KESK’teki Laiklik Takıntısı…

20.10.2019
A+
A-
KESK’teki Laiklik Takıntısı…

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu

KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu), Laiklik konusunda sürekli sıkıntı yaşayan bir örgüt durumunda. KESK ve Eğitim-Sen’in açıklamalarında, bildirilerinde, eylemlerinde özellikle laiklik sözcüğünü kullanılmıyor.

4+4+4 Medrese eğitim düzeninin uygulanmaya başlamasının üzerinden 6 yıl geçti. Şu andaki en güncel konu, semtlerimizdeki okulların imam hatiplere dönüştürülmesi. Yaşadığım Gaziantep şehrinde, semtimizdeki ortaokul imam hatip ortaokulu yapıldı. Vatandaş çocuğunu imam hatip ortaokuluna göndermek istemiyorsa, semtine uzak yerlerde ortaokul aramak zorunda kalıyor.

İşte Gaziantep’ten bir haber:

“Gazi Mahallesi’nde Kaşıbeyaz Ortaokulu ve Adnan İnanıcı İmam Hatip Ortaokulu var. İki okulumuzun da derslik sayısı 18. Kaşıbeyaz Ortaokulu’nda 18 derslik için 650 öğrenci var. Ortalama sınıf başına 36 öğrenci düşüyor. Adnan İnanıcı İmam Hatip Ortaokulu’nda ise diğer okul gibi 18 derslik olmasına rağmen 120 öğrenci bulunuyor. Sınıf başına ortalama 6 öğrenci düşüyor. İki okuldaki uçurum farkı” (https://www.gaziantep27.net/2-okuldaki-ucurum-farki-528751h.htm)

Memleketin pek çok yerinde aynı durum yaşanıyor.

KESK ve Eğitim-Sen bu konuda AKP hükümetine eleştiri yaparken laiklik sözcüğünü kullanmamaya özen gösteriyor. KESK’in laiklik ilkesini savunmamasının en kritik anı, şüphesiz 4+4+4 Kesintisiz Eğitim’e karşı 15 Eylül 2012’de yapılan büyük Ankara mitingidir. Bu mitingde atılan sloganlarda, laik eğitim savunusu yapılmaz. Laik eğitim sözünü, bir pankart dışında diğer pankartlarda da bulamazsınız. Dağıtılan bildirilerde de laik eğitim savunusu yoktur. Piyasacı, gerici, ırkçı eğitime karşı çıkılır. Çocukların mahallelerinden uzak okullara gönderilmesi eleştirilir.

KESK içinden ve dışından gelen eleştiriler nedeniyle Eğitim-Sen, Haziran 2013’te bir laiklik broşürü hazırlar. (http://egitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2016/02/Bilimsel-ve-Laik-E%C4%9Fitimi-Neden-Savunuyoruz.pdf)

Bu broşürde de laikliğin soyut bir savunusu yapılır, ülkemizde laik yaşamın gelişiminden, 1908 Jöntürk Devrimi’nden, Kurtuluş Savaşı’mızdan, Cumhuriyet’in ilanından, Hilafet’in kaldırılmasından, 27 Mayıs Politik Devrimi’nden, Köy Enstitülerinden söz edilmez.

Eğitim-Sen bu broşürde; TÖS ve TÖB-DER’e de sahip çıkmaz.

Daha sonraki yıllarda, sanırım tabandan gelen tepkiler üzerine, KESK laikliğe sahip çıkma kararı verdi. 28-29 Mayıs 2016 tarihlerinde 9 büyük şehrimizde; “Laik Eğitim, Laik Yaşam ve İş Güvencemizden Vazgeçmiyoruz! Baskı, Sürgün ve İşten Atmalara Karşı Alanlardayız!”, başlıklı mitingler yapıldı. Buralarda yine soyut bir laiklik savunusu yapılmıştır.

Aladağ’da pansiyonda kalan kız öğrencilerin hayatını kaybetmesi, Karaman’da Ensar Vakfı’na bağlı yurtlarda yaşanan olaylar sonrasında yapılan açıklamalarda Laiklik savunusu yapılmamaktadır. En son Eğitim-Sen Başkanının, eğitim-öğretim yılı nedeniyle, Tele 1 televizyonuna verdiği röportajda da laiklik sözcüğü geçmemektedir.

Bugün gelinen nokta çok dramatiktir. Bilimsel ve Laik eğitimin aşındırılması sonucunda, ülkede pozitif bilimler alanında gençleri yetiştirmek iyice zorlaşmaktadır. İlk ve Ortaöğretimde laik, bilimsel eğitimin verilmemesi öğrencilerin olayları anlama, yorumlama yeteneğini ortadan kaldırmaktadır. Öğrenci neden-sonuç ilişkisi içinde düşünmeyi bir tarafa bırakmaktadır. Her ile ve her yere açılan üniversiteler üniversite öğretiminin niteliğini iyice bozmuştur.

KESK eğitimde Ortaçağcı gidişe karşı, laik eğitimi savunmamaktadır. İlerici olmanın, demokrat olmanın, emekçiden yana olmanın en temel ilkesi laikliği her alanda savunmaktır. Futbol takımı tutar gibi sendika tumanın anlamı yoktur. Memleketin geldiği bu durumda kendine ilericiyim, demokratım diyen her Kamu Emekçisinin bu gerçekliği değerlendirmesi gerekir.