HKP’den: İkizköylüler Akbelen Ormanı Direnişi’nde hukuki kazanım elde ettiler… Biz de Halkın Kurtuluş Partisi olarak onların mutluluklarına yaptığımız destek ziyaretiyle ortak olduk

14.08.2021
A+
A-

İkizköylü kadınların önderliğinde, İkizköy Halkının kararlı bir biçimde Akbelen Ormanı için yürüttükleri haklı mücadeleleri, hukuki alanda önemli bir kazanımla sonuçlandı. Açılan iki ayrı davada, bilirkişi raporuna kadar yürütmenin durdurulması kararı verildi. Halkın Kurtuluş Partisi ve Kurtuluş Yolu Gazetesi olarak mücadele süreçlerinde direniş alanlarına giderek desteklerimizi sunmuştuk. Direnişlerinin sonucu olan bu hukuki kazanımın haklı mutluğunu yaşadıkları 12 Ağustos 2021 günü de İkizköy Halkının bu mutluklarını paylaşmak ve kazanımlarını kutlamak üzere Akbelen Direniş Ormanı’ndaydık.

Yiğit direnişçi kadınlarımızın gözleri çakmak çakmaktı. Örgütlü mücadelenin, Halkın örgütlü gücünün nelere kadir olduğunu görmenin kıvancı içindeydiler. Kurtuluş Yolu Gazetesi olarak onlarla söyleştik ve bu direnişin onlara neler kazandırdığını sorduk. Aşağıda söyleşimizden bazı kesitleri veriyoruz:

***

72 yaşındaki Mediha Teyze, Ayşe Bacı, Melahat Bacı şunları söyledi:

“Eskiden burada yaşayıp gidiyorduk. Buradaki ağaçların, bu ormanın, bu toprakların bizler için ne kadar önemli olduğunun farkında değildik. Doğaldı bizim için, hep vardılar. Ne zaman ki elimizden almaya kalktılar, yok etmeye çalıştılar, biz o zaman farkına vardık ne kadar önemli olduklarının. Direndik. Yine saldırırlarsa, yine direnir, mücadele ederiz.”

Söyleşimize, Direnişin kadın önderi Necla Işık ile devam ettik. Yüzünde verdiği haklı mücadelenin önemli bir kazanımla sonuçlanmasının, başarının ışıltısı ile konuştu bizimle.

Necla Işık olarak şu anda neler hissettiğini, Direnişten önceki Necla ile şu andaki Necla arasında nasıl bir fark gördüğünü sorduk.

Necla Işık:

“O kadar büyük farklılıklar var ki! Kadın istedikten sonra, kadın erkek ayırmıyorum aslında insan istedikten sonra yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

“Ben üç sene önceye kadar sadece çocuklarımla ilgileniyordum. Evin içini biliyordum yani. Böyle toprakla, mücadeleyle, havayla, suyla, alakam yoktu. Buraya nasıl bir geldim, hiç yapmadığım bir işin içerisine girdim, tarım ve hayvancılığa giriştim. Fobim var diyordum, o fobimi yendim. Şu an hayvanlarla haşır neşirim. En küçüğünden tutun da büyükbaşına kadar uğraşıyorum bakın.

“Babamın şöyle bir şeyi vardı bana çocukluğumda, hep ne yaparsa yapsın çağırırdı beni işe. Ben de kızardım, baba beni niye çağırıyorsun, ben yapmak istemiyorum. Yaptığın banaysa, öğrendiğin kendine, derdi. Bu şey doğruymuş, onu öğrendim. O zamanki babamın emeklerinin ben şu an karşılığını aldım. Ve babam benim önümde örnek…

“Zeytin ağacı çok önemlidir babam için. Toprağa çok önem verir. Elleri nasırlıdır babamın. Ayakları yarıktır, hep toprakta durdu çünkü. Hep toprakla haşır neşir oldu. Üreten bir insandır. ‘Ben bir gün tarladan bir şey alamazsam, uyuyamam’, der. Yani o üreten bir insan. Üreten bir köylü. Ben onun çocuğuyum, ben ondan öyle öğrendim, ben de çocuklarıma şu an aynı şeyi gösteriyorum. Hazır paraya alışmasınlar, kendileri kazansınlar, kendi ayakları üzerinde dursunlar. Para her yerde kazanılır. Babam 67 yaşında, hâlâ Bodrum’a gidip çalışıyor. İhtiyacı olduğundan değil, çalışmayı sevdiği için yani, hareketi sevdiği için aslında.

“Ben çocuklarıma diyorum ki ne istiyorsunuz benden? Ben diyor, buraya diktiğin ağacı istiyorum anne, diyor. Ben köyümü istiyorum, diyor. Ben ormanımı istiyorum, diyor çocuklarım. Ben bunun için mücadeleye başladım aslında. Ben, anne, dedi; okuyacağım ama Türkiye’nin neresine gidersem gideyim, bileyim ki benim burada bir köyüm var, gelebileceğim bir evim var. Benim burası son durağım bakın. Benim eşimin tarafı bitti yani.

“Işıkdereliydi benim eşim. Ova mahallesinde oturuyorum, bugün bu aklıma geldi benim, bayağıdır var. Kızlık soyadım Ova. Ova mevkiinde oturuyorum. Işıkdere’ye gelin gittim. Işık ailesine gelin gittim aslında. Soy ismim Işık oldu sonradan. Yani şu mücadeleye de ışık tutacağım inşallah. Yani bunu düşünüyorum. Bu benim en büyük desteğim. Çocuklarım benim için çok önemli; ailem, eşim… Benim en büyük destekçilerim onlar aslında. Ve burada çok gözü kara İkizköylü kadınlar var. İkizköylü babam var.”

Necla Bacı’mıza,  “Bundan sonraki Necla yaşantısına nasıl devam edecek?” sorusunu yönelttik.

“Bu şekilde devam edecek. Başka bir şekilde olamaz. Aksiyon, enerji olması lazım, yatıp duramam”, diye yanıtladı.

Biz de kendisine “Örgütlü mücadele içerisinde göreceğiz Necla’yı o zaman”, dedik.

Necla Işık: “Her yerde, sadece bu orman için değil yani. Bodrum’da varsa koşacağım. İzmir’de varsa geleceğim, arayacağım, ablacığım ben geliyorum diye.”

Tamam, haber vereceğiz biz de diye yanıtladıktan sonra devam ettik: “Demin Dernek Başkanımıza, hocama da söyledim: Örgütlü Halk Heptir, Örgütsüz Halk Hiçtir, Örgütlü Halk Yenilmez, Örgütsüz Halk Köle Halktır! Ayrıca hiçbir şey insanları ortak bir amaç uğruna birlikte direnmek, mücadele etmek kadar birleştiremez, birbirine tanıtamaz.” Necla Bacı da “Çünkü en zor anında buradasın ve herkese de umut oldu burası” diye ekledi. Biz de “Bu mücadele bizleri sizlerle, sizleri de bizlerle tanıştırmış oldu” diye ekledik.

Söyleşimizin devamında ülkede bir Parababaları düzeni olduğu ve bütün bu doğa katliamlarının müsebbibinin de sömürü düzeni olduğu görüşüne değindik. Sömürü düzeninin hâkimlerinin insan yaşamını, doğayı para için hiçe saydıkları dile getirildikten sonra, verilen mücadelelerin şu anda damla damla olduğu ama bu damlaların bu sömürü düzeninin hâkimiyetine son verecek bir mücadeleye, İkinci Kurtuluş Mücadelesine akması gerektiği görüşünde birleştik.

Necla Bacımız da saldırının yalnızca Akbelen Ormanında olmadığını, Kazdağları’nda, Türkiye’nin her yerinde olduğunu ve her yerde olanın farkına Akbelen’de yapılanlar yoluyla vardığını, o sayede öğrendiğini söyledi. İkizköy’deki tüm direnişçi kadınlarımıza, bundan sonra vereceğimiz her mücadeleye, Birinci Kuvayimilliyeci kadınların devamcıları olarak İkinci Kurtuluş Savaşçısı kadınların ruhu ile bakmak gerektiğini dile getirdik. Necla Işık Bacı da söyleşimizi tüm kararlılığı ve inancı ile “Bizde o ruh var zaten” diyerek sonlandırdı.

12 Ağustos 2021