Amirallerin Gözaltına Alınması Türk Ordusuna Karşı Girişilmiş Yeni Bir CIA-FETÖ-Tayyipgiller Operasyonudur. Tıpkı 2008’de Başlayan Eskisinde Olduğu Gibi. Bu Bir Siyasi Operasyondur. Halkçı Hukukçular Olarak Bu Operasyona Karşı Hukuk Mücadelesinde Sonuna Kadar Biz de Varız.

07.04.2021
A+
A-

Yiğitlik yarışı için yetiştirilmiş, ömürlerini Mavi Vatan’ımızı savunmakla geçirmiş, Türk Ordusu’nun gözbebeği, Kuvayimilliye ve Mustafa Kemal Gelenekli Amirallerimize, AKP’giller’in CIA ve FETÖ’yle birlikte yaptığı zulümler yetmedi, şimdi de yeni bir operasyon çekiliyor.

AKP’giller ülkeyi, hukuku nasıl bir noktaya getirdiler ki artık, Vatanı savunmak, dört yıl süren Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın zaferinin bütün dünyaya kabul ettirilmesinin kanıt belgesi olan Lozan’ı ve onun devamı olan Montrö’yü savunmak, suç oluyor.

Saygıdeğer, Namuslu, Vatansever Amirallerimiz nasıl işlemişler bu suçu? Kaleme aldıkları bildiri ile demek istedikleri, vermek istedikleri mesaj şunlar:

– Lozan Türkiye’nin tapusudur, Montrö’yse Çanakkale ve İstanbul Boğazları ile Marmara ve Karadeniz’in denetimini, yönetimini ve hâkimiyetini bize vermektedir. Bunlara sıkı sıkıya sarılmalıyız. Bu Antlaşma ve Sözleşmeyi tartışmaya açmak büyük gaflet ve hatta ihanet olur,

– Kanal İstanbul Türkiye’ye birçok yönden büyük zararlar verir ve hatta yıkım doğurur… Böyle saçmalık ve ihanetten uzak duralım,

– Laiklik demokrasinin de, din ve inanç özgürlüğünün de, değişik görüş ve inanıştaki insanların bir arada yaşamasının da teminatıdır,

– Laikliği kaldırmakla; düşünce özgürlüğünü de, bilimsel düşünceyi de dolayısıyla bilimi de yok etmiş oluruz… Ülkemizi Ortaçağ karanlıklarına sürüklemiş oluruz. Bugün yeryüzünde bu karanlıkta yaşamaya mahkûm edilen toplumlar, ancak Emperyalist Batılı Haydut Devletlerin kölesi olur.

Vatan topraklarının bu hale düşürülmesine, Mavi Vatan’ımızın AB-D Emperyalistlerinin savaş gemilerine açılmasına yürekleri sızlayan Amiraller bir araya gelmişler, yazıya dökmüşler duygularını ve halkımızla paylaşmışlar.

Ve ne yapmış bu Amirallerimiz. Ellerinde silah, gemilerimize komutanlık ettikleri görevleri süresince Vatan aşkını söylemekten korkar hale gelmektense, gereğini yapıp ölmeyi yeğ tutmuşlar. Onlar insan soyunun en büyük düşmanları AB-D Emperyalistleri ve AKP’giller ve BOP Eşbaşkanı Reisleri açısından çok büyük bir günahı hiç bırakmamışlar o büyük suçu işlemeye devam etmişler: Mustafa Kemalci ve Yurtsever kalmışlar. İşte affedemedikleri, hazmedemedikleri bunlar.

Aslında var olan Anayasa, yasalara göre bir suç yok ortada.

Ama AKP’giller Hukuku açısından çok büyük bir suç.

Ömürlerinin son deminde olan Amirallerimizin bu davranışlarında bırakalım suç aranmasını, bu yiğit çıkışlarının alkışlanması, takdirle karşılanması gerekirdi.

AKP’giller ve insanlığı Ortaçağ karanlığına götürmek isteyenler; tarikatlar, cemaatler, saray medyası daha doğrusu Türkiye Cumhuriyeti’ne açık ya da gizli düşmanlık besleyenler düğmeye basılmış gibi bu Vatansever tutumda suç aramak gayretine düştüler.

Neyle suçluyorlar Emekli Vatanseverlerimizi?

“Anayasal düzeni cebir ve şiddet yoluyla yıkmaya teşebbüs etmekten.”

İnsaf edin be. Bu yurtsever, bu namuslu Amirallerimizin hepsi de emekli, zaten yaşlılığın getirdiği hastalıklarla boğuşuyor çoğu.

Neyle “darbe yapacak” bu insanlar?

Üçüncü ayaklarıyla mı?

Yani yürümelerine destek olan bastonlarıyla mı?

Her biri AB-D Emperyalistlerinin ellerindeki ipin ucuna takılı olan bu Ortaçağcı Gerici güruhta insaf, merhamet, vicdan, utanma, arlanma kalmamış.

Bu vatana, halka, yurtseverliğe, insana düşman Emperyalist Yedi Düvelde ve Yerli Satılmışlarda taktikler hiç değişmiyor. Birinci Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşımıza ve önderi, Mazlum Halkların Emperyalizme karşı ilk zaferinin komutanı Mustafa Kemal’e düşman AB-D Emperyalistleri; CIA’sı, Pentagonuyla, yerli satılmışlarıyla, 15 Temmuz Ganimet Paylaşım savaşına kadar FETÖ eliyle şimdi de doğrudan AKP’giller eliyle aynı taktikleri uyguluyorlar. Amaçları Mustafa Kemal’in ordusunu yok etmek. Cumhuriyet’in kurucusu, Laik Cumhuriyet’in teminatlarından biri olan Türk Ordusu’nun ilerici Mustafa Kemalci askerlerini saf dışı bırakarak Ordu’yu çökertmek.

Bu şanlı ordunun askerlerine önce Ergenekon, Balyoz operasyonlarıyla, FETÖ’cü hakim, savcı ve kolluk kuvvetini saldırttılar. 15 Temmuz Ganimet Paylaşım Savaşı yarım bıraktırdı, birbirlerine düştüler. Ve yarım kalan işi şimdi AKP’giller tamamlamaya çalışıyor. AKP’li militan hakim ve savcıların yürüttüğü bu operasyonda yargı yine bir silah olarak kullanılıyor. Günlerdir duyduğumuz hukuksuzluklar açıktır ki daha büyüklerine gebe.

İşte biz, Halkçı Hukukçular olarak yargı kılıcının sopa olarak kullanıldığı bu operasyona karşı amirallerimiz ve açıklamalarıyla eşlerinin daha doğrusu Laik Cumhuriyet’in kalkanı olan kıymetli kadınlarımızın, ailelerinin yanlarında olacağız.

Bu durum, Halkımıza, hukuka, vicdana olan bağlılığımızın bir gereğidir. Bu, Tarihi bir sorumluluktur, tarihin biz gerçek hukukçuların sırtına yüklediği bir görevdir. Biz Halkçı Hukukçular Ergenekon’da, Balyoz’da, Poyrazköy’de böyle davrandık. CIA ve ikinci bir FETÖ Operasyonu olan bu olaya da böyle bakıyoruz.

 

Ancak göreve hazır bulunması gereken bir örgüt daha var: BAROLAR

Şimdi işte tam zamanı değilse ne zaman.

“Yargı bağımsızlığı”, “hak, hukuk, adalet” demek için mücadele etmek, taraf olmak, Amirallerin ve ailelerinin yanında olmak şimdi değilse, başka ne zaman!

Tarih Ergenekon’u yazarken, Balyoz’u yazarken bir hukuksuzluğu yazacak yurtsever askerleri ve onların savunucularını. O hakim ve savcılardan ise FETÖ’cü, AKP’giller’in Savcısı, Yargıcı diye söz edecek. Adları sanları bilinmeyecek. Ama sanık sandalyesine konulan O yurtseverler her zaman saygı ile anılacaklar.

İşte gün, bu gün! Ya, Lozan’ı, Montrö’yü savunanların, Vatanını savunanların safındasın ya da onların karşısında!

Ortada bir yer yok!

Onurlu askerlerimizin Ergenekon operasyonu sonrası karar açıklanırken Silivri Zindanlarında haykırdıkları Harbiye Marşı hâlâ kulaklarımızda, tüylerimizi diken diken etmeye devam ediyor. Ne diyordu Harbiye Marşı:

 

“Kanla irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,

“Cehennemler kudursa ölmez nigahbanıyız!”

 

Aynen tekrar ediyoruz hançerelerimizi yırtarak. Cehennemler kuduruyor, saldırıyor ama bilmelidirler ki, karşılarında ölmez bekçileri, bizler varız, Halkçı Hukukçular var. Çünkü biz, Cesaret Vatanına sahibiz. 07.04.2021

Halkçı Hukukçular