Site rengi

Tasarım

İşe bak sen! Hayduda bak sen! Ülkenin düşürüldüğü duruma bak sen!

14.01.2024
300
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

Gerçekten de işe bak sen!

ABD Emperyalisti, parasını peşin ödediğimiz F-35 savaş uçağını vermediği gibi parasını da geri vermiyor. Üstelik bir de depo parası istiyor. Ayrıca ülkemizi F-35 projesinden çıkartarak Türkiye’de üretilen parçaları da başka ülkelerde üretmeye başlıyor…

Haydut yani.

Bunun karşılığında Tayyipgiller ne yapıyorlar?

Kocaman bir hiç!

Ya da yalvar yakar, teknolojisi daha eski olan F-16 Blok 70 Viper ve 79 adet de modernizasyon kiti almak istiyorlar.

Onu bari alabiliyorlar mı? Ya da ABD Emperyalisti veriyor mu?

Alamıyor! Vermiyor!

Onu bile vermek için şart üstüne şart koşuyor…

Ve bizim vatan ve halk düşmanları bu şartları yerine getirmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.

Ne yapıyorlar?

BOP’un Eşbaşkanı Tayyip

görevini yerine getiriyor

En başta, ABD’nin, Türkiye’nin de içinde olduğu Ortadoğu’dan Afrika’ya 22 Ülkenin sınırlarını değiştirme, yeni devletler-devletçikler yaratma projesi olan “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)”un hayata geçmesi-geçirilmesi için eşbaşkan olarak elinden geleni yapıyor.

Irak, Libya, Suriye; BOP’un hışmına uğradı; bölündü, parçalandı… Ve yeni bir devletçik (şimdilik) çıktı ortaya: Müslüman İsrail olan ve şu anda 2 parçada hayata geçen Amerikancı Kürt Devletçiği-Devletçikleri…

Sırada İran ve Türkiye var. ABD Emperyalistleri bu iki devleti de bölüp parçalamak için elinden gelen her şeyi yapıyor. İran’da zorlanıyor. Çünkü tümüyle kendisine bağlı bir işbirlikçi yönetim yok iktidarda. Aksine, görünürde kendisine tümüyle karşıt bir iktidar var. Türkiye’de işi daha kolay, çünkü kendisinin iktidara getirdiği bir işbirlikçi iktidar var. Ve o iktidar, BOP’un hayata geçmesini baştan kabul ettiği için 22 yıl önce iktidara getirildi ve bugün de onun için iktidarda tutuluyor.

ABD Emperyalizmi, bu işbirlikçi iktidarı sonuna kadar kullanmak, işlerini onun eliyle halletmek istiyor. Yani maşa olarak kullanıyor AKP iktidarını. Ve burada, bu ilişkide; al gülüm ver gülüm kuralı işliyor. Ya da Kazan-Kazan prensibi hayata geçiriliyor. İki taraf da memnun bu ilişkiden ve devam eden süreçten…

ABD istediklerini almak için şartlar koşuyor, AKP şartlara direniyor görünüyor ama sonuçta uyuyor. Dolayısıyla ABD, istediklerini sırasıyla alıyor. AKP, istenilenleri sırasıyla veriyor. Bu ilişkide egemen olan, efendi olan ABD olduğu için o hep istiyor ve AKP hep veriyor… Ama iktidarda kalıyor. Vurgun ve talanını, soygununu sürdürmeye devam ediyor.

Bundan büyük kazanç olur mu AKP’giller için?

Irak işgali sürecinde, “Çekiç Güç”ü yerleştirmek istedi ve yerleştirdi ABD. Sonuç: Irak Kürt Federe Devletçiği oldu. Tabiî bu süreçte iktidarda AKP yoktu. Ama başka bir işbirlikçi vardı: Turgut Özal ve onun hükümetleri…

Libya olayları başlangıcında Tayyip “Ne işi var NATO’nun Libya’da?” dediyse de hemen ardından Libya’ya operasyon için kurulan askeri harekâtın merkezinin İzmir olmasını kabul etmek zorunda kaldı.

Suriye bataklığı

BOP’un eseridir-sonucudur

Suriye olayları tümüyle tuzak oldu Türkiye için, Türkiye Halkı için. Daha olaylar başlatılmadan ve başlatılabilmesi için Türkiye’de kamplar kuruldu, Suriye ve diğer ülkelerden gelecek Ortaçağcı çetelerin barınması, eğitilmesi, donatılması için. Türk Ordusu, binlerce askerini Suriye’ye sokmak zorunda kaldı. Kalıyor. Ve habire şehitler geliyor bölgeden. Yüzlerce oldu şehit sayısı. Türkiye Halkının alınterinden harcanan milyarlarca dolar hariç. Kaldı ki milyarlarca dolar da harcanmaya devam ediyor.

Ve Suriye olaylarının sonucunda, Suriye’nin kuzeyinde yeni bir Amerikancı Kürt devletçiği ortaya çıktı: Rojava Özerk Yönetimi!

İdlib bölgesi, bugün için Suriye Yönetiminin kontrolü dışında kalsa da kısa ya da orta vadede tekrar egemen Suriye Devletinin bir parçası olmaya devam edecek. Suriye Yönetimi orayı da kontrolü altına alacak. Biz, yaptığımız onca harcamanın, verdiğimiz yüzlerce şehidin sonunda oradan çıkacağız. Çıkmak zorundayız da zaten. İşgal ilanihaye sürdürülemez. Uluslararası Hukuk, Devletler Hukuku, BM kuralları ve kararları gereği işgalciyiz orada.

ABD ve AKP işbirliği bir de “Mülteci-Göçmen” denilen, aslında İşgalci-İstilacı konumunda bulunan milyonlarca Suriyeli ve Afgan ve başka ülkelerden toplanmış toplamda 13-15 hatta 17 milyon civarında insanı da ülkemizde topladı. Ülkemizin demografik yapısı değişiyor, değiştiriliyor. Kilis gibi kimi şehirlerimizde ve ilçelerimizde bunların sayısı Türk nüfusunu (yerli nüfusu) geçmiş durumda. Daha da geçecek zaten…

İşte bütün bunlar bir plan, proje çerçevesinde yapılan şeyler. Öyle, şeylerin kendiliğinden oluşu değil.

BOP’un ana amaçlarından birisi de, bölgedeki İsrail karşıtı ülkeleri bölüp parçalamak ve böylece İsrail’in güvenliğini sağlamaktı. İşte yaşanan olaylar bu gerçekliği tekrar tekrar gözler önüne seriyor. Bugün İsrail, bölgede neredeyse köpeksiz köyde değneksiz geziyor. Çünkü Irak, Libya tümüyle devreden çıkartıldı. Suriye ise zayıflatıldı. Diğer Müslüman geçinen Arap Devletlerindeyse tık yok! Burada sadece Yemen’deki Husi’leri ayrı tutabiliriz. Onlar, güçleri oranında bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.

Son Filistin olayları bu gerçekliği bir kez daha somutça kanıtladı. Son olaylarda bir kez daha netçe görüldü ki, İsrail=ABD’dir! Hatta AB’dir!

S-400’ler

Neden aktif değiller?

ABD’nin Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarını vermemesi ve projeden çıkartmasının gerekçelerinden en önemlisi Türkiye’nin Rusya’dan S-400 Füzelerini almasıydı.

Evet, AKP’giller S-400 Füzelerini aldılar. Ama aktive edebildiler mi? Yani kullanıma hazır hale getirebildiler mi?

Hayır! Çünkü ABD bunu engelliyor.

Ve bakın bunu Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler 17 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştirdiği “Yıllık Değerlendirme Toplantısı”nda nasıl itiraf ediyor:

“S-400 NE KADAR SÜREDE AKTİVE OLUYOR:

“Bugün bir ülke ‘2 saat sonra taarruz ediyorum’ diyerek, başka bir ülkeye saldırmıyor. Yani kimsenin haberi olmadan bir ülkenin başka bir ülkeye hava saldırısı yapması çok zor. Biz de ihtiyaç hâsıl olduğunda S400’leri kullanmakta tereddüt etmeyeceğimizi defalarca dile getirdik.” (https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/milli-savunma-bakani-guler-f-16da-somut-gelismeler-bekliyoruz-42377234)

Bakın; “dile getir”mişler…

Oysa esas soru; aktif mi, değil mi? Soru bu kadar net. Cevap o kadar muğlak, belirsiz…

NATO’nun Genişlemesi Sorunu

Ya da

İçyüzlerin ortaya çıkması

ABD’nin F-16’ları ve modernizasyon kitlerini vermesinin bir diğer şartı neydi?

Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmasına karşı çıkmayarak NATO’nun Genişlemesine onay vermesiydi.

Bildiğimiz gibi, “NATO’nun temelleri, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Fransa ve İngiltere’nin, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Brüksel Paktı altında kolektif savunma için bir araya gelmesiyle atıldı. Brüksel Paktı, bir sene sonra ABD, Kanada, İzlanda, İtalya, Portekiz, Norveç ve Danimarka’nın da katılmasıyla yerini NATO’ya bıraktı.

“NATO, böylece 1949’da 12 ülkeyle kurulmuş oldu.

“Açık kapı” politikası izlediği için NATO, yıllar içinde 8 kez genişleyerek üye sayısını 30’a çıkardı.

“İlk genişleme, Türkiye ve Yunanistan’ın 1952’de NATO’ya katılmalarıyla oldu. 1955’te o zamanki adıyla Federal Almanya, 1982’de İspanya ittifaka katıldı.

“1999’a gelindiğinde Çekya, Macaristan ve Polonya, 2004’te Bulgaristan, Letonya, Litvanya, Estonya, Romanya, Slovakya ve Slovenya, 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017’de Karadağ NATO’ya girdi.

“Son genişleme, 2020’de Kuzey Makedonya’nın katılımıyla oldu.” (https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nato-9uncu-genislemesine-hazirlaniyor/2626483)

Gördüğümüz gibi, başlangıçta 12 ülke ile Emperyalist Batı Devletlerinin katılımıyla kurulan NATO, özellikle 1990’lı yıllarda Sosyalist Kamp’ın çökmesiyle birlikte, Varşova Paktı’na üye iken kamp değiştiren Çekya, Macaristan Polonya, Bulgaristan, Letonya, Litvanya, Estonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Arnavutluk devletlerin katılımıyla genişlemiş ve üye sayısı 30’a çıkmıştır.

İşte özellikle Rusya’ya karşı Finlandiya ve İsveç’i de üye alarak bir kez daha genişlemek istemiştir NATO geçtiğimiz yıllarda. Türkiye ise özetçe; “bu devletlerin PKK’yi savunduğunu, teröre destek verdiklerini”, öne sürerek ve “bundan vazgeçmeleri, teröristleri iade etmeleri”, şartıyla onay vereceğini söylemiştir başlangıçta. Ama kazın ayağı öyle olmamış, tam aksine şart koşan ABD ve NATO olmuştur gerçekte. Nihayetinde de hiçbir “somut” kazanım elde etmeden Finlandiya’nın üyeliğine “evet” demiştir Türkiye.

Hem de İktidarı ve muhalefetiyle birlikte.

Mecliste, bir savaş örgütü olan, halkların düşmanı olan NATO’nun Genişlemesine karşı bir tek “Hayır” oyu çıkmamıştır.

O günkü HDP, bugünkü DEM Parti zaten NATO’cudur. Gizlemez bunu da. NATO’nun Genişlemesine karşı olmadığını, aksine genişlemesinden yana olduğunu da açıkça söylemiştir, savunmuştur.

Bugün “Sol”, “Sosyalist” icabında “Komünist” muhalefeti oynayan-oynatılan TİP de “Seçimler için fotoğraf çektirme” bahanesiyle Meclisteki oylamaya katılmamış, zımni olarak “Evet” oyu vermiştir…

Başka türlüsü olabilir miydi?

Olamazdı!

Çünkü Kürt Halkının oylarıyla TİP’lileri Meclise sokan HDP-DEM’di. Yani Efendi olan oydu. Ve TİP’liler onlara tabi olmak zorundaydılar. Oldular.

Ne acınacak bir durum…

Yani al birini vur ötekine. Ha AKP-MHP, ha CHP-DEM-TİP… hiçbir farklarının olmadığının kanıtı olmuştur bu oylama…

Sonuçça Finlandiya NATO’nun 31. Üyesi oldu.

AKP’giller istediklerini elde ettiler mi?

Hayır. Verilen “söz”ler dışında hiçbir somut talepleri karşılık bulmadı.

Kimse senin sözde restini

yemiyor Tayyip!

Şimdi İsveç’in üyeliği gündemde. AKP’giller yine sözde talepler dayatıyorlar. Ama onun üyeliğini de kabul edecekler. Çünkü NATO’nun da Efendisi olan ABD öyle istiyor. Ve şartı o koşuyor Türkiye’ye-AKP’giller’e: F-16’ları ve modernizasyon kitlerini almak istiyorsan İsveç’in üyeliğine “Evet” diyeceksin, diye…

Şimdi, biraz geriye gidelim ve süreci hatırlayalım.

“S-400 ve F-35 krizi: Erdoğan ‘Geri adım atmamız söz konusu değil, ABD ya uçaklarımızı verecek ya da paramızı’ dedi”

Ne zaman?

30 Eylül 2021’de.

Reste bak reste(!)

“(…) Mesela F-35 sorunu ne olacak? 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yapmışız. Bu ne olacak? Bunların akıbetini görmemiz lazım. Biz elimizde bol para var da bunları etrafa saçan bir ülke değiliz. Bu paraları da kolay kolay kazanmadık, kazanmıyoruz. Ya uçaklarımızı verecekler ya da parayı verecekler.” (https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-58746302)

30 Eylül 2021’de; “Ya uçaklarımızı verecekler ya da parayı verecekler”, diye rest çeken Erdoğan, aradan geçen 4 aydan sonra, 1 Şubat 2022’de aşağıdaki açıklamayı yapmış:

“Erdoğan’dan ABD’ye: Bize vermeleri gereken F-35’lerimizi vermediler, hâlâ oyalıyorlar”

Yani ABD’liler ne uçakları vermişler ne de paramızı!

Tayyip de restini geri çekmiş. Ne diyor?

“Bize vermeleri gereken F-35’lerimizi vermediler, hâlâ oyalıyorlar. Şu anda da kendileriyle Savunma Bakanlığımız bazı görüşmeler yapmak suretiyle ‘Bu problemi çözelim.’ diyoruz. Çünkü biz Amerika’yla ters yüz olmak istemiyoruz. Çünkü birçok alanda kendileriyle attığımız adımlar var. Bununla ilgili Savunma Bakanlığımız muhatabıyla bu çalışmayı da sürdürüyor. Gerek F-16’ların modernizasyonu veya yeni bazı F-16’ları bize vermek suretiyle bunu da çözmenin gayreti içerisinde olacağız.” (https://www.indyturk.com/node/466921/siyaset/erdo%C4%9Fan%E2%80%99dan-abd%E2%80%99ye-bize-vermeleri-gereken-f35lerimizi-vermediler-hala)

Yine 30 Eylül 2021 tarihli açıklamasında şöyle diyor Tayyip:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede, savunma alanında, savaş uçakları ve denizaltılar ile ilgili atılabilecek adımların da gündeme geldiğini söyledi.

“Türkiye’ye dönüşte uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmenin gündemine ilişkin, ‘ağırlıklı olarak savunma sanayiinden siyasi ve askeri konulara kadar atabileceğimiz ortak adımlar ve beraber yapabileceğimiz yatırımlar oluşturdu’ dedi.

“Erdoğan, ABD ile Türkiye arasında kriz yaratmaya devam eden S-400 füze savunma sistemi konusunda geri adım atmalarının söz konu olmadığını vurguladı.

“S-400’lerin alım sürecinin devam ettiğini belirten Erdoğan, ‘Uçak motorları konusunda da aynı adımı atacağız. Bir diğer konu, gemi inşasında da yine beraber birçok adım atabiliriz. Denizaltılara varıncaya kadar, burada da yine Rusya ile müşterek adımlarımız inşallah olacaktır’ dedi.” (https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-58746302)

Yani 30 Eylül 2021’de Rusya’dan SU-35 ve SU-57 uçak vb. savaş araç gereçlerini alacaklarını söyleyen Tayyip, bundan vazgeçmek zorunda kaldı ABD’nin baskısı sonucu.

Savaş uçakları konusunda Tayyip’in geldiği nokta şu:

“(…) F-35’lerde Amerika bu tavrını koyunca o zaman dedik ki ‘F-16’larla ilgili atacağınız adımları atın. Hiç olmazsa F-16 ve onun parçalarını bize vermek suretiyle biz bu münasebetlerimizi aynı kararlılıkla devam ettirelim.’ O konuda bazı olumlu gelişmeler var. Temenni ediyorum ki bu olumlu gelişmeleri devam ettiririz.” ifadelerine yer verildi.” (https://www.savunmasanayist.com/erdogandan-abdye-patriot-ve-f-35-elestirisi/)

Nereden nereye…

“ABD ya uçaklarımızı verecek ya da paramızı’” noktasından “Hiç olmazsa F-16 ve onun parçalarını bize ver”in…

Zavallılığa, çaresizliğe, yalvarmaya bakın…

Rus yapımı SU-35’ler ve SU-57’lerin alımı konusu ne oldu?

Aynen tekerlemedeki gibi:

– Komşu, komşu!

– Hu, hu!

– Oğlun geldi mi?

– Geldi

– Ne getirdi?

– İnci, boncuk.

– Kime, kime?

– Sana, bana.

– Başka kime?

– Kara kediye

– Kara kedi nerede?

– Ağaca çıktı

– Ağaç nerede?

– Balta kesti

– Balta nerede?

– Suya düştü.

– Su nerede?

– İnek içti.

– İnek nerede?

– Dağa kaçtı.

– Dağ nerede?

– Yandı, bitti kül oldu

F-16’lardan umudu kesen Tayyip ve AKP’giller şimdi Airbus, BAE Systems ve Leonardo tarafından temsil edilen Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya’dan oluşan bir konsorsiyum tarafından üretilen Eurofighter uçaklarını almak için çaba sarf ediyor.

Onu bari olsun alabiliyor mu?

Onu da alamıyor!

Vermiyorlar!

Onun satışına da görünürde Almanya karşı çıkıyor.

“Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Eurofighter savaş uçağının tedarik sürecine ilişkin konuştu.

“Güler, Almanya’nın bu konudaki tavrını eleştirdi.  ‘Hem İspanya hem İngiltere özellikle herhangi bir problem yok zaten böyle olması lazım. Bir müttefikin, öbür müttefike böyle bir şeyi vermiyorum diyebilmesinin açıklaması yok aslında. Onlar da çok zor durumdalar ama inşallah ilgili müttefiklerimiz de bunları bu konuda bir noktaya getirir diye düşünüyoruz’ dedi.” (https://www.trthaber.com/haber/gundem/bakan-gulerden-almanyaya-eurofighter-tepkisi-819818.html)

Almanya mı karşı çıkıyor, ABD mi karşı çıkarıyor bu da belli değil ha…

Yukarıda dedik ki, görünürde, Türkiye İsveç’in NATO’ya katılmasının şartı olarak F-16 uçaklarının satışının onaylanmasını ve modernizasyon kitlerinin verilmesini istiyor. Ama gerçek, ABD’nin şart koştuğudur. Uçakları ve kitleri almak istiyorsan, İsveç’in NATO üyeliğine “Evet” diyeceksin!

Gerçeğin bu olduğunu, bizzat ABD’nin şart koştuğunu da yine Tayyip itiraf etti. Şöyle söyledi 28 Eylül 2023’te Azerbaycan dönüşünde gazetecilerle konuşurken:

“Zaten İsveç’i F-16 ile bağlı hale getiriyorlar. Yani diyorlar ki bunu halledin. Kanada aynı şeyi yapıyor, Amerika da aynı şeyi yapıyor. Biz de diyoruz ki, ‘sizin kongreniz varsa bizim de parlamentomuz var.’ Biz parlamentomuzu geri plana atamayız ki.” (https://bianet.org/haber/abd-f-16-satisini-onaylarsa-erdogan-da-isvec-in-nato-uyeligini-onaylatacak-285467)

Demek ki neymiş?

İsveç’in NATO üyeliğine onay ver, evet de, biz de sana F-16’ların, kitlerin satışını düşünelim. Parlamentomuzu zorlayalım…

Gelinen son nokta ne bu konuda?

Bakan Güler’in sözleriyle: ABD ipe un seriyormuş!

“ABD ile F-16 görüşmeleri | Bakan Güler: İpe un serme yaklaşımı kabul edilebilir değildir”

“(…)

“Güler, ABD’den F-16 savaş uçağı alımına ilişkin sürece, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğine, NATO’nun Türkiye için anlamına dair soru üzerine şunları anlattı:

“ABD başta olmak üzere müttefiklerimizin milli güvenliğimizi doğrudan etkileyen konulardaki yanlış tutum ve yaklaşımlarını düzeltmesi gerekmektedir. ABD’den 40 adet F-16 Blok 70 Viper alımı ile 79 adet modernizasyon kiti talep ettiğimiz süreci takip ediyoruz. ABD ile teknik toplantılar tamamlandı. Bir an evvel olumlu ve somut adımlar atılarak sürecin başlatılmasını beklediğimizi muhataplarımıza iletiyoruz. Konunun sürüncemede bırakılması, ipe un serme yaklaşımı kabul edilebilir değildir.” (https://www.ntv.com.tr/turkiye/abdile-f-16-gorusmeleri-bakan-guleripe-un-serme-yaklasimi-kabul-edilebilir-degildir,Ty2CvS0AxEqfsW9wjAVKNA)

Ne zaman söylüyor bunu Güler?

4 Ocak 2024’te. Yani bundan 3 gün önce!

Sizde onur, gurur diye

bir şey yok!

Yani ne parasını peşin verdiğimiz F-35’leri alabildik, ne paramızı geri alabildik. Ne de F-16’ları ve modernizasyon kitlerini… Ne Eurofighter savaş uçağını, ne SU-35 ve 57’leri…

Yani; sıfıra sıfır elde var sıfır mı?

O bile değil.

İtibarı sarsılan, küçümsenen, aşağılanan bir ülke…

Nerede itibar, onur, saygınlık, gurur?..

Boşuna aramayın, bulamazsınız. Yok ki, olmayan şeyi nasıl bulacaksınız!..

Onların itibardan anladığı; vurgun, talan, soygunlardan elde ettikleriyle, halkın alınterinden yaptırdıkları Kaçak Saray’ları, Kaçak Külliye’leridir… Bu Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının siyası plandaki temsilcileri Tayyipgiller-AKP’giller “İtibardan tasarruf edilmez” diyerek onları anlar… İtibardan anladıkları sadece budur. Bundan ibarettir

Siz, ta 1930’lu yıllarda yerli üretimle üretilen uçak, otomobil tesislerimizi teknolojinin son sözünü kullanarak geliştirmek varken, yeni yeni fabrikalar kurmak varken, Cumhuriyet’in kazanımları olan fabrikalarımızı, Özelleştirme adı altında yerli yabancı Parababalarına peşkeş çekerek tümüyle ortadan kaldırırsanız, elbette bu sonuçlarla karşılaşırsınız. Bunda şaşılacak bir durum yoktur…

Varsın olsun bakalım. Bugünler de geçecek…

Birinci Kuvayimilliye sürecinde, ülkemizi işgal etmiş Yedi Düveli (Amerika da içlerinde olmak üzere Batılı Emperyalistleri) yenerek, Dünyanın Zafere ulaşmış İlk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı veren ve bunun sonucunda Hilafet ve Saltanatı ortadan kaldırarak Laik Cumhuriyet’i kurmuş bu halk, ikinci Kuvayimilliye’yi de-İkinci Kurtuluş Savaşı’nı da Gerçek Devrimciler önderliğinde başaracak ve Ulusal Kurtuluşu, Sosyal Kurtuluşla taçlandıracaktır.

Bundan adımız gibi eminiz!

Er ya da geç ama mutlaka biz kazanacağız!

7 Ocak 2024