Ne adalet bıraktılar, ne hak hukuk…

07.09.2018
A+
A-
Ne adalet bıraktılar, ne hak hukuk…

HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz Efendi’ye…

Bu yılki Adli Yıl Açılışından Twitter hesabından şu tweetleri paylaşıyorsun. Tabiî ki söylediklerinin tamamı, anlam bağlamında doğru şeyler. Bunların karşıtını sanırız kimse iddia edemez.

İşte paylaşımların:

***

1/Hakim, yargılama bağlamında bir hiyerarşi içersinde olmadığı gibi kimsenin çalışanı da değildir. Hakimin karar verme yetkisindeki amiri; hukuk, adalet duygusu, akıl süzgeci ve hukuk mantığı ile donanmış, ifsat edilmemiş, hür ve temiz VİCDANIDIR.

2/Hakim davranışlarında olduğu kadar kararlarında da doğruluk ve tutarlılık göstermelidir. Hâkimin, tarafları dışında her yönüyle aynı nitelikte olan davalarda farklı farklı kararlar vermesi, adalete olan inancı zayıflatacağı gibi hukuki güvenliği de ortadan kaldıracaktır.

3/Hakim her konuda, yer zaman ve koşul gözetmeksizin konuşan, gönlüne geleni yapan, istediği gibi yaşayan sıradan bir insan değildir. Hakimin özgürlüğü lisanında değil kalemindedir. İlle de söz söyleyecekse, yeri mahkeme, konusu adaletin kalbidir.

4-Unutulmasın; Yargıya güven için en önemli husus kendisine güven duyulan hakim ve savcılardır. Hakimine güvenilmeyen yargıya güven olmaz.

5/Unutma; Kıyamet günü Allah’ın gölgesinde öncelikli olarak şu kimseler yer alacaktır; hak kendisine sunulduğunda hakkı kabul edenler, kendilerinden istenildiğinde cömertçe harcayanlar ve insanlar arasında hükmettiklerinde kendilerini onların yerine koyup tarafsız hüküm verenler.

6/Türk yargısının umudu genç kardeşlerim; her türlü güçlüğü aşarak, ardından yaz gelmeyecek diye kuşkuya kapılmaksızın, bahar mevsiminin fırtınalarına gönül rahatlığıyla göğüs gerebilen ağaç gibi olgunlaşarak, milletin adalet susuzluğunu giderecek hukukçular olacaksınız.

***

Evet, Mehmet Yılmaz…

Bu sözler doğru. Fakat bunların bir tekine olsun kendin uyuyor musun?

Yargı mı kaldı Türkiye’de… Yerle bir edildi hepsi.

Bak; Alman BND Ajanı Deniz Yücel, Binali Yıldırım’la Alman yetkililerin Almanya’daki görüşmesinde aldığı karar üzerine serbest bırakıldı. Hem de mahkeme tahliye kararını açıklamadan iki gün önce Almanya Dışişleri Bakanı, devletinin İstanbul Başkonsolosuna “Tatilini kes, İstanbul’a dön. Deniz Yücel serbest bırakılacak, onu gönderdiğimiz özel uçağa bindir ve getir!” diye talimat veriyor.

Özel uçak gelip uçuşa hazır vaziyette bekliyor havaalanında. Mahkeme tahliye kararını açıklıyor, Deniz Yücel doğru Beşiktaş’taki evine gidiyor, iki saat içinde özel eşyalarını toplayıp uçağına biniyor. Ve vın…

Şimdi hukuk, adalet, yargı mı diyorsun sen buna?

Bak; CHP Milletvekili Enis Berberoğlu, hiçbir suçu olmadığı halde cezaevinde. Ama hem Amerikancı Kürt Hareketi PKK ile hem de FETÖ’yle yıllar boyu birlikte çalışmış olan Papaz maskeli ABD Eski Özel Kuvvetler Mensubu Andrew Brunson ev hapsinde…

Hem de 36 yıllık bir ağır ceza istemiyle yargılanıyor olmasına rağmen…

Bak; bu ABD casus örgütü CIA Ajanı, önümüzdeki günlerde tümden serbestleştirilip ülkesine gönderilecektir.

Şimdi bu da yargı olacak, öyle mi?

Daha buna benzer onlarca örnek verebiliriz, yargının bitirildiğine dair.

Gelelim Tayyipgiller’e…

Onların iktidarına…

Rahmetli namuslu ilahiyatçımız Yaşar Nuri Öztürk ne demişti bunlar için?

Aynen şunu:

“On küsur yıllık icraatı gulûl (kamu malı hırsızlığı) suçlarıyla dolu olan AKP iktidarının bu gulûl siyasetlerini kotaran kodaman kadrolarının hiçbirinin cenaze namazı ‘Müslüman’ sıfatıyla kılınmaz. Hatta onların katıldığı saflarda, girdikleri camilerde namaz kılınamaz.”

Yine bir başka namuslu ilahiyatçımız Prof. Hayri Kırbaşoğlu ise şunları söylemişti:

“Türkiye’nin bu iktidar döneminde dindarlaştığı şehir efsanesidir. İslami kesim dejenerasyon yaşadı, yaşıyor. Nübuvet, asabiyet, ganimet dedik ya. Bu iktidar döneminde de yaşanan bu; görüntüde dindarlık var, içi boş, kof.

“Bu aynı zamanda BOP’un da istediği şey; içi boşaltılmış bir İslam. Şu anda bu gerçekleşti Türkiye’de. Bütün derdi “masa, kasa, nisa” olan bir anlayış. Şu anda İslamcıların şartı beşten, üçe düştü: Masa; iktidar. Kasa; para. Nisa; cinsellik, kadın. Cinsellik bohçası daha açılmadı ama var. Ya da şöyle; şöhret, rüşvet, şehvet…” (http://t24.com.tr/haber/prof-hayri-kirbasoglu-islamcilarin-sarti-besten-uce-dustu-masa-kasa-ve-nisa,313464)

Ve AKP’nin şu anda kullanmakta olduğu parti programının yazarlarından, Ekonomi Profesörü Abdullatif Şener, Tayyipgiller hakkında aynen şunları söyler, katıldığı televizyon programlarında:

“Erdoğan ve ailesinin aşırdığı kamu malı 100 ila 120 milyar dolar arasındadır. Bu miktar hiçbir şekilde 80 milyar dolardan aşağı düşmez.”

Tayyipgiller’in yakın çevresinin tamamı, en azından dolar milyoneridir, herkesçe bilindiği gibi.

Ve ne diyordu Tayyip, TOKİ Başkanı Haluk Karabel’le aralarında geçen telefon konuşmasında?

Aynen şunu:

“Kupon arsalar benden habersiz el değiştirmesin.”

Kısıklı’daki villasından arabalarla bir tam gün boyu para boşaltılıyor ve ertesi sabah Tayyip soruyor, oğlu Bilal’e; “Sıfırlayabildin mi?”, diye.

Diyor ki Bilal; “Hâlâ 30 milyon Avro var. Onunla da Şehrizar Konaklarından 6 villa almayı düşünüyoruz.”

O konutlardan 6 villa alınıyor, tapuları da Damat Berat üzerine veriliyor, medyada yazılanlara göre.

Sen bütün bu olup bitenlere ne diyorsun, bir HSK Başkanvekili olarak Mehmet Yılmaz?

Hiç…

Susuyorsun sadece, değil mi?

Görmezlikten, bilmezlikten, duymazlıktan geliyorsun…

Bir Müslüman olarak bu kamu malı hırsızlığına karşı eğer gerçekten samimiysen isyan etmen gerekir.

Kaldı ki sen sıradan biri değilsin. HSK gibi hâkim ve savcıların kıdem, terfi ve atamalarını yetkisinde bulunduran bir üst kurulun başkanvekilisin. Bu sebeple de, görevinin sana yüklemiş olduğu sorumluluğun gereğini yerine getirmiyorsun. Yani görevini yapmıyorsun.

Böylece de suç işlemiş oluyorsun…

Tayyipgiller iktidarının suçları saymakla bitmez:

Ege’de 18 Ada’dan oluşan vatan topraklarımızı 2004’le 2008 yılları arasında ABD ve AB Emperyalist Haydutlarının emir ve baskıları sonucunda Yunanistan’a peşkeş çekmiştir.

ABD Emperyalist Haydut Devleti’nin kendi BOP Haritası’nı hayata geçirebilmek için Ortadoğu Müslüman ülkelerine karşı başlatmış olduğu kanlı savaşa AKP iktidarı da kendisine verilen taşeron rolünü büyük bir heveskârlıkla oynayarak katılmıştır. Bu haksız ve emperyalist savaş, bugüne dek 10 milyon civarında masum Müslümanın hayatını kaybetmesine ve kardeş Müslüman ülkelerin coğrafyalarının cehenneme çevrilmesine yol açmıştır.

Yani 10 milyon civarındaki masum Müslümanın kanları da bu iktidarın ellerine bulaşmıştır.

Bunlar hakkında bir sözün var mı senin?

Yok…

Ondan sonra da bir imam efendi gibi kalk, hâkim ve savcılara fetva ver.

Oh ne âlâ…

Salçasından da koy…

Bu türden Twitter paylaşımlarınızla, işgal etmiş olduğunuz mevkiinin sorumluluğunu yerine getirmemeniz sebebiyle işlediğiniz ağır vebal ve suçtan dolayı hem bu dünyada hem öbür dünyada yargılanacaksınız, kurum arkadaşlarınızla birlikte.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

4 Eylül 2018

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı