Temel bilimlersiz bilim eğitimi(!)

 

Bugün ülkemizi yöneten Ortaçağcı Tayyipgiller İktidarının nihai amacı ülkemizi bir din devletine dönüştürmektir. Onlar bir yandan vurgunlarıyla, hırsızlıklarıyla, yolsuzluklarıyla servetlerine servet katarken, diğer yandan halkımızı Gerçek İslamiyet’le hiçbir ilgisi olmayan, hatta tam anlamıyla onun antitezi olan CIA İslamı’yla, Washington İslamı’yla, Pentagon İslamı’yla uyutmaya çalışmaktadırlar.

Kafalarındaki Ortaçağcı toplum biçimini yaratmak için de iktidara geldikleri günden bu yana, her alanda olduğu gibi Eğitim alanında da Ortaçağcı uygulamaları insanlarımıza dayatmakta, eğitim kurum ve kuruluşlarını ele geçirmekte, laik ve bilimsel eğitim adına ne varsa izini tozunu yok etmeyi hedeflemektedirler. Din tüccarı Tayyipgiller, bu hedeflerini gerçekleştirmek için ilk ve orta öğretimin başını 4+4+4 modeli ile bağlamış, bu süreçte birçok okulu da İmam Hatip Okullarına dönüştürerek eğitimdeki Ortaçağcılaştırmayı hızlandırmışlardır. Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş (TEOG) ile A grubundaki tercihlerine yerleşemeyen öğrencileri, B grubunda İmam Hatip Liselerine yerleştirmişlerdir.

Orta Öğretimde (liselerde) dini derslerin sayısı arttırılmış (Arapça, Kuran-ı Kerim, Hz Muhammed’in Hayatı), bu dersler zorunlu-seçmeli dersler haline dönüştürülmüştür. Tüm düzeydeki eğitim programlarının içeriği ise hem boşaltılmış hem de bilimsellikten uzaklaştırılmıştır.

22 Eylül tarihinde MEB’e bağlı okullardaki kılık kıyafet ile ilgili yönetmelikte yapılan değişiklikle “türban yasağı” kaldırılarak laik eğitime bir darbe daha vurulmuş, medrese eğitiminin önündeki bir engel daha kaldırılmıştır.

Yüksek öğretim kurumlarına devam edecek gençler, bu gerici eğitim uygulamaları yoluyla  giderek bilimsel, sorgulayıcı, akılcı düşünmekten  uzaklaşmakta; fizik, kimya, matematik gibi bilimin kaynağı olan alanlara yabancılaşmakta, bu alanlara yönelik derslerde zorlanmakta ve sonuç olarak doğa bilimlerinin düşmanı haline gelmektedirler. Zaten Tayyipgiller tarafından amaçlanan da budur.

İlk ve orta öğretimin 4+4+4 kesintili eğitim modeli ile Ortaçağcılaştırılması tabiî ki ülkemiz insanlarını, işçileri-emekçilerini sömüren Finans-Kapital ve Tefeci-Bezirgân ittifakına yetmemektedir. İktidardaki Tayyipgiller eliyle üniversitelerde kamu adına, halk adına, bilim adına, laiklik adına ne kaldıysa izini-tozunu silip süpürmek istiyorlar. Laik eğitimin ve bilimin zerresinden bile korkuyorlar! Tıpkı diğer kamu kuruluşlarını yeyim ettikleri-ettirdikleri gibi, “Ülkesini pazarlamakla mükellef” olduklarını itiraf etmekten çekinmeyen bu anlayış,  Üniversitelerimizi de AB-D Emperyalizminin emrine amade kılmak istiyor.

Bu nedenle önce üniversitelerimizin başına bela edilen YÖK tamamen ele geçiriliyor, ardından, aynen ilk ve ortaokullarda olduğu gibi üniversitelere kendi yandaş rektörlerini atayarak üniversiteleri medreseleştirmenin önündeki tüm engeller yok edilmeye çalışılıyor.

Tayyipgiller iktidarının YÖK Başkanı Alo Fatih’in kardeşi Yekta Saraç tarafından dile getirilen son uygulaması ise 2014 yılında 11’den az öğrenci kaydolan devlet üniversitelerindeki programlara bu yıl kontenjan verilmeyeceği; bu kapsamda 36 üniversitenin kimya bölümüne, 31 üniversitenin fizik bölümüne, 22 üniversitenin biyoloji bölümüne, 7 üniversitenin de matematik bölümüne öğrenci alımı yapılmayacağı olmuştur. Gerekçe olarak ise 2014 yılında bu bölümlere verilen kontenjanların dolmaması gösterilmektedir.

Sorun aslında son derece açıktır. 12 yıldır uygulanan Ortaçağcı eğitim politikalarının sonucu olarak gençlerimiz temel bilimlerden gittikçe uzaklaşmaktadırlar. Fizik, kimya matematik, biyoloji gibi bilim dallarından mezun olanların istihdam edileceği çalışma alanları yok edilmektedir.

Temel bilimlerin işlevi nedir?

Bilim açısından ele alındığında, doğanın ve onun bir parçası olan insanın anlaşılması, uygulamalı bilim dallarına ( mühendislik, genetik, ziraat, tıp vb.) önemli katkılar sağlayacak olan ilke, kuram ve yasaların ortaya konması temel bilimler olmasa mümkün olamazdı. Kısacası bilimin gelişmesi temel bilimler olmadan mümkün olamaz.

Bilim üretiminin en geniş biçimde yapıldığı yer ise üniversitelerdir ve bu bilimdallarının önemsenmediği akademik yapının niteliği dünyanın neresinde olursanız olun olumsuzdur.  Bu nedenle bu kararla üniversitelerimize ve bilime önemli bir saldırı daha yapılmaktadır.

Bu uygulama ile bilimin paylaşılan değil, alınıp satılan bir ticari mal haline getirilmesi anlayışı perçinlenirken, bilim insanlarının niteliklerinin ölçütü, üretimlerinin bilimsel nitelikli ve insanlığın yararına olması değil; Parababalarının işine ne kadar yaradığı, ne kadar kâr getirdiği oluyor. Öte yandan üniversitelerin medreseleştirilmesinde önemli bir adım daha atılmış oluyor. Ne demişti Tayyipgillerin başı Erdoğan? “Kampus yerine külliye desek daha doğru olur.”

Ancak bizler şunu da çok iyi biliyoruz: Tarih boyunca geçici zaferler kazanmış olsalar da doğruya karşı savaşan, bilime karşı savaşan zorbalar her zaman kaybetmiştir ve kaybetmeye mahkûmdur. Bilim, Emperyalizmin kâr-sömürü-vurgun amaçlarına sığmayacak; gericiliğin dogmalarıyla durdurulamayacak denli büyük bir gelişim halidir. İnsanlığın öncüsü olan bilim-eğitim emekçilerini, bin yıllar boyunca ne kahırlar, işkenceler, cadı avları, idamlar durdurmamıştır. Sokrates’den, Bruno’dan, Galilei’den beri, bilim insanlarının onuru, egemenlerin zulmüne direnmeyi ve zaferle ayağa kalkmayı bilmiştir.

Bu nedenle Tayyipgiller erken bayram etmesin. Ülkemizde de bilim insanlarımız, aydınlarımız ve aydın gençliğimiz, bu geriye gidişe elbet dur diyecektir. Kamu emekçilerinin onurlu mücadele tarihini temsil eden bizler asla yılgınlığa düşmeyeceğiz, pes etmeyeceğiz. Örgütleneceğiz, çığ gibi büyüyeceğiz ve günümüzün çağdaş Muaviye’lerini, Yezid’lerini oturdukları o Kaç-Ak Saraylarından indireceğiz, hesap soracağız. Demokratik Halk Üniversitelerini inşa edeceğiz.

 

Laiklik Yoksa Bilim, Özgürlük, Demokrasi Yoktur!

Halkız, Haklıyız, Kazanacağız, Zafer mutlaka bizim olacak!

 

Halkçı Eğitim ve Bilim Emekçileri