en haklı davası olan halkının kurtuluş davasını omuzlayan ve bu uğurda mücadele eden gerçek kahramandır. Suriye’de yürütülen bu savaşın ardında ABD’nin kolluk gücü görevini üstlenen AKP’nin Başkanı Tayyip, hem Türkiye hem de Suriye halkı için büyük bir tehlike.

Ülkemizi komşumuzla savaşın eşiğine getiren AKP’giller için savaş, en garantili işe dönüşmüş durumda. İç politikada sıfırı tüketmiş durumdalar. Ekonomik kriz öyle bir sınıra dayandı ki insanlar açlıktan ya kendini yakıyor ya da toplu intihar ediyor. Parası olanın okuduğu bir eğitim sistemi ile sağlığın da parayla satın alınan bir metaya dönüştürüldüğü ülkemizde, ölüme mahkûm edilen halkımızın can güvenliği de AKP-MHP devşirmesi sokak bekçilerine emanet edilmiş durumda. AKP’nin hukuk bürosuna dönüştürdükleri mahkemelerde de artık adalet dağıtılmıyor.

Ancak unuttukları nokta şu:

Yürüttükleri bu akıl almaz kanlı politikalar iflasları anlamını taşıyor.

Sonlarını kendi elleriyle hazırlıyorlar.

İdlib’de yaşanan kahredici tablo, yürüttükleri akıl dışı politikaların nasıl çöktüğünün ispatı.

Bunu gören saray eşrafı, askerlerimizin toplu katledildiği son saldırıya ilişkin; “her türlü saldırıya misliyle karşılık”, verileceğini duyururken, içine düştükleri istikrarsızlığın bedelini evlatlarımızın kanıyla ödemeye devam edeceklerini gösteriyor.

 

AKP’nin kaldıracı CHP

AKP siyasetinin çöktüğü ve hiçbir hükmünün kalmadığı şu günlerde en büyük yardımcıları, her zaman olduğu gibi sorumsuz Kılıçdaroğlu ve ekibi ne yazık ki. Türkiye’yi yasa boğan böylesi büyük bir kaybın ardından Meclise acil toplanma çağrısında bulunan CHP’ye verilen yanıt Meclisin acil toplanmasını gerektiren önemli bir olay olmadığı yönünde. CHP’nin alması gereken tavır izlediği dış politikayla Türkiye’yi savaşın eşiğine getiren AKP’giller’in siyasetini deşifre edip halka gerçekleri anlatmak olmalıydı.

İçte ve dışta hiçbir hükmü, inandırıcılığı, güvenilirliği, en ufak bir saygınlığı kalmayan bu iktidarın, şehitleri istismar etmesinden başka bir malzemesi kalmamışken ne yaptı Y-CHP?

İçi boş laflarla dolu AKP tarafından yazılmış metni imzalayarak suça ortak oldu.

Her zaman yaptığı gibi AKP’yi içine düştüğü zor durumdan kurtardı.

İdlib’de verilen kayıpların siyasi sorumluluğunu taşımakta oldukça zorlanan AKP’yi koruma görevinin yine CHP’ye düşmesi tabiî ki şaşırtıcı değil. Daha önce yaşanan birçok önemli krizde benzer kaldıraç rolünü gönüllü üstlenmişlerdi.

Hatırlayalım, parlamenter sistemin askıya alınıp Başkanlık sistemine geçildiği 16 Nisan 2017’de yapılan halk oylamasında son anda mühürsüz oy pusulaları ve zarflar geçerli sayılmış ve yasa dışı bir şekilde evet oylarının yüksek çıktığı YSK kanalıyla tescil ettirilmişti. Bu oyuna gelmeyen halk ise hayır oylarına sahip çıkarak en meşru protesto hakkını kullanmıştı. Fakat CHP’nin başındaki Sorosçu Kılıçdaroğlu hemen devreye girmişti. Referandumda yüksek çıkan hayır oylarını geçersiz sayan AKP’ye karşı halkın haklı öfkesini örgütlemek yerine sokaktaki protesto eylemlerine sahip çıkmayarak eylemleri sönümlendiren Kılıçdaroğlu’ndan başkası değildi.

Yine aynı şekilde 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday gösterdikleri Muharrem İnce’nin de çalınan oylarına sahip çıkacağı yerde seçim gecesi sırra kadem basması tesadüfî olamaz. Ana muhalefet ve Meclisteki yardımcı aktörlerinin kuzuların sessizliğini oynamaları, yaşadığımız felaketlerden AKP’giller kadar sorumlu olduklarını göstermekte.

 

Emperyalist savaşa hayır!

Tarih boyunca zengin enerji kaynakları ve petrol tutkusu, halkların kanından her zaman daha değerli olmuştur emperyalistler için. Ortadoğu’ya biçilen plan bugün için yanı başımızdaki Suriye’de yaşanırken ateş, bizi eskisinden de daha fazla yakmaya başladı. Tayyip’in kendi bekası uğruna varlık-yokluk davasına dönüştürdüğü Suriye politikası artık çıkmaz sokakta. AB-D Emperyalistlerinin kuklası olan AKP, Suriye’de ilk günden itibaren kaybetti. Komşu ülkenin topraklarına tabur tabur ölüme yolladığı askerlerin kanından kurduğu kanlı iktidarı çökmek üzere. İstediği kadar medyayı kontrol altına alıp verilen şehit sayılarını gizlesin. Ya da şehit cenazeleri üzerinden vatan-millet savunmaları yapsın. Artık kimse inanmıyor söylenenlere ve gösterilenlere. Bu savaşın kim adına ve ne için yapıldığı ortada. Sırada AKP iktidarının çöküşü var ki pek yakında Türkiye Halkı da, Suriye Halkı da buna tanık olacak. Başta Kaçak Saray’lı olmak üzere vatana ihanet eden tüm yerli ve yabancı işbirlikçiler döktükleri kanın hesabını verecekler.

 

Ankara’dan Bir Yoldaş