Dünyanın dört bir tarafından gelen sınıf temelli sendikal hareketlerin önderlerinin Nakliyat-İş Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmalar

11.02.2020
A+
A-

DSF Başkanlık Kurulu Üyesi Mahmoud Abualwefa Yoldaş’ın DSF adına yaptığı konuşma

 

Yoldaşlar, bayanlar, baylar;

Geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da emperyalizme, Siyonizme ve gericilere karşı mücadelemizi kararlıca yürüteceğiz. Sendikamızın ve Dünya Sendikalar Federasyonu’nun, dünya işçi sınıfının haklarına ve çıkarlarına düşmanlık besleyen kirli planlara ve projelere karşı mücadelesini tüm inancımızla sürdüreceğiz.

Filistin’deki Ulusal İşçi Federasyonu olarak İsrail’le normalleşme sürecinin önünde aşılmaz bir kale olmaya devam edeceğiz. Küresel örgütümüz DSF öncülüğünde yürütülen sözde sendikalara, sarı sendikalara ve onların kirli karakterine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Bunu da dayanışma ve ortak uluslararası çabalarla gerçekleştireceğiz.

Bu sarı sendikalar yozlaşmıştır, bu yönüyle hiç kimseyi kandıramazlar. Bizim için önemli olan prensipler birlik, devamlılık uluslararası dayanışmadır. Bu dayanışmanın aynı zamanda Arap bölgelerinde ve dünyanın diğer bölgelerinde DSF bayrağı altında mücadele eden diğer örgütler tarafından da desteklenmelidir. DSF çatısı altında mücadele eden bizler sözde Özgür Sendikaların emperyalizmin ve Siyonizmin çıkarlarına hizmet ettiğini çok iyi biliyoruz.

Filistin işçileri adına Devlet Başkanımız Mahmut Abbas Ebu Mazen ve Filistin liderliğine olan sadakatimizle işçi sınıfımızın birliği için tüm komploları boşa çıkaran, sarsılmaz bir kaya misali sağlam bir duruş sergilemeye devam edeceğiz.

Sendikamız İsrail’le her türden girişilecek bir normalleşme sürecine hem teorik hem de pratik açıdan karşı duracaktır. İşçiler arasında prensiplere bağlı ve militan bir çalışma yürüterek Filistin işçilerinin ve dünyadaki tüm işçilerin kandırılmasının önüne geçeceğiz.

Dünyanın bütün işçileri, birleşin!

Dünya Sendikalar Federasyonu’nun kitlesel tabanını tüm kıtalarda ve ülkelerde genişletmek için birleşin! Filistin davasının, tüm dünyadaki onurlu insanların haklı davasını savunmak için birleşin! İsrail’in işgal kanserinin yayılmasını hedefleyen, Filistin’in Amerika tarafından ortadan kaldırılması projesi olan “yüzyılın anlaşması” isimli ihanet projesini ortadan kaldırmak için birleşin!

Kudüs Özgür Filistin devletinin başkenti olarak kalacaktır!

Filistin’den sürülen halkımızın geri dönme hakkından, kendi kaderimizi tayin etme hakkımızdan asla vazgeçmeyeceğiz!

Özgür Filistin idealimize her daim sadık kalacağız!

Yaşasın Arap Halkı, Yaşasın Filistin, Yaşasın Filistin’in başkenti Kudüs El Şerif!

 

***

Filistin NUPW Sendikası’ndan Suzan Abdel Selam Yoldaş’ın yaptığı konuşma

Değerli yoldaşlar;

Filistin Halkı adına sizlere içten selamlarımızı iletmekten memnuniyet duyuyoruz. Halkımızın yürüttüğü meşru mücadelede geçmişte de şimdi de yanımızda olduğunuzdan, desteğinizi esirgemediğinizden dolayı sizlere çok teşekkür ediyoruz. Birkaç gün önce Trump ve İşgalci Gücün Devlet Başkanının tek taraflı olarak attığı adım sonucu ilan ettiği sözde “yüzyılın anlaşması”nı reddettiğiniz için tüm kalbimizle teşekkür ediyoruz. Arap topraklarındaki fırtınalı durum, ki merkezi devletlerin kendi sorunları içinde boğulması en önemli problemdir, Filistin meselesini de daha karmaşık ve ciddi hale getirmektedir, krizlere yol açmaktadır.

Sizin desteğiniz, Kudüs’ün başkent olduğu özgür ve bağımsız bir devlet için İsrail işgaline ve emperyalizme karşı verdiğimiz mücadelede bizlere güç, cesaret ve sabır vermektedir. Sizin dayanışmanız bize bu dünyada yalnız başımıza mücadele etmediğimiz, her yerde bizi destekleyen özgür dostlarımızın bulunduğu duygusunu yaşatmaktadır.

Değerli Yoldaşlar;

Filistin Halkının bu kahramanca mücadelesi, 1945’teki kuruluşundan bu yana DSF tarafından hem maddi, hem de manevi olarak desteklenmektedir. DSF bu süreçte sadece sözle değil, duruşuyla ve eylemleriyle de her zaman bizim mücadelemizin yanında olduğunu göstermiştir. Bunun çok sayıda örneği vardır. Örneğin 2003 yılında, o zamanlar DSF Başkan Yardımcısı, şu anda ise Genel Sekreterliğini yürüten George Mavrikos Yoldaş başkanlığındaki bir DSF heyeti tüm engelleme girişimlerine karşın Ramallah’taki askerler tarafından kuşatılmış başkanlık karargâhına ulaşmış ve Filistin mücadelesinin sembolü şehit Yaser Arafat’la kucaklaşarak bir görüşme gerçekleştirmiştir.

Tüm DSF üyelerine ve dostlarına, göstermiş oldukları sürekli ve uzun soluklu uluslararası dayanışmadan ötürü kalpten teşekkür ediyoruz. Halkımız Filistin meselesinde kimlerin gerçekten dost ve özgür, kimlerin düşman ve işbirlikçi olduğunu gayet iyi bilmektedir. ITUC örgütünün rolünü ve amaçlarını çok iyi biliyoruz. Bu örgüt 1949’dan bugüne kadar İsrail’in ve halkımızı katledenlerin yanında olmuştur. Bu örgüt aynı zamanda bir işçi sendikası görünümünde ortaya çıkan ancak ilk günden bu yana ırkçılığın ve Siyonizmin enstrümanı ve silahı olan Histadrut’u desteklemekte, Filistin Halkına ve işçilerine yönelik işlenen suçlara ortak olmaktadır. Bunun en güzel örneği, Histadrut’un önceki Genel Sekreteri Amir Peretz’in geçmişte İsrail işgal ordularının savunma bakanlığını yapmış olması, bu süreçte bizim militan insanlarımızı bombalayarak katletmesidir. O süreçte, 2006 yılında Gazze Şeridi’ne karşı topyekûn bir savaş başlatılmıştı.

ITUC yönetiminde bugün Histadrut’tan kişiler bulunmaktadır. ITUC’a bağlı Uluslararası Sendikalar Federasyonu’nun Genel Sekreteri, başkan yardımcısı ve merkez komitesi üyesi ITUC’tandır. ITUC resmi açıklamalarında ve tutumlarında kapitalist bakış açısına sahip olduğunu göstermekte, Amerika ve bazı Avrupa ülkeleri gibi Irak’taki, Afganistan’daki, Lübnan’daki ve Yugoslavya’daki emperyalist güçlerin yörüngesinde olduğunu belli etmektedir. Bu tutumlar göstermektedir aslında bu sendika bir sendika değil, Amerika’nın, İngiltere’nin ve Avrupa Birliği’ndeki kapitalist ülkelerin bir mekanizmasından başka bir şey değildir.

Bu örgüt aynı zamanda Filistin’deki küçük bir sendikacı grubunu da yozlaştırmak ve mali imkan sağlamak suretiyle kendi çatısı altında toplamaya, İsrail’le işbirliği, uzlaşma ve normalleşme yoluna sürüklemeye çabalamaktadır. ITUC’un satın aldığı bu kişilerin halkımızın ve işçilerimizin kahramanca mücadelesiyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Bu sözde sendikacılar Filistin’deki bağımsız sendikacıların önüne engeller çıkarmaktadır. Çünkü onlar tüm güçleriyle sadece Filistin’deki değil, tüm Arap ülkelerindeki, daha sonra da tüm dünyadaki Dünya Sendikalar Federasyonu’nu benimseyen yoldaşları saf dışı etmeye yönelik Siyonist planı hayata geçirmeye çalışmaktadır.

Değerli yoldaşlarım,

Dürüst bir şekilde sizlere şu çağrıyı yapmama izin verin: Filistinli işçiler sizlere geçmiştekinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Hepimiz biriz, emperyalistlerin ve acımasız kapitalizmin önüne bariyerler koyabiliriz. Buradaki tüm yoldaşlarımıza DSF saflarında öncü bir figur olma çağrısında bulunuyorum. Böylesine olumlu bir gelişim DSF’ye yeni bir küresel güç, moment ve prestij kazandıracaktır.

Yaşasın DSF!

Yaşasın enternasyonal mücadele!

Yaşasın Özgür Filistin, kahrolsun sözde yüzyılın anlaşması

 

***

İspanya TUI Transport’tan Luis Miguel Busto Mauleon Yoldaş’ın yaptığı konuşma

 

Yoldaşlar, Dünya Sendikalar Federasyonu, Uluslararası Ulaştırma, Liman, Balıkçılık ve Telekomünikasyon Enternasyonali ve İspanya işçi sınıfı adına sizleri selamlıyorum. Size Genel Kurulunuzda başarılar diliyoruz ve buradan alınacak sonuçların, hem işçi sınıfının hem de Nakliyat İş Sendikası’nın haklı mücadelesinde kesin bir ilerleme anlamına geldiğini düşünüyoruz.

TUI, Liman, Balıkçılık ve Telekomünikasyon Enternasyonali, 4’üncü Kongresini bir yıl önce bu büyüleyici şehirde gerçekleştirmişti ve bu konudaki minnettarlığımızı bir kez daha sendikanıza iletmek istiyorum.

Dünyanın çeşitli yerlerindeki işçilerin mücadeleleri, sendikalarımızın örgütlü bir birlikteliğine ihtiyaç olduğunu göstermektedir. İşçilerin sosyal bir sınıf olarak haklarını savunmak için verdikleri mücadelede uluslararası sınıf dayanışmasının yarattığı seferberliğin tarihsel rolü, toplumların dönüşümüne hız veren ve zaferi ​​garanti eden tek unsurdur.

İşçilerin bu seferberliği, bizi ezen ve işçi sınıfının sömürülmesini destekleyen yasalara karşı mücadele yürütmek için şarttır. Sendikal hareket içindeki reformist yönelimlerle mücadele etmeliyiz. İşçilerin mücadele kapasitesini düşürme, direnişini kırma konusunda parababalarına destek veren ve işçi sınıfını ideolojisinden kopratmaya, bölmeye çalışanlara karşı mücadele etmeliyiz.

Sendikal hareket içindeki reformizme karşı gerçek anlamda bir alternatif yaratmak ve işçi sınıfını sadece sözle savunarak değil onun haklarını koruyup geliştirerek sömürücü sınıfla uzlaşma yoluna gidenleri saf dışı bırakmak Nakliyat İş gibi sendikaların çalışmalarıyla mümkün hale geliyor.

Dünyanın hiçbir yerinde işçi sınıfının çıkarları, burjuvazinin çıkarlarıyla uyumlu değildir. Burjuvazi asalaktır ve işgücümüzü düşük ücretler, sağlık ve iş güvenliği konularındaki yatırım eksikliği, özelleştirme süreçleri ve kamu hizmetlerinin imhası, yasadışı güvencesiz çalışma çocuk sömürüsü gibi araçlarla sömürerek geçimini sağlamaktadır.

Bu sömürünün en önemli ayaklarını unutmamalıyız: emperyalizm ve faşizm. Emperyalizm silahlanma yarışı ve kardeş halklar arasındaki çatışmaları teşvik ediyor. Bölgesel düzeyde, Ortadoğu’daki kardeş halkların yanı sıra Latin Amerika ve Afrika işçi sınıflarını boyunduruk altına almaya çalışıyor. Kapitalizmin yarattığı eşitsizlikler, işçileri evlerinden ayrılmaya, iyi bir yaşam sürme amacıyla sadece yoksulluk, daha fazla eşitsizlik ve çoğu zaman ölüm bulmaya itiyor.

Faşizme karşı mücadele, sömürü ve baskıya karşı mücadeleden ayrılamaz. Hemen hemen her ülkede aşırı sağcıların, faşist güçlerin büyümesi ve hatta iktidara gelmesi, egemenliklerini korumak, işçi sınıfının sömürüsünü ve baskıyı artırmak için büyük sermaye ve emperyalizmin yarattığı seçeneklerdir. Bu, yabancı düşmanlığı, farklı cinsel durumdaki insanlara karşı nefret, engelli insanlar ve dünyanın diğer unutulmuş insanları gibi aynı sınıftaki insanlar arasında nefretin teşvik edilmesiyle kendini gösterir.

Bu unsurlar, işçi sınıfının sermaye ve reformist sendikaların saldırganlıklarına maruz kaldığı İspanya devletinde de tüm ülkelerdeki gibi tekrarlanıyor. DSF’nin öncülüğünde ülkemizde önemli ilerlemeler yaşandığını da aktarmak istiyorum. Yaşayarak bir kez daha görüyoruz ki, sadece güçlü ve örgütlü sınıf sendikaları işçi sınıfının güvenini kazanıp sınıf savaşında önünü açabilirler.

Nakliyat İş’in, Türkiye’nin işçi sınıfını örgütleyebilecek bir sendika olduğunu düşünüyoruz ve işçi sınıfının kurtuluşuna ulaşmak için bağlılıklarına ve izledikleri rotaya güveniyoruz.

Kapitalist sınıfa, reformizme, emperyalizme ve faşizme geçit yok!

Yaşasın Nakliyat İş!

Yaşasın Türkiye İşçi Sınıfı!

Yaşasın uluslararası İşçi Sınıfı dayanışması!

 

***

Rusya Sendikalar Federasyonu’ndan Evgenii Kulikov Yoldaş’ın yaptığı konuşma

 

Sevgili yoldaşlar,

Rusya sendikaları için Nakliyat-İş’in 12.Olağan Kongresine katılmak büyük bir onur. Davetiniz için tekrar teşekkür ederiz.

Üretim ilişkileri bağlamında 20. yy’ın özelliği kapitalist dünya düzenine karşı gelişen tepkide yatmaktadır.

İşçilerin iktidarının sembolü olan Sovyetler Birliği çöktü. Şimdi artık uluslararası kapitalizmin kendi bencil güdülerini gizlemesi için neden yok. Çünkü ideolojilerinin karşıtı yok ve üretim ilişkilerinde sosyal ortaklıklarda niyetlerini göstermeye gerek duymuyorlar. Ayrıca modern teknolojik yapıdan dolayı büyük oranda işgücü kaynağına gereksinim duymuyorlar. İşgücü kaynaklarının özgür hareketi sonucunda işgücü piyasası aşırı rekabetçi hale gelmiştir.

Uluslararası sermaye kendi çıkarını korumak için işçilere yönelik acımasızca sömürüsünü yoğunlaştırmıştır. Sermaye için ulusal sınırlar ortadan kalkmıştır; her zaman sendikaların baskısından kurtulmanın yolunu bulmaktadır. Bu da yetmezse ulus devletler eğer işçilerin tarafında yer alırsa, o zaman da devletlere ve işçilere alternatifler bulmaktadır.

Bu tür durumlarda işçiler için kendi çıkarlarını korumanın tek yolu işçilerin uluslararası plandaki dayanışmasıdır. Kapitalistler dünyanın herhangi bir yerinde işçilerle pazarlık yürütmek ve işçilerin çıkarlarını göz önüne almak zorunda olduğunu anlamalıdır. Bizler, kapitalistlerin işgücümüzün acımasızca sömürülmesinden çıkar sağlamasına izin vermemeliyiz.

Sendikal dayanışma fikrinin halklarımızın, işçilerimizin haklarını korumak için güçlü bir araca dönüşmesi açısından şu an örgütlerimiz arasında yakın iş birliği sağlamak önemli bir görev olarak görülmektedir.

Belki biçim olarak “Dünyanın bütün işçileri birleşin” sloganının modası geçmiş gibi gözükebilir, ama bu talebin yakıcılığı günümüzde de devam etmektedir.

Sonuç olarak, bugünkü kongre katılımcılarını kutlar ve verimli çalışmalar dilerim.

 

Yaşasın Nakliyat-İş!

Yaşasın bu yıl 75. Kuruluş Yıldönümünü kutlayan DSF!

 

***

Güney Kıbrıs PEO’dan Corcia  Vasiliou Yoldaş’ın yaptığı konuşma

 

Kardeş sendikamız Nakliyat-İş’teki sevgili yoldaşlar,

Sizlere, PEO Genel Konseyi ve Güney Kıbrıs işçi sınıfı adına militan selamlarımızı ve demokrasi, iş ve sosyal haklar için sürdürdüğünüz mücadeleyle dayanışma duygularımızı iletiyorum.

Kongreniz sosyal eşitsizliklerin dramatik bir biçimde arttığı, zenginliğin ayrıcalıklı bir azınlığın elinde toplandığı, milyonlarca insanın yoksulluk içinde yaşadığı ve dünyanın dört bir yanındaki işçilerin neoliberal kemer sıkma politikalarıyla demokratik hak ve kazanımlarına yönelik saldırıların arttığı bir zamanda yapılıyor.

Aynı zamanda, ABD, NATO ve müttefiklerinin emperyalist saldırıları yoğunlaşarak devam ediyor. Bu saldırılar onların petrol ve diğer enerji kaynaklarının akışını kontrol etmesini hedefliyor. Savaşlar ve emperyalist müdahaleler yıkıma, yüz binlerce insanın ölümüne ve yaralanmasına, mülteci ve göçmen dalgalarına ve Akdeniz’deki gemi kazaları ve boğulmalara neden oluyor.

Emperyalistlerin Ortadoğu’daki müdahaleleri kapsamında, İsrail’in Filistinlilere karşı işlediği suçlar sözde “Yüzyılın Anlaşması”nın ilan edilmesiyle devam ediyor. Doğu Akdeniz’deki gerilim ve savaş bulutları artarak barış ve insanlık için büyük tehlikeler yaratıyor.

Bütün dünyada olduğu gibi Avrupa Birliği’nde de neoliberal kemer sıkma politikaları uygulanıyor. Çalışma ilişkilerinde kural tanımazlık, sosyal hakların baltalanmasına yönelik mevzuatlar, sendikal hareketlerin ve grevlerin suç sayılması teşvik ediliyor.

Şu anda hem Avrupa’da hem de dünya çapında gerçekleşen grevler ve protestolar, halkın bu eşitsizliklere ve yaşam koşullarının bozulmasına karşı gösterdiği tepkiye en büyük örnektir. Bu mücadeleleri selamlıyoruz ve dayanışma duygularımızı bu kongre aracılığıyla iletiyoruz.

Kardeşler, Yoldaşlar,

Güney Kıbrıs’ın ekonomik ve sosyal durumu da diğer Avrupa ülkelerinden ve dünyanın geri kalanından çok farklı değil.

Troyka’nınneoliberal hükümetinin 2013 yılında uygulamaya koyduğu memorandum halkımızın ezici çoğunluğunun yaşam standartlarının düşmesine ve ayrıcalıklı azınlıklehine eşitsizliğin artmasına neden oldu. PEO en başından itibaren toplu sözleşme hakkı ve sosyal haklarını savunmak için işçileri harekete geçirdi.

Ancak kuralsızlıkların artması ve toplu iş sözleşmelerinin hayal kırıklıkları yaratması; yüksek işsizlik oranlarını, işçilerin üzerindeki korku ve güvensizliği artırdı. İşte bu yüzden bugün temel önceliğimiz bu kuralsızlığa ve toplu sözleşmelerdeki dağınıklığa karşı mücadele etmektir.

Kısa bir süre önce, inşaat ve otel sektörlerindeki toplu sözleşmeyi yenilemek ve toplu sözleşmelerin uygulanmasına yönelik yasal önlemler alınması için mücadele ettik ve başardık. Bunun yanı sıra toplu sözleşmeler kapsamına girmeyen çalışanlar için temel çalışma koşullarının sağlanmasını istedik.

Sevgili arkadaşlar,

Güney Kıbrıs, emperyalizmin jeostratejik oyunlarından dolayı acı çeken ülkelerden biridir. Yabancı güçler toplumlar arası çatışmalardan istifade ederek milliyetçilik ve fanatizmi körüklediler ve 1974’ten beri ülkemiz bölünmüş durumda.

DSF üyesi Kıbrıs Türkleri’nin ilerici sendikası ile birlikte 1 Mayıs’ın kutlanması gibi eylemler düzenliyoruz ve birleşik federal bir Kıbrıs’ta tekrar birlikte barış içinde yaşama fikrini savunuyoruz.

Ülkemizi yabancı askeri varlıklardan kurtaracak ve Doğu Akdeniz’in daha geniş bölgesinde barış ve anlayışı geliştirecek bir çözüm için savaşıyoruz.

Bizim için Kıbrıs probleminin iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon temelinde, tek bir egemenlik, tek bir vatandaşlık ve tek bir uluslararasıkimlik ile çözümü şu anda Kıbrıs’ın nihai bölünmesinin önlenmesi için tek yoludur.

Sevgili arkadaşlar,

Bugün ortak eylem yürütme ve dayanışmayı ifade etme sorunu son derece kritiktir.

PEO adına, yetmiş beş yıldır bize enternasyonalizm ve dayanışma değerleri ile rehberlik eden DSF bayrağı altında, birbirimizi destekleyerek ilerlemeye devam edeceğimize dair söz veriyoruz. Hiçbir şey bizi Türkiye insanı ve işçilerinden ayıramaz. Aksine, bizi birleştiren çok şey vardır.

İşçi sınıfı olarak görevimiz sürmekte olan savaşlara ve emperyalist müdahalelere karşı ortak mücadeleyi güçlendirmek, bölgemizdeki halkların yararına olacak şekilde işbirliğini temel alarak adil ve kalıcı barışı sağlamak için mücadele etmektir. Kapitalizm ve emperyalizmin saldırıları karşısında cevabımız örgütlü ve sınıf temelli olmak zorundadır.

Sözlerime son verirken, sıcak misafirperverliğiniz için minnettarlığımı ifade etmek istiyorum ve bir kez daha barış, demokrasi, insan hakları, işçi hakları için ve sömürü olmayan bir toplum için güncel mücadelenizde PEO’nun sınıf dayanışmasına güvenebileceğinizin garantisini veriyorum.

 

***

Rusya Pulkovo Havalimanı Çalışanları Sendikası’ndan Oleg Gitsarev Yoldaş’ın yaptığı konuşma

 

Sevgili yoldaşlar,

Sendikanızın kongresine davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Sizlere tüm Rusya’nın, özellikle Saint Petersburg’takiPulkovo havalimanı işçilerinin kardeşçe selamlarını iletmek bizim için büyük bir onurdur.

Bugün burada Pulkovo Havalimanında yer hizmetlerinde çalışan işçilerin genç ama militan sendikasını temsilen bulunmaktayım. Biz havalimanı çalışanları 2010 yılında bu sendikayı kurduk ve zorlu bir sürecin ardından sendikamızı işveren tarafından da tanınan güçlü bir örgüt haline getirdik.

Bu süreçteki çalışmalarımızı uluslararası sermayenin çıkarları için çalışan, iş yasalarını sürekli olarak işçilerin aleyhine değiştiren, işverenle olan sorunlarımızı görmezden gelen Rusya yönetiminin baskısı altında gerçekleştirdik.

Başlangıçta işçiler çekiniyor, pasif kalıyorlardı ama şu anda işverenlerle toplu sözleşme yapma noktasına gelmiş bulunmaktayız. Bizim imzamız olmadan işverenler herhangi bir uygulamayı hayata geçiremiyor. Ve tüm işçiler herhangi bir sorunla karşılaştıklarında sendikamıza güvenebileceklerini biliyor. Ve daha da önemlisi artık faaliyet yürüten ve kazanan bir ekibe sahibiz ve ekibimiz diğer işçilere de örnek teşkil etmektedir.

İlk günden beri yerimizin DSF çatısı altındaki sınıf sendikaları arasında olduğunu biliyorduk. Şimdi Rusya Sendikalarının DSF’ye katılmasıyla rüyamız gerçekleşmiş oldu. Sendikamızın temsilcileri DSF’nin Sovyetler Birliği döneminden sonra çatısız kalan sendikaları bir araya getirmek için oluşturduğu Avrasya bürosunun kuruluşunda yer aldılar.

Bu aşamadaki en önemli görevimiz genç sendika üyelerini eğitmektir. Bu eğitim teorik bilinç ve pratik mücadeleyi içermektedir. Bu bağlamda genç sendikacıları eğitebilmek için farklı ülkelerdeki gençleri bir araya getirmeyi, ortak eğitimler ve ortak eylemler yapmayı önemsiyoruz. DSF çerçevesinde ortak projeler için fikir alışverişine hazırız.

Tüm dünyadaki işçilerin sorunları ve düşmanları ortaktır. Bu yüzden takip edilecek yolun da ortak olması gerekir.

Birlikteysek daha güçlüyüz!

Birlikte kazanacağız!

Teşekkür ederim.