Yoksulluk ve savaş garantili bir proje partisi: AKP’giller

07.11.2019
A+
A-
Yoksulluk ve savaş garantili bir proje partisi: AKP’giller

Yoksulluk ve savaş garantili bir proje partisi: AKP’giller

AKP’giller’in Başkanı Tayyip, BOP kapsamında Ortadoğu Halklarını birbirine düşman edip ülkeleri bölmeyi amaçlayan hain emperyalist planın Suriye ayağında, ABD ve AB Emperyalistlerinin jandarmalığını üstlenmeye devam ediyor.

Adını “Barış Pınarı” koydukları sınır ötesi harekâtta, İngiliz Kaynaklı SHOR haber ajansının tüm dünyaya geçtiği bilgilere göre 21’i çocuk olmak üzere 71 masum sivil hayatını kaybederken, evinden yurdundan olan insan sayısı da 250 bine çıkmış durumda.

AKP’giller’in Suriye’de birlikte hareket ettiği ve çapulculardan, insanlık düşmanlarından, canilerden, sapıklardan derleşik, adına da “Suriye Milli Ordusu” dedikleri çetelerle birlikte, ülkesini sonuna kadar savunmaktan bir adım geri durmamış Yiğit Esad’a karşı yürüttüğü bu saldırgan dış politikanın ağır faturasını, ne yazık ki emekçi halkımız ödemek zorunda bırakılıyor.

18 yılda Türkiye’nin geleceğine ipotek koyan AKP’giller’in, “Milli İrade” deyip demokrasiyi rafa kaldırdıkları 2002 yılından bugüne yoksulluk ve savaştan başka hiçbir şey yaşamaz olduk.

Emperyalistlerin icazetiyle yürütülen bu harekât, yurtdışında ve yurtiçinde hiçbir akıllı politika üretemeyip emperyalist patronlarının hizmetini yürütürken sürekli kan kaybeden Kaçak Saraylının var olmayan itibarını kazanmaya yönelik menfaat ve bekasına hizmet etmekten başka bir işe yaramadı.

Ülkemizi ekonomi başta olmak üzere, hukuk, eğitim, tarım, sağlık, kültür, dış politika, sınır güvenliği ve sosyal adalet gibi her alanda uçurumun kıyısına sürükleyerek bağımsızlığımızı tehlikeye sokan bu kan emici iktidardan, vatanımızı ve itibarımızı korumasını beklemek abesle iştigal anlamı taşır.

Açlık sınırı altında yaşayan halk artık Erdoğan’dan duymaya alıştığı “Beka” masallarına inanmıyor olsa da burada ihanetin ikinci dereceden figüranları devreye giriyor. Asgari geçim standardının çok gerisine düşüp hızla yoksullaşan halkın desteğini sahte kahramanlıklar üreterek kazanmaya çalışan AKP’giller’in ve “Reis”inin ihanetlerine, halk düşmanlığına, İslam düşmanlığına ve ABD taşeronluğuna ses çıkarmayan bu hainler bugün de Erdoğan’ın önüne çıkan her engeli birer birer kaldırıyorlar. Emperyalizmin hizmetkârlığına soyunmuş Meclis içinde ve dışındaki yerli işbirlikçilerin bu ülkede onurdan, bağımsızlıktan bahsetmeye hakları yok.

Erdoğan’ın Siyasal İktidarını destekleyen suç ortakları kimler?

Geldiğimiz süreçte ülkemizi günbegün Ortadoğu bataklığına sürükleyen Tayyip bu yolda hiç de yalnız yürümüyor. Saray’a yaslanarak ağzından vatan millet sözcüklerini düşürmeyenler, dün nasıl Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinde “Hayır Cephesi”ni örgütlemekten çekindilerse, bugün de aynı sessizliği Suriye’ye yapılan harekâtta da sergilediler.

Öte yandan Suriye topraklarına yönelik operasyonun tek gündem maddesi haline dönüştürülerek iktidara yakın medya tarafından yürütülen bilinçli kampanyalarla şişirilen hamaset dolu argümanlar da AKP’giller için her zaman kurtarıcı bir siyasi malzeme olmayı sürdürdü.

Bundan önce Afrin’e yapılan askeri harekâtta da Suriye üzerinden estirilen “Beka” rüzgârları, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken Tayyip için bulunmaz fırsatlar yaratmıştı. Kamuoyunda “Zeytin Dalı” operasyonu olarak bilinen harekât siyasi getirisi yüksek bir kazanç sağlamıştı AKP’giller cephesine ve “Reis”ine.

Kaçak Saray’dan beslenen ve oradan onay alarak konuşan adına aydın, gazeteci, sanatçı, sendikacı, akademisyen, siyasetçi denen ne kadar kişi ve parti varsa bilinsin ki en büyük işbirlikçiler bunlardır. Bu ülke adına tek bir söz söyleme hakkına sahip değiller. Hayatlarından koparılan her asker ve sivilin uğradığı zulme ortak olmuşlardır. Suriye’yi cehenneme çevirip sonra da barış getireceğiz adı altında yürütülen 8 yıllık kirli senaryonun son perdesinde artık kartlar açıktan el değiştirirken, yerli işbirlikçilerimiz hâlâ AB-D Emperyalistlerinin kuklası olan AKP iktidarına kol kanat germekten çekinmiyorlar.

Emperyalizme hizmete tercih koyan YPG-PKK ile Ortadoğu’yu özellikle de Suriye’yi parçalamak için paralı, insan kesen canilerden oluşan IŞİD örgütünü zamanında nasıl koruyup kolladıklarını unutmadık. 2013’te Habur sınır kapısından resmi tören ve izinlerle Suriye’ye uğurlanan Amerikancı Kürt Hareketinin ve Barzanistanın askerlerine göz yumanlar, bugün sözde sınır güvenliğini korumak için Suriye topraklarına giriyor. Zamanın başbakanı Davutoğlu’nun IŞİD canileri için “öfkeli gençler”, PYD için de “meşru” tanımlamasını hatırlayalım. AKP’nin akıldanesi Davutoğlu, başbakanlığı döneminde IŞİD terör örgütüne yönelik şu açıklamayı yapmıştı.

“IŞİD radikal, terörist bir yapı olarak görülebilir ama katılanlar arasında Türkler, Araplar, Kürtler var. Oradaki yapı daha önceki hoşnutsuzluklar, öfkeler büyük bir cephede reaksiyon doğurdu.”

Evet, Irak ve Suriye’de binlerce insanın katilleri için böyle söylemişlerdi.

Peki, bugün sözde sınır güvenliği için Mehmetçikleri Suriye topraklarına gönderenler PKK’nın Suriye kolu YPG için ne demişlerdi.

Bizler satranç oynamayı bilen insanlarız. Selahattin Demirtaş’a “bak” dedim “Yarın bizden Kobani’ye yardım isteyemezsiniz eğer tezkereye hayır derseniz. Aynı gün Salih Müslim’i Türkiye’ye getiriyoruz. Bakın kaç jest arka arkaya. Bir anlamda “meşru görüyorum seni” diyoruz.”

“Stratejik Derinlik” olarak sunulan Davutoğlu’nun bu çapsız açıklamalarıyla rotasını çizen AKP’ye bugün Suriye politikasında kesinlikle vize verilemez. Daha düne kadar bugün terörist dedikleriyle kol kola görüntü verenler, bugün uzaktan kumandayla yönetilen operasyonda akan her damla kanın sorumluluğunu taşıyorlar.

Suriye’nin yaşadığı emperyalist saldırılarda A’dan Z’ye AKP’giller’in sorumluluğu gün gibi ortadayken, Türk Ordusu’nun Ortadoğu bataklığına girmesine göz yumanlar da en az AKP’giller kadar suçludur.

Kimler mi gelin bakalım:

Yüz karası tablo için iki örnek vermek yeterli olacaktır.

İyimser bir bakış açısıyla beklentimiz, CHP’den savaş karşıtlığını örgütleyip AKP’nin Suriye’ye gerçekleştirdiği askeri müdahalesini önlemek olurdu. Süreç tabiî ki böyle işlemedi. Erdoğan’ın Suriye’ye yapacağı askeri harekâtı duyurmasının hemen ardından ilk destek, Kılıçdaroğlu’ndan geldi. Yeni CHP’nin başına oturtulan Soroscu, diktatöre asker selamı çakarak emrinde olduğunu beyan etti. Oysa bu ülke 1 Mart Tezkeresini yaşamış ve ona “Hayır” diyenleri de görmüştü. Yıl 2003. ABD, Irak işgali için Türkiye ile ortak hareket etmek istiyor. Daha doğrusu Türkiye’yi de işgaline ortak etmek istiyor. Daha da doğrusu Türkiye’yi harekât üssü, Türk Ordusu’nu da tıpkı Kore’de olduğu gibi AB-D askerlerini korumak için kullanılacak kurbanlık koç olarak elinin altında bulundurmak istiyordu. Ancak TBMM’den Tezkereye “Hayır” cevabı çıkınca, ABD’nin planları o gün için suya düşüyor.

Dünden bugüne ne değişti peki?

Emperyalizmin kanlı planları değişmedi. Dün ne ise bugün de o. Değişen sadece emperyalizmin yörüngesine girdikten sonra artık söyleyecek sözü kalmayanların suya sabuna dokunmayan sözleridir.

Başhaydut ABD’nin manyak ve bunak başkanı Trump’un yazdığı aşağılayıcı, onur kırıcı mektuba karşılık Soroscu Kılıçdaroğlu’nun cılız açıklamaları buna verilecek en son örnek olacaktır.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu da Erdoğan’a verdiği destekten dolayı saymazsak, kendisine haksızlık etmiş oluruz. AKP’giller’in ülkemizi nasıl sonu gelmez bir karanlığa sürüklediği apaçık ortadayken, açıklanan sözde yargı paketi reformunu ayakta alkışlayan Feyzioğlu, son olarak da Suriye topraklarına yönelik askeri operasyona tam destek vererek, Tarihin tozlu raflarında çürümeyi fazlasıyla hak ediyor. Demokratik en küçük hakkın bile Saray’ın oluruna tabi olmasını öngören yargı paketiyle halka nefes alacak bir alan bırakılmadığı bir ortamda, operasyonla ilgili olarak; “Devlet sivillerin hayatını korumak zorunda değildir”, açıklamasını yaparak evrensel hukuk kurallarını hiçe saymış ve savaş suçu işlemiştir.

Dünden bugüne AB-D Emperyalistlerine karşı

netçe, cepheden, hiç esnemeden

dik duruş sergileyen ve mücadele yürüten tek parti: HKP

Vietnam’da, Afganistan’da, en son Irak’ta milyonlarca insanın ölümüne yol açan ve o ülkeleri yerle bir eden ABD Emperyalizminin son durağı Suriye. Dün oralarda işlediği insanlık suçlarının bedelini ödemeyen ABD Emperyalistleri, bugün aynı suçu Suriye’de işlerken en büyük yardımcısı ne yazık ki Türkiye’den AKP’giller olmuştur.

Fotoğraf bu kadar açık ve netken ülkemize gelen eli kanlı örgütün temsilcilerini bir tek HKP protesto etmiştir. ABD üst düzey yetkililerini Ankara’ya gelişlerinde “Yankee Go Home”, “Emperyalistler İşbirlikçiler Geldikleri Gibi Gidecekler”, “Katil ABD ülkemizden ve Ortadoğu’dan Defol” sloganlarıyla karşılayan İkinci Kurtuluş Savaşçıları olmuştur.

Dünyayı kan gölüne çeviren bu emperyalist haydutlara karşı vatansever cepheden tavır ve duruş sergileyen tek siyasi parti HKP’dir.

HKP Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada belirtildiği gibi Beşşar Esad ve Suriye Hükümeti 8 yıldan beri AB-D Emperyalistlerine karşı yiğitçe ülkelerini savunurken, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu yerli ve yabancı işbirlikçiler çetesi Ortadoğu Halklarının kanını akıtmaya devam ediyorlar. Ve o yüzden ülkemize gelip emir verip gidiyorlar.

“Suriye cehenneminin senaryosunu yazan AB-D emperyalistleri, Beşşar Esad önderliğinde Suriye halkının yiğitçe direnişi karşısında topuklarken, cehennemin karşısında lojistik destek sağlama, dünyanın dört bir tarafından özel olarak seçilmiş Ortaçağcı, meczuplaştırılmış vicdan ve insanlık yoksunu canileri eğitme, donatma ve ordulaştırma görevi verdiği Türkiye’ye şimdi de;  kendi yarattıkları bu IŞİD canavarlarına gardiyanlık yapma görevini tebliğ ediyor.

“Biz uğraşmayalım bu sapıklarla siz uğraşın, diyorlar.

“Mülteciler biz uğraşmayalım siz uğraşın, diyorlar.

“Bizim askerlerimiz ölmesin, canları tatlıdır, Mehmetçikler ölsün, diyorlar.

“O yüzden size olur verdik operasyon için, tamam kandırmak için Türkiye halkını; “PKK-PYD” terör örgütlerini temizlemek için girdik deyin”, ama daha ileri gitmeyin diyorlar. Ve arkasından alçak tehditlerini sıralıyorlar emperyalistler, ekonominiz benim elimde mahvederim, diyorlar. Ve mutlaka hatırlatıyorlardır işbirlikçi hainlere, oturdukları koltuklara nasıl oturduklarını. Kendilerini iktidara taşıyanların kim olduklarını mutlaka hatırlatıyorlardır.

“İşte kanlı zalimin insanlıktan çıkmış sözcüleri Pence ve Pompeo tüm bu emirleri taşeronlarının yüzlerine karşı söylemek için geliyorlar. Yiğit Beşşar Esad hükümetiyle anlaşıp bu Suriye cehenneminden en az zararla çıkma olasılığını önlemek için geliyorlar. Suriye halklarıyla Türkiye halklarının kardeşleşme olasılığını ortadan kaldırmak için geliyorlar. Çözüm değil, çözümsüzlük için, Mehmetler ölmesin diye değil, biz efendilerinin başına halel gelmesin diye geliyorlar.

“Ne acıdır ki; bu insan soyunun en büyük düşmanları, “Oltada Balık” olduğumuzu hatırlatmaya geliyorlar.”

Katiller böylesine içli dışlı pozlar verirken ülkemizin aydınları, gazeteleri, siyasi partileri sus pus olmuş, AB-D Emperyalist merkezli Saray eşrafının etrafında pervane olup dönüyorlar.

Gerçekleri her yerde korkusuzca söylemekten geri durmayan, ABD ve AB Emperyalizmine ve yerli satılmışlara karşı savaş veren HKP ise dün de bugün de aynı cesaretle haykırmaya devam ediyor:

Biz halkın Kurtuluş Partisi olarak hiç vazgeçmeyeceğiz “Katil ABD Ortadoğu’dan, Ülkemizden Defol” sloganını haykırmaktan.

“Hep haykıracağız, özellikle her şeyin ayan beyan ortaya çıktığı 2019 ‘un şu günlerinde “Katil Amerika, Ortadoğu’dan Defol!” diyemeyen her siyasi, her aydın, her akademisyen, her sanatçı, her gazeteci ya korkaktır ya haindir…” diye.

“Ta ki; Ortadoğu halklarına yönelik AB-D emperyalistlerinin yaptığı bütün aşağılık planlar, Ortadoğu halkları tarafından parçalanıp atılıncaya, Emperyalistlerin Yeni Sevr Planı parçalanıp, bu aşağılık hevesleri kursaklarında bırakılıncaya kadar, AB-D Emperyalistleri ve yerli işbirlikçileri, tarihin çöplüğüne atılıncaya kadar susmayacağız!

“Haykıracağız!

“Direneceğiz!

“Mücadele edeceğiz ve yeneceğiz!

“Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

“AB-D Emperyalistleri ve yerli işbirlikçileri bunu akıllarından hiç çıkartmasınlar.

“Mazlum halklar umutlarını hiç yitirmesinler.

“96 yıl önce başardı Birinci Kuvayimilliyeciler.

“İkinci Kurtuluş Savaşçıları olarak yine başaracağız.

“Ama bu sefer sosyal kurtuluşla taçlandıracağız, 97 yıl önceki Kuvayimilliyeci atalarımızın zaferini.

“Buna olan inancımızla, kararlılığımızla, bilincimizle, bize yön veren bilinçli, inançlı ve kararlı olmamızı sağlayan bilimimizle ve hepsinin üstünde insan, hayvan ve doğa sevgisiyle mücadele ettik, nihai zafere kadar da mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Ankara’dan Bir Yoldaş