Tayyip’ten inciler…

09.10.2021
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

Suriye’den kim çıkacak?

Yahu Tayyip!

Âlem adamsın, komik adamsın, diyeceğiz ama olay çok ciddi. Şaka kaldıracak bir konu değil.

Nedir konu?

Suriye.

26 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) 76. Genel Kurul görüşmeleri için bulunduğun New York’ta Amerikan CBS televizyon kanalına verdiğin röportajda; “Suriye’deki 900 ABD askerinin kalmasını mı yoksa gitmesini mi istiyorsunuz?”, sorusu üzerine şunları söylüyorsun:

“(…) “Tabiî ki benim burada tasarrufum olursa Suriye’den çıkmalarıdır, Irak’tan çıkmalarıdır. Afganistan’dan çıktıkları gibi çıkmalarıdır. Çünkü eğer dünyada biz barışa hizmet etmeyi istiyorsak barış için o bölgelerde kalmanın hiçbir anlamı yok. Bırakalım o bölge halkı, o bölgedeki yönetim kararını kendisi versin.” (https://www.ntv.com.tr/turkiye/cumhurbaskani-erdogan-abd-afganistandan-ciktigi-gibi-suriyeden-ve-iraktan-cikmalidir,TamFx7EtFEWPaB6XZCJlbQ)

Yine röportajın devamında sorulan bir soruyu ise şöyle yanıtlıyorsun:

“Suriye için araya girilmesini Türkiye’ye mi bıraksınlar?” sorusunu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa şunu çok açık net söyleyeyim, biz istenmediğimiz yerde durmayız, istenmediğimiz yerde bulunmayız. Bakın biz şu anda Suriye’de 100 bin briket ev inşa ediyoruz. Evlerinden barklarından tamamıyla kovulmuş olan aileler için bunları biz inşa ediyoruz. Acaba diğer ülkeler ne yapıyor? Bu önemli.” (agy.)

 

Şimdi dinle Tayyip!

Suriye’de, Birleşmiş Milletler dahil, tüm dünyanın tanıdığı bir rejim ve yönetim var mı?

Var.

Suriye’de meşru yönetim kim?

Beşşar Esad Yönetimi.

Daha birkaç ay önce Suriye’de Başkanlık Seçimleri yapıldı mı uluslararası gözlemcilerin de katılımıyla?

Yapıldı.

Seçim onlara göre de meşru mu?

Meşru.

Peki Seçimi kim kazandı açık arayla?

Beşşar Esad.

Peki o yönetim seni istiyor mu?

İstemiyor.

Seni işgalci görüyor mu?

Görüyor.

Daha önceki yıllara gitmeyelim, bak Esad’ın danışmanı Buteyna Şaban 8 Kasım 2017’de ne diyor bu konuda:

“Türkiye ve ABD işgalci güç

“Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın danışmanı Buteyna Şaban, Türkiye’yi sömürgecilikle suçlayarak, askerlerinin işgalci muamelesi göreceğini söyledi.” (https://www.dw.com/tr/esad%C4%B1n-dan%C4%B1%C5%9Fman%C4%B1-t%C3%BCrkiye-ve-abd-i%C5%9Fgalci-g%C3%BC%C3%A7/a-41289132

Beşşar Esad’ın kendisi de bunu 2018 Mayıs’ında şöyle ifade ediyor:

‘BİR ASKER BİLE İŞGAL DEMEK’

“Esad, ‘Türkiye hakkında ne diyeceksiniz? Türkiye ülkenizin bir kısmını istila etti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la eskiden iyi bir ilişkiniz vardı. Bu ilişki şu an ne durumda?’ sorusuna şu yanıtı verdi: ‘Öncelikle, bu bir saldırganlık, bir işgal. Suriye topraklarındaki tek bir Türk askeri bile işgali temsil ediyor. Bu, Türk halkının bizim düşmanlarımız olduğu anlamına gelmez. Sadece birkaç gün önce Türkiye’den siyasi bir heyet ziyarete geldi. Genel olarak Türkler ile Erdoğan arasında ayrım yapmalıyız.’” (https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2018/05/10/esad-turk-askerleri-isgalci)

Beşşar Esad’ın 17 Ekim 2019 tarihinde söyledikleri ise şöyle:

“”Esad: Türkiye’nin işgal ve saldırılarına Suriye’nin her yerinde yanıt veririz

“Esad ilk kez konuştu

  “(…)

‘AÇIK BİR İHLAL VE İŞGAL’

“Suriye Arap Haber Ajansı SANA’ya göre, Esad, ‘Barış Pınarı’nı ‘apaçık işgal’ diye niteleyerek ‘Türkiye saldırganlığına Suriye’nin her yerinde tüm meşru araçlarla karşılık vereceğiz’ vurgusu yaptı.

“’Bölge ülkelerine yönelik dış emeller tarih boyunca hiç durmadı. Erdoğan rejiminin ülkemize karşı yürüttüğü Türkiye saldırganlığı, taşıdığı tüm yalancı şiarlara rağmen, açık bir ihlal ve işgaldir’ diyen Esad, şöyle devam etti:

‘MEŞRU TÜM ARAÇLARLA KARŞI KOYACAĞIZ’

“Bu işgale (Erdoğan rejiminin) vekilleri ve teröristlerini vurmak kanalıyla cevap veren Suriye, bunun tüm şekillerine Suriye topraklarındaki her bölgede meşru tüm araçlarla karşılık verecek ve karşı koyacak.” (https://www.demokrathaber.org/esad-turkiyenin-isgal-ve-saldirilarina-suriyenin-her-yerinde-yanit-veririz)

Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad’ın, 23 Eylül 2021 günü Sputnik’te yayımlanan röportajından ilgili bölümü aktaralım:

“Türkiye, Suriye’deki işgali sona erdirerek güçlerini geri çekmeli

“(…)

“Bunun (İdlib bölgesindeki gerginliğin) temel nedeni Türk işgali ve Türkiye’nin oradaki terörist gruplara verdiği destektir. Türkiye derhal geri çekilmeli ve uluslararası toplum Suriye’nin ülkenin kuzeyindeki işgal altındaki toprakların kurtarılmasına yönelik çabalarını desteklemelidir.” (https://www.indyturk.com/node/415126/d%C3%BCnya/suriye-d%C4%B1%C5%9Fi%C5%9Fleri-bakan%C4%B1-mikdad-t%C3%BCrkiye-suriyedeki-i%C5%9Fgali-sona-erdirerek-g%C3%BC%C3%A7lerini)

Senin de konuşma yaptığın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında bu konuyla ilgili şunları söyledi Mikdad:

“Türkiye’ye suçlama

“Türkiye’yi ‘İdlib’deki silahlı gruplara destek vererek Astana ve Soçi görüşmelerinde uygulamayı taahhüt ettiği yükümlülükleri ihlal etmekle’ suçlayan Mikdad, ‘Destek, Nusra militanlarına da sağlanıyor. Bu, İdlib’i yabancı teröristler yığınağına dönüştürdüler’ ifadelerini kullandı.

“Ankara’yı, Suriyelilere karşı savaş suçu işlemekle, içme suyuna erişimi kesmekle, Suriye’nin ‘işgal altındaki’ topraklarda yaşayan halkı ‘Türkleştirmekle’ suçlayan Suriyeli bakan, ‘Suriye topraklarının Türk ve Amerikan ordusu tarafından inandırıcı olmayan bahanelerle işgali ve kaynakların yağmalanması derhal ve koşulsuz olarak sona erdirilmeli’ yorumunu yaptı.

“Türk ve Amerikan askerlerini çıkaracağız”

“Suriye ordusunun, ülkenin her bölgesi hükümet kontrolü altına girene kadar “teröristler’e karşı savaşmayı sürdüreceğini belirten Mikdad, ‘Baskı, yalanlar ve suçlamalar bizi pes ettiremeyecek’ diye konuştu.

“Mikdad, Suriye’nin kuzeyindeki Türk ve Amerikan askeri varlığının ‘yasa dışı olduğunu ve uluslararası hukukun apaçık ihlali anlamına geldiğini’ belirtti.

“Türk ve Amerikan askerlerinin ülkeden çıkarılacağını söyleyen Mikdad, ‘Suriye’nin büyük bölümünden teröristleri nasıl silip attıysak işgali de aynı azim ve kararlılıkla, uluslararası hukukun mümkün olan tüm araçlarını kullanarak sona erdireceğiz’ diye konuştu.” (https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/syria/28092021)

Şimdi ne diyeceksin tüm bu açıklamalara?

İstenmiyorsunuz işte Suriye’de. Daha ne desin adamlar. “İşgalci” diyorlar işte…

Sen ne diyorsun buna karşılık?

“(…) biz istenmediğimiz yerde durmayız, istenmediğimiz yerde bulunmayız. Bakın biz şu anda Suriye’de 100 bin briket ev inşa ediyoruz. Evlerinden barklarından tamamıyla kovulmuş olan aileler için bunları biz inşa ediyoruz.”

Eee?..

Ne yani sen kalkıp başkasının ülkesinde, onun meşru yönetiminin ve halkının izni olmadan “100 bin briket ev inşa e”ttiğin için mi meşrusun orada? Ne hakkın, ne yetkin var senin başka ülkelerin topraklarında “briket ev inşa” etmeye? Kim çağırdı seni oraya?

Üstelik kim yıktı o evleri? Kim harabeye çevirdi Suriye’yi?

Başta ABD Emperyalistleri ve siz…

Dediğimiz gibi, söylediklerin çok komik ama olay hiç de komik değil…

Birçok neden sayabiliriz bunlara:

Kardeşçe ilişkilerimizin olduğu Suriye’deki, başta Arap Halkı olmak üzere, tüm halklarla aramıza kan davası soktun.

Ekonomik açıdan ülkemizi çok büyük zarara uğrattın savaş nedeniyle. Kaç yıldır Suriye topraklarında olan ordunun savaş masrafları on milyar dolarları buluyor. Zaten yokluk içindeki halkımızın üzerine bir de bunun getirdiği maddi yük biniyor çok büyük miktarda.

Ve ABD Emperyalistlerinin, bölgedeki işbirlikçilerinin ve Ortaçağcı çetelerin saldırısı karşısında ülkelerini savunmak yerine terk ederek ülkemize gelen 5 milyondan fazla Suriyeli için yapılan giderler de 100 milyar dolara yaklaştı, belki de geçti.

Bölge esnafımızı ekonomik açıdan çok büyük zarara uğrattın. On binlerce Suriyeli bölgedeki şehirlerden alışveriş yapıyor, ticaret yapıyordu.

Suriyeliler kültür varlıklarımızı görmek için de büyük oranda ülkemize geliyorlardı. O bakımdan da zarara uğrattın ülkemizi.

ABD Emperyalistlerinin dünyanın dört bir yanından toplayıp getirdiği, “Eğitip-Donattığı” Ortaçağcı çetelere ülkemizin topraklarını açtın. Onlara her türlü (askeri, siyasi, ekonomik, sağlık vb.) desteği sundun. Onlara vatan topraklarını açtın, kullandırdın. Kullandırmaya da devam ediyorsun. Vatandaşlık veriyorsun onlara.

Niye?

Türkiye’de de sana karşı gelenleri sindirmek için. Gerekirse yok etmek için…

Onlarsa Türk askerlerini diri diri yaktılar, şehit ettiler onlarcasını.

Ve yok yere, ABD ve AB Emperyalistlerinin ve Siyonist İsrail’in çıkarları için Mehmetçiklerimizi şehit veriyoruz. Üçer beşer, onar, yüzer. Daha geçtiğimiz günlerde 5 şehit daha verdik… Bu şehitlerimizin kimisini PKK-PYD-YPG verdiriyor, kimilerini de senin “Eğitip-Donattığın” Türkistan İslam Partisi, El Nusra, Heyet El Tahrir gibi Ortaçağcı çeteler. Yani “besle kargayı oysun gözünü” atasözü doğrulanmış oluyor böylece.

Sonra bir de ne diyorsun hiç utanmadan:

“(…) Bırakalım o bölge halkı, o bölgedeki yönetim kararını kendisi versin.” (https://www.ntv.com.tr/turkiye/cumhurbaskani-erdogan-abd-afganistandan-ciktigi-gibi-suriyeden-ve-iraktan-cikmalidir,TamFx7EtFEWPaB6XZCJlbQ)

E vermiş kararını “o bölge halkı, o bölgedeki yönetim” bu konuda.

Bundan 100 yıl önce vermiş kararını hem de. Osmanlı’nın çöküp parçalanmasından sonra, işgali altına girdiği Fransız Emperyalistlerine karşı savaşmış ve yenmiş onları. Defetmiş topraklarından. Bağımsız bir devlet kurmuş. Meşru bir yönetimi var.

Ama ABD Emperyalistleri, “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)” kapsamında bölmek istiyor Suriye’yi. Irak’ı böldüğü, Libya’yı bölüp parçaladığı gibi… Ve sırada Türkiye var, İran var bu proje kapsamında. Bu da çok açık. Haritası bile var. Resmi olarak da yıllar önce Dışişleri Bakanlarının ağzından açıkladılar bu projeyi. Ve bu bölgede, Amerikancı Kürt Hareketleriyle birlikte, “Müslüman İsrail” kurmak istiyor ABD.

Ve sen Tayyip, bu projenin Eşbaşkanlarından biri olarak övündün yıllarca, şimdi inkârdan gelsen de…

Senin deyişinle; “Kardeşten öteydiniz” Beşşar Esad’la. Ama ağababan, efendin, iktidara getiricin ve de götürücün ABD’nin emirleri doğrultusunda davrandın Suriye’yi bölüp parçalama işinde, BOP’ta görev aldın ve yaptın. Hâlâ da yapmaya devam ediyorsun.

Hangi halk ister yabancı devletler tarafından bölünüp parçalanmayı. İşgale uğramayı. Savaşın içine sokulmayı. Yüz binlerce ölü, yaralı vermeyi. Kim ister ülkesinin yakılmasını, yıkılmasını. Harabeye çevrilmesini. Vatan topraklarından kopmayı. Yerinden yurdundan olmayı…

“ABD çıkmalıy”mış, kendisi kalmalıymış. Çünkü “100 bin briket ev inşa ediyor”muş(!)

Tabiî ki çıkmalı ABD. Çıkacak da. Ama siz de çıkmalısınız.

Sen daha neyin davasını güdüyorsun? Hangi hak ve yetkiyle güdüyorsun?..

Utanç içinde çekilmenin mi? Yeni yeni şehitler vermemizin mi? Aramızdaki kan davalarının daha da artmasını mı?

Haksız, hukuksuz, adaletsiz ve asla gerçekleşmeyecek bir davayı sürdürüyorsun Suriye’de. Başta ABD olmak üzere, er ya da geç ama mutlaka çekileceksiniz Suriye’den. Suriye Halkı birliğini sağlayacak. 2. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı da kazanacak. Çünkü Tarihen haklı bir davayı, savaşı sürdürüyorlar…

Ve Rusya, seni sürekli Moskova’da vermek zorunda kaldığın sözleri yerine getirmen konusunda uyarıyor. “Eğer yerine getirmezsen, ben getireceğim” diyor ve de getiriyor. İdlib’de adım adım köşeye sıkıştırıyor Ortaçağcı çeteleri. Ve de sizi. Türk Ordusu’nun Gözlem Noktalarının bir kısmını çekmek zorunda kaldın, diğerlerini de çekeksin bugün ya da yarın.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov 10 Eylül 2021’de bunu şöyle dile getirdi Putin’le Erdoğan arasında 29 Eylül’de yapılacak görüşme öncesi:

“Türk meslektaşlarımız İdlib anlaşmasının uygulanmasını tamamlamalı

“Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İdlib’de Suriyeli muhaliflerle ‘teröristleri’ ayırma çalışmalarının, ‘hedeflenenden çok uzak’ olduğunu söyledi.

 “(…)

“Lavrov konuyla ilgili değerlendirmesinde, ‘Türk meslektaşlarımız, Erdoğan ve Putin’in onayladığı iki sene önce yapılan anlaşmanın uygulanmasını tamamlamalıdır. Bu durum BM’nin 2254 nolu kararında açıkça belirtildi. Bu anlaşma şartları normal, muhalif vatandaşlarla, Heyet Tahrir el Şam grubu teröristlerinin birbirlerinden ayrılmasını içeriyor. İşlemler başladı ancak, yapılması gereken daha çok şey var.’ ifadelerini kullandı.” (https://www.mepanews.com/lavrov-turk-meslektaslarimiz-idlib-anlasmasinin-uygulanmasini-tamamlamali-47011h.htm)

29 Eylül’de gerçekleştirilen görüşmeden sonra Ortak Açıklama yapılmadı. Taraflar görüşlerini kamuoyuna kendileri deklare ettiler.

Sen sadece şunları söyledin görüşme konusunda 30 Eylül’de:

“Mevkidaşım Putin ile verimli bir görüşme gerçekleştirerek Soçi’den ayrıldık” (https://tr.sputniknews.com/20210929/putinle-erdogan-pandeminin-basindan-beri-ilk-yuz-yuze-gorusmeleri-icin-bir-araya-geliyor-1049343166.html)

Rusya tarafı ise aynı gün yani 30 Eylül’de şunları söyledi:

‘İdlib’den teröristlerin çıkarılması gerektiğine vurgu yapıldı’

“Kremlin Sözcüsünün açıklamalarına göre Rusya lideri ile Erdoğan, Suriye’nin kuzeybatısında artan şiddet olaylarına ilişkinse, teröristlerin İdlib’den çıkarılması gerekliliğine vurgu yaptılar. Peskov şunları söyledi: ‘(İdlib’e ilişkin) daha önce varılmış anlaşmalara tarafların bağlı oldukları teyit edildi. Söz konusu anlaşmaların, terörist bileşenlerin İdlib’den çıkarılmasına dair maddesinin uygulanması gerektiğine vurgu yapıldı. Zira bu terörist bileşenlerin İdlib’deki varlıkları hâlâ devam ediyor ve bu gruplar tehdit oluşturuyor ve Suriye ordusuna karşı saldırı eylemleri gerçekleştiriyorlar.’

“İdlib’e ilişkin önceden varılan anlaşmalarda bu bölgedeki teröristler ile muhalif grupların birbirinden ayrılması görevini Türkiye üstüne almıştı. Fakat bu noktalarda bir ilerleme olmayışı, İdlib’de nihai bir çözüme ulaşılmasının da önünü tıkıyor.” (https://tr.sputniknews.com/20210930/putin-ile-erdogan-ust-duzey-isbirligi-konseyinin-bu-sene-toplanmasinda-anlasti-1049386854.html)

Gördün mü bak! Fırça çekmiş! Putin sana ayar vermiş! Sense yutkunmuşsun sadece…

Bak, Suriye’de muhaliflerin kontrolünde bulunan Dera kentinde artık Ortaçağcı çete kalmadı. Geçtiğimiz günlerde, bir kısmı silahlarını bırakarak İdlib’e geçti, bir kısmı da teslim oldu. Beşşar Esad yönetimi de onlara af yasasını uyguladı. Ama artık Suriye’deki olayların başlangıcının gerçekleştiği Dera kenti tümüyle meşru yönetimin egemenliğine girdi. Ve yerinden yurdundan olan halk da evlerine dönüyor. Onarım çalışmaları başladı hızla.

İdbil’de de böyle olacak. Bu kesin ve kaçınılmaz bir süreç.

 

Bu haydutluk değilse, haydutluk ne?

ABD Emperyalistleri, dünyanın jandarması olarak, her türlü hakkı kendilerinde görüyorlar. Hiçbir Uluslararası hukuk kuralı tanımıyorlar. Varsa yoksa kendilerinin çıkarlarını düşünüyorlar ve ona göre davranıyorlar. Bakın, bunun günümüzdeki en somut örneği nedir?

Parasının bir kısmını peşin ödediğimiz ABD yapımı F-35 uçaklarının verilmeyişi.

Ve bakın bunu Tayyip nasıl âcizane ifadelerle dile getiriyor. Nasıl yalvarıyor ABD’ye:

“Ben Başkan Biden’a gerekenlerin hepsini söyledim. Şimdi de söyleyeyim; bakın biz F-35 uçaklarını aldık ve 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yaptık. Fakat bizim bu 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yaptığımız uçaklarımızı Amerika bize teslim etmedi. Patriotlar noktasında bunları istedik, maalesef bu konuda da yine aynı şekilde bize Patriot vermedi. Sayın Trump’ın döneminde de bunları görüştüğümüzde, konuştuğumuzda Sayın (Donald) Trump şunu söyledi; ‘F-35’ler için 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yapan Türkiye’ye F-35’leri niçin vermiyoruz?’ Bunu dünya basınının önünde söyledi. Peki şu anda benim bu 5 tane uçağım niye verilmiyor? Bu parayı ben ödedim. Ödediğim para ortada.” (https://www.ntv.com.tr/turkiye/ çıkarları cumhurbaskani-erdogan-abd-afganistandan-ciktigi-gibi-suriyeden-ve-iraktan-cikmalidir,TamFx7EtFEWPaB6XZCJlbQ)

Hani sen, sizin yalakaların deyimiyle; “Asrın Lideri”ydin? Ne oldu böyle?

Bu ne acizlik? Bu ne zavallılık? Bu ne küçük düşme?..

Hep yazıyoruz, söylüyoruz, atalarımız diyerek sahip çıktığınız Osmanlı Devleti’nin son dönem teslimiyetçi kadroları da aynı acizlik, aynı zavallılık içindelerdi. Onlar da parasını ödediğimiz halde verilmeyen gemilerimizi, o zaman dünyanın jandarması olan İngiltere’den böyle istiyorlardı. Aradan geçen yaklaşık 130 yılda değişen bir şey olmamış ne onlarda, ne sizde…

Onlar haydutluğa, siz zavallılığa, çaresizliğe, yalvarmaya devam ediyorsunuz.

E, bir de bununla bağlantılı olarak, S-400 konusu var.

Diyorsun ki, ABD bize Patriot vermedi. O yüzden Rusya’dan S-400 füzelerini aldık.

Evet aldın. Doğru.

Peki kullanabiliyor musun? Kullanabilecek misin? Aktif hale getirebildin mi?

Hayır. ABD seni sürekli tehdit ediyor. Yaptırım uyguladı ve yeni yaptırımların sırada olduğunu söylüyor. Sen sözde rest çekiyorsun ama fiiliyatta kullanıma sokmuyorsun-sokamıyorsun füzeleri.

Rusya’dan yeni füzeler alacağız, diyorsun. Alırsın pekâlâ. Ama ya kullanmaya hazır hale getirmeye gelince?.. İşte onu yapamıyorsun.

Rusya satar. İster aktif hale getir, ister getirme. Sonuçta o parasını alıyor mu? Alıyor. O şimdilik ona bakıyor. Bir de aranıza kara kedi girdiriyor mu ABD’yle? Girdiriyor. NATO’yla sorun oluyor mu aranızda? Oluyor. E, o zaman Rusya için her türlü kazanç var demektir bu alışverişten…

Bak sana uçak satmaya da çalışıyor. Denizaltı da satmaya çalışıyor. Nükleer Santral de kuruyor. Yenilerini kurmak için teklifler getiriyor. Getirir. Niye getirmesin?..

 

Kısacası Tayyip!

Yolun sonu senin için iyice göründü. Bundan kaçışın, kurtuluşun yok. Şu anda uzatmaları oynuyorsun.

Hem dışarıda hem içeride hiçbir inandırıcılığın, kabul edilebilirliğin kalmadı.

Ekonominin durumu ortada. Halkımızı içine düşürdüğün İşsizlik ve Pahalılık cehennemi ortada. Dövizi getirdiğin nokta ortada. Eğitimi, Yargıyı, Orduyu getirdiğin nokta ortada. Ülke tam anlamıyla vurguncular Cennetine dönmüş 19 yıllık iktidarınız süresince. En son 2020 yılı Sayıştay Raporları, bu gerçeklikleri, A’dan Z’ye tüm çıplaklığıyla, somut rakamlarıyla ortaya koyuyor.

Uzatmayalım. Gidicisin, gidiyorsun.

Sırada ne var?

Çelik bilezik!