Hasta Muayenesine Yeterli Süre Ayrılmalıdır…

17.12.2025
2.636
A+
A-

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu

Ülkemizde yıllardır çok tartışılan bir konu olan hastalara yeterli muayene süre ayrılması konusu, son günlerde daha sık tartışma konusu olmaktadır. Vatandaşlarımızın son yirmi yılda, bir yıl içinde doktora başvuru sayısı 3,5’lardan 12,2’ye çıkmıştır. Bu 3,5 katlık artışa rağmen hastalarımız, hastanelerde uzman doktorlara randevu bulma konusunda sıkıntı yaşamaktadır.

Doktor ve hastane sayısının artması sağlık alanında, olması gereken durumu yaratamamaktadır. Vatandaşlar olarak sağlığa cebimizden harcadığımız para gitgide artmaktadır. Özünde, önemli olan koruyucu hekimliktir; hasta olup doktor doktor dolaşmak yerine öncelikli olan, hasta olmamaktır. Sağlıklı barınma ortamları, sağlıklı beslenme, sağlıklı içme suyu, sağlıklı çevre, hasta olmamanın temel koşullarıdır. Ülkemizde vatandaşlarımızın sağlığı, esas olarak bu koşulların sağlanmaması nedeniyle bozulmaktadır. Hasta olduktan sonra,  tedavi olmak daha zor aşamalardır. Özünde bu temel koşulların oluşturulmasıyla,  halkın sağlığının korunması daha az maliyetle sağlanabilir.

Bir örnek verirsek; bir şehirde çeşmelerden sağlıklı içme suyu içiliyorsa, o şehirde hava kirliliği yok ise bu şehirde yaşayan insanlar, çeşmelerinden içilemeyen su akan ve hava kirliliği olan bir şehirde yaşayan insanlara göre çok daha az hasta olurlar. Maalesef şehirlerimizde, insan sağlığını korumayan koşullar hâkimdir.

Hasta ol, tedavi ol, özel hastaneler para kazansın anlayışı son yirmi yılda hâkim olmuştur.  Özellikli ameliyatların yarısından fazlası özel hastanelerde yapılmaktadır. Vatandaş elinde avucunda ne varsa verip sağlığa erişmek zorunda kalmaktadır. Kamu hastanelerine gerekli yatırım yapılmamaktadır. Özellikle Üniversite Hastaneleri zor durumdadır. Ülkemizin köklü Üniversite hastaneleri olan Çapa, Cerrahpaşa, Adana Balcalı hastanelerinde yirmi yıl önce verilen sağlık hizmetleri şimdi verilmemektedir. Bu üç Üniversite hastanesinin binalarının çoğu kullanılmaz hale gelmiştir.  AKP iktidarı sağlık bütçesinin büyük kısmını, Kamu-Özel ortaklığı ile yapılan Şehir hastanelerine aktararak yerli- yabancı Parababalarının kârlarına kâr katmalarını sağlamaktadır.

Tüm bu olumsuz koşullar içinde Sağlık Bakanlığı, MHRS (Merkezi Hasta Randevu Sistemi) üzerinden hekimlere çoğunlukla 5-10 dakikalık muayene süresi tanımlamaktadır. Beş-on dakikada hastalara şikâyetini sormak, hastanın hastalığının öyküsünü almak, hastayı muayene etmek, hastanın sorularına cevap vermek mümkün değildir.

Sağlık Bakanlığı, 2004 yılından itibaren Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde, Performans düzenine geçmiştir. Doktorların aldıkları aylık ücretin yarısı performans düzeni üzerinden ödenmektedir. Bu nedenle bakılan hasta başına performans puanı artmakta, buna bağlı olarak alınan ücret de artmaktadır. Doktorun yılda 12 günden fazla izne çıkması durumunda puanı kesilmektedir. Bu nedenle doktorların tatile çıkma sıklığı azalmıştır. Bu düzende nitelik değil, nicelik puanlanmaktadır.

Böyle bir düzen hem doktoru hem de hastayı mağdur etmektedir. İyi doktorluk yapıp, hastaya yeterli süre ayırdığı için daha az hasta bakan doktor cezalandırılmaktadır. Ayrıca daha az hasta bakmak için mücadele eden doktor, kendi hastane yönetimi ve Sağlık Bakanlığı ile karşı karşıya gelmektedir. Hastaya yeterli süre ayırmak isteyen çok az sayıda doktor arkadaşımızın başhekimliklere verdikleri dilekçeler kabul edilebilmektedir.

Aslında Sağlık hukukuna göre doktor, günlük poliklinikte çalışma süresi içinde tüm zamanını hasta muayenesi için ayırdığında ve hasta başına 20 dakika zaman ayırdığında,  günlük en çok 30 hasta bakabilir.  Son yıllarda daha çok gündeme gelen hasta hakları uygulamalarına göre de bir hasta, doktora hastalığı ilgili soru sorduğunda, doktor olarak bizler bu sorulara cevap vermek zorundayız. Böyle olunca da, hastaların muayene odasında geçirdiği süre daha da uzamaktadır.

Hastalara yeterli süre ayırma konusu, ülkemiz doktorları ve meslek örgütümüz Tabip Odalarında sık tartışılan bir konu olmuştur. Mesleğimin ilk yıllarında, İstanbul Okmeydanı Hastanesinde asistan doktor olarak çalışmakta iken, İstanbul Tabip Odası doktorlara çağrıda bulunarak, tüm doktorlarından hastalara yeterli süre ayırmalarını talep etmişti. Ben de daha önceki yıllarda yaptığım gibi, bu kurala uymuş, hastalarıma yeterli süre ayırmayı tam bir kural haline getirmiştim. O tarihte Kliniğimizin şefi beni uyarmış, SSK Hastanesinde bu şekilde hasta bakamayacağımı söylemişti. Ben de bu kuraldan vazgeçmeyeceğimi söyledim. Şefim ilk altı ay bana olumsuz rapor vermişti. Fakat hastanemizde İstanbul Tabip Odası Yönetiminden abimiz, şefimiz ile görüştükten sonra şefimiz bana karışmadı. Zaten ben de bu kuralı uygulamaktan vazgeçmeyecektim.

Aynı hastanede uzman olarak çalışırken de bu kez poliklinikte benimle aynı gün poliklinik yapan doktor arkadaşlar, beni daha az hasta bakıyor diye şikâyet etmişlerdi. Benim kapıda sıra bitmeyince hastalar, diğer uzman doktor arkadaşlara gidiyormuş. Bu nedenle ben haksızlık yapıyormuşum diye şikâyet etmişler. Başhekimlikten gelen yazıya, Dünya Sağlık Örgütü ve Tababet uzmanlık tüzüğüne göre hasta muayene ettiğimi yazdım. Bana kesilen numarası olana hastalara bakacağımı ama saat 19.00’a kadar sürebileceğini yazdım. Gerçekten bir gün bana kesilen tüm hastalara saat 19.00’a kadar baktım. Hastanenin polikliklinik binası o saate kadar açık kaldı. Eczane açık kaldı, hizmetli arkadaşlar hastaneden ayrılamadılar. Sonrasında bana bu konuda karışan olmadı.

İstanbul Tabip Odasında, daha sonraki yıllarda, doktorlar arasında bu konu çok tartışıldı. Bazı doktor arkadaşlar, hastalara yeterli süre ayırmayı bir iş yavaşlatma eylemi olarak gördüler. Ama ağırlık kazanan görüş, bunun bir eylem değil tüm doktorların uygulaması gereken etik bir kural olarak kabul edilmesiydi. Meslek hayatım boyunca bu kuralı uyguladığım içim hastalarım ve aileleri ile aram hep iyi oldu. Onların şikâyetlerini çok daha iyi anladım. Tam bir muayene yaptığımı için hastaların daha önce saptanmayan hastalıklarını ortaya koymuş oldum.

Son yirmi yıldır Öğretim Üyesi olarak çalıştığım Gaziantep Üniversitesi Hastanesinde, öğrencilerime, asistanlarıma, hastalara yeterli süre ayırmalarını öğütlüyorum. Meslek örgütüm olan Tabip Odasında ve TTB’de bu görüşlerimi savunuyorum. Doktorlar olarak mesleğimizin itibarını korumak ve doğru hekimlik için de hastalarımıza yeterli süre ayırarak, üzerimize düşeni yapmak zorundayız. Hastalara yeterli süre ayırmayıp onlara doğru tanı koyup, tedavi edemedikçe bizler de mutsuz oluruz. Hastalar da tedavi olamamış olur. Hastalıkları ilerler. Hastalar doktor, doktor gezer, sağlığa ayrılan para çok daha fazla olur. Kamu hastanelerinde derman bulamayan hastalar özel hastanelere gitmek zorunda kalır. Doktorlar olarak mesleki dayanışmamız zayıflar.

Sağlık alanı, ne yazık ki tüm dünyada Silah Sanayiinden sonra Parababalarına en çok para kazandıran alan olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle biz doktorlar olarak hakkımızı yedirmeden doğru hekimlik yapmalıyız. Halkın sağlığı için mücadele etmemiz mesleğimizin olması gerekenidir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.