ABD, Venezuela’ya Neden Saldırır?

17.01.2026
3.296
A+
A-

Av. Tacettin Çolak

2026 yılının üçüncü gününe yeni bir emperyalist saldırganlıkla uyandık.

ABD Emperyalistleri, dünyanın gözü önünde Venezuela’nın bazı askeri tesislerini bombaladı. Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu konutuna düzenledikleri bir askeri operasyonla eşi Cilia Flores ile birlikte rehin aldılar. Saldırıda 32’si Kübalı savaşçı olmak üzere 40 kişi katledildi.

Sapık, pedofil, bunak ABD Başkanı Trump; Venezuela’nın devlet başkanı Maduro’yu “uyuşturucu ticareti” yapmakla suçlayarak, sözde ABD’deki bir kukla mahkemeden aldıkları “tutuklama” kararını uyguladıklarını açıkladı.

Oysa aylardır biliniyordu ki; ABD askeri yetkilileri ve casus örgütleri Venezuela Ordusu’ndaki ve devlet yönetimi katındaki görevlileri satın almak için uğraşıyordu. Bunda tam başarılı olamayınca tıpkı Irak’ta, Libya’da, Suriye’de yaptıkları gibi Venezuela’da da silahlı saldırıya geçtiler.

Aynı gün ekranların karşısına geçen ABD başkanı, Dışişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı; “bundan sonra Venezuela’yı petrol şirketleri eliyle biz yöneteceğiz, Küba’ya da yardım edeceğiz”, diyerek meydan okumalarını sürdürdüler. Yine Kolombiya Devlet Başkanına da tehditler savurdular. Yani Latin Amerika’da ABD’nin Emperyalist politikalarına teslim olmayan Bolivarcı, Halkçı, Antiemperyalist yönetimleri açıktan tehdit ettiler.

ABD haydut devletinin dünyaya meydan okuyan bu haydutluğu, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 1, 2 ve 51’inci maddelerinin açık ihlalidir.

Bu eşkıyalık, aynı zamanda 24 Ekim 1970 tarihinde toplanan 1883. BM Genel Kurulu’nda kabul edilen “BM Antlaşması Doğrultusunda Devletler Arasında Dostça İlişkiler ve İşbirliğine İlişkin Uluslararası Hukuk İlkeleri Konusunda Bildirge”de öngörülen hükümlerin açık ihlali olduğu gibi, bu fiiller Roma Statüsü’nde öngörülen “SAVAŞ SUÇU” ve “SALDIRI SUÇU”nu oluşturmaktadır.

Bu suçlar nedeniyle Halkçı Hukukçular olarak, başta bunak Trump olmak üzere ilgili ABD yetkilileri hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne HKP adına başvuru yapılmıştır.

Bu emperyalist çakallar, ellerindeki tekniğin son sözü silahlarla sahip oldukları devasa askeri güçleri sayesinde böylesine pervasızca konuşmaktalar.

Bildiğimiz gibi, emperyalistler dünyayı güçleri oranında yağmalamak isterler. ABD Emperyalizmi de bu yağma hareketlerinden birisini daha Venezuela’da yaşama geçirmiştir.

Amaçları; Venezuela’nın zengin petrol yataklarına, yeraltı-yerüstü kaynaklarına, doğal zenginliklerine çökmek.

Yazımızın bundan sonraki bölümünü, Makine Mühendisi Volkan Yoldaş’ımın didaktik üslubu ile kaleme aldığı; “DÜNYA DEĞİŞİYOR, TUZAK AYNI: Petrolden Lityuma Emperyalizm ve Halkın Kurtuluş Yolu” başlıklı yazısına bırakıyoruz:

***

  1. Bölüm: Obanın Yeri Neden Önemli? (Jeopolitik Nedir?)

“Jeopolitik” denilen havalı kelimeyi bir çözelim. Bu aslında “yerin gücü” demektir.

Bir Yörük beyi obasını kurarken nereyi seçer?

Elbette suyun hemen yanını, rüzgârı kesen yamacı ve yayla yolunun tam üzerini.

Neden?

Çünkü su hayattır, yol ise ticarettir.

 

1.1. Su Başını Tutmak: Stratejik KonumNakipoğlu, HoNakipoğlu, Hocasinan Sokak, Karatay/Konyacasinan Sokak, Karatay/Konya

Dünya haritasına bakıldığında bazı ülkeler aynı o Yörük beyinin seçtiği yer gibidir.

* Denizlerin Kapısı: Dünya ticaretinin yaklaşık %80’i denizler üzerinden yapılır. Eğer bir ülkenin İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı veya Süveyş Kanalı gibi geçitleri varsa, o ülke dünyanın “anahtarını” elinde tutuyor demektir.

* Göz Hapsindeki Topraklar: Libya, Mısır ve Türkiye bu yüzden hep gündemdedir. Çünkü bu ülkeler sadece birer kara parçası değil; Akdeniz’in, Karadeniz’in ve Hint Okyanusu’nun birleştiği devasa birer “kavşak” noktasıdır.

1.2. “Komşunun Tarlası” ve Emperyalist Göz

Atalarımız “Ev alma komşu al” demiş ama emperyalizm (yayılmacılık) öyle bakmaz. O, komşunun tarlasında su varsa, o suyu kendi tarlasına akıtmak ister.

* Bilimsel Veri: Bugün dünyada devletlerin birbiriyle didişmesinin sebebi “seni sevmiyorum” demek değil; o toprağın altındaki petrolün, gazın veya üstündeki yolun kontrolünü ele geçirmektir.

* Tespit: Büyük Parababaları (Finans-Kapital), dünyayı bir “kadastro defteri” gibi görür. Hangi dağda ne var, hangi dereden ne akar hepsini not ederler ve orayı ele geçirmek için plan yaparlar.

1.3. Neden Kavga Çıkıyor?

Eğer obanın yeri çok güzelse, diğer obalar seninle dost görünmek isteyebilir ya da seni oradan kovmaya çalışabilir. İşte Ortadoğu’da (Suriye, Irak, Filistin) yaşanan budur. Oraya “demokrasi” ya da “barış” getireceğiz diye gelenler, aslında obanın suyunun ve yolunun peşindedir.

  1. Bölüm: Mutfaktaki Ocak Değişiyor (Yeni Madenlerin Savaşı)

Eskiden Yörük obasında ocak nasıl tüterdi?

Odun yakardık, kömür yakardık. Sonra zaman değişti, “siyah altın” dedikleri petrol geldi. Arabalar, traktörler onunla çalıştı. Ama şimdi mutfaktaki ocak yine değişiyor. Artık dünya “odun” değil, “elektrik” peşinde.

2.1. Arabalar Neden Sessizleşti? (Lityum ve Kobalt)

Şimdilerde yollarda sessizce giden elektrikli arabaları görüyorsun ya, işte onların kalbinde kocaman bir pil var.

* Ocağın Yeni Yakıtı: O pili yapmak için petrol değil; Lityum, Kobalt, Nikel ve Bakır lazım.

* Bilimsel Veri: Bir elektrikli otomobil yapmak için, normal bir arabaya göre 6 kat daha fazla maden kazmak gerekiyor. Yani teknoloji geliştikçe, toprağın altını daha çok deşmek, daha çok maden bulmak zorunda kalıyorlar.

2.2. Venezuela: Sadece Petrol Değil, Bir Hazine Sandığı

Herkes “Venezuela’da petrol var, o yüzden saldırıyorlar” diyor. Bu doğru ama eksik.

* Hazine Sandığı: Venezuela’nın altında sadece petrol değil; altın, demir ve en önemlisi Koltan (telefonların, bilgisayarların beyni için lazım olan maden) var.

* Neden Hedefteler? Venezuela; “Bu madenler benim halkımın malıdır, kimseye yedirmem”, dediği için büyük patronların (Finans-Kapital) şimşeklerini üzerine çekiyor. Patronlar istiyor ki; o madenleri kendileri çıkarsın, ucuza alsın ve senin benim kullandığım telefonları bize bin katı fiyata satsın.

2.3. “Modern Tefecilik”

“Finans-Kapital, kan emen bir sülük gibidir.”

Nasıl Çalışır?

Önce bir ülkeye “Borç vereyim” der (Tefecilik). Sonra o ülke borcunu ödeyemeyince; “O zaman madenlerini bana ver”, der (Bezirgânlık).

* Saldırının Nedeni: Venezuela bu borç tuzağına düşmeyip, madenlerini halkı için saklamaya çalışınca, büyük patronlar; “O zaman orayı karıştıralım, başına bizim sözümüzü dinleyecek birini geçirelim”, diye saldırıyorlar. Yani kavga, mutfaktaki ocağın anahtarını kimin tutacağı kavgasıdır.

  1. Bölüm: Kapıdaki Bekçi ve Yol Geçen Hanı (Koridorlar ve Üsler)

Şimdi düşün: Senin obanın çok değerli yünleri ve peynirleri var. Bunları satıp obana aş alacaksın. Ama pazar yerine giden tek bir dar geçit var ve o geçidin başında eli silahlı bir yabancı bekliyor. “Ben izin vermezsem geçemezsin”, diyor. İşte o zaman senin peynirin de yünün de o adamın insafına kalır.

3.1. Yol Olmazsa Mal Olmaz (Lojistik ve Koridorlar)

Dünya siyasetinde madenler “mal”, bu madenlerin taşındığı dev boru hatları ve gemi yolları ise “geçit”tir.

* Suriye ve Irak: Bu ülkeler sadece petrol değil, aynı zamanda Ortadoğu’daki gazın ve petrolün Avrupa’ya (pazara) gitmesi için en kestirme “köprü”dür. Eğer bu köprü yıkılırsa veya başkası tutarsa, enerji akışı durur.

* Libya: Burası Akdeniz’in tam orta yerinde bir “kapı”dır. Akdeniz’in altındaki doğalgazı kimin gemiye yükleyip götüreceğine Libya’daki güç karar verir.

* Bilimsel Veri: Bugün dünyada yaşanan savaşların çoğu, kaynağın kendisinden ziyade, o kaynağın geçtiği “Enerji Koridorlarını” kontrol etmek içindir.

3.2. Karakollar: Askeri Üsler Neden Var?

Hani mahallenin kabadayısı köşe başında durur da kimin gelip geçtiğini kollar ya, işte büyük devletlerin (ABD, Rusya, Fransa vb.) başka ülkelerde kurduğu askeri üsler de budur.

* Bekçilik: Bu üsler sadece savaş için değil, o bölgedeki madenin ve yolun “bekçiliğini” yapmak için kurulur.

* Kuşatma: Eğer bir yolun üzerine on tane üs kurarsan, oradan geçen her gemiden, her boru hattından haberin olur ve gerektiğinde “musluğu kapatırım” diyerek ülkeleri tehdit edebilirsin.

3.3. “Coğrafya Silahı”

Emperyalizm, coğrafyayı bir silah gibi kullanır.”

* Harita Oyunu: Finans-Kapital, yani o dev Parababaları, önce haritaya bakar. “Bu yol benim işime yarıyor mu?” der. Eğer yaramıyorsa, o yolu karıştırır, ülkeleri birbirine düşürür ki kimse huzur içinde malını satamasın.

* BOP’un Ayak Sesleri: İşte Suriye’de, Irak’ta ve Libya’da gördüğün o kargaşanın sebebi, bu yolları “parsellemek” ve başına kendi sözlerini dinleyecek bekçiler dikmektir.

  1. Bölüm: Büyük Plan: Parselleme (BOP ve Filistin)

Şimdi düşün ki mahallede çok büyük ve kurnaz bir emlakçı var. Bu emlakçı, sizin koca bahçeli evlerinizi gözüne kestirmiş. Ama evleriniz büyük olduğu için sizi yerinizden oynatamıyor.

Ne yapıyor?

Önce araya nifak sokuyor, sonra “Buraları küçük küçük parsellere bölelim, daha değerli olur”, diyor. Siz birbirinize düşüp bahçeyi böldüğünüzde, o emlakçı gelip her bir parçayı ucuza kapatıyor. İşte BOP tam olarak budur. 

4.1. BOP Nedir? (Haritayı Yeniden Çizmek)

Büyük Ortadoğu Projesi, dışarıdan bakınca “demokrasi ve özgürlük” gibi süslü kelimelerle anlatılır. Ama işin aslı bilimsel olarak şudur:

* Yönetilebilir Parçalar: Büyük ve güçlü devletleri (Irak, Suriye, Libya gibi) iç karışıklıklarla zayıflatıp, küçük parçalara bölmek. Çünkü küçük bir obayı yönetmek, koca bir devleti yönetmekten daha kolaydır.

* Kaynaklara Çökme: Bölünen her parça, hayatta kalmak için o büyük patronlara (Finans-Kapital) muhtaç hale gelir. Böylece petrolün, madenin ve yolun kontrolü zahmetsizce o patronlara geçer.

4.2. Filistin: Sadece Toprak Değil, Bir “Kale”

“Neden Filistin’de sular hiç durulmuyor?” diye sorarsan, cevap sadece inanç veya toprak değildir:

* Denizdeki Hazine: Filistin ve Doğu Akdeniz’in altı, devasa bir doğalgaz yatağıdır (Levant Havzası). Bu gaz, Avrupa’nın kışın ısınması için en kritik kaynaktır.

* Stratejik Kilit: Filistin, enerji koridorlarının (yolların) tam düğüm noktasıdır. Orayı elinde tutan, Ortadoğu’nun kapısına kilit vurur. Filistin halkının direnci, aslında bu “kapının” tamamen emperyalizmin eline geçmesine karşı bir siperdir.

4.3. “Uyanık Olmak Şart!”

“Vatanını seven, önce onun toprağının altını ve üstünü bilmelidir.”

* Finans-Kapitalin Oyunu: Parababaları, senin hangi madene sahip olduğunu senden iyi biliyor. Onlar uyduyla, bilimle senin dağını tarıyor. Sen uyursan, onlar gelip “burada bir şey yok” derken altından hazineyi götürürler.

* Kurtuluş Yolu: El ele vermek, yabancıya avuç açmamak ve kendi kaynağını kendi mühendisinle, kendi işçinle halkın için işletmektir.

Haklısın evlat, oyunun en sinsi kısmını atlamayalım. Emperyalizm her zaman topla tüfekle gelmez; bazen bir “dost” gibi kapını çalar, bazen de içeriden birilerini yanına çeker. Yazı dizimize, bu sinsi yöntemleri anlattığımız 5. Bölüm ile devam ediyoruz.

  1. Bölüm: Silahsız İşgal (Borç Tuzağı ve Yerli İşbirlikçiler)

Bir kaleyi dışarıdan yıkmak zordur ama kalenin kapısını içeriden açacak birini bulursan işin çok kolaylaşır. İşte emperyalizm, koca koca ordularını yormak yerine “akıllıca” bir yöntem kullanır: Seni sana borçlandırır.

5.1. Borç Senedi: Görünmez Zincir

Diyelim ki obanın reisine biri gelip diyor ki: “Al şu altınları, git obana saraylar yap, ziyafetler ver.” Reis o parayı harcıyor ama geri ödeme vakti geldiğinde kasada para yok.

* Sonuç: O yabancı gelip diyor ki: “Paran yoksa dağın altındaki madeni bana ver, yolunun kontrolünü bana bırak.” İşte buna “Ekonomik Boyunduruk” denir. Hiç kurşun atmadan, ülkenin tapusunu elinden alırlar.

* Bilimsel Veri: IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar üzerinden geri ödenemeyecek borçlar verilmesi, ülkelerin maden ve enerji yasalarının yabancı şirketler lehine değiştirilmesi bu planın parçasıdır.

5.2. Yerli İşbirlikçiler: Obanın Kapısını Açanlar

Bunlara “Yerli Parababaları” denir. Yani; vatanını değil, kendi cebini düşünen, büyük patronların (Finans-Kapital) memurluğunu yapan yerli zenginler.

* Nasıl Çalışırlar? Bu kişiler “Yabancı yatırımcı gelsin, kalkınacağız” diyerek memleketin fabrikasını, madenini ucuza kapattırırlar. Aslında halkı değil, dışarıdaki patronu zengin ederler.

* Atasözü: “Ağacın kurdu kendi içindedir.” Ağacı yıkan fırtına değil, içini kemiren kurttur.

  1. Bölüm: “Ninni” İle Uyutmak (Din ve İnancın İstismarı)

En tehlikeli yöntem ise insanların zihnini bulandırmaktır. Bir insanın elinden malını alırken, o insanı başka bir dünyaya baktırırsan, hırsızı göremez.

6.1. Dinle Uyutmak: “Kaderin Böyle” Yalanı

Emperyalizm, halkın temiz inancını bir maske olarak kullanır.

* Uyutma Yöntemi: İnsanlara; “Yoksulluk senin kaderindir, bu dünya geçici, hakkını arama, sadece öbür dünyayı düşün”, derler. Halk bu “ninni” ile uyutulurken, arka kapıdan ülkenin bütün zenginliği kamyonlara yüklenip götürülür.

* Sahte Kahramanlar: Din adamı kılığına girmiş veya dindar görünen ama aslında Finans-Kapitalin emrinde olan kişiler yaratırlar. Bunlar halkı, sömürgeciye karşı değil, birbirine karşı kışkırtırlar. 

6.2. Tefeci-Bezirgân ve Din Sömürüsü

Türkiye gibi yerlerde dinin nasıl bir “afyon” gibi kullanıldığı ortadadır. Finans-Kapital, halkın hakkını aramasını engellemek için dini duyguları sömüren yapıları destekler. Böylece halk “Hakkımı yiyorlar” diyeceği yerde “Kısmetim buymuş” der.

  1. Bölüm: Mahalle Kavgası Çıkarmak (Savaşlar ve Vekâletler)

Eğer borçla veya dinle kandıramıyorlarsa, o zaman obayı birbirine düşürürler.

* Savaş Çıkarmak: “Senin mezhebin farklı, senin ırkın farklı” diyerek komşuyu komşuya düşman ederler.

* Kimin Kârı? Silahı yine o büyük patronlar satar. İki taraf birbiriyle savaşırken yorulur, zayıf düşer. Sonunda patron gelir; “Barış getirdim” diyerek her iki tarafın da kaynaklarına el koyar. Irak ve Suriye tam olarak budur.

  1. Bölüm: Tek Çare Örgütlü Mücadele (HKP ve İkinci Kurtuluş Savaşı)

Eğer bir ormanda tek başına yürürsen kurda yem olursun. Ama elinde meşale olan bir grup yiğitle beraber yürürsen, kurt senden kaçacak yer arar. İşte bu yüzden sadece “bilmek” yetmez, “birleşmek” gerekir.

7.1. Kıvılcımlı’nın Yaşayan Sesi: HKP

Hikmet Kıvılcımlı Usta hapislerde, sürgünlerde neden çürüdü biliyor musun?

Bu memleketin toprağına, işçisine, köylüsüne sahip çıktığı için. Bugün onun “Finans-Kapital” ve “Tefeci-Bezirgân” analizlerini meydanlarda haykıran, bu sömürüye “Dur!” diyen tek güç Halkın Kurtuluş Partisi’dir (HKP).

Reçete: HKP, bu obayı parsellemek isteyen “AB-D Emperyalizmine” ve onların yerli ortaklarına karşı tavizsiz duran kaledir.

7.2. İkinci Kurtuluş Savaşı: Yarım Kalan Hesabı Kapatmak

Dedelerimiz yüz yıl önce yedi düvele karşı bir “Kurtuluş Savaşı” verdi. Ama düşman kapıdan kovuldu, bacadan borçla, yalanla, din sömürüsüyle geri girdi.

* HKP’nin Çağrısı: HKP diyor ki; bugün verdiğimiz kavga, İkinci Kurtuluş Savaşı’dır. Bu savaş sadece topla tüfekle değil; vatanın madenini yabancıya peşkeş çekene, fabrikasını kapatana, halkı dinle uyutana karşı verilen ekonomik ve siyasi bir savaştır.

* Bilimsel Gerçek: HKP Programı, tüm stratejik kaynakların (madenlerin, limanların, dev tesislerin) halkın denetimine geçmesini, yani tam bağımsızlığı savunur.

7.3. “Yerli Satılmışlar Cephesi”ne Karşı “Halk Cephesi”

Emperyalizm içeri girmek için her zaman “yerli işbirlikçiler” (satılmışlar) bulur. HKP bunlara karşı halkın gerçek dostlarını, işçiyi, köylüyü, emekliyi ve vatansever genci bir araya getirir.

* Motto: “Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!” Bu sadece bir slogan değil; madenine, suyuna, onuruna sahip çıkan bir halkın kararlılığıdır.

7.4. Sonuç: Safını Belirle!

Yazı dizimizin özü şudur: Dünya petrolden lityuma geçerken, emperyalist kurtlar meraları yeniden bölüşüyor. Venezuela’da, Suriye’de, Filistin’de ve Türkiye’de aynı tezgâh kuruluyor.

  • Son Söz: Eğer “Ben bu obanın öz evladıyım, vatanımın bir karış toprağını, bir gram madenini bu sömürgecilere yedirmem”, diyorsan; yolun Kıvılcımlı’nın yoludur, adresin ise bu kavgayı örgütlü yürüten Halkın Kurtuluş Partisi saflarıdır.”

***

Volkan Yoldaş’ımızın bu sade, açık, anlaşılır yazı dizisinden sonra biz de diyoruz ki, unutmayalım; “Emperyalizmde görülen zorbalık, bir canlılık ve gürbüzlük alâmeti değildir; bu, tıpkı gebermek üzere olan bir hayvanın son fizyolojik debelenişine benzer.” (H. Kıvılcımlı, Emperyalizm Geberen Kapitalizm)

Dolayısıyla emperyalistlerden insanlığa kan ve gözyaşından başka barış da insan hakları da gelmez.

ABD Emperyalizmi insan soyunun başdüşmanıdır. Ortadoğu’da, Latin Amerika’da, Balkanlar’da, Afrika’da halklara kan kusturan bir ölüm meleğidir.

Bu emperyalist devletten; barış, özgürlük, demokrasi beklemek; onun kara gücü olarak hizmet vermek, onunla her türlü iş tutmak halklara ihanettir.

Bu haydut devletin, dünyanın (başta petrol olmak üzere) yeraltı-yerüstü kaynaklarına, doğal zenginliklerine çökmesine, gasp etmesine ortak olmaktır.

Son söz; bu emperyalist saldırganlık, başta Latin Amerika Halkları olmak üzere Dünya Halklarında bir uyanışa da neden olacaktır. Nitekim saldırıdan hemen sonra Venezuela başkenti Caracas ile ABD’nin başkenti Washington D.C ve New York olmak üzere dünyanın dört bir yanında ABD karşıtı kitlesel gösteriler yapılmaktadır.

Bolivar’ın, Miranda’nın devamcılarının 200 yıl önceki işgalcilere karşı yaptıkları gibi direneceklerini umuyoruz.

06.01.2026

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.