İşe bak! Tayyip’e bak!

07.11.2021
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

Mızıldanmanın, acizliğin böylesi de fazla oluyor…

“Asrın Lideri”nin düştüğü acizliğe bakın. Ne diyor güç bela görüştükleri ABD Başkanı Biden’la olan görüşmeden sonra?

“Biden’ın F-16’lar Konusunda Yaklaşımı Olumlu”

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G-20 zirvesi sonrası Roma’da düzenlediği basın toplantısında ABD Başkanı Joe Biden’la yaptığı görüşmeyi ve diğer temaslarını değerlendirdi. ABD’nin Suriye’deki terör örgütlerine yönelik desteği konusundaki üzüntümüzü ifade ettik diyen Erdoğan, Biden’ın F-16’lar konusunda yaklaşımını olumlu bulduğunu kaydetti.

“Erdoğan, Suriye’de bulunan PKK, PYD, YPG gibi terör örgütlerinin ABD’den aldığı desteğin NATO üyesi Türkiye tarafında üzüntüye neden olduğunu ve bunun ilişkileri zedeleyen bir durum olduğu konusunu gündeme getirdiğini kaydetti. Erdoğan bundan sonraki sürecin bu şekilde devam etmeyeceği görüşünü dile getirdi.” (https://www.amerikaninsesi.com/a/bidenin-f-%CC%87%CC%8716lar-konusunda-yaklasimi-olumlu/6292992.html)

“Sayın Biden ile samimi ve yapıcı havada bir toplantı yaptık. (…) Hepsinden öte tabiî bizim bu F-35 konumuz var. Malum bizim 1 milyar 400 milyon dolarlık yaptığımız bir ödeme var. Bununla ilgili olarak da F-16 tedarikini müzakere ettik. Bu konuda da kendilerinden olumsuz bir yaklaşım görmedim. Tam aksine yine bununla ilgili de Savunma Bakanlarımız birbiriyle görüşecekleri gibi Dışişleri Bakanlarımız da muhataplarıyla görüşerek inşallah iki ülke ilişkilerini ilgilendiren bu hassas konuyu da neticelendirmeyi umuyoruz. Biden “Çok kısa zamanda netice alamayabiliriz. Biliyorsunuz iki farklı bölümden, Temsilciler Meclisi ve Senato’dan geçiyor. Malum, durum 50-50 ama ben elimden geleni yapacağım” dedi. Ben de kendisine ‘Bunu başarabileceğinize inanıyorum ve bu konuda şu anda ağırlığın sizde olduğunu görüyorum’ dedim. İnşallah Savunma Bakanlarımız da birbirleriyle görüşmeleri devam ettirecekler. Bugünkü toplantıya katılan arkadaşlarımızın bu işi yakın markajda tutmasıyla inşallah bunu nihayetlendirirsek, burada iki tane önemli başlığımız olacak; biri tedarik, biri de elimizdeki F-16’ların modernizasyonu. Bunların da o arada inşallah yapılma durumu söz konusu olacak.” (https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/son-dakika-erdogan-biden-ile-anlastigini-acikladi-1881218)

Ne diyor Tayyip bir kez daha?

“PKK, PYD, YPG gibi terör örgütleri (…) ABD’den deste”k alıyor.

Ee, bu belli kaç on yıldır. Garp Cephesi’nde yeni bir şey mi var sanki? Binlerce TIR askeri malzemeyi verdi ABD, PKK-PYD-YPG’ye. Koruyup kolluyor onu Suriye’de. ABD’nin koruması sayesinde tutuyor Suriye’deki bölgeleri. Onun bayrağı altında savaşıyor Suriye Halkına karşı. Elbirliğiyle çalıyorlar ele geçirdikleri petrol bölgesinden çıkan petrolü. Ve satıp para kazanıyor PKK, PYD, YPG. Bunu bilmeyen mi var? Bunu sağır sultan bile biliyor!

Ee, sen ne diyorsun ABD Başkanına?

“Eyy ABD!” diyor musun? “Eyy Biden!” diyor musun? Diyebiliyor musun?

Yoo…

Ne diyorsun?

“NATO üyesi Türkiye tarafında üzüntüye neden olduğunu ve bunun ilişkileri zedeleyen bir durum olduğu konusunu gündeme getirdiğini”, söylüyorsun.

Komik oluyorsun be Tayyip! Güldürüyorsun dünyayı kendine.

E hani “Eyy” nidan? Hadi efelensene karşısında Biden’ın.

Yok. O sadece “hülooğğ”cularının gazını almak içindir, değil mi?..

 

Haydut, haydutluğa devam ediyor

Bir acizliğin de ne?

Hani ABD’nin F-35 savaş uçağı projesindeydik. Onun parçalarının bir kısmı da Türkiye’de üretiliyordu. Ve siz o uçaklardan onlarcasını satın almak için “anlaşma” imzalamıştınız ABD’yle. Ve üstelik bu uçakların parasının 1 milyar 400 milyon dolarını da peşin ödediniz. Bu uçakların kullanımını öğrenmek için pilotlarımız ve teknisyenlerimiz ABD’de eğitim de almıştı.  Ve Teslim Töreni yapılmıştı ABD’de. Uçaklara Türk bayrağı da asılmıştı. Sonra ABD size “yaptırım” olarak, bu uçakları satmaktan vazgeçti. Ve sizi F-35 Programından çıkardı. Pilotlarımızı ve teknisyenlerimizi geri gönderdi. Artık Türkiye’de parça üretilmeyecek, dedi. Uçaklar da verilmeyecek, dedi. Vermediler. Haydutluk yaptılar tam anlamıyla.

Ya sen-siz ne yaptınız?

ABD’li bir şirkete milyonlarca dolar ödeyerek, bu uçakların parasını nasıl alırız araştırması yaptırdınız. Yani ABD’ye bir de bunun için on milyonlarca dolar ödediniz…

Sonuç?

Sonuç yok! ABD vermiyor uçakları!

Ve siz bunu kabullendiniz.

Şimdi ne yapıyorsunuz?

F-35’leri vermiyorsunuz. Parasını da vermiyorsunuz. O zaman sizin bize daha önce satmış olduğunuz F-16 uçaklarının modernizasyonunu yapın, bari, diye rica ediyorsunuz. Bir de tekrar F-16 uçağı sat, diyorsunuz.

“Bu konuda da kendilerinden olumsuz bir yaklaşım görmedim. Tam aksine yine bununla ilgili de Savunma Bakanlarımız birbiriyle görüşecekleri gibi Dışişleri Bakanlarımız da muhataplarıyla görüşerek inşallah iki ülke ilişkilerini ilgilendiren bu hassas konuyu da neticelendirmeyi umuyoruz.”

“Olumsuz bir yaklaşım görmüyorsun”, öyle mi?

Eyy Biden! Ne demek bu, diyemiyorsun değil mi?

Bu arada, Biden bir de not düşmeyi ihmal etmiyor. Topu Temsilciler Meclisi ve Senato’ya atıyor. Sen de bu yeme anında atlıyorsun ve sözde gaz veriyorsun Biden’a:

“Ben de kendisine ‘Bunu başarabileceğinize inanıyorum ve bu konuda şu anda ağırlığın sizde olduğunu görüyorum’ dedim.”

Ve yine: “İnşallah Savunma Bakanlarımız da birbirleriyle görüşmeleri devam ettirecekler. Bugünkü toplantıya katılan arkadaşlarımızın bu işi yakın markajda tutmasıyla inşallah bunu nihayetlendirirsek, burada iki tane önemli başlığımız olacak; biri tedarik, biri de elimizdeki F-16’ların modernizasyonu. Bunların da o arada inşallah yapılma durumu söz konusu olacak.”

Yani inşallah maşallah gidiyorsunuz birlikte… Allah yolunuzu açık etsin mi diyelim, ne diyelim?..

Yani kaptırdığınız parayı kurtarmaya çalışıyorsunuz…

Ee, ABD niye satmasın bu uçakları?

Satar. Şimdilik nazlanıyor görünse de satar. Çünkü yeniden milyar dolarlar kazanacak. Üstelik de eski teknoloji ürünlerini elden çıkarmış olacak bu sayede…

Bu alışverişten yine kim kazançlı çıkacak?

ABD!

Bir şey daha var. Bir de Rusya’dan satın aldığınız, parasını da ödediğiniz S-400 Füzelerini de aktif hale getiremediniz ABD’nin baskıları, yaptırım tehditleri sonucu.

Bunun diyeti olarak da ABD’den F-16 savaş uçakları almaya kalkıyorsunuz…

Yani nereden baksanız, ahmakça işler yapıyorsunuz. Utanç verici işler yapıyorsunuz.

Nerede Reislik! Nerede “Eyy ABD!”ler?

Yok! Olamaz da! İçeride aslan, dışarıda kedisiniz siz. Efendileriniz, iktidara getiricilerin ve götürücüleriniz karşısında yamyassı olursunuz siz.

 

Mavi vatanı da sattın sen Tayyip!

Görüşmeyle ilgili bir şey daha söylüyorsun. Diyorsun ki Mavi Vatan konusunda:

“DOĞU AKDENİZ

“Beyaz Saray’dan ikili görüşmeye dair yapılan yazılı açıklamada Türkiye’nin Afganistan’daki NATO misyonuna yaklaşık yirmi yıldır yaptığı katkılardan dolayı Biden’ın görüşmede takdirini dile getirdiği belirtildi. Açıklamada “Liderler, Suriye’deki siyasi süreci, ihtiyaç sahibi Afganlara insani yardımın ulaştırılmasını, Libya’daki seçimleri, Doğu Akdeniz’deki durumu ve Güney Kafkasya’daki diplomatik çabaları ele aldı” denildi.

“Ancak Cumhurbaşkanlığı ve Erdoğan tarafından yapılan açıklamalarda ise görüşmede bölgesel konulara değinilmediği söylendi.

“Yaptığı açıklamada Doğu Akdeniz konusunun gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine Erdoğan, “Bugünkü görüşmede, Doğu Akdeniz gündemimize gelmedi. Gelmediğine göre de Sayın Biden’ın gündeminde değil, benim de gündemimde değil” yanıtını verdi.” (https://www.birgun.net/haber/dogu-akdeniz-ve-f-16-lar-aciklamalardaki-celiskilerle-erdogan-biden-gorusmesi-364069)

Gördük mü itirafı?

Mavi Vatan, “gündemimde değil”, diyor Tayyip!

“Bugünkü görüşmede, Doğu Akdeniz gündemimize gelmedi. Gelmediğine göre de Sayın Biden’ın gündeminde değil, benim de gündemimde değil”

Iktırmış seni Antalya Limanı’na, bağlatmış gemilerini buraya. Dolayısıyla amacına erişmiş Biden.

Niye gündeminde olsun? Niye gündeme getirsin Biden? Akılsız mı?

Ama sen, satıyorsun Mavi Vatanımızı da, sattığın Vatanımız gibi…

Ne diyor Ruhi Su Usta?

 

Sabahın bir sahibi var

Sorarlar bir gün, sorarlar

 

Soracağız Tayyip bu ihanetlerinin hesabını. Ve adil mahkemelerde, bağımsız ve vicdanının sesini dinleyen yargıçlar tarafından yargılanıp bugünkü kanunlar çerçevesinde, vereceksin tek tek işlediğin suçların hesabını. Ve tanışacaksın çelik bilezikle. Bundan kaçışın, kurtuluşun yok…

Ve yine ne diyor Ruhi Su?

 

Biter bu dertler, acılar

Sararlar bir gün, sararlar

 

Evet, bir gün mutlaka bitecek bu dertler, acılar. Bundan adımız gibi eminiz. Kuracağız Halk İktidarını.

 

Suriye ihanetin de devam ediyor Tayyip!

Şimdi bir de yeniden Suriye’de PKK-PYD-YPG’ye karşı operasyon, harekat yapacağız, diyorsunuz. Bunun hazırlıklarını yapıyorsunuz. Sınırlarımız tehdit altında, diyorsunuz. Ve ABD’den onay istiyorsunuz.

Sadece ABD’den mi?

Hayır. Rusya’dan ve Suriye’den de onay almanız gerekiyor. O bölgelerde Rus ve Suriye Ordusu da var. Dolayısıyla onların da izni gerekiyor. Rusya’dan izinsiz kılınızı bile kıpırdatamazsınız. Uçaklarınızı, helikopterlerinizi uçuramazsınız. Çünkü Suriye hava sahasını Rusya kontrol ediyor.

E ne olacak?

İzin alacaksınız.

Verirler mi?

Şu konjonktürde verebilirler.

Niye?

Böylece, sizin sayenizde onlar (eğer olaylar bu yönde giderse) ellerindeki bölgeleri kaybederler. Kısa süreli siz olursunuz o bölgelerde. Ama orta vadede sizi oradan çıkarırlar. Çünkü siz de altına imza attığınız onlarca anlaşmayla Suriye’nin toprak bütünlüğünü onayladınız. Yabancı askeri güçlerin çekilmesini onayladınız. Onaylattı bunu size Rusya Soçi’de, Moskova’da…

Şark burası! Ortadoğu burası! Binlerce yıldır Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının yönetiminde kalmış topraklar buralar. Oyunlar bitmez burada. Hileler, dümenler, arkadan vurmalar bitmez ne yazık ki…

Sizin bu girişiminiz, tehditleriniz karşısında PKK-PYD-YPG ne yapıyor, karşılaştığı benzer durumlarda yaptığı gibi?

Rusya’ya ve Suriye’ye yanaşıyor. O da onlarla pazarlık yapıyor. Zaten siz ikiniz salıncaktasınız. Bir uçtan bir uca gidip geliyorsunuz. Rüzgâr nereden eserse o yöne dümen kırıyorsunuz. Çünkü ikiniz de efendilerinizin tahakkümü altındasınız. Bağımsız bir politikanız yok sizin. Efendileriniz, yapımcılarınız, yönetmenleriniz var sizin. Size ne görev verilirse onu oynuyorsunuz siz.

Arapça yayın yapan Al Nahar Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Cemil Bayık şunları söylüyor. Okuyalım 27 Ekim tarihli haberi:

“Bayık: Türkiye’nin kaygılarını giderecek bir çözüm üzerinde uzlaşırız

“(…)

“Rusya ile ilişkilerimiz bazen dolaylı bazen dolaysız olmuştur”

“Rojava konusunda da değinen Bayık, “Özerk yönetimin Kürtlere saldırmayan, Kürt halkını reddetmeyen her siyasi güçle ilişki kurması kadar doğal bir şey olamaz. Yine Rusya ile ilişkili olması kadar doğal bir şey olamaz” dedi.

“Bayık, “Bizim Rusya ile ilişkilerimiz bazen dolaylı bazen dolaysız olmuştur. Rusya’nın Türkiye ile ilişkilerine göre değişkenlik göstermektedir. Bizim ne Rusya’ya ne de başka bir ülkeye olumsuz yaklaşmamız yoktur” ifadelerini kullandı.

“(…)

“PKK’nin Suriye ilişkisinin bir tarihsel temeli vardır”

“PKK ile Şam arasındaki ilişkilere dair bir soruyu yanıtlayan Cemil Bayık, şu ifadeleri kullandı:

“PKK’nin Suriye ilişkisinin bir tarihsel temeli vardır. Yine Filistin halkı ve Arap halkıyla ilişkilerimiz vardır. Biz bunları unutmayız. Hafız Esad ve ailesiyle ilişkilerimiz de yakın ve sıcak olmuştur. Bizim ne Suriye karşıtlığı ne de Esad karşıtlığı yapmamız söz konusu olur.  Biz önceleri de ilişkilerimizi Kürtlerin genel çıkarı ve Kürt-Arap kardeşliği üzerinden kurmuştuk. Şimdi de böyle bir ilişki içinde olmak istiyoruz. Rojava’da yaşananlardan dolayı Beşar Esad yönetiminin bize soğuk ve olumsuz yaklaşımları olsa da biz benzer bir yaklaşım içinde olmadık. Onları anlamaya çalıştık. Onların da bizi anlamalarını isteriz.”

“Şam ile ilişkimizi hiç koparmadık; onlar koparmadıkça biz hiçbir zaman koparmayız” diyen Bayık, PKK lideri Abdullah Öcalan ile Esad ailesi arasındaki dostluğa hep değer verdiklerini, Şam’ın kendileri hakkında “olumsuz” bir şey söylemeyeceğini belirtti.

“Cemil Bayık, “Biz her zaman özerk yönetimin sorunlarını Şam’la çözmelerini istedik. Bu yönlü etkimizi kullanmaya çalıştık” diye konuştu.

“(…)

“Cemil Bayık, “Bizim Suriye’de önerdiğimiz ve doğru bulduğumuz çözüm ABD’nin varlığına değil; Suriye ile özerk yönetimin uzlaşmasına bağlıdır. Özerk yönetimin varlığı, siyasi yaklaşımı ve önerileri Suriye’de tek uzlaşı sağlanacak paydayı ifade etmektedir” dedi.

“Kürt sorununda devlet ya da devletçik biçiminde bir çözüm arayışımız yoktur” diyen Bayık, “Biz Türkiye’nin toprak birliği ve siyasi birliği yönündeki kaygıları giderecek bir çözüm üzerinde uzlaşırız. Demokratikleşen bir Türkiye ile uzlaşmamız zor olmaz” yorumunu yaptı.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/271020212)

Gördüğümüz gibi, Bayık görünürde doğru şeyler söylüyor. Ama şu ana kadar yaptıkları bunun tam tersi oldu netçe bildiğimiz, yaşayarak gördüğümüz gibi. ABD’nin komutası ve bayrağı altında, onun silahlarıyla savaşıyorlar Suriye yönetimine karşı. Suriye’de ABD Emperyalistlerinin örgütlediği, Eğitip-Donattığı Ortaçağcı çetelerle Suriye yönetimine karşı mücadeleyi içeren 11 maddelik yazılı anlaşmayı onlar yaptı, 2011 yılında. ABD’yle baştan itibaren işbirliği yaptı. Çünkü onlar artık Amerikanofiller. Onun çıkarlarına bağlılar. Kaderlerini ABD’ye bağladılar. Onların “sahadaki ortağı”, “kara gücü”, “iyi çocukları” oldular. Suriye Arap halkıyla aralarına kan davası sokanlar onlar oldu. Kaldı ki, Beşşar Esad ve Suriye Yönetimi de bu konuda somut adımlar attı. Ancak siz bunları reddettiniz. ABD’yle ve Ortaçağcı çetelerle iş tuttunuz.

Neyse, bunu geçelim…

Ancak vurgulamak gerekirse, elbette biz de Suriye’de Kürt ve Arap halkının ve diğer halkların eşit, kardeşçe birliğinden yanayız. Bir Federasyon çerçevesinde birliğinden yanayız.

Sonuç olarak, olayların zorlamasıyla da diyelim, doğru bir çizgiyi savunur görünüyorlar. Ne zamana kadar sürer bu? Bilinmez. ABD’nin tutumuna bağlı esas olarak…

Ne Kobani’ye yapacağın harekât ne İdlib’deki askeri gücün kalıcı değil, Tayyip. Er ya da geç Suriye’den dönüp geleceksiniz. Hem de yüz kızartıcı bir biçimde. Ve şehitler boş yere can vermiş olacaklar sizin yanlış, ABD, AB yanlısı politikalarınız yüzünden.

 

Yolun sonu görünüyor Tayyip

İşin zor be Tayyip.

Ekonomi batakta. Üstelik de; “Ekonominin sorumlusu benim ben”, diye bağıran sen olduğun halde, döviz aldı başını gidiyor, fiyatlar uçtu. İnsanlarımız İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminde yanıyor senin-sizin yüzünüzden.

Doğu Akdeniz’de çıkarlarımızı koruyacak gemiler tatilde. Limanda güneşleniyorlar.

AB sıkıştırıyor bir yandan. Vb…

Yani Tayyip; reislik kuru gürültüyle olmuyor. Ülkenin ve Halkın çıkarlarını korumakla gerçek lider, gerçek önder olunur. Bak, Beşşar Esad nasıl halkının kahramanı…

Ya Batılı Emperyalistlere karşı Birinci Kurtuluş Savaşı’nın dahi komutanı, gerçek lider Mustafa Kemal’e ne diyelim?..

İşte eğer sömürgenlere, vurgunculara, Vatan ve Halk düşmanlarına karşı savaşırsan kahraman olursun. Tam tersine sömürücülerin, vurguncuların, emperyalist haydutların emirlerini yerine getirirsen, onların istekleri doğrultusunda iktidara getirilirsen onların emirleri karşısında da boynun kıldan ince olur. Çünkü seni götürecek olanın da onlar olduğunu bilirsin. Sen de bunu adın gibi bildiğin için ve vurguncu, talancı Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının siyasi plandaki temsilcisi olduğun için, sınıf karakterin gereği Kamu Malına düşman olduğun için onlarla etle tırnak gibi kaynaşıyorsun. Ve onların emirleri doğrultusunda politikalar oluşturuyor, uyguluyorsun…

Nereye kadar?..

Yani Tayyip, senin için yolun sonu görünüyor…