Türkiye Gençliği’nin Sınıfsal Konumu

26.09.2025
2.046
A+
A-

Hikmet Kıvılcımlı

Aşağıda yayımladığımız yazıların ilki, bundan tam 100 yıl 8 ay önce yazılmış, “Ahmet Tevfik” imzasıyla Hikmet Kıvılcımlı tarafından.

Nerede yazılmış?

 “Aydınlık Fevkalade Gençlik Nüshası [Aydınlık Gençlik Özel Sayısı] adlı yayında.

Bu yayın kim tarafından hazırlanmış ve ne zaman çıkmıştır?

Aydınlık Dergisi’nin 4’üncü Yıl, 31’inci Sayısı olarak (ki Gençlik Özel Sayısı adı verilmiştir), 18 Şubat 1925 tarihinde yayımlanmıştır.

O zamanki yani 1925 yılındaki Gerçek Türkiye Komünist Partisi (TKP’nin) yayın organı Aydınlık Dergisi’nin Gençlik Özel Sayısı yani.

Kim çıkarmış bu yayını?

TKP Tarihi üzerine araştırma yapanların genel görüşü, TKP’nin Gençlik Örgütü olan Türkiye Genç Komünistler Birliği (TGKB) Reisi (Başkanı) Hikmet Kıvılcımlı’nın yönetiminde hazırlandığı, çıkarıldığı yönündedir.

Ve burada yayımlanan yazılardan birisi olan “Türkiye Gençliği’nin Sınıfi Mevkii [Türkiye Gençliği’nin Sınıfsal Konumu] adlı ve Ahmet Tevfik imzalı yazının da Hikmet Kıvılcımlı’ya ait olduğu yönündedir.

Aydınlık dergisi, TKP’nin öncüllerinden İstanbul Komünist Grubu tarafından, 1 Haziran 1921 tarihinde aylık dergi olarak İstanbul’da yayımlanmaya başlamıştır. Arada çıkarılamadığı aylar olmuşsa da 1922 yılının sonlarında tekrar yayın hayatına başlamıştır. Ve 1925 yılındaki Gençlik Özel Sayısı’yla birlikte de Tarihe karışmıştır.

Bildiğimiz gibi, Türkiye’deki değişik komünist, sosyalist gruplar, III. Enternasyonal’in de girişimiyle 1925 yılının Ocak ayında Şefik Hüsnü’nün Beşiktaş-Akaretler’deki evinde birleşme kongresi gerçekleştirmiş ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) yeniden kurulmuştur.

Ve yine bildiğimiz gibi, 1954 yılında Hikmet Kıvılcımlı öncülüğünde, TKP kadroları tarafından kurulan Vatan Partisi’nin 1957 yılında Demokrat Parti (DP) iktidarı tarafından kapatılmasıyla birlikte, TKP Tarihteki, Türkiye Devrim Tarihindeki şanlı yerini almıştır.

Hikmet Kıvılcımlı’nın TKP’nin, TGKB’nin illegal-legal yayınlarında yazdığı yazılardan birisini yayımlamaktan sevinç duyuyoruz.

(“İlk yazısı” olduğu söylense de tarihi belgelere baktığımızda gerçeği tümüyle ifade etmemektedir, çünkü TKP ve TGKB birçok yayın çıkarmıştır; Vazife, Aydınlık, Genç Komünist, Yoldaş, Kıvılcım, Zincirbend Gençlik, İşçi Gençlik vb. Bu yayınlarda TGKB Başkanının, hele de Hikmet Kıvılcımlı’nın, yazı yazmaması olanaksızdır. Ancak yazılar o günün şartları gereği, müstear isimlerle yazıldığı için, hangi yazının Hikmet Kıvılcımlı’ya ait olduğunu, en azından şimdilik, bilemiyoruz.)

Bu yazı aynı zamanda, Gerçek TKP’nin ve Hikmet Kıvılcımlı’nın Türkiye Gençliğinin Türkiye Devrimi’ndeki Orijinalliğinin ilk tespitlerinden birisi olması dolayısıyla da önemlidir.

Bildiğimiz gibi Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye Devrimi’nin iki önemli orijinalliği olduğunu tespit eder uzun ve derin araştırmaları sonucu:

1- Gençlik Orijinalliği,

2- Ordu Orijinalliği.

İşte aşağıda yayımladığımız İkinci yazı da Hikmet Kıvılcımlı’nın Başyazarlığında çıkan Sosyalist Dergisi’nin, 5 Ocak 1971 tarihli 57’inci sayısında yayımladığı; “Pratik Devrim Orijinalliğimiz: Gençlik” adlı makalesidir.

Ki, bu makaleyi daha önceleri de yayımladık. Ancak, Türkiye Devrim Tarihi’nin önemli olaylarından birisi olan Gezi Direnişi’miz ve son 19 Mart olayları, Gençliğimizin “Pratik Devrim Orijinalliği”ni, Jön Türk-Genç Türk Geleneğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır netçe.

Bu bakımdan yeni kuşaklara da bu gerçekliği bir kez daha hatırlatmış olmak istedik.

Ki, Hikmet Kıvılcıımlı’nın; “Hayvanlığa İsyan”, “Gençliğin Üç Alınyazısı” gibi makaleleri de bu orijinalliği işleyen yazılardır. İhtiyaç duyanlar bu makaleleri de okuyabilirler.

Kurtuluş Yolu Gazetesi

 

Türkiye Gençliği’nin Sınıfsal Konumu                                                                                                                                                                               Türkiye’de gençlik yüzyıllardan beri keskin bir sınıf kılıcıyla büsbütün başka iki parçaya ayrılmıştır.

Bu gençlerden birincisindekiler güçsüzlük, düşüncesiz ve emin, tıpkı kümesteki kaz civcivleri gibi günden güne palazlanmak-semirmek için yer ve yaşarlar. Aldıkları terbiye: Toprakta yürümek, suda yüzmek, havada uçmak türünden her nevi gösterişi gözetir. Fakat onlar ecdatları [ataları, dedeleri] gibi yürürken sallanırlar. Sahilden biraz ötede yüzmek kahramanlığından mahrum ve bir kere uçunca mutlaka tepesi üstü düşmeye mahkûm; birer kelimeyle, “dengesiz, korkak, beceriksiz”dirler.

Durum böyleyken ne de olsa karada, denizde, gökte görülen hep ancak onlardır. Çünkü sallanışları âdeta imtiyazlı bir sıfat, cesaretsizlikleri hemen dûrendîşlik (tedbirlilik), hele sükûtları [suskunlukları] ise daima kuş tüyünden bir yuvaya [benzer] olunca pek zararsız olur.

Yola çıktılar mı önlerinde yüzlerce uğur, arkalarında binlerce göz, sağdan, soldan yağmur gibi teşvik, teşcii [cesaretlendirme] yağdırılır. Biraz yükselseler alkış tufanı bir memleketi boğar, düşseler -ne kadar gariptir- herkes onlara acır: “devlet düşkünleri”, diye.

Bunlar (yüksek tabaka burjuva) evlâtlarıdır. Babaları gibi asalak geçinirler.

İkinci kısım gençlik; uçmayı yüzmeyi, hatta yürümeyi bile bilmezler. Fakat hiç unutmadığı ve daima mecbur olduğu bir şey var ki: Çalışmak… Ne ve kim olursa olsun, şu derebeylik diyarının dağında beygir, çölünde deve, tarlasında öküz, ağılında koyun, köyünde köle, şehrinde kul odur. Çekilip binilir, sürülüp sağılır, azarlanır, dövülür; kanı pahasına çalıştırılır… İsmi cinsi iki yerde sorulur: Biri hudut boyunda barut kokusu yayıldığı zaman, diğeri bir senelik kazancı elinden alınırken… O bunlara; “Canım ve malım sizindir”, cevabıyla mukabeleye [karşılık vermeye] alıştırılmıştır. Zira Nuh gününden beri yeryüzünde sürünen Hind (paryası) veya Roma (proletarya)sındandır: (emekçi-rençber)dir namı…

Zaman boş durmadı, bu iki tabakadan düşürdüğü parçaları yonta yonta ortaya yeni bir örnek koydu: Aydın Gençlik.

***

Yüksek Tabaka (Burjuva) Gençliği: En çok ahlâki medhallerde tenkide denir. Ekonomik değeri, örselenegelen bir mevki sahibi olmaktan ibarettir. Bilinçlenecek herhangi bir diğer sınıf gençlik bu asalakları çarçabuk hayatta üretici olarak yaşamaya mecbur edilebilir.

Yani bugün asıl olan iki tabaka aktif göreve adaydır.

İşçi Sınıfı (Proletarya) Gençliği: Meşrutiyet’ten sonra bazı siyasi şarlatanlar tarafından kışkırtılmakla başlayan olumsuz kımıldanış, yavaş yavaş kırk (burjuva), kırk (serseri entelektüel) tabakalarını Hürriyet’te([1]) bırakacak kadar yol almıştır.

Bugün erkek işçileri arasında sapsarı vaatlerden usanıp da sınıfsal konumunu hiç olmazsa hissetmemiş pek az safderunlar [safdiller-bönler]  vardır. (Köylü-Kadın İşçi) katları ayrı tutulmak üzere bilhassa (Genç İşçi-Çiftçi) sınıfının ekonomik şartlarla orantılı olarak nicelik ve nitelikçe sürekli genişlemesi ve tarihsel görevini bilince çıkarmak konusunda anlamlı bir uyanıklık göstermesi anlamında çabuk uygun akımlar açmış ve hâkim bir ciddiyetle geleceğini kavramıştır.

Aydın Gençlik: Henüz kendini bulamamış ve tarihsel anlamıyla toplumundaki sınıfsal cephesini tutamamıştır. Bu gençlik tanınmayacak kadar tazedir. İlk defa(*) Çanakkale, Kafkas Irak, Filistin mezbahalarında, mesleği askerlerden daha büyük ve fedakâr kurban ettikten sonra, varlığını duymuş ve İstiklâl Harbi akabinden [Bağımsızlık Savaşı ertesinden] şu ana gelinceye kadar renk renk ihtiyaçlar, hatta önemli tezlerle ortaya çıkmıştır. Umumî Harb’den [Genel Savaş’tan-Birinci Emperyalist Evren Savaşı’ndan] evvelki Darülfünun [Üniversite] ayaklanmaları mürteci bir sarıklılar yaygarası yahut da şişirilmiş bir İttihad ve Terakki balonu gibi blöflerden ileriye geçememiştir. Büyük mekteplerdeki [okullardaki-üniversitelerdeki] uyanış tabirine uyacak hareketler, Mütareke senelerinin tazyikiyle [zorlamasıyla] başlar, iyi fena hiç olmazsa canlılığa karşılık gelir belirtiler gösteriyor. Bununla birlikte sınıf; “hâlâ” rehbere muhtaç, vasîsiz, koruyucusuzdur. Ona öyle çelikten bir bilinç lâzımdır ki septik [kuşkucu-şüpheci] ruhunu madde ile doldursun. Ve basit heveslerini yılmaz çalışma merakına toplasın. Bu gençlik yüksek tabakaya güvenmez, zira sukutuhayale [hayal kırıklığına] uğraması muhakkaktır. Ondan sonra hizmetçilik etmenin ise şerefsiz bir kölelik olduğunu anlamayacak kadar donuk zekâlı görünmüyor. O halde gelişimi ve mukadderatı [alınyazısı] hangi tarafa doğrudur?

Eğer bu sual 1848’lerde sorulsaydı, ihtimal bir burjuva ulu devriminden bahsedilebilirdi. Hâlbuki bugün herhangi orta bir sınıf için yaşamak hakkı istenirse dev adımlarla dünya devrimine doğru koşmaktan başka çare düşünülemez.

Bu devrim, Emekçiler yani (Kas İşçisi: Amele), Düşünce İşçisi: [Devrimci Aydın]), Fakir Köylü: (Rençber)leri, bir mana ile (Asalaksız-Çalışkanlar) dünyasını bir an evvel kurmaktır.

Mademki Türkiye’nin gergin durmaya gelmediği söyleniyor, bu can alıcı gerilikten kurtulmak için kağnı ve karasabana sarılmak ne kadar cinnetse, dünya devrimine de Türkiye’nin yegâne çalışkan ve modern bulunan emekçiler sınıfıyla el ele vermemek ve gelişimine engel olmak ondan büyük bir cinayettir.

Ahmet Tevfik

* Hamid istibdadının [zorbalığının]  karanlığında yaşayan Hürriyet Gençliği bugün seyrini [yolculuğunu] bitirmiş son dakikalarına gelmiştir.

[1] Hürriyet (İhtilali): 1908’de Meşrutiyet’in ilanını sağlayan Devrim. (Kurtuluş Yolu)

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.