Dünyanın En büyük 17’nci Ekonomisiyiz Öyle mi?..
M. Gürdal Çıngı
Dünyanın En Büyük Ekonomileri ve Türkiye
Vay babam vay…
Dünyanın en büyük 17’nci ekonomisiymişiz…
Evet, kâğıt üstünde öyle görünüyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre; Türkiye, 1,45 trilyon dolarlık Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYİH) ile dünya sıralamasında 17’nci sırada…
Ancak yine IMF’nin tahminlerine göre, 2025 yılında toplam 115 trilyon dolara ulaşacak dünya ekonomisinde, ABD 30,51 trilyon dolarlık Gayrisafi Yurtiçi Hasılası (GSYİH) ile 2025’te de birinci sırada yer alacak. Çin ise 19,23 trilyon dolarlık ekonomik büyüklükle 15 yıldır olduğu gibi ikinci sırasını koruyacakmış.
Liste sırası ile; Almanya, Japonya, Hindistan, İngiltere (Birleşik Krallık), Fransa, İtalya, Kanada, Brezilya, Rusya diye gidiyor…
Burada iki noktaya dikkat çekmek istiyoruz:
Bir; birinci sıradaki ABD ile Türkiye arasındaki fark, 29,06 trilyon dolar!
İkinci sıradaki Çin ile arasındaki fark; 17,78 trilyon dolar!
Üçüncü sırada, bizi kıskanan Almanya’nın GSYİH’si 4,74 trilyon dolar. Aramızdaki fark ise; 3,29 milyar dolar!
Bu ülkelerle GSYİH oranlarını kat olarak belirtirsek de şu rakamlarla karşılaşırız:
ABD ile aramızda 21,04;
Çin ile aramızda 13,26;
Almanya ile 3,26 kat fark vardır.
Hadi diyelim ki ABD ve Çin, hem nüfusça hem de yüzölçümce bizden çok büyükler. Ya Almanya?..
Türkiye’nin nüfusu 85 milyon 664 bin 944; Almanya’nın 83 milyon 915 bin 058.
Türkiye’nin yüzölçümü 783 bin 562 km²; Almanya’nın yüzölçümü 357 bin 592 km².
Nüfusça aşağı yukarı eşit, yüzölçümçe bizim yarımızdan az olan Almanya ile aramızdaki fark 3,29 milyar dolar! Ya da 3,26 kat!
İki; ABD’nin 30.51 trilyonluk rakamla, dünyanın diğer ülkelerine göre açık ara, kısa sürede hiçbir ülke tarafından kapatılamayacak bir ekonomik büyüklüğe erişmiş olduğu gerçeğidir.
Öyle ki, 3’üncü Almanya’dan 11’inci Rusya’ya kadar tüm ekonomilerin toplamı, ABD ekonomisinin büyüklüğüne ancak eşit olabiliyor… Ki ABD, 100 yıldır böyle bir ekonomiye sahip.
Burada ABD’yi zorlayan biricik ülke Çin’dir. Ve Çin hızla aradaki farkı kapatmaktadır.
Dünyanın En Değerli Markaları ve Türkiye
Uluslararası Marka Değerlendirme Kuruluşu Brand Finance, bugün (28 Mayıs günü), 2025 yılına dair “Türkiye’nin En Değerli Markaları-Türkiye 125” çalışmasını yayımladı.
Bu araştırmaya göre Türkiye’nin En Değerli 125 markasının toplam değeri 17 milyar dolar.
Bu 125 firma içinde birinci sırada yer alan THY’den, ikinci sırada yer alan Arçelik’e ve sırasıyla İş Bankası’na, Vestel’e, Ford Otosan’a, Ziraat Bankası’na, LC Waikiki’ye, Garanti BBVA’ya, Yeni Rakı’ya, Vakıfbank’a, Togg’a kadar adını duyduğumuz bütün büyük firmalar var.
Kaldı ki, ilk 10’da yer alan; Ford Otosan, Garanti BBVA, Yeni Rakı yerli markalar mıdır?
Ford Otosan’ın yüzde 41’i ABD’li Ford Motor Company’e aittir.
Garanti Bankası’nın sahibi, yüzde 86’lık payla Banco Bilbao Vizcaya Argentaria S.A. (BBVA) adlı İspanyol şirketidir.
Yeni Rakı’nın sahibi İngiliz içki devi DIAGEO şirketidir…
Kaldı ki, bu 125 en değerli marka içindeki onlarca şirket de yabancıların elindedir. Yani “yerli-milli” şirket sayısı çoğunluk bile değildir.
Yahu!
Dünyanın En Değerli Markası olan ABD’li Apple’ın marka değeri nedir biliyor musunuz?
2,99 trilyon dolar!
Bizim en büyük 125 markamızın toplam değeri 17 milyar dolar!
Buna göre 125 en değerli markamızın toplam değeri, bir tek Apple’ın marka değerinin yüzde 1’ine bile ulaşamıyor. Yüzde 0.57’sine ancak ulaşabiliyor!
Somutça gördüğümüz gibi, dünya çapında bir tek yerli markamız bile yoktur. Var olan şirketler ise büyük çoğunlukla yabancı sermayeye, yabancı teknolojiye muhtaç haldedir.
Dolayısıyla “Dünyanın en büyük 17’nci ekonomisi” masalına kimler inanır?
Bu mu büyük ekonomi?..
Bu mu en değerli markalar?..
Gerçekte neye yarar bu rakamlar?
Sadece saf, cahil halkımızı Allah’la aldatmaya!
Başka bir şeye yaramaz…
Türkiye Halkı İşsizlik-Pahalılık Cehenneminde Yanmaktadır
Ülkemizde Asgari Ücret 22 bin 104 lira. Ki bu ücreti alanların tüm çalışanlara oranı yüzde 40’ı geçmiş durumdadır.
Milyonlarca emeklinin aldığı ücret ise 14 bin 500 liradır. Emeklilerin çok az bir kısmı bundan bir miktar daha fazla ücret almaktadır.
Pahalılık almış başını gitmektedir. Halkımız bırakalım Yeterli ve Dengeli Beslenmeyi, karnını doyurduğunda, o gün sofradan aç kalkmadığında kendini mutlu saymaktadır…
İşsizlik de hakeza almış başını gitmektedir. Özellikle Genç İşsizliği giderek artmaktadır. Üniversite bitirmiş gençlerimizin yüzde 30’undan fazlası işsizdir. İş bulabilenlerin, çalışabilenlerin ise büyük çoğunluğu mezun olduğu alan dışında işlerde çalışmaktadır. Ve gençlerimizin büyük bir kısmı yurt dışına gitme hayalleri kurmaktadır.
AKP’giller, başta Diplomasız Reisleri olmak üzere, halkımızı ele güne muhtaç etmektedir. Sadece kendilerini ve yakın çevrelerini, bir eli balda bir eli yağda yaşatmak için, Kuvayimilliye yadigârı Kamu Mallarını yerli yabancı Parababalarına peşkeş çekmişler, vurgun üstüne vurgun vurmuşlardır. Vurmaya da devam etmektedirler. 5’li, 7’li, 10’lu çeteler yaratmışlardır.
İkinci Kurtuluş Savaşı Mutlaka Başarıya Ulaşacaktır
Ve AKP’giller, başta ABD olmak üzere İsrail ve İngiltere tarafından iktidara getirilme ve iktidarda tutulmalarının diyetini, Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanlığını yaparak yani Vatanımızı bölme görevini yerine getirerek ödemektedirler.
AKP’giller, Batılı Emperyalistlerin, Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Silah Arkadaşları ve Kuvayimilliyeci Atalarımız tarafından 100 yıl önceki Sevr yenilgisinin öcünü almak için gündemde tuttukları Yeni Sevr demek olan BOP’u hayata geçirmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Yani onlar vatan ve Halk düşmanıdırlar.
Günbegün, Laik Cumhuriyet’in yerine kurdukları Ortaçağcı Faşist Din Devletini oturtmanın peşindedirler.
Ama yanılıyorlar!
Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın söylediği gibi; “İnsanlığın [Türkiye Halkının – M. Gürdal Çıngı] önünde iki rahmetten biri var: Ya bilesiye, tüm bilinçli, kıyasıya, öldüresiye ve ölesiye Milli Kurtuluş Savaşı göze alınır yahut sürünesiye, sömürülesiye, çürüyesiye, geberesiye, kullaşılır, köleleşilir. Ya Kurtuluş Savaşı ya da en soysuzca Köleleşmenin Mezar Taşı.”
Türkiye Halkı ne kullaşacak, ne köleleşecektir.
Bir tek kişi bile kalsa İkinci Kurtuluş Savaşı sürecektir!
Ve er ya da geç İkinci Kurtuluş Savaşı zafere ulaşacaktır!


