ABD Emperyalist Haydudunun Yeni Sevr dayatmasına yönelik hain tezgâhı: Amerikalı Papa 14. Leo’nun ziyareti ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması üzerine
Prof. Dr. Özler Çakır
İnsan soyunun başdüşmanı ABD Emperyalist Haydudu, ülkemizi hain Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde Yeni Sevr’e götürecek olan süreci hızlandıracak her türlü alçaklığı, 24 yıl önce iktidara getirdiği uşakları AKP’giller’in işbirliği ile yapmaya devam ediyor.
İşte bu Muaviye-Yezid, CIA-Pentagon dincisi bezirgânlar, ilk Amerikalı Papa olan 14. Leo’yu, başta ABD olmak üzere AB Emperyalist efendilerinin emriyle, onun önünde el pençe divan durarak ağırladılar 27 Kasım’dan başlayarak ülkemizde kaldığı üç gün boyunca. Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin üzerine basa basa söylediği gibi; “Bu Papa’nın ilk yurtdışı ziyaretini, Vatikan dışı ziyaretini Türkiye’ye yapması rastlantısal değil. Aynen Türkiye’nin kuşatılmasının bir parçası. Nasıl Bohçalı ve Tayyip ‘kardeşlik’, ‘barış’, ‘Terörsüz Türkiye’ masallarıyla, maskeleri, kamuflajlarıyla BOP Açılımı başlattılarsa, Papa da Ekümenik Patrik, Fener Rum Patrikhanesi’nin açılımını yapıyor.” (https://www.youtube.com/watch?v=RiwOvbzWmNg)
Amerikalı Papa’nın bütün dünyanın izlediği en önemli etkinliği ne oldu ülkemizde?
MS 325 yılında İznik’te toplanan Birinci İznik Konsili’nin 1700. yıldönümü kutlaması!
Bu sözümona dini törende hemen yanında kim vardı?
Fener Rum Patriği Bartholomeos!
Ülkemizin tapu senedi olan Lozan’a rağmen, onu hiçe sayarak Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için çalışan, Çanakkale-Gökçeada doğumlu, kendisi de Heybeliada Ruhban Okulu’nda okuyarak doktrine edilmiş olan papaz. Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın hezimetini asla unutmayan, onun öcünü almak için yıllardır yanıp tutuşan emperyalist efendilerinin Yeni Sevr sevdasında elinden geleni yapan Türk düşmanı papaz.
Bakın nasıl da yol yapmış ABD Emperyalistinin Beyaz Saray’ını bu Papaz efendi:
Bartholomeos ilk olarak, 1989 yılında baba George Bush’u dönemin Fener Patriği Dimitrios’un yanında Kadıköy Metropoliti unvanıyla ziyaret ediyor. 1991 yılında Fener Rum Patriği olduktan sonra sırasıyla Bill Clinton ile 1997’de Washington’da görüşüyor, 1999’da ise İstanbul’da Bill Clinton kendisine patrikhanede iade-i ziyaret yapıyor. Daha sonraki Beyaz Saray ziyaretleri sırasıyla oğul George W. Bush ile 2002 yılında oluyor. Bu görüşmelerle ilgili olarak o dönemde gazetelerde yer alan haberlerden bir kesit:
“ABD müdahale edecek
“Bartolomeos, bu görüşmeden sonra, ‘Powell, elinden gelen yardımı yapacağını söyledi. Powell okulun yeniden açılmasını Patrikhane’nin bugünü ve yarını için gerekli görüyor’ dedi.”
Elinde Irak Halkının kanı olan, BOP sürecinde Irak’ın bölünüp parçalanmasında çok önemli rol üstlenen cani asker Colin Powell, bu işi gerekli görüyormuş!
“ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Philip Ricker de, To Vima gazetesine yaptığı açıklamada, ‘Heybeliada okulunun açılması bizim her zaman ilgilendiğimiz bir konu. Powell da, Bush yönetiminin bu konuyu takip edeceğini söyledi. Türk hükümeti nezdinde müdahil olmayı sürdüreceğiz’ diye konuştu.” (https://www.milliyet.com.tr/dunya/bush-a-ruhban-okulu-sik-yeti-5223105)
Yani ABD Emperyalist Çakalı, bu işle yakinen ilgilendiğini ve müdahale edeceğini fütursuzca dile getiriyor.
Bartholomeos’un devamındaki görüşmeleri Barack Obama ile 2016 ve Joe Biden ile 2021 yılında oluyor. Bildiğimiz gibi en son da bu hain Papaz, Tayyip’in 25 Eylül 2025 tarihinde Efendisi Trump’a diz çökmeye gidişinden 10 gün önce, 15 Eylül’de Heybeliada Ruhban Okulunun açılmasını konu ettiği görüşmeyi yapıyor Trump ile. Trump-Tayyip görüşmesinden basına yansıyan temel manşetler arasında Tayyip Erdoğan’ın şu sözleri yer alıyor:
“Heybeliada Okulu ile ilgili üzerimize ne düşerse biz onu zaten yapmaya hazırız. Dönünce de Sayın Bartholomeos ile bu konuyu görüşme fırsatı bulacağım.”
Yani diyor ki bu konuda Lozan’ı satıp geçeceğim!
Tabiî bu Papaz alçağının basında da ballandıra ballandıra dile getirdiği Fethullah Gülen ile ilişkisini, ona olan sevgisini de atlamamak gerek.
Peki, emperyalistlerin Fener Rum Patrikhanesi, Heybeliada Ruhban Okulu sevdası yeni mi?
Elbette değil.
Son günlerde böylesine gündeme gelen bu konuyu tarihsel süreci içerisinde ele alalım.
Heybeliada Ruhban Okulu,1 Ekim 1844’de Heybeliada’daki Umut Tepesi’nde, Ortodoks tebaanın ruhban sınıfının yetiştirilmesi için açıldı. Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mız sürecinde Fener Rum Patrikhanesi, kendisine bağlı Heybeliada Ruhban Okulu’nu emperyalistlerle işbirliği yapan siyasi ve askeri bir üs olarak kullandı. Okurlarımız bu konuda ayrıntılı bilgi için Münir Yıldırım’ın “Dünden Bugüne Heybeli Ada Ruhban Okulu Sorunu ve Etrafındaki Tartışmalar” başlıklı makalesine başvurabilirler. (https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/50314).
Vatansever, Mustafa Kemalci Tarihçimiz Sinan Meydan’ın aktarımıyla “Mustafa Kemal (Atatürk), 26 Aralık 1922’de Paul Herriot’a verdiği mülakatta, Fener Rum Patrikhanesi’nin ‘fesat ve ihanet ocağı’ olduğunu, Hıristiyan halkın huzur ve refahını bozduğunu belirterek, ‘bu fesat ocağının gerçek yerinin Yunanistan’ olduğunu söyledi. (Hâkimiyeti Milliye, 2 Ocak 1923)” (https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/sinan-meydan/patrikhane-ve-ruhban-okulu-2439678).
Sinan Meydan’dan aktarmaya devam edelim:
“Lozan Konferansı’nda, 22 Aralık 1922 tarihli alt komisyon toplantısında Türk heyeti, Türkiye’nin dinle devleti ayırdığını, laik devlette, azınlıklara tanınmış ayrıcalıklara ve bu ayrıcalıkları uygulayacak bir kurumun varlığına ihtiyaç kalmadığını belirterek, Patrikhane’nin Türkiye’den çıkarılmasını istedi. Ancak tüm Müttefik devletler, Patrikhane’nin İstanbul’dan çıkarılmasına karşı çıktılar. Lozan’daki Türk heyetinin başkanı İsmet (İnönü), siyasi ve hukuki yetkilere sahip Patrikhane’yi Türkiye için bir tehlike olarak gördüklerini anlattı. Patrikhane’nin Türkiye’den çıkarılmasında ısrar etti. Bunun üzerine İngiltere’nin de kabul etmesiyle Fransa, Patrikhane’nin, sadece dini yetkilere sahip olması koşuluyla İstanbul’da kalmasını önerdi. Türkiye, 10 Ocak 1923 tarihli oturumda, Patrikhane’nin siyasi ve hukuki yetkilerine son verilmesi koşuluyla eski teklifini geri çekti. İsmet Paşa (İnönü), bu konuda verilen garantileri ‘senet’ saydığını belirtti. (Sinan Meydan, Lozan: Onurlu Barış, İstanbul, 2024, s. 269-270)
“(…)
“(…) Lozan Antlaşması’nda, Türkiye’deki azınlık okullarının ve dinsel kurumlarının ‘eşit hakka’ sahip olacağı; Türkiye’deki, (İngiltere, Fransa ve İtalya’ya bağlı) yabancı okulların ve dinsel kurumların da Türk kurumlarıyla ‘eşit işlem’ göreceği ve ‘Türk kurumlarının bağlı oldukları yasalara ve yönetmeliklere bağlı tutulacağı’ belirtiliyordu.”
3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası) ile tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlanınca, Türkiye Cumhuriyeti, Heybeliada Ruhban Okulu’nu da devlet gözetimine aldı. 1930’larda yapılan yasal düzenlemelerle Heybeliada Ruhban Okulu’nda görevli yabancı uyruklu öğretim görevlilerine kısıtlamalar getirildi. Türk vatandaşı hocaların istihdamı teşvik edildi. (https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/sinan-meydan/patrikhane-ve-ruhban-okulu-2439678).
Ancak hep söylediğimiz gibi, 1940’lı yılların sonlarından başlayarak Türkiye, yeniden ABD- AB Emperyalistlerinin yörüngesine girmeye başlamış ve bu emperyalist tahakküm, 1950 yılında iktidara oturan-oturtulan Amerikancı DP İktidarı ile perçinlenmiştir. Ülkemiz, Truman Doktrinleri, Marshall Yardımlarıyla ekonomik olarak ABD Emperyalizminin hâkimiyetine teslim edilmiştir. O tarihten itibaren Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızla elde ettiğimiz bağımsızlığımızı yitirerek yeniden yarısömürge bir ülke konumuna gelmeye başladık.
İşte tam da bu süreçte, dönemin ABD Başkanı Truman, Fener Rum Patrikhanesi’ne “özel” bir ilgi göstermeye başladı. ABD’li Papaz Athenagoras’ın Patrik seçilmesi için baskı yaparak onu Türk vatandaşlığına geçirip Patrik seçilmesini sağladı. Bu ABD’li Papaz, 1949 yılı sonlarında ABD Başkanı Truman’ın özel uçağı ile Türkiye’ye getirilerek Fener Patriği yapıldı. Ne iş değil mi?
Ve bu tarihten itibaren okulda yeni bir dönem başlamıştır. Athenagoras’ın talebi ile 25 Eylül 1951’de Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Dairesi tarafından Rum Rahipler Okulu yönetmeliği onaylanmış ve bu tarihe kadar sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kabul edildiği okula yabancılar da alınmaya başlanmıştır. İş o raddeye varmıştır ki Heybeli Ada Ruhban Okulunun öğrenci profilindeki yabancı ağırlığı Lozan’da hükme bağlanan eşitlik ilkesine ters düşmeye başlamış, yabancı öğrenci sayısı Türk vatandaşı öğrenci sayısının çok üzerine çıkmıştır. (Yıldırım, age.)
Heybeliada Ruhban Okulu’nun kapanması ise 1971 yılında Anayasa Mahkemesi’nin 1971–3 sayılı kararıyla, 1965 tarihli ve 625 sayılı ”Özel Öğretim Kurumları Kanunu”nun bazı maddeleri değiştirilerek, özel yüksekokulların, devlet üniversiteleri bünyesine geçmesine karar verilmesi sonucunda olmuştur.
1960’lı yılların sonlarına doğru devrimci-ilerici üniversite gençliğimizin, diğer bir Amerikancı iktidar olan Süleyman Demirel’in AP İktidarı döneminde özel üniversitelerin sayılarının hızla artmasına yönelik olarak üniversitelerde başlattığı boykotlar, eylemler ve yürüyüşler sonucunda yaratılan kamuoyunun etkisiyle Anayasa Mahkemesi yukarıda belirttiğimiz kararla, özel üniversiteleri devlet bünyesine aktarmıştı. Ancak Fener Rum patrikhanesi, Heybeliada Ruhban Okulu’nun özel yüksekokul olarak eğitim öğretim faaliyetlerine devam etmesinde ısrarcı olarak, bu kararı kabul etmedi ve okulu kapattı.
Peki bugün okulun açılmasını hangi koşullarda istiyor bu Yunan “Megali İdea”sının hizmetkârları?
Sevr Antlaşması’ndan sonra Büyük Yunanistan haritası.
Sol üstte Eleftherios Venizelos’un portresi.
Şunları:
- Heybeli Ada Ruhban Okulu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yanında dünyanın her tarafından öğrenci alabilmelidir.
- Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Heybeli Ada Ruhban Okulu üzerinde hiçbir denetim hakkı olmamalıdır.
- Fener Patrikhanesi bünyesinde başta patrik olmak üzere kutsal sinod ve metropolitlerden Türk vatandaşı olma şartı kaldırılmalıdır. (Yıldırım, age.)
Yani kısacası, biz sizin ne Lozan’ınızı ne Anayasanızı ne Laik Cumhuriyet’inizin kazanımlarını takarız, diyorlar.
Onlar böyle diyorlar da 24 yıldır iktidarda tutulan ABD uşağı Vatan satıcılar ne yapıyorlar? Ne diyorlar?
Yukarıda, sondan başlayarak AKP’giller’in Reisi’nin Trump ile görüşmesinde “Emrin olur efendim” mesajını veren sözlerini, Amerikalı Papa ile huşu ile geçirilen günleri dile getirmiştik.
Buraya ABD Emperyalist Haydudunun Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack namussuzunun, Heybeliada Ruhban Okulu’nun Eylül 2026’da yeniden açılmasının hedeflendiğini açıklayan sözlerini de ekleyelim:
“Hedefimiz, Eylül 2026’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu yeniden açmak. Bu konu hem Başkan Trump hem de Başkan Erdoğan için son derece önemli”, diyor bütün küstahlığıyla. Ulusal egemenliğimizi hiçe sayarak! Sanki bu ülkenin Milli Eğitim Bakanı! E tabii söyleyene değil, söyletene bak demişler…
AKP’giller’in Eski Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de Ruhban Okulu’nun açılması yönündeki açıklamalara destek vererek, “Kapatılması tepeden tırnağa yanlış olmanın ötesinde, bir hukuk skandalı idi. Bunca yıldır kapalı olması bir hukuk devletinde asla kabul edilemeyecek bir durumdur” demişti. (https://medyascope.tv/2025/09/26/heybeliada-ruhban-okulu-acilacak-mi/)
Şimdiki tarikatçı bakan Yusuf Tekin de 29 Mayıs 2024’te okulu ziyaret etmiş ve ziyaretin ardından, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun açık olmasını arzu ederim. Cumhurbaşkanımız, bu konudaki kararımızı verdiğimizde nasıl bir usul izleyebileceğimizin araştırmasını yapmamızı istedi”, açıklamasını yapmıştı. (https://medyascope.tv/2025/09/26/heybeliada-ruhban-okulu-acilacak-mi/)
Vatansever asker, MSB eski Genel Sekreteri Ümit Yalım ise, Heybeliada ruhban Okulu’nun aslında 2012 yılından bu yana fiilen açıldığını dile getiriyor:
“Ruhban Okulu skandalı, okulun sözde müdürü Elpidoforos’un 11 Mart 2019’da Yunan basınına yaptığı açıklama ile ortaya çıktı. Tüzel kişiliği olmayan sözde Müdür Elpidoforos, Yunan in.gr haber sitesine yaptığı açıklamada, ‘Heybeliada Ruhban Okulu’nda icra edilen Erasmus programına, 2012’den beri, değişik Yunan Üniversitelerinden gelen 40’tan fazla üniversite öğrencisi katıldı’ dedi.
“Avrupa ülkelerindeki yükseköğretim kurumları arasında işbirliği, öğrenci ve öğretim elemanı değişimini düzenleyen Erasmus Projesi Avrupa Birliği tarafından destekleniyor. Erasmus kapsamında Heybeliada Ruhban Okulu’na gönderilen öğrencilerin eğitim ve öğretim masrafları AB fonlarından karşılanıyor. Öğrencilerin iskân ve iaşelerini ise Ruhban Okulu sağlıyor. Yunan İyon Üniversitesi de Heybeliada Ruhban Okulu ile işbirliği yapıyor. Yunanistan’ın Korfu Adası’nda konuşlu İyon Üniversitesi, Eylül 2015’te Ruhban Okulu’na 6 öğrenci göndermiş. Erasmus kapsamında, Korfu Adası’ndan Heybeliada’ya gönderilen öğrenciler 4 ay süreli uygulamalı eğitime tabi tutulmuş. Erasmus öğrencileri mevcut eğitimlerine ilave olarak Ruhban Okulu Kütüphanesi’ndeki dokümanları tasnif ediyor ve belgeleri bilgisayar ortamına aktarıyor.
“Kütüphane çalışmaları sırasında hijyenik eldiven giyen öğrenciler, yırtılmış ya da deforme olmuş kitap ve belgeleri de onarıyor. Papaz efendilerin eşliğinde yemek yiyen öğrenciler Hristiyan dininin kurallarına göre hareket ediyor.” (https://www.turksam.org/detay-heybeliada-ruhban-okulu-egitime-acilmis)
Yani AKP’giller adlı organize suç örgütü, Avrupa Birliği yutturmacasıyla halkımızın gözünü bağlarken, AB Emperyalistlerinin “AB Türkiye İlerleme İzleme Raporları” teraneleri çerçevesinde, onun bir gereği olarak egemenliğimizi hiçe sayan, ellerini kollarını sallayarak ülkemizde kendi eğitimlerini yapmalarına izin veriyor.
Bununla bitmiyor tabiî ki AKP’giller’in vatanımıza, vatan topraklarımıza, bağımsızlığımıza yaptıkları ihanetler. 24 yıllık iktidarları boyunca, Lozan çerçevesinde bize ait olan 20 Ada’mızı ve 2 kayalığımızı da Yunanlılara peşkeş çektiler. Bize ait olan bu adalara sözde belediye başkanları atandı Yunan Hükümeti tarafından. Silahlandırdılar, namlularını Ege kıyılarımıza doğrultarak askeri tatbikatlar yaptırıyorlar.
Bu ülkenin en Vatansever Partisi, Partimiz HKP, defalarca suç duyurunda bulundu, bu alçaklığa karşı, vatan satıcılığına karşı eylemler yaptı. “Ege Adaları Vatan Toprağıdır, Satılamaz! Satanlar Vatan Hainidir!” dedik.
İşte AKP’giller’in, Ege’deki Vatan Toprağı Adalarımızın Yunanistan tarafından işgaline karşı çıktığı için yargılanan MSB eski Genel Sekreteri Ümit Yalım yukarıda değindiğimiz aynı yazıda, bu adalarda açılan okulları da dile getiriyor:
“– 2006’da Yunan işgali altında olan İzmir Koyun Adası’nda ‘Yunan Üniversitesi’ açıldı. Üniversite’de Yunan Deniz Ticaret Filosu için kaptan ve gemi insanı yetiştiriliyor.
“– 2017’de Yunan işgali altındaki Aydın Eşek Adası’nda ‘Yunan İlkokulu ve Lisesi’ açıldı.
“– 2017’de Yunan işgali altındaki Aydın Hurşit Adası’nda ‘Yunan Lisesi’ açıldı.
Ahmet Takan da 2019 tarihli yazısında Aydın Eşek Adası ile ilgili olarak şunları yazıyor:
“Mavi Vatan tatbikatı devam ederken Yunan, işgal ettiği Türk toprağı Aydın’ın Eşek Ada’sında, 7 Mart tarihinde bayrak ve egemenlik gösterisi yaptı. Sonra da, küstahça Aydın Eşek Adası’nı Yunanistan sınırı olarak ilan etti.
“Mavi Vatan Tatbikatı devam ederken 7 Mart’ta yapılan bayrak törenine, Aydın Eşek Adası’nın sözde Belediye Başkanı Evangelos Kottoros, adada konuşlu askerî üslerde görevli Yunan subay ve astsubayları, adanın sözde Emniyet Müdürü ile adadaki Yunan İlkokulu ve Lisesi’nin öğrencileri katıldı. 12 Ada’nın Yunanistan’a katılmasının 71’inci yıldönümü kutlamaları kapsamında yapılan bayrak töreni ile ilgili haber, resim ve video görüntüleri kalymnos-news.gr adlı internet haber sitesinde yayımlandı. Video görüntülerinde 2017’de öğretime açılan Yunan İlkokulu ve Lisesi öğrencilerinin Aydın Eşek Adası sokaklarında yürüyüş yaparak tören geçişi yaptığı görüldü.” (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/4-harfli-adamiz-yunan-siniri-ilan-edildi-401103h.htm).
Değerli Okurlar,
24 yıldır tepemize çöreklendirilen vatan satıcı AKP’giller iktidarının ülkemizi düşürdüğü içler acısı durum bu. Ülkemiz hızla ABD-AB Emperyalistleri tarafından Yeni Sevr bataklığına doğru sürükleniyor. Fener Rum Patrikhanesi’nin Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması hainliğinden beklenen de bu sürece Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızda yaptıkları gibi hizmet etmeleri.
Ama Birinci Kurtuluş’ta başaramadıkları gibi İkinci Kurtuluş’ta da başaramayacaklar. “Emperyalistleri, İşbirlikçileri, Geldikleri Gibi Göndereceğiz!” Yalnız bu kez bir farkla: “Bir Daha Geri Gelmemek Üzere!”
6 Aralık 2025


