Site rengi

Tasarım

Ermenek Katliamı davası sonuçlandı “Bu savcının, hâkimin hiç mi vicdanı yok?” Bu düzenin hiç mi adaleti yok?

01.08.2016
610
A+
A-

 

Yok! Ne yazık ki yok!

Geçtiğimiz günlerde ülkenin yönetimini tümüyle ele geçirmek isteyen, sen yeme ben yiyeyim, diyen iki çete kanlı bir biçimde çarpıştı. Sonuçta biri yendi, biri yenildi. Ama bu arada olan Türk Ordusu’na ve Türkiye Halkına oldu. Esasta onlar yenildi. Ki anlatacağımız olay da bunun somut bir göstergesi.

Hatırlayacağımız gibi, 2014 yılının Ekim ayında Ermenek’te Has Şekerler Madencilik’e ait kömür ocağında su basması sonucu 18 işçi kardeşimiz boğularak yaşamını yitirdi. Cansız bedenlerine günler sonra ulaşılabildi.

Bu bir kaza değildi. Bir katliamdı. Ve katliamın sorumlusu; başta izni veren, denetlemeyen, eksiklikler yüzünden ocağı kapatmayan devlet kurumları ve yetkilileri ve sonra, onlarca işçinin canını hiçe sayarak hiçbir önlem almayan, sadece kârına bakan, madenin sahibi Uyar’lardı.

İki yıldır süren mahkeme, 20 Temmuz günü sonuçlandı. Yani tam da iki çetenin kapıştığı, Pensilvanyalı İmam’ın çetesinin yenildiği, AKP’giller çetesinin yendiği günlerde. Ortalığın “darbe”, “Fetöcü terör örgütü”, “yakalandılar, “kaçıyorlar” vb. toz bulutuyla kaplandığı günlerde…

Dolayısıyla mahkeme sonucu tam bir susuş suikastına uğramış oldu. Yazılı medyada küçük bir haber olarak yer aldı, geçti gitti… Ölenler öldükleriyle, kalanlar acıları, üzüntüleri ve yaşam mücadelesiyle baş başa kaldılar.

Cumhuriyet Savcılığının iddianamesinde ve duruşmada mahkemeye sunduğu mütalaasında sanıkların; “Bilinçli taksirle birden fazla ölüme neden olma” suçundan yargılanmasını talep etmesine rağmen Mahkeme heyeti sanıkların suçunu “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” olarak değerlendirdi. Ve buna göre karar verdi.

Oysa, madende katliam öncesi ve sonrası yapılan incelemelerde o kadar çok kusur bulunmuştu ki… Bunu bizzat o dönemki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik şöyle anlatmıştı:

“TEFTİŞTE TOPLAM 8 MEVZUATA AYKIRILIK TESPİT EDİLDİ”

“Karaman ili Ermenek ilçesinde bulunan Has Şekerler Madencilik Enerji Nakliyat İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. – Kömür İşletmesi unvanlı işyerinde yapılan en son teftiş 19.06.2014 – 20.06.2014 tarihleri arasında yapılmış olup, teftişte toplam 8 mevzuata aykırılık tespit edilmiştir. İdari para cezası uygulanan mevzuata aykırılık tespitleri aşağıdaki gibidir.

“18 İŞÇİNİN ÖLDÜĞÜ OCAKTAKİ EKSİKLİKLER

“Yeraltı ocağındaki ilkyardım odasında uygun talimatlar bulunmamaktadır. Ocakta zincirleme patlamaları engellemek amacıyla kurulması gereken, yerdeki kömür tozunun bastırılmasını sağlayarak havaya kalkmasını önleyecek herhangi bir patlama barajı (taş tozu veya su kullanılarak oluşturulmuş) bulunmamaktadır. Ocak genelinde bacalarda yapılan ilerleme ve hazırlık çalışmalarında kontrol sondajları yapılmamaktadır. Ocak genelinde tahkimat bağlarının fırça, kama ve takoz ile irtibatlandırılması ve çintilerin yan ve üstlerden galeri cidarına sıkılanması hususunda eksikler bulunmaktadır. Yan baskılar sonucunda kesitin daraldığı ve düzenli olarak tamir tarama yapılması gereken bölümler mevcuttur. İşyerinde yangın tatbikatı yapılmış olup özellikle yeraltı ocağında yaşanabilecek bir acil durum hususunda ve genel meydana gelebilecek acil durumlar hususunda güvenlik tatbikatı yapılmamıştır. Yeraltı ocağında toplam 6 adet bekleme barajı bulunmaktadır. Bu barajların arkasında kalan galerilerdeki gaz miktarının ölçümü için numune borusu bulunmamaktadır. Çalışanlara verilen çizmeler malzeme düşmesi ve darbeye karşı burun koruyucu özellikte değildir. Yeraltı ocağında martopikör ile çalışan çalışanların maruz kaldığı titreşimin boyutları ve buna özgü sağlık muayeneleri ile ilgili herhangi bir kayıt görülememiştir.” (http://www.dha.com.tr/ermenekte-facia-geliyorum-demis_886431.html)

Yani facia, katliam göz göre göre, bağıra çağıra gelmişti ama görmek ve duymak isteyen, önlem almak isteyen kimdi ki?..

Bu rapora rağmen “bilinçli taksir”den ceza vermeyecekseniz neden vereceksiniz?

Böylece tutuklu sanıklardan Has Şekerler Madencilik Şirketi sahibi Saffet Uyar 13 yıl 9 ay, Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi teknik nezaretçisi tutuklu Ali Kurt 13 yıl 9 ay, “resmi belgede sahtecilik” suçundan da 2 yıl 1 ay; olayın ardından tutuklanan ve geçen 4 Mayıs günü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan ruhsat sahibi Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesinin o dönemki Müdürü ve hissedarı Abdullah Özbey 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Diğer tutuksuz sanıklar Has Şekerler Madencilik şirketinin maden mühendisleri Cemile Karaca 6 yıl 8 ay, yaklaşık 3 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan ve hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarılan ancak halen yakalanamayan Yavuz Özsoy 18 yıl 9 ay, aynı şirketin iş güvenlik uzmanı Engin Yetim 5 yıl 6 ay, barut biriminde görevli işçi Naci Özsoy, “Evrakta sahtecilik” suçundan 3 yıl 1 ay hapis cezası almış oldu.

Ölen işçilerin yakınları bu kararla birlikte bir kez daha yıkıldılar. Umutları bir kez daha söndü. Oysa onlar, en azından verilecek adaletli bir kararla, gidenler geri gelmese de, acılarının birazcık olsun yatışacağını umuyorlar, bekliyorlardı.

“MADENCİ EŞİ: ÖLENLER İÇİN KİŞİ BAŞI 1 YIL BİLE CEZA VERİLMEMİŞ 

“Mahkeme heyetinin sanıklar hakkında cezaları açıklamasının ardından duruşmayı izlemeye gelen ölen madenci aileleri ve avukatları kararı tepki gösterdi. Adliye önünde gözyaşlarına hâkim olamayan ölen madenci Ali Haznadar’ın eşi Fatma Haznadar, ölen 18 madenci için kişi başına 1 yıl dahi ceza verilmediğini belirterek, ‘‘Ölen insan başına 1 yıl vermemişler. Allah’ım duy sesimizi. Geriden seyretmesi kolay, ama acı çok zor. Bu savcının, hâkimin hiç mi vicdanı yok? İnsan başına 1 yıl bile vermemişler. Bizim yüreğimizi yaktılar. Bizim sesimizi duyan yok. Her gün ağlarız kimse duymaz. Diri diri bizi gömdüler. Ben eşim öldüğünde 4.5 aylık hamileydim. 1 adam öldürene bile 36 yıl ceza veriyorlar’’ dedi.

“BİZ OLASI KASTTAN CEZA İSTİYORDUK, ANCAK TAKSİRDEN VERİLMİŞ

“Ölen madenci Uğur İlhan’ın annesi Fatma İlhan da, “Hayvanın bile hakkını savunurlar, ama bizim evlatlarımızın değil. Cezayı yeterli bulmuyoruz, adaletli bulmuyoruz” dedi.” (http://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/karaman-haberleri/18-iscinin-oldugu-ermenek-maden-faciasinda-patr_312073/)

İşçi eşi soruyor: “Bu savcının, hâkimin hiç mi vicdanı yok?” diye.

Ne yazık ki yok. Hâkimlerin bir kısmı; “vicdanlarıyla cüzdanları arasında sıkışmış durumdalar”.

Büyük bir kısmı da şu ya da bu tarikattan, cemaatten ya da AKP’giller’den yana…

Bunlardan adalet çıkar mı?

Çıkmaz! Çıkmıyor!

Ya bağımsız, vicdanlarıyla karar veren hâkim hiç mi yok adalet mekanizmasında?

Ne yazık ki yok denecek kadar az.

 

Bu dava, bu karar neyi gösterir?

Devleti gösterir! Devletin ne olduğunu, işlevini ve kimin devleti olduğunu gösterir!

O devletin mahkemelerinin kimin mahkemeleri olduğunu gösterir!

Bildiğimiz gibi içinde yaşadığımız; insanın insanı soyduğu, sömürdüğü, yük hayvanı yerine koyduğu kapitalist sistemde, ezilen ve sömürülen, zulmedilen İşçi Sınıfımız ve emekçi halkımızdır. Milyonlarca, on milyonlarca insanımızı ezen ve sömüren bir avuç Parababasıdır. Düzen onların düzenidir!

Dolayısıyla bu mahkeme kararı Parababaları düzenini, onların adaletini, insancıllığını gösterir!

Partimiz, Halkın Kurtuluş Partisi, katliama davetiye çıkaran bu raporlar üzerine, bu işle görevli ve yetkili devlet görevlileri hakkında, Suç Duyurusunda bulundu, devlet yetkililerinin de yargılanmasını istedi. Ama ne gezer… Mahkemeler işleme bile almadı bu başvurularımızı.

 

Soma Katliamı ve bir türlü ödenmeyen işçi alacakları

Parababaları devleti ve onun iktidarı, zalimliğine, acımasızlığına hiç durmaksızın devam eder. Dur durak bilmeksizin devam eder. Her yerde ve her olayda devam eder…

Yine hatırlayacağımız gibi, Soma’da da 13 Mayıs 2014’te bir katliam yaşanmış ve 301 madencimiz bu katliamda yaşamını yitirmişti.

Bunun üzerine kamuoyunun yoğun baskısı sonucu, AKP iktidarı madenlerle ilgili alelacele kimi düzenlemeler yapmış ve sözde iyileştirmeler getirmişti işçiler yararına. Ancak bu iyileştirmelerin aşağı yukarı hiçbiri hayata geçirilmedi. En önemli maddeleri 2018-2020 yılına ertelendi. Yani madenler ölüm çukurları olmaya devam ediyor ve yeni katliamlarla karşılaşmamız an meselesi.

İşte Soma’da, Alp Gürkan’ın sahibi olduğu Soma Madencilik, çalışan işçilere ödenmesi gereken tazminatları bir türlü ödemiyor. Bu işte de yanında sarı gangster Maden-İş Sendikası yer alıyor, gönüllü olarak.

Maden-İş Sendikası neyin karşılığında bu aşağılık işi yapıyor?

Neyin olacak; koltuğun, paranın karşılığında!

Sonuç olarak, alavere dalavere edilerek işçilerin tazminatları ödenmiyor. Haber 26 Haziran tarihini taşıyor. Hürriyet Gazetesi’nden:

“Soma’ya bayram yok

“Banu ŞEN

“SOMA’da meydana gelen ve 301 işçinin ölümüyle sonuçlanan facia sonrasında Soma AŞ’nin madeninde çalışan işçilerin tazminat sorunu bir türlü çözülemiyor. Geçen ekim ayında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), işçilerin tazminatları için Soma Kömür İşletmeleri AŞ ile Türkiye Maden İşçileri Sendikası’nın bir protokol imzaladığını, işçilerin Ekim 2015’ten başlamak üzere alacakları toplam 34.2 milyon TL’yi 23 taksitte alacaklarını duyurmuştu. Bugüne kadar henüz 5 taksiti alan işçiler şimdi bir şokla daha karşılaştı. Türkiye Maden-İş Sendikası ile Soma AŞ’nin bir kez daha masaya oturduğu ortaya çıktı. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, kalan 29.1 milyon TL’lik alacağın 13 taksitte ödenmesi için sendika ve şirketin protokol imzaladığını açıkladı. İkinci protokolde işçilere ilk taksitin ağustosta ödeneceği belirtiliyor. Bu, maden işçilerinin Ramazan Bayramı’nı paralarını alamadan geçireceklerini gösteriyor. 2 bin 800 maden işçisi bu durumdan etkilenecek.” (http://www.hurriyet.com.tr/somaya-bayram-yok-40122594)

Ancak, bu kadar açık hukuksuzluk, insanlık dışılık karşısında TMSF devreye giriyor ve işçilere bayramda ödeme yapıyor:

“Soma’ya bayram ödemesi TMSF’den

SOMA işçilerine bayram ödemesi için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) devreye girdi.

Soma işçileriyle Soma Holding’in patronu Alp Gürkan arasında geçtiğimiz günlerde yapılan yeni protokolün ilk ödemesi ağustos ayında başlayacaktı. Buna göre de işçiler bayramda ödeme alamayacaktı. Ancak ödemeler için TMSF’nin devreye girdiği ve iki taksiti ödediği öğrenildi.” (http://www.hurriyet.com.tr/somaya-bayram-odemesi-tmsfden-40125246)

 

Devlet, patronların devleti

Devletin, AKP’giller’in maden işverenlerine kıyakları bunlarla sınırlı değil elbette. İşte 26 Haziran tarihli bir haber daha:

“Madenci patrona bayram müjdesi

“AYSEL ALP/ANKARA

“LİNYİT ve taşkömürü çıkaran tüm işverenlere, yeraltında çalıştırdıkları her bir işçi maaşının bin 300 lirasını devlet ödeyecek. 1 Ocak 2016’da başlayıp, 31 Aralık 2020 tarihine kadar sürecek destek çerçevesinde 5 aylık ilk ödeme, işçi başına 6 bin 500 lira bayramdan önce patronun hesabına yatırılacak.

“Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Yeraltı Kömür İşletmelerinde İşçi Maliyetlerine Uygulanacak Desteğe İlişkin Tebliği dünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 301 işçinin yaşamını yitirdiği Soma faciasının ardından yer altında çalışan işçilerin maaşının asgari ücretin iki katından az olamayacağına ilişkin yasal düzenleme yapılmış, bu işçilerin çalışma süresi azaltılıp, izin süresi artırılmıştı. Bu uygulama sonrasında maliyetleri arttığı gerekçesiyle zor durumda kaldığını belirten kömür madencisi işverenlere destek için geçtiğimiz martta Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmıştı.

“İŞÇİ BAŞINA 6500 LİRA

“* Dün yayımlanan tebliğe göre destek ödemeleri 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren çalışılan gün sayısı üzerinden hesaplanacak. Kriterlere uyan tüm işletmeler destekten yararlanacak. Ödemeler, ruhsat sahibinin bildirdiği banka hesabına bayramdan önce 5 aylık birikimli olarak yatırılacak.

“* Enerji Bakanlığı yetkilileri, şartlara uyan işletmelerde yer altında çalışan her bir işçi için iki asgari ücret tutarı olan maaşının yarısını yani bin 300 lirasını devletin ödeyeceğini belirttiler. İlk ödemenin de 5 aylık olarak bayramdan önce maden sahibinin hesabına yatırılacağını söylediler. Böylece bayram öncesi işçi başına 6 bin 500 lira yatmış olacak.” ((http://www.hurriyet.com.tr/madenci-patrona-bayram-mujdesi-40122537)

Ha, yasada kimi cezai maddeler de varmış ruhsat sahiplerinin yapacakları hilelere karşılık. Ama onları kim işletir, kim uygular?

Eğer devlet yetkilileri cezai yaptırımları işletseler, uygulasalar ne Soma’da 301, ne de Ermenek’te 18 işçimiz yaşamını yitirirdi, ne de iş cinayetlerinde Avrupa birincisi, Dünya ikincisi olurduk…

Kısacası bu devlet Parababaları devleti. Onların sömürü ve zulüm düzenlerini koruyan mekanizma. O yüzden bu devletten İşçi Sınıfımız ve emekçi halkımız için yararlı bir şey çıkmaz. Çıkamaz. Bunu ancak biz başarabiliriz. Kendi gücümüzle kendi haklarımızı alabiliriz bu zalim devletten, bu yerli yabancı Parababalarının hakim olduğu düzenden. Başka hiçbir yolu yok bunun. Hayat her gün bunu kanıtlıyor.

 

Sözün özü:

Ülkeyi ABD adına yönetmek için çarpışan çetelerin gerçekleştirdikleri katliamda, bir yanda masum askerler, kafaları kesilerek katledildi, diğer yandan din demogojisiyle uyutulmuş siviller katledildi. Yani olan masumlara oldu, her zamanki gibi.

Ermenek Davası da bunun İşçi Sınıfı cephesinden olanıydı. Hay huy ortasında kim vurduya gitti. İşçi ailelerinin haykırışlarını duyan olmadı bizim dışımızda.

Biz duyduk ve yazdık bir kenara!

Ermenek Davası bitti mi?

Gezi İsyanı’mızın Şehitlerinin davalarında attığımız slogan burada da geçerlidir:

Biz bitti demeden bu dava bitmez!