Ertele babam ertele…

0
10

AKP iktidarı, işverenlere hizmette kusur etmiyor. Onların bir dediğini iki etmiyor. Onların isteklerini emir kabul ediyor ve anında yerine getiriyor.

Öyle ki, toplumsal baskılar ya da yaşanan katliamlar vb. gibi nedenlerle ortaya çıkan zorunluluk hallerinde halk yararına, İşçi Sınıfı yararına çıkarmak zorunda kaldığı yasaları; ya değiştiriyor ya da erteliyor. Ki kimi ertelemeler bir kere, iki kere değil, üçüncü kere oluyor.

İşte 20.06.2012 tarihinde çıkartılan 6631 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”nun kimi maddeleri, 18 Haziran 2017 tarihinde çıkartılan “7033 Sayılı Kanun Sanayinin Geliştirilmesi Ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la, 3’üncü kez ertelendi.

Hem de ne erteleme… Bu yıl işi sağlama aldılar ve birer yıllık aralarla değil, 3 yıl birden ertelediler yasanın kimi maddelerinin uygulamaya geçmesini.

Üstelik de bundan yaklaşık bir ay önce alayı valayla; “(…) İstanbul 3. havalimanı tesislerinde (İGA) Çalışma Bakanlığı yetkilileri, tüm sendika başkan ve temsilcileri, müteahhitler birliği ile Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İBB Başkanı Kadir Topbaş ve İş Sağlığı Genel Müdürü İsmail Germiyan ile birlikte basının önünde ‘Hedef Sıfır Deklarasyonu’nu imzalayarak Türkiye’deki iş kazaları ve meslek hastalıklarının azaltılması için büyük bir seferberlik başlat”mışken…

Bildiğimiz gibi, ülkemizde iş güvenliği Allah’a emanet. Sık sık, tekil iş cinayetleri bile değil, 10’larca, 100’lerce işçimizin yaşamını yitirdiği katliamlar yaşanıyor; Torunlar gibi, Ermenek gibi, Soma gibi…

Yasayla, meslek liseleri “tehlikeli”, kamu hastaneleri “çok tehlikeli” işyeri sınıfında olmalarına rağmen, iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunlulukları 2020’ye ertelendi.

Yine yasayla, daha önceki yasada 10 olan sayı 50’ye çıkartılarak, 50’den az işçi çalıştıran işyerleri için de iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğu 2020’ye ertelendi.

Ülkemizdeki işyerlerinin büyük çoğunluğu 50’den az işçi çalıştırmaktadır. İnşaatlar, fabrikalar, tesisler, işletmeler bu kapsamdadır.

Dolayısıyla bu ne demektir?

Binlerce, on binlerce işçi, iş güvencesi olmadan, Allah’a emanet çalışmaya devam edecekler, demektir.

İş kazaları, daha doğrusu iş cinayetleri artarak devam edecek demektir.

Meslek hastalıkları artarak devam edecek, demektir.

İşverenin, iş güvenliği için harcayacağı masraftan kurtulması, demektir. Kârına kâr katması, demektir.

Çalışma Bakanlığı bir yandan, sonuç olarak sırf gösteriş olsun diye, namımız yürüsün diye medyanın önünde “sıfır iş kazası”nı öngören “Seferberlik Protokolü” imzalıyor, işverenlere imzalatıyor ama arkasından yasayı erteletiyor.

Bunda ahlâk nerede, namus nerede?

Beklenir mi bunlardan böyle değerler?

Asla beklenmez. Bunların dinleri imanları paradır. Onlar her şeyi, “Bana ne getirir? Benim kârım, benim çıkarım ne olur?” diye değerlendirirler.

Bunlar, AKP’giller, yedi bin yıllık Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının siyasi plandaki temsilcileridir. Onların ruhlarını bu sınıf eğilimleri şekillendirir, bu belirlendirir. Dolayısıyla onlar işverenlerle tencere kapak gibi örtüşürler. Hacının hacıyı Arafat’ta bulduğu gibi, bunlar da yolsuzluklarda, vurgunlarda, talanlarda birbirlerini bulurlar. İşverenlerle etle tırnak gibi kaynaşırlar. Ve onlardan alacakları komisyonlar karşılığı, onların her istediklerini emir telakki ederek, hemen, an geçirmeksizin yerine getirirler…

İşçi Sınıfımızı katliamlardan, iş cinayetlerinden kurtaracak olan kendi sınıf mücadelesidir. Yerli yabancı Parababalarına karşı verecekleri sınıf savaşıdır.

İşverenlerin, artıdeğer sömürüsüne son vererek, yani iktidarı ele geçirerek, başta halkımız sonra da kendisi için insancıl olan düzenlemeleri yerine getirir.

Başaracaktır bu görevi İşçi Sınıfımız bütün zorluklara karşın. Nakliyat-İş Sendikası örneğinde olduğu gibi, Devrimci Sendikacıların önderliğinde ve Proletarya Partisi saflarında örgütlenerek kuracaktır Halk İktidarını.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here