Ulu Devrimci Lenin’i Anarken…

04.02.2016
A+
A-

 

İnsanlık büyük devrimci Lenin’i 21 Ocak 1924’te kaybetti. Doksan iki yıl olmuş Lenin öleli. Sovyetler Birliği dağılalıdan beri ise 25 yıl geçmiş.

Bu yıl Moskova’da üniversite ve yüksek eğitim kurumları rektörlerinin katıldığı Bilim ve Eğitim Konseyi  toplantısında  Kurçatovsk Enstitüsü Müdürü Mihail Kovalçuk, Modern Çarlık yönetimine rağmen ölüm yıldönümünde Lenin’i övüyor. Haber şöyle:

Burada bir konuşma yapan Kurçatovsk Enstitüsü Müdürü Mihail Kovalçuk, Boris Pasternak’ın ‘Yüksek Hastalık’ adlı şiirinden bir alıntı yaparak Lenin’in Ekim Devrimi’ndeki rolünü övdü. Lenin’in bir düşünce akımını da yönettiğini savunan Kovalçuk, eğitim alanında düşünce akımını yöneten kuruluşlar bulma tavsiyesinde bulundu.” (Hürriyet, 22 Ocak 2016)

Aynı toplantıya katılan Modern Rus Çarı Putin ise Lenin’in övülmesine tahammül edemeyip şöyle saldırıyor:

“Düşünce akımını yönetmek doğru bir şey ancak bu düşüncenin Vladimir İlyiç’in (Lenin) yaptığının aksine doğru sonuçlara yol açması gerekir. Çünkü en nihayetinde bu düşünce Sovyetler Birliği’nin çöküşüne sebep oldu, yol açtığı şey bu. O dönemde otonomi ve birçok farklı fikir vardı. Rusya denilen binanın altına bir atom bombası yerleştirdiler ve daha sonra onu patlattılar. Bizim küresel bir devrime ihtiyacımız da yoktu. Ama o dönemde bu düşünce de vardı.”

Ancak, Modern Çarlık despotluğuna rağmen,  Lenin’e duyulan sevgi ve saygı hâlâ güçü ki, Putin’in sözcüsü açıklama yaparak “Bunlar Putin’in şahsi görüşüdür, öfkeye gerek yok” sözleriyle olası tepkileri hafifletmeye çalışıyor.

Bu açıklamaya gerek duyulması, Lenin’in hâlâ güçlü olduğunun göstergesi…

Putin’in sözlerine gelince… Aristo Mantığı ile düşünüyor Putin. Tıpkı bizim Tayyip gibi. Aradan geçen zamanı, değişikliklerin ekonomik, politik, toplumsal nedenlerini göremiyor. Daha doğrusu görmek istemiyor, diyebiliriz. Skolâstik kafalar (medrese eğitimi almış kafalar) böyle düşünür. Lenin’in ideolojisi sağlam olsa Sovyetler Birliği yıkılmazdı, demeye getiriyor Putin. Daha da kötüsü Rusya’yı imha etti, diyor bir bakıma.

Oysa Antika-Modern kırması Çarlık despotizminden kurtarmıştır Rusya’yı ve egemenliği altındaki halkları, Lenin.

Elbette Tarihi kişiler yapmaz ama Ekim Devrimi’nin başarıya ulaşmasında ve Sovyetler Birliği’nin kuruluşunda en büyük rol oynayan ulu devrimcidir Lenin. Keşke daha uzun yaşasa ve devrime yol gösterseydi. Sovyetler Birliği’nin akıbeti de farklı olabilirdi.

Lenin, her büyük devrimci gibi kendisini halka adamıştı, canı tatlı değildi. Müthiş gayreti ve çalışma temposuna bedeni dayanmadı. Tabiî Ağustos 1918’de karşıdevrimciliğe karmış Sosyalist Devrimcilerce yapılan suikast sonucu yaralanması da sağlığını etkilemişti.

Lenin, ilk inme atağı ile 1922 Mayısı’nın 26’sında karşılaştı. Yaklaşık dört ay sonra aktif çalışmaya başlamıştı bile. Ancak aynı yılın 16 Aralığında ikinci bir inme atağı vurdu Lenin’i. Ama bir hafta sonra çalışmalarına başlamıştı gene. Artık, belki de sağlığının iyi olmadığını hissederek Sovyet Devletinin organizasyonuna ve berkitilmesine yönelik çalışmalarda bulundu:

* 1-2 Ocak: “Bir Günlükten Sayfalar”,

* 4-6 Ocak: “Kooperasyon Üzerine”,

* 9-13 Ocak: “İşçi Köylü Denetimini Nasıl Reorganize Etmeliyiz?”,

16-17 Ocak: “Devrimimiz”,

* 19-23 Ocak: “On Üçüncü Parti Kongresine Öneriler”,

* 2-9 Şubat: “Az Olsun, Öz Olsun”.

“Az Olsun, Öz Olsun”, Lenin’in son çalışması olur, 6 Mart 1923’te başka bir atak vurur Lenin’i. Bu atakla birlikte Lenin’in politik yaşamı biter. Ve 21 Ocak 1924’te genç denebilecek bir yaşta, 53 yaşında, yaşamını yitirir.

Sosyalist devrim, eski devlet mekanizmasının parçalanmasını, yerine etkin, kontrollü, planlı, becerikli ve ucuz bir devlet mekanizmasının kurulmasını gerektirir. Lenin de gerek emperyalist oyunlardan, gerek süregelen iç savaş şartlarının zorluklarından, gerekse Rusya’nın geriliğinden kaynaklanan devlet yapısındaki yetersizlikleri görmüştür ve buna yönelik çözümler araştırır. Son makalesi “Az Olsun, Öz Olsun”da özellikle devlet cihazının geliştirilmesi gerektiğinden, bunun nasıl yapılacağından söz eder ve şu uyarıları yapar:

“Devlet cihazımızı daha da geliştirme konusunda İşçi Köylü Denetimi (Lenin bir önceki tavsiyesinin yer aldığı İşçi Köylü Denetimini Nasıl Reorganize Etmeliyiz? başlıklı makalesinde değindiği seçme, ileri işçilerden oluşan denetleyiciler grubunu kastediyor – Kurtuluş Yolu) bence ne nicelik peşine düşmeli, ne de acele etmelidir. Bugüne kadar devlet cihazımızın etkinliği üzerine o kadar az kafa yorduk ve ilgisiz kaldık ki, artık devlet mekanizmasını baştan sona organize edebilmek için özel dikkat göstermemiz, İşçi Köylü Denetimi için gerçekten çağdaş, en ileri Batı Avrupa standartlarından geri kalmayan bir çalışan kadrosu oluşturmak üzerine yoğunlaşmamız yerinde olacaktır. Sosyalist bir cumhuriyet için bu şart, kuşkusuz, aşırı bir istek değildir. Ancak, ilk beş yıllık tecrübemiz bizde güvensizlik ve şüpheciliğe neden oldu.  Sözgelimi, bazıları “Proleter” kültürü konusunda uzun nutuklar attığında, gevezelik ettiğinde ister istemez bu güvensizliği, bu kuşkuyu duyuyoruz. Başlangıçta gerçek burjuva kültürü ile yetinmeliyiz; başlangıç olarak, burjuva öncesi dönemin kaba türlerini, yani bürokratik kültürü, serf kültürünü vb. bir yana atarsak iyi olur. Kültür konusunda acul ve süpürücü (çok geniş kapsamlı) girişimler çok zararlı olur…

“O halde, devlet cihazımız konusunda geçmiş deneyimlerimizden ders çıkarırsak, daha yavaş ilerlemek daha iyidir.

“(…) Devlet cihazımız, çok kötü demesem bile, acınacak durumdadır, dolayısıyla önce bu eksikliklerle nasıl mücadele edeceğimizi saptamalıyız; bu eksikliklerin kökleri yıkılsa bile henüz yenilmemiş, uzak geçmişin kültürü haline gelmemiş geçmiş dönemdedir…

“Şimdi bu konuda bir şeyler yapma zamanıdır. Çok hızlı ilerlemeye, böbürlenmelere vb. kuşkuyla yaklaşmalıyız.” (Lenin, Toplu Eserler, Progress, Moscow, cilt 33, s. 487-533)

Lenin, geri Rusya’daki yoksunlukları vurgulayarak cakasız, şatafatsız, gevezelik yapmaksızın, yavaş ama sağlam, sistematik ve kültürel adımlardan söz etmektedir. Lenin’in bu tavsiyelerine uyulmadığını biliyoruz.

Lenin aynı makalesinde daha sonra parti yapısındaki bürokratizmi vurgular ve ucuz devlet cihazını önerir.

“… Yeni İşçi Köylü Denetimi’nin, Fransızların pruderie (çalım) dediği, bizim Sovyet ve Parti bürokrasimizin de hoşuna giden gülünç resmiyet veya gülünç gösterişe kapılmayacağını umalım. Bu arada gerek Parti dairelerinde, gerekse Sovyet dairelerinde bürokratlar olduğunu kabul edelim.   

“(…)

“(…) Politik gerekliliklere sahip olsak da bizi doğrudan sosyalizme taşıyacak yeterli uygarlıktan yoksunuz. Kendimizi korumak için aşağıdaki taktikleri benimsemeli veya aşağıdaki politikayı izlemeliyiz.

“Devlet cihazımızı en ekonomik düzeye kadar ucuzlatmalıyız. Çarlık Rusyası’ndan, onun bürokratik kapitalist devlet mekanizmasından miras kalan en küçük israfı bile kaldırmalıyız.”

“İşçilerin köylülere önderlik edeceği, köylülerin güvenini kazanacağı ve toplumsal ilişkilerimizdeki en küçük israfın bile kaldırılacağı bir ekonomiye sahip bir devlet için çabalamalıyız.” (Lenin, age)

Çalımsız, alçakgönüllü, bürokratik olmayan, ucuz bir devlet isteyen Lenin, devamla makine sanayisinin, elektrifikasyonun ve hidroelektrik santrallerinin önemini vurgular.

Lenin’den sonra belki makinalaşmak ve elektrifikasyon ödevi bir ölçüde yerine getirilir ama alçakgönüllü, ucuz devlet için aynı şey söylenemez.

Lenin’in son döneminde önerileri bu kadarla kalmaz. Tarihi kişiler yapmaz dedik ama kişiler önemli dönüm noktalarında çok önemli rol oynayabilirler. Lenin’in yaşamını yitirmesi bu konudaki eksikliği gösteriyor bizlere. Lenin’in diğer öngörüleri de kişi fonksiyonu bakımından önemlidir. İyi bilindiği gibi, Lenin yaklaşmakta olan XIII. Parti Kongresi’ne çok önemli önerilerde bulunur. Kişileri bile yerli yerine koyar bu mektubunda.

“Bu bakımdan kararlılık konusunda en önemli faktörler Stalin ve Troçki gibi Merkez Komite (MK) üyeleridir. Aralarındaki ilişki ayrışma tehlikesinin en önemli kısmını oluşturmaktadır ki bundan kaçınılabilir, bu amaçla bence MK üyelerinin sayısını 50-100 kişi civarında artırmak yararlı olabilir.

“Yoldaş Stalin, Genel Sekreter olur olmaz elinde büyük bir güç biriktirmeye başladı. Bu yetki ve gücü her zaman gerekli özenle kullanacağı konusunda emin değilim. Öte yandan Yoldaş Troçki ise İletişim Halk Komiserliği sorununda MK’ya karşı yürüttüğü mücadele sırasında da görüldüğü gibi olağanüstü yeteneklidir. Belki de şu andaki MK içinde en yetenekli kişidir, ancak kendisine aşırı güvenmekte ve işlerin sadece yönetsel taraflarıyla ilgilenmektedir.

“Şu andaki MK’nın bu iki seçkin liderinin bahsettiğim özellikleri istek dışı bir bölünmeye yol açabilir ve eğer Parti önlem almazsa ileride bu ayrışma beklenmedik bir anda gelebilir.

“Diğer MK üyelerinin kişisel özellikleri hakkında daha fazla değerlendirme yapmayacağım. Sadece şunu hatırlatayım, Zinoviev ve Kamenev’in Ekim günlerindeki davranışları (Zinoviev ve Kamenev Ekim Devrimi ile iktidarın alınmasına karşı çıkmışlardı – K.Y.) kuşkusuz tesadüf değildi, ancak, kişisel olarak suçlanacaklarsa, Troçki’nin Bolşevik olmamasına da bakılmalıdır.

“Genç MK üyelerine gelince, Buharin ve Pyatakov üzerine de birkaç söz etmek isterim. Bunlar bence en seçkin isimlerdir (en genç kesim içinde), ve bu isimlerle ilgili olarak şunlar akılda tutulmalıdır: Buharin sadece Parti’nin en değerli ve başlıca teorisyeni değildir, aynı zamanda haklı olarak tüm Partinin gözdesidir, ancak, teorik bakışının Marksist olduğu kolayca söylenemez, skolastik bir tarafı vardır (diyalektik konusunda hiçbir çalışması yoktur, diyalektiği asla anlamamıştır).

“Pyatakov da kuşkusuz çok yetenekli, seçkin bir kişi, ancak işin yönetsel yanına fazla önem veriyor ki iş (aslında) ciddi politik yapıya dayanır.“ (Lenin, Kongreye Mektup, Toplu Eserler, Progress, Moscow, cilt 36, s. 593-597)

Lenin bunlara ek olarak Kongre’ye bir önemli uyarıda daha bulunur. Stalin’in karakteri ve konumu hakkında daha ayrıntılı bilgi verir.

“Stalin çok hoyrattır ve bu eksiklik biz Komünistler arasında katlanılabilir olsa da, bir Genel Sekreterde çekilmez. Bu yüzden, yoldaşlara Stalin’i bu makamdan alma ve yerine Yoldaş Stalin’e göre daha toleranslı, daha sadık, daha saygılı ve yoldaşlarına karşı daha dikkatli, daha kaprissiz bir yoldaşı atama yollarını araştırmalarını öneriyorum. Bu durum, ihmal edilebilecek bir ayrıntı gibi görülebilir. Ancak, bence bölünmeyi önlemek bakımından Stalin ile Troçki arasındaki ilişki bir ayrıntı değildir, tersine belirleyici önemde kabul edilebilecek bir ayrıntıdır.” (Lenin, age)

Görüldüğü gibi, Ulu Devrimci çok önemli ve yerinde uyarılar yapmıştır. Öngörüleri doğru çıkmış, öğütleri tutulmadığından Parti bölünmüş, devlet yapısı Lenin’in önerdiği şekilde sosyalist devlet cihazına dönüştürülememiş, Parti ve Devlet arasındaki bağlar Lenin’in istediği şekilde kurulamamış, gerek Partinin, gerekse Devletin içi boşalmış, bürokratizm almış yürümüş, Parti ve Devlet halk yığınlarından uzaklaşmış ve sonuçta Ekim Devrimi yaklaşık 75 yıl sonra karşıdevrime yenilmiştir.

Lenin daha ne yapsın? Mezarından çıkıp Putin’in yakasına mı yapışsın? Kaldı ki, Putin’in harcı değildir Lenin’e kötü söz etmek!

Modern Rus Çarı Putin, bugün sosyalizmin mirasını tüketiyor. Önceki Çar gibi Putin’ler de yıkılacaktır. Bu kaçınılmaz. İnsanlık ise ne Lenin’i, ne öğütlerini unutmayacak, yeni Ekim Devrimleri ile gericiliği, emperyalizmi, Parababalarını yeryüzünden süpürecektir.