Korona salgını, insanlığın kurtuluşunun bilimsel sosyalizmde olduğunu bir kez daha Tarih sayfasına kaydediyor

08.04.2020
A+
A-

Prof. Dr. Özler Çakır

Covid-19 salgını, güzel ülkemin, insanlarımızın, eğitimimizin, bilimin-bilim kurumlarımızın Antika-Modern Parababalarının hayâsız düzeninde getirildiği içler acısı durumu tüm çıplaklığıyla bir kez daha gözler önüne seriyor.

Yıllardır halkımızın başına çöreklenen ve onu iliklerine dek sömüren İnsanlıktan nasibini almamış Tefeci-Bezirgân + Finans Kapital ittifakının, acımasız sömürü düzenlerini devam ettirebilmek için bu salgını bile nasıl fırsata çevirmeye çalıştıklarına tanık oluyoruz her gün.

Salgın nedeniyle 16 Mart 2020 tarihinde okulların tatil edilmesinin ardından 23 Mart’ta AKP’giller’in eğitim bakanlığının TRT-EBA TV’de “Uzaktan Ortaçağcı Zehirleme” projesi başladı. 18 yıllık iktidarları sürecinde, tüm eğitim kurumlarımızı Muaviye-Yezid, CIA-PENTAGON İslamı’nın karanlık dehlizlerine sürüklemek için ellerinden geleni yapan AKP’giller,  uzaktan eğitim sürecini de bu çirkin emelleri için kullanmaktan geri durmadılar. Çocuklarımızın akıl ve ruh sağlığı umurlarında bile olmadı, onlara idam sahneleri, kelle koparma sahneleri izlettirirken. Tek dertleri vardı, bu yolla da Ortaçağcı ideolojilerini aşılamak çocuklarımıza, gençlerimize. Onları kafadan silahsızlandırmak. Hep yaptıkları gibi, aynı zamanda suç da işlediler, bir insanlık suçu!

Yayının ardından beklemedikleri düzeyde muhalif tepkiler yükselince de Ziya Selçuk ekranlara çıkıp “özür” açıklaması yapmak zorunda kaldı. Ama ne dedi bu açıklamada?

“Görev dağılımında kendilerine güvenerek denetleme ihtiyacı duymadığım ekibin hazırladığı etkinlik saati görüntülerini ben de onaylamıyorum ve çocuklara uygun olmadığını düşünüyorum.” (https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/ebada-tepki-ceken-goruntu-ilk-gun-menderesin-idamini-izlettiler-5697264/)

Yani çok güvendiği bir ekip bunları özel olarak hazırlamış ve öğrencilerimize izlettirmiş. Ziya Selçuk şecaat arz ederken sirkatin söylemiş. MEB’in nasıl Ortaçağcıların elinde olduğunu ve bunların da bakan olarak kendisinin en güvendiği kadrolar olduğunu! Daha sonra, bu kadroların şecereleri de çıktı ortaya tabiî! Örneğin, ENSAR bağlantılı, “Değerler Eğitimi Merkezi” Kurucusu Mustafa Yılmaz’ı EBA TV ekranlarında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi verirken izledik. (http://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ozdemir-ince/milli-egitim-bakaninin-isleri-1730375, https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/uzaktan-egitimden-de-ensar-vakfi-cikti-5703364/)

İlk ve Ortaöğretimde bunlar olurken, bilimin, bilimsel düşünme ve çalışma yöntemlerinin insanlık yararına kullanılmasının insanlığın geleceği açısından ne kadar önemli olduğunun en açık biçimde gözler önüne serildiği Korona salgını günlerinde, üniversitelerimizden, bilim cephesinden yansıyanlar ne oldu?

Oluşturulan Bilim Kurulu üyelerinden, hemen her gün kanal kanal gezerek açıklamalar yapan, Profesör Mehmet Ceyhan’ın yaptığı bir konuşma bize; “Allah bizi böyle bilim insanlarından korusun!”, dedirtti. Yapılan konuşmanın çözümlemesi şöyle:

“Gıda kaynakları aritmetik artar, insan nüfusu geometrik artar. Eğer bu artış böyle devam ederse, insanlar yiyecek ekmek bulamaz. Şimdi bu Allah nasıl bir mekanizmayla ayarlamış bunu? İnsanlar belli bir ortalama yaştan daha uzun yaşayamaz. Bu neyle sağlanır? İşte siz… bakteri yaratmış Allah. Siz buna karşılık ilaçlar, antibiyotikler buluyorsunuz, öldürüyorsunuz. Bu sefer bakteriler bu dengeyi koruyabilmek için direnç geliştiriyor.  Virüsleri yaratmış. Allah neden virüsleri yaratmış? Yani hiçbir işe yaramıyorlar, kendi başına canlı değiller, sırf insanları öldürüyorlar. Neden yaratmış? Çünkü insanlar belli bir sayının üzerinde çoğalamaması gerekir. Yoksa kimse yaşayamaz. Siz ne yapıyorsunuz?  Bir virüse çiçek hastalığı çıkıyor, ona bir aşı yapıyorsunuz. Sonra bu sefer ne oluyor? Bir başka virüs çıkıyor ortaya ona da bir başka tedavi uyguluyorsunuz.” (https://tele1.com.tr/korona-bilim-kurulu-uyesi-ceyhan-allah-virusleri-yaratti-cunku-145261/)

Tıp alanında profesör olmuş bir kişinin açıklamalarına bakın. Tıp biliminin temelini oluşturan biyoloji biliminin, evrim ile ilgili en temel bilimsel açıklamaların, ilkelerin esamisi yok bu söylemde.

Ne var peki?

İnanç var. Ortaçağcı bakış var.

Bu insan alanındaki saygın ulusal, uluslararası bilim dergilerine içinde bu ifadeler yer alan bir yayın göndersin bakalım ne olur?

Ama tabiî bu kişilerin bir görevi var. Satılık medyaya çıkarılarak, zaten türlü çeşitli yollarla meczuplaştırılmaya çalışılan yoksul halkımızın Korona’nın da Allah tarafından gönderildiğine inandırılması, bu yolla kaderlerine razı edilmesi gerekiyor. Dünyanın nimetlerinin herkese yetemeyeceğine inandırılması gerekiyor.

Oysa, OXFAM ( İngiliz Yardım Kuruluşu) tarafından hazırlanan raporda dünyanın en zengin 26 milyarderinin, dünya nüfusunun en yoksul yüzde 50’sini oluşturan 3,8 milyar insanın toplam varlığına eşit servete sahip olduğuna, dünya çapında 2200 milyarderin servetinin 2018 yılında 900 milyar dolar, yani günde 2,5 milyar dolar artış gösterdiğine dikkat çekiliyor. (https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46945215)

 

Halkımıza gerçekleri anlatmaya çabalayan bilim insanları yok mu?

Var elbette. Ama onlar da AKP’giller tarafından tepelerine çöreklendirilip, üniversitelerde kendi tahakkümlerini kuran yandaş rektörler tarafından susturulmaya çalışılıyor. Halka gerçekleri açıklamalarının önü kesiliyor. Nitekim, DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Pandemi Servisi Sorumlu hekimi Doç. Dr. Yusuf Savran, sosyal medyada yaptığı paylaşımda Türkiye’deki Koronavirüs tablosunu tüm açıklığı ile değerlendirmiş ve bu işe hazırlandık diyen Türkiye’nin vaka ve ölü sayısında İtalya’dan ileride olduğunu, Türkiye’nin bu işin ciddiyetinin farkında olmadığını dile getirmişti.  Ancak, bu açıklamanın ardından, AKP eski milletvekili olan DEÜ Rektörü Nükhet Hotar’dan açıklama gecikmeden geldi. Daha önce Ankara Üniversitesi Rektörlüğünün Dr. Güle Çınar’a yaptırttığı gibi, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü de benzer biçimde Doç. Dr. Yusuf Savran’a sözlerinin yanlış anlaşıldığına dair bir açıklama yaptırttı. (https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/ankaradaki-olayin-bir-benzeri-izmirde-yasandi-5712832/)

Korona cephesinden üniversitelerde tüm bunlar olup biterken, aynı günlerde Pamukkale Üniversitesinde, iki onurlu bilim insanının yerli tohum ve bitki üretimi çalışmaları yürüttükleri bilim tarlalarına, yandaş uygulamaları ile tescilli rektör Hüseyin Bağ’ın komuta ettiği dozerler tarafından kanalizasyon açmak bahanesiyle saldırıldığına tanık olduk sosyal medyada.  Bir kadın bilim insanının AKP’giller’in üniversite rektörüne, üniversite düzenine rağmen bilim yapabilmek için kendini dozerlerin önüne atışını içimiz hınç dolarak izledik 2020 yılının Türkiye’sinde!

Tabiî bir de annesinin İzmir Halkına yaptığı hakaret ile gündeme gelen Anadolu Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı’nın bu kadar da olmaz, üniversitelerimiz bunların elinde mi dedirten, instagram canlı yayını ve bu yayında söylediklerini eklemek gerekir bu örneklere. Üniversitelerin de Korona salgını nedeniyle tatil edilmesi üzerine instagram’dan canlı yayın yapan rektör olacak şahıs, Tayyip’in kullandığı el hareketini göstererek, “Tokalaşma yok biliyorsun. Reis herkese bunu şey yaptırdı” diyor, öğrencilerine “lan” diyor; “Anama söylerim sizin hepinizin kafasını kırar”, diyor, diyor da diyor… (https://t24.com.tr/video/anadolu-universitesi-rektoru-prof-comakli-nin-instagram-dan-yaptigi-canli-yayin-sosyal-medyanin-gundeminde,27160)

Tüm bunlar üniversitelerimizin hal-i pürmelalini bir kez daha ortaya koyuyor.

Ya halkımız ne durumda?

Kendi kaderiyle baş başa bırakılmış durumda. Dalga geçiyorlar halkımızla “evde kal Türkiye” sloganları attırarak satılık medyada. Haliyle isyan ediyor İşçi Sınıfımız, emekçi halkımız! Nasıl evde kalalım, diye soruyorlar. Çalışsak virüsten, çalışmasak açlıktan öleceğiz, diyorlar. Sermayenin bitmek tükenmek bilmez kâr hırsı, hız kesmiyor Korona günlerinde de. Fırsat bu fırsattır deyip, sorgusuz sualsiz işine son veriveriyorlar insanlarımızın. Bir gecede, 80 bin ücretli öğretmeni açlığa mahkûm ettiler. Hiç yüzleri bile kızarmadan, mevzuat böyle deyiverdiler, geçtiler. Yani yine, ölümlerden ölüm beğen, diyor şu kahrolası Parababaları düzeni yoksul, emekçi halkımıza!

Bizim gibi yarısömürge, Antika-Modern sermaye kırması kapitalizmin hüküm sürdüğü ekonomide Korona süreci böyle işlerken, metropol kapitalist ülkelerde durum nasıl?

Tabiî onlar, halkı bizdekiler gibi Allah ile kandırıp kaderlerine razı hale getiremiyorlar elbet ama onlarda da İşçi Sınıfı, emekçi-yoksul halk kesimleri için kapitalizmin insanlık dışı, acımasız kanunları işliyor. En çok vaka sayısının olduğu ülke ABD! Ölü sayısı da her geçen gün hızla artıyor. Sigortan-paran kadar sağlık, diyor Emperyalist Başhaydut kendi halkına.

Ama yaşam karşı konulmaz biçimde kendi diyalektiği içinde işliyor. Bu süreç, sosyalizmin tüm kötülüklerin kaynağı olan özel mülkiyetin panzehiri olduğunu en kör göze batırırcasına gösteriyor.

Küba, ülkede hastalığın yayılımını hızla önlüyor ve tedavi ediyor. Hasta sayısı o kadar az ki. Bunun yanı sıra, Koronavirüsle savaşacak 22 ilacın üretimi konusunda garanti veriyor. Küba Ankara Büyükelçisi Luis Alberto Amoros Nunez, Çin’deki deneyim sayesinde Koronavirüse karşı aşı ve ilaç çalışmalarında ilerleme sağladıklarını belirterek; “Çin’deki salgın sırasında ilerleme sağladığımız bir aşı prototipi oluştu”, açıklamasını yapıyor.

COVİD-19’ a karşı uluslararası bir dayanışmayı sürdürerek, insanlık dersi veriyor tüm dünyaya. Herkes Çin’i terk ederken Kübalı doktorlar orada kalıyorlar. Kübalı sosyalist doktorlar, İtalya’ya, Jamaika’ya, Andorra’ya salgınla savaşmak için yüreklerinde insanlık sevgisi, ellerinde bilimin meşalesi ile gidiyorlar. Karayipler’de mahsur kalan ve içinde Koronavirüsü kapmış yolcular bulunması nedeniyle bölgedeki birden fazla ülkenin yardım etmeyi reddettiği bir İngiliz gemisini tedavi amacıyla Küba kabul ediyor. (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kimsenin-kabul-etmedigi-o-gemiyi-kuba-kabul-etti-1727644)

Cesaret vatanına sahip devrimciler, devrimci doktorlar olmanın ne demek olduğunu şu ifadelerle duyuruyorlar dünya halklarına, İtalya’ya giden ekibin içinde bulunan 68 yaşındaki Kübalı yoğun bakım uzmanı Leonardo Fernandez:

“Hepimiz korkuyoruz ama yapmamız gereken devrimci bir görev var. Dolayısıyla korkumuzu bir kenara bırakıyoruz. Korkmadığını ancak süper kahramanlar söyleyebilir. Biz süper kahramanlar değil, devrimci doktorlarız.” (https://www.birgun.net/haber/kubali-doktorlar-italya-da-devrimci-bir-gorevimiz-var-292832)

Küba Ankara Büyükelçisi Luis Alberto Amoros Nunez:

Bunu ilk kez yapmıyoruz. Tarihimizde, devrim tarihinde, birçok kez zor durumlarda insanlık ve dayanışma örneği gösterdik. Biz Kübalılar Fidel ve Che Guevara’nın çocuklarıyız. Che Guevara başka yerlere savaşmaya gitti. Normal olarak biz de bunu yapmaya hazırlıklıyız. Bu, devrimin insani geleneğinin yansıması olan politikaların bir parçası”, diyor. (https://www.olayneyseo.com/kuba-buyukelcisi-asi-prototipi-olustu.html?fbclid=IwAR38W0MJAgRjSkPx2jamwnaJDwYlBM0iOG4zB0QuwOQVZWwodU2KsrF_pCw)

Öte yandan, yıllardır Emperyalist başhaydut ABD’nin ambargo uyguladığı Venezuela, Korona salgını nedeniyle halkın yararına olacak bir dizi önlemi uygulamaya koyuyor: işten çıkarmaların yasaklandığını, işçi maaşlarının devlet tarafından ödeneceğini, bütün kiraların 6 ay süreyle ertelendiğini ve 7 milyon eve temel gıda paketlerinin ulaştırılmaya başlandığını duyuruyor. (https://www.olayneyseo.com/abdnin-ambargo-uyguladigi-venezueladan-tedbir-hamlesi-kiralar-6-ay-ertelendi.html?fbclid=IwAR07ZEc9U6LGuB6HKJgBf6jP54AB1nuh8JUiCvhVM-JqceWOUkacBv5BFX4)

Sözün özü,  Korona salgını, insanlığın kurtuluşunun Bilimsel Sosyalizmde olduğunu bir kez daha tarih sayfasına kaydediyor. Sosyalizm mücadelesindeki inancımızı bileyliyor!

Bizlere bir kez daha yüreğimizin tüm ateşi ile; “Kahrolsun Emperyalizm, Yaşasın Sosyalizm!”, dedirtiyor.