ABD ve NATO Sevicileri…

04.03.2022
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

Bazı olaylar vardır, kimi gizlenen gerçekleri olduğu gibi ortaya seriverir. Ayrıymış gibi görünenlerin, aslında nasıl aynı olduklarını ortaya çıkarıverir. Aslında birbirlerinden farklarının olmadığı somutça ortaya konuverir.

Ukrayna Sorunu da Türkiye’de böyle sonuçlara yol açtı. Farklıymış gibi görünen Burjuva partilerinin özünde hep aynı olduğunu ( özünde aralarındaki farkların sadece görünüşte olduğunu, bir sigara kâğıdı kalınlığı kadar farkları olduğunu) gösterdi.

Bizim, “Meclisteki Amerikancı Beşli Çete” dediğimiz partilerin, iş esasa; ABD’ye, AB’ye, NATO’ya geldiğinde nasıl hiçbir farklarının olmadığını ortaya koyuverdi.

AKP’sinden MHP’sine, CHP’sinden İyi Partisi’ne,  HDP’sine hep aynı tutumu takındılar.

Takındıkları tutum ne?

“Rusya’nın yaptığı Uluslararası Hukuka uygun değildir”, “Rusya işgalcidir”, “Savaş değil barış olmalıdır.” “Savaşa Hayır” denmelidir. Hatta HDP’ye göre, “Emperyalist Savaşa Hayır” da denmelidir. “Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı” da tanınmalıdır.

Bunu sadece bizim 5’li Çete söylemiyor.

Daha doğrusu ABD-AB-NATO söylediği için bunlar da aynısını söylüyor.

Utanmaz arlanmaz, halkların başdüşmanı ABD Emperyalistlerinin Başkanı Biden da söylüyor. AB üyesi olan, olmayan Batılı Emperyalistlerin liderleri de söylüyor.

Bak şu konuşanlara! Bak şu söyleyenlere!

Bak nasıl da biliyorlar “Uluslararası Hukuk”u!

“Uluslararası Hukuk” onların dilinde Halkları kandırma aracıdır. Başka bir şey değildir.

Onlar, kendi emperyalist çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yaparlarken, “Uluslararası Hukuk”u tanımazlar. Onu ağızlarına almazlar.

Oysa ABD’nin ve AB’nin bu konularda söyleyeceği bir tek söz olamaz. Onlar ki; Halkların katilleridirler. HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut Efe’nin hep söylediği gibi; sadece son 30 yılda, sadece Ortadoğu’da 10 milyondan fazla Müslümanın canına kıyanlar bunlardır.

ABD, 10 bin kilometre uzaktan gelip; Irak’ı, Libya’yı, Suriye’yi işgal etmedi mi?

Kendisine bağlı yerel işbirlikçi devletler aracılığıyla ve dünyanın dört bir yanından topladığı çetelerle, Ortadoğu’yu kan ve ateşe boğmadı mı?

Petrolünden madenlerine, tahılından sebze meyvesine yeraltı ve yerüstü servetlerini götürüp gitmedi mi?

Tarihi eserlerini çalmadı mı?

Balkanlar’da, Kafkaslar’da savaşları kışkırtanlar, çıkartanlar kimlerdir?

Bir tek Yugoslavya’dan 7 Devlet çıkaranlar kimlerdir?

Bütün bunları yaparken “Uluslararası Hukuk” yok muydu?

Dünyanın en büyük silah üreticileri ve satıcıları hangi devletlerdir?

Dünyanın dört bir yanındaki savaşları, çatışmaları, anlaşmazlıkları kışkırtanlar, onları savaşa sürükleyenler ve onlara silah satanlar kimlerdir?

ABD’nin gücünün 3 kaynağından birisi de Ordusu değil midir?

Bildiğimiz gibi diğer iki kaynağı da: Para ve Casus gücüdür ABD’nin…

Ukrayna’da savaşı kışkırtanlar hangi devletlerdir?

Ukrayna’ya gaz verip onu Rusya’ya karşı kışkırtanlar kimlerdir?

Ukrayna’ya silah yığıp, cephanelikler oluşturanlar kimlerdir?

ABD ve AB Emperyalistleri değil midir?

Alman Devleti, “Uluslararası Hukuk”un arkasından dolanıp, Ukrayna’ya füzeler vermiyor mu?

Füzeleri Hollanda’ya satacakmış, Hollanda da Ukrayna’ya!

“Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik başlattığı askeri harekâtın ardından Ukrayna hükümetine Almanya’dan destek geldi.

“Almanya hükümeti, Ukrayna’nın talep ettiği 400 adet tanksavar füzesinin Hollanda üzerinden gönderileceğini açıkladı. Ukrayna’ya gönderilecek füzelerin, ilk olarak Hollanda’ya satılarak, Almanya’nın onayının ardından Ukrayna’ya gideceği öğrenildi.

“Almanya Şansölyesi Olaf Scholz yaptığı açıklamada, Almanya’nın Ukrayna’ya Rusya’ya karşı kendini savunabilmesi için Bundeswehr stoklarından 1000 adet tanksavar silahı ve 500 Stinger füzesi tedarik edileceğini söyledi.

“Scholz Twitter’daki paylaşımında, “Ukrayna’nın Rus işgali bir dönüm noktasıdır. Putin’in işgalci ordusuna karşı kendisini savunmasında Ukrayna’yı desteklemek için elimizden gelenin en iyisini yapmak bizim görevimizdir” dedi.

“NATO ortaklarının ve AB üyelerinin, Ukrayna’ya Alman yapımı silah tedarik etmesi yasaklanmıştı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz da şimdiye kadar Ukrayna’ya ölümcül silah tedarik etmeyi reddetmişti.” (https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/almanya-hollanda-uzerinden-ukraynaya-tanksavar-fuzesi-gonderecek-1911332)

Bu ne şimdi?

Hukuk mu?

Güldürmeyin insanı!..

Sadece ABD ve Almanya mı silah yardımında bulunuyor Ukrayna’ya?

Hayır! Bütün Batılı Emperyalistler bulunuyor:

“ABD Ukrayna’ya hafif silah ve tanksavar yardımı yapacağını açıklarken Almanya da 1000 tanksavar ve 500 Stinger füzesi göndereceğini duyurdu. Belçika, Hollanda ve Litvanya da Ukrayna’ya silah yardımı yapacağını açıkladı.” (https://www.ntv.com.tr/dunya/abd-ve-almanya-ukraynaya-silahgonderecek,YE7cOYeouUSb5NW2xeNCVQ#:~:text=H%C3%BCk%C3%BCmet%20S%C3%B6zc%C3%BCs%C3%BC%20Steffen%20Hebestreit%2C%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1,teslim%20edilecek.%22%20ifadesini%20kulland%C4%B1.)

İngiltere, Fransa, İtalya yani bilumum Batılı Emperyalistler Ukrayna’ya silah yardımında bulunuyorlar ve bunu da “Putin’in işgalci ordusuna karşı” oldukları için yapıyorlar öyle mi?

“Hadi canım sen de!”

Yemeyin bizi! Yemeyin Dünya Halklarını!

ABD ve siz Batılı Emperyalistler; Irak’ı, Libya’yı, Suriye’yi niye işgal ettiniz-ettirdiniz işbirlikçilerinize, çetelerinize?

Bir olay değerlendirmesinde iki taraf vardır esas olarak. Arada görünenler ise, güçlüyü savunanlardır aslında; dolaylı olarak güçlüden yana tavır koymuş olurlar.

Ukrayna olayına ilişkin de iki farklı tavır görüyoruz.

1- ABD ve AB Emperyalistleri ve yine İngiltere başta olmak üzere diğer Batılı Emperyalist devletler ve bağlı devletler.

Ki bunlar; Polonya, Bulgaristan, Litvanya vb. devletler.

Türkiye de bu gruba dahil. 5’li çetenin tamamı (AKP-MHP-İYİ Parti-CHP-HDP) aynı tavrı takınıyor. Tutumu alıyor…

Hatta Tayyip, NATO’yu eleştiriyor “pasif” davrandığı için!

Yani uşaklıkta sınır tanımıyor…

Hepsi “Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline” karşı çıkıyorlar.

Hani diğerlerinin ne dediklerini yazmaya gerek yok. Ama solcu geçinen, demokrat geçinen ve bu tutumuyla halkımız ve “solcu”ların büyük çoğunluğunda kafa karışıklığı yaratan örneğin HDP; “Halklar ve dünya barışı yeniden büyük bir tehdit altına girdi.”, diye açıklama yapıyor.

Neyin barışından söz ediyorsun sen?

Barış mı var dünyada?

“Rusya ve NATO arasındaki hegemonya savaşının Afganistan ve Libya’da yarattığı etkiler ortada, halklar hâlâ burada yaşanan savaşların bedelini ödemeye devam ediyor.”, diyor.

Ya Irak? Ya Suriye?

Oralardaki halklar ABD-AB Emperyalistlerinin saldırı ve işgalleri sonucu; “yaşanan savaşların bedelini ödemeye devam e”tmiyor mu?

Oraya gelmiyorsun değil mi?

Çünkü Irak ve Suriye’de ABD-AB Emperyalistleriyle, NATO’yla aynı safta savaşıyorsun. İdeolojik olarak bağlı olduğun PK-PYD-SDG, ABD Emperyalistlerinin “sahadaki ortağı”, “kara gücü”, “temiz çocuklar”ısınız.…

Bu son nitelemeyi de biz yapmıyoruz. ABD’nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey söylüyor. Aktaralım:

“DSG temiz çocuklardan oluşuyor. Onları ve liderlerini çok, çok iyi tanıdım. Ortadoğu standartlarında gerçekten fevkaladeler. (…)” (https://www.rudaw.net/turkish/world/101220203)

Ve DSG Genel Komutanı Mazlum Kobani ne diyor daha yeni, 12 Şubat günü, Kürt Sorunu’nun çözümü için. Ve adres olarak kimi gösteriyor?

“Mazlum Kobani’den Şam rejimiyle anlaşma açıklaması

“(…)

Associated Press’e Kürtçe bir röportaj veren Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Kobani, Rojava ve Özerk Yönetim’in kontrolü altındaki bölgelerde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) güçlerinin varlığının Suriye krizinin çözümü noktasında önemli olduğunu kaydetti.

“ABD olmadan Suriye’de siyasi çözüm olmaz”

ABD’nin rol oynaması gerektiğini belirten Kobani, şu değerlendirmede bulundu:

“ABD olmadan Suriye’de siyasi çözümün olmayacağı inancındayız. Siyasi bir çözüme ulaşmak için ABD’nin kalması gerekiyor ve onların (ABD) bu konuda rol oynaması gerekiyor. Bizim görüşümüz bu. Yani ABD’nin rolü sadece IŞİD ile mücadele değil. Elbette bu da önemli ama siyasi çözüme ulaşmak için en çok onlara ihtiyaç var. Çünkü IŞİD’i ‘siyasi bir durum’ olmadan yenmek mümkün değil. IŞİD’i yenmenin ve onu ortadan kaldırmanın tek şartı siyasi bir çözümün bulunmasıdır.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/12022022)

Yanlış, tümüyle yanlış… Tarih, şu ana kadar hiçbir Batılı Emperyalist devletin, başta İngiltere ve ABD olmak üzere, halkların yararına bir politika izlemediklerini onlarca, yüzlerce kez kanıtladı. Suriye’de de çözümün adresi ABD Emperyalistleri değil, bölge halklarının dayanışması, eşitlik ve kardeşlik temelinde anlaşmasıdır. Yoktur başka çözümü!

ABD-AB Emperyalistlerinin Suriye’deki işgallerine, saldırılarına karşı Rusya, Suriye Önderliği ve Halkıyla birlikte davranmasaydı, onları desteklemeseydi siyasi ve askeri olarak, bugün Suriye, Ortaçağcı Devletlerin birinin kurulup birinin yıkıldığı bir yer haline gelecekti. Bu gerçekliği görmek, göstermek zorundayız.

2- Küba, İran, Suriye, Venezuela, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ise Rusya’dan yana tutum alıyor, Batılı Emperyalistlere karşı çıkıyorlar.

Türkiye’de ve dünyada kimi zavallı “sol” gruplarsa soyut; “Emperyalist Savaşa Hayır”, sloganı altında özünde aynı tutumu takınmış oluyorlar.

Rus ve Ukrayna İşçileri ayaklanmalılarmış. Savaşa karşı çıkmalılarmış…

Ne yazık ki bugün böyle bir durum söz konusu değil. Ne Rus işçi Sınıfı ne de Ukrayna İşçi Sınıfı bu bilinçte ve örgütlülükte değil.

İyiniyetler ve istekler, eğer bugünkü somut gerçekliğe uymazsa boşa düşmüş olur. Hayat, siyaset niyetlerle yürümez.

Dolayısıyla bu ve benzeri soyut gerçeğin, soyut sloganların, günü anlamayan ve ifade etmeyen sloganların arkasına takılıyorlar…

Yani bu ne demek oluyor?

NATO, yuttuğu diğer Sosyalist Kamp ülkeleri gibi, Ukrayna’yı da yutsun, demiş oluyorlar. Bize ne bu durumdan, demiş oluyorlar.

Oysa gerçek devrimciler, olaylara Uluslararası Proletarya Hareketinin çıkarları açısından bakarlar.

Ukrayna’nın NATO’ya girmesi Ukrayna İşçi Sınıfı açısından bir kazanım mıdır?

Ukrayna Halkı için iyi bir şey midir?

ABD ve AB Emperyalistlerinin Karadeniz’de boy göstermesi, mevzi elde etmesi, silahlı güçlerini yığması hangi halkın yararınadır?

Bu sonuçlar, Bölge Halklarının arasına ABD ve AB Emperyalistlerinin girmesi değil midir?

Tayyip niye ısrarla, canhıraş bir şekilde “Kanal İstanbul” diyormuş netçe, somutça, açıkça ortaya çıkmadı mı?

Montrö Anlaşması yüzünden yapamadıklarını, “Kanal İstanbul” aracılığıyla yapacakları netleşmedi mi?

“Kanal İstanbul” yoluyla, Montrö paypass edilmiş olacak. Ve sonuç olarak ABD-NATO gemileri, Karadeniz’de cirit atacak. Karadeniz’i bir NATO Gölü yapmanın yolu açılmış olacak…

Hangi savaştan, hangi barıştan söz ediyoruz?

Rusya, sosyalist bir devlet mi? Halkların çıkarı için mi bu işleri yapıyor?

Hayır. İlgisi yok.

Ama Batılı Emperyalistlerin kendini kuşatmasına ve alanına girmesine karşı çıkıyor. Bölgede bir devletin daha NATO’ya girmesine karşı çıkıyor.

Somut gerçek bu!

Soru; bu gerçek karşısında ne yapacağızdır!

Biz, cevabımızı verdik?

Kararlı ve net bir biçimde ABD-AB-NATO politikalarına karşı çıkacağız. Onların, “Uluslararası Hukuk”, “Adalet”, “Barış” aldatmacalarıyla Dünya Halklarını kandırmasına izin vermeyeceğiz. Mızrağın sivri ucunu tümüyle buraya, bu noktaya yönelteceğiz.

Bütün Emperyalistler, bütün uyduları, işbirlikçileri, medyaları tümüyle aynı kara propagandayı yapıyorlarsa, “bu işte bir iş var”, diyeceğiz ve bu oyuna gelmeyeceğiz…