Koftiden efelenmeleri bırakın, Yunanistan malı (Adaları) götürüyor!

16.01.2023
A+
A-

Av. Tacettin Çolak

Bilindiği gibi, Ege Denizi’nde Lozan Antlaşması’nın 12’nci maddesi ile Türkiye’ye bırakılan kara parçalarından bazıları (bugün itibariyle) 20 Ada ve 2 Kayalık, 2004 yılından bu yana Yunanistan’ın işgali altında.

Lozan’ın anılan maddesinde; “Asya kıyısından 3 milden az bir uzaklıkta bulunan adalar, Türk egemenliği altında kalacaktır”, denilmektedir.

Dolayısıyla bu maddede tanımlanan kara parçaları Türkiye’nin egemenlik alanında bulunan Vatan Toprağıdır.

AKP’giller; Avrupa Birliği (AB)’den “müzakere takvimi” alabilmek için 2004 yılında bu vatan topraklarımızın işgaline hep göz yumdu, sessiz kaldı, görmezden geldi, ölü numarası yaptı.

Yunanistan da her geçen gün genişlettiği işgalini, gelişen süreçte ilhaka dönüştürdü. Buraları yerleşime açtı, tatil siteleri kurdu. Kiliseler, askeri tesisler inşa etti.

Öyle ki; Osmanlı döneminde (1912’de İtalya’nın işgaliyle) fiilen Türkiye’nin elinden alınmış olan ve Türkiye’nin taraf olmadığı 1947 Paris Barış Konferansı’nın 14’üncü maddesi ile silahsızlandırılması koşulu ile Yunanistan’a bırakılan On İki Ada dahil Ege Denizi’ndeki birçok adayı savaş silahlarıyla doldurmuş, askeri yığınak yapmış ve bu adalarda namluları Türkiye’ye çevrilmiş top vb. silahlarla Askeri Tatbikatlar yapar hale gelmiştir, Yunanistan.

Bütün bunlar açıktan ülkemizin güvenliğini tehdit eden gelişmelerdir.

Bu vatan topraklarının işgali karşısındaki siyasi ve askeri edilgenlikler suç oluşturduğundan, AKP’giller ve Genelkurmay dahil Ordunun tüm komuta kademesi hakkında HKP olarak defalarca girişimlerde bulunduk, suç duyuruları yaptık. Ancak iktidarın hukuk bürolarına dönüştürülen Yargı, bu başvurularımızı “genel-soyut iddialar” şeklindeki şablon ifadelerle sonuçsuz bıraktı.

Dolayısıyla, Lozan Antlaşması, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi vb. bütün uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız; ülkenin Yürütmesi, Yargısı ve Ordusu tarafından hiçe sayılmış ve vatan topraklarımızın işgaline seyirci kalınmıştır.

Türkiye’nin bu sessizliği ve sürece kayıtsız kalışı Yunanistan’ı iyice şımartmıştır.

Yunanistan yukarıda sadece birkaçını verdiğimiz ihlalleriyle de kalmadı, başta ABD olmak üzere diğer Batılı Emperyalistlerle birlikte Dedeağaç’ta askeri üs kurdu. Buralara silah ve mühimmat yığdılar.

Artık mızrak iyice çuvala sığmaz olunca AKP’giller’den kurusıkı efelenmeler gelmeye başladı.

İlkin Tayyip Erdoğan Samsun’daki Teknofest gençlik buluşmasında; “Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz, vakti saati geldiğinde gereğini yaparız. Hani diyoruz ya; bir gece ansınız gelebiliriz.” diye salladı. (https://www.youtube.com/watch?v=E_-WHEbDlOc&ab_channel=CNNT%C3%9CRK)

Ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adalarda yaptığı askeri tatbikat ile ilgili; “Rüzgâr eken fırtına biçer, barış istemiyorlarsa biz de gereğini yaparız, bir gece ansızın gelebiliriz”, diyerek reizini tekrarladı. 

Devamında Savunma Bakanı Hulusi Akar, Yunanistan’ın provokatif eylem ve saldırgan söylemlerle gerginliği artırmaya devam ettiğini belirterek; “Herhangi bir oldubittiye müsaade etmemiz asla mümkün değil”, diye desteksiz sallamayı sürdürdü.

Bizimkilerin böyle koftiden efelenmeleri karşı tarafta ne etki yarattı dersiniz?

Kelimenin tam anlamıyla bir sinek vızıltısı…

İlkin Yunanistan Başbakanı; “gece gelme gündüz gel”, diyerek mavrasını geçti Tayyip’le.

Yunanistan Cumhurbaşkanı neredeyse haftada bir ada ziyaretleri yapıyor ve bu ziyaretleri de devletin resmi internet sitelerinden ve sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlar.

Bu da yetmiyor, Amerikan Exxon Mobil şirketi ile birlikte Yunan Helleniq Energy şirketi 9 Kasım 2022’den itibaren İyon Denizi ve Girit Adası bölgesinde petrol ve doğalgaz aramaya başladı. Bölgedeki arama faaliyetleri Exxon Mobil şirketinin Norveç’ten kiraladığı Sanco Swift adlı gemi tarafından yapılıyor. Anılan gemiye Alexander 3 adlı Yunan gemisi tarafından destek veriliyor.

Oysa petrol ve doğalgaz arama sahası, Gavdos Adası açıklarında Türk Karasularını ve Türk Kıta Sahanlığı’nı da kapsıyor.

Gavdos Adası ise Yunanistan tarafından 2004’ten beri işgal edilen adalardan birisi. Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina da, 6 Ocak 2022’de Gavdos Adası’na gelerek egemenlik ve bayrak gösterisi yaptı.

Oysa Türkiye, 1996’da Gavdos Adası’na sahip çıkarak Yunanistan ve NATO birliklerinin adada tatbikat yapmasını engellemişti. Yunanistan şimdi de Gavdos Adası’nın Türk Karasuları’nda ve Kıta Sahanlığı’nda Amerikan şirketi Exxon Mobil ile birlikte petrol ve doğalgaz arıyor ama AKP’giller adamıza ve adamızın deniz yetki alanlarına sahip çıkmıyor.

Yunanistan bununla da yetinmiyor, gayri askeri statüdeki Kelemez (Kalimnos) Adası’nda 29 Kasım 2022’de yapacağı topçu atışı için 11 gün önceden 18 Kasım 2022’de KALYMNOS News adlı haber sitesinde duyuru yaptı.

ABD yapımı 105 mm.lik çekili obüslerle 29 Kasım 2022’de, Kelemez Adası’nın kuzey batısından deniz hedeflerine atış yapan Yunanistan, atış haberlerini ve fotoğraflarını aynı haber sitesinde yayınladı. Toplam 5 çekili obüsten oluşan batarya, harekâta hazırlık atışı yaptı.

Yunanistan, Muğla/Bodrum’un hemen karşısında bulunan gayri askeri statüdeki Kelemez Adası’nda gümbür gümbür topçu atışı yaparken, Ege Denizi’ndeki seyir güvenliğini tehlikeye atarken, Türkiye’yi yönetenlerden herhangi bir caydırıcı eylem yok.

Son olarak, bu satırların yazıldığı günlerden birkaç gün önce, Yunanistan Genelkurmay Başkanı Konstantinos Floros, Uluslararası Hukuka göre yerleşime açılmaması ve asker bulundurulmaması gereken, Bodrum Akyarlar kıyılarına yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta bulunan Keçi Adası’na gitti ve denetlemelerde bulundu.

 

2004 yılından beri Yunan işgali altında olan Keçi Adası’nda topçu birliği bile bulunuyor.

Dahası Yunan Genelkurmay Başkanı, denetleme sonrasında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ”tetikte ve hazırlıklıyız” diyerek bizimkilere açıktan meydan okumuştur.

Yunanistan bununla da yetinmemekte, son günlerde Yunan basınında Girit’in çevresindeki karasularının 12 mile çıkartılacağına dair haberlere yer verilmektedir. Bu haberler, Türkiye’ye yoklama çekme amaçlıdır.

Bu olayda da bizimkilerin (Mevlüt Çavuşoğlu’nun) tepkisi; “Değil 12, Ege’de 1 mil dahi kara suyu genişlemesine izin vermeyiz. Meclisimizin bu konuda 1995’te aldığı karar nettir ve halen geçerlidir. Yunanistan’ı bir kez daha uyarıyoruz: Arkana almaya çalıştıklarına güvenerek sahte kahramanlık peşinde koşma. Maceraya atılma. Sonu sizin için hiç iyi olmaz”, şeklindeki laflarla mızıldanmadan öteye gitmemektedir.

Gerçekten yürürlükte olan 1995 tarihli Meclis kararını uygulayacak olan dirayetli yöneticinin yapacağı ilk iş; burnumuzun dibine kadar gelerek bize ait olan adalarda denetlemelerde bulunan, askeri tatbikatları yöneten, top atışı yapan, petrol arayan Yunan siyasi ve askeri yetkililere hava, deniz sahasını kapatmak olmalıdır.

Geçmişte de Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos’u taşıyan helikopter 16 Nisan 2017 günü Didim’in karşısındaki Eşek Adası’na yaklaştığında Türk kontrolör telsizden; “Türk hava sahasında uçuyorsunuz. Uçuş planı verin”, demiş, Kammenos bizzat; “Yunan hava sahasındayız. Ben de Yunan Savunma Bakanıyım”, diye cevap vermiş. Türk kontrolör ısrar edince, Kammenos; “Bre hasiktir, gel de al”, diyerek alenen askerimize hakaret etmiş ve ülkemize meydan okumuştu.

O zamanki bakanlar da tıpkı şimdikiler gibi mızıldanıp durmuşlardı.

Öyle ki, bu işgale tepki gösteren Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli subaylara; “Adalara Yaklaşmayın”, talimatı vererek görev rutinleri gereğince devriyeye çıkmalarını bile engellediler.

Oysa geçmişte, Yunanistan’ın 31 Mayıs 1995’te aldığı bir kararla kara sularını 6 milden 12 mile çıkarmasını Türkiye; 8 Haziran 1995’te Casus Belli (Savaş Nedeni) saymıştı.

Yine 1996 yılı Ocak ayında Figen Atak adlı Türk gemisi Kardak Kayalıkları’nda karaya oturunca Yunanistan kazanın karasularında olduğunu iddia edip Kardak’a bayrak dikmiş Türkiye ile savaşın eşiğine gelmişti. Türkiye ise 2 gün içinde Türk Bayrağı’nı kayalıklara dikmişti.

Velhasıl Yunanistan Ege Denizi’nde karasularını 2004’den bu yana fiilen 12 mile çıkartmıştır. Hava sahamızı ise “kısa günde kırk kere” ihlal etmektedir.

Kimsenin aklına, uluslararası hukuktaki “mukabeli-i bilmisil” (misliyle karşılık verme) ilkesi gelmiyor, “angajman kuralları”nı hatırlayan çıkmıyor. Daha doğrusu, Batılı Emperyalistlere teslimiyetlerinden dolayı bu oldubittileri görmezden geliyorlar.

Oysa bilindiği gibi, 24 Kasım 2015’te Suriye sınırında bir Rus savaş uçağı, 14 saniye hava sahamızı ihlal etti diye Türk F-16’ları tarafından düşürülmüş, bu olay iki ülke arasında büyük bir krize neden olmuştu. İyi de ülkenin Batısında 18 yıldır karasularımız, hava sahamız kevgire dönmüş durumda ve üstüne bir de küfür yendiği halde hâlâ “angajman kuralı” devreye giremiyor.

Anlaşılan bu “angajman kuralları” batıda işlemiyor…

Kaldı ki, bırakalım angajman kurallarını, bunlar sözde Yunanistan’a rest çekerken bile işgali kabul etmekteler.

Örneğin Tayyip Erdoğan Teknofest’teki konuşmasındaki; “(…) çok daha fazla ileri gidersen bunun bedeli ağır olur, ağır”, sözüyle şimdiye kadarki işgalleri kabul ettik, burada kal artık, diyor. Çok daha fazla ileri gitme, yeter artık, diyor.

Diğer yandan; “Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz”, diyerek de Yunanistan’ın Ege Adalarımızı işgalini kabullenmiş oluyor.

“Bizi bağlamaz” sözünün diplomaside ve uluslararası hukukta hiçbir yaptırımı olmadığı gibi bir önemi de yoktur. Devletin en yetkili makamındaki şahsın ağzından dökülen bu cümlelerin Vatan Topraklarının işgal edildiğinin ve bunun kabullenildiğinin açık itirafından başka bir anlamı yoktur.

Başka bir anlatımla, Yunanistan çok daha ileri gitmezse 18 yıldır işgal ve ilhak ettiği 20 Ada ve 2 Kayalığımız üzerine bir bardak su içileceğini kabul ediyor. Dolayısıyla bu sözler Vatana İhanetin açık ve kesin biçimde itirafıdır.

Oysa yüreğinde vatan sevgisi taşıyan, sorumlu bir devlet yöneticisinin bu işgali duyduğu anda; askeri ve siyasi alanda bütün yetkilerini kullanarak an geçirmeksizin bu sataşmaya ve haksız-hukuksuz işgale müdahale etmesi gerekirken, bizimkiler sadece iç kamuoyuna görüntü yapmakta.

Hiçbir etkisi, yaptırımı olmayan, hikâyeden açıklamalarla işi geçiştirmekteler.

Kaldı ki, Dışişleri Bakanlığı bazı açıklamalarında; “buraların statüsünün tartışmalı olduğu”, yönündeki söylemleriyle, Vatan Topraklarımızın işgalini meşrulaştırmıştır.

Bu durumda “acaba bu adalarımız neyin karşılığı Yunanistan’a peşkeş çekildi de” siyasi iktidar 18 yıldır uygulanan bu işgal ve ilhaka seyirci kalmakta, sorusu akıllara geliyor, kaçınılmazca.

Bunların, üç gün daha iktidarda kalmak uğruna her türlü peşkeşi çekeceklerinin sayısız örnekleri var, elbette…

Ama Ege Denizi’ndeki bu peşkeş Vatana İhanet Suçunu oluşturmaktadır.

Gün gelecek, devran dönecek, bizim yaptığımız Suç Duyurusu dosyaları açılacak, bu suçlarından dolayı da ayrıca yargılanacaklar.

31 Aralık 2022

 

(*) Görseller; MSM Eski Genel Sekreteri Sayın Ümit Yalım’ın arşivinden alınmıştır.