Paketlenen Yargı
Av. Tacettin Çolak
AKP’giller iktidara geldiklerinden bu yana sürekli “yargı paketi” hazırlayıp gündem değiştirirler.
Bugünlerde on birinci paket yolda. 27 Kasım 2025 günü TBMM’ye sunuldu, bu yazı kaleme alındığında Adalet Komisyonundan da geçmişti.
İktidar, ne zaman dara düşse bu ve benzer paketlerle toplumu oyalama taktiklerine başvuruyor.
Bu teklifin bir kısmı, geçmişte Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen yasaların iptal nedenlerine göre uyarlanarak tekrarlanması.
Birbiriyle ilgisiz konularda hazırlanan değişiklik teklifleri paket halinde Meclise gönderilerek toplum bir süre bununla meşgul ediliyor.
AKP milletvekilleri tarafından Meclis Başkanlığına sunulan ve 36 maddeden ibaret bu torba teklif de öncekilerin bir benzeri.
Bu teklif, ceza yasasında, infaz yasasında, icra ve iflas yasasında, avukatlık yasasında, kamu ihale yasasında, dijital güvenlik ve yargılama usullerinde değişiklikler içermektedir.
Yasa teklifinde yer alan ve kamuoyunda öne çıkan başlıca konular şunlardır:
Teklifle;
* Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda TCK 125’inci maddenin birinci fıkrasında, ikinci fıkrasında, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bendleri ile dördüncü fıkrasında düzenlenen “hakaret” suçları önödeme kapsamına alınıyor.
(Önödeme: soruşturma ya da kovuşturma aşamasında yasada öngörülen asgari adli para cezası ve giderlerin verilen sürede yatırılması halinde, kovuşturmaya yer olmadığına ya da kamu davasının düşmesine karar verilmesi demektir. Bu kararlar nedeniyle de bir siyasi yasak söz konusu değildir.)
* Düğün ve benzeri kutlamalarda meskûn mahalde (yerleşim yerinde) silâhla (kurusıkı dahil) havaya ateş etmeye yönelik cezalar artırılıyor.
* Trafikte araçların hareketini engelleyen veya durduran eylemlere yönelik hapis cezaları getiriliyor.
* Online dolandırıcılık ve sanal bahis/kumar üzerindeki yaptırımlar artırılıyor.
* Elektronik Haberleşme Kanununda değişiklikler yapılarak, GSM aboneliklerinde biyometrik doğrulama, hat sayısına sınırlama ve çipli kimlik kullanımının zorunlu hale getirilmesi gibi dijital güvenlik önlemleri artırılıyor.
* Kişilik haklarına saldırı iddialarında sulh ceza hâkimliklerinin daha hızlı (24 saat içinde) erişim engeli veya içerik kaldırma kararı verebilmesine yönelik düzenlemeler getiriliyor.
Yine TCK’de yeni suç tanımları yapılarak;
* Bir kimsenin cinsiyetini değiştirmeye yönelik tıbbi müdahalede bulunan kişiye hapis cezası getiren bir madde eklenmesi öngörülüyor.
Diğer yandan teklifte, yargılama süreçlerinin hızlandırılması kapsamında e-duruşmanın ön inceleme gibi aşamalara genişletilmesi, zorunlu e-tebligat uygulamasının Uzlaştırma ve Seri Muhakeme hallerine de yaygınlaştırılmasına yönelik düzenlemeler bulunmaktadır.
Bu teklifte bir de mesleğimizden dolayı bizi (Avukatları) yakından ilgilendiren 1136 sayılı Avukatlık Yasasındaki disiplin hükümlerine ilişkin değişiklikler var. Bu konuda bu yazının hacmini çok aşan o kadar ayrıntılı ve gereksiz düzenlemeler var. Ancak okuyucuyu teknik ve mesleki ayrıntılara boğmayalım.
Hemen belirtelim ki, teklifte TCK 125’inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendindeki “kamu görevlisine görevinden dolayı” hakaret suçları önödeme kapsamına alınmayarak yine ayrımcılık yapılmaktadır.
Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları doğrultusunda TCK 124/3-a maddesinin de önödeme kapsamına alınması gerektiği halde buna uymuyorlar.
Böylece milletvekili, bakan gibi siyasilerle üst düzey bürokratlara yapılan eleştirileri mahkûmiyetle karşılamayı ve sanıklara ceza süresi boyunca siyasi yasak uygulanmasını amaçlıyorlar. Oysa bir suçun önödeme kapsamında olması halinde herhangi bir siyasi yasak da olmaz.
AİHM’in onlarca kararında belirtildiği gibi, hakaret sadece kişilik haklarına yönelik bir tazminat nedenidir ve TCK 125’inci maddesi (tabiî TCK madde 299’la birlikte) mevzuattan çıkartılmalıdır.
Bunu yapmazlar, yapamazlar.
Çünkü bu maddeler eliyle topluma gözdağı vermekteler.
Teklifte, 6 Şubat 2023 depreminin faillerinin de yararlanacağı ve yaklaşık 55 bin kişinin tahliyesini sağlayacak “Covid-19 düzenlemesi” öne çıkmış durumda.
Bilindiği gibi, Covid-19 salgınının yaygın olduğu günlerde, 31 Temmuz 2023 öncesinde hakkında verilen ceza kesinleşen binlerce hükümlü tahliye edilmişti.
Covid-19 düzenlemesinde “31 Temmuz 2023 tarihi itibarıyla hükümlü olan” ifadesi yer aldığından, suç tarihi 31 Temmuz 2023 öncesi olduğu halde uzun süren yargılamalar nedeniyle, hükmü kesinleşmeyen sanıklar yararlanamıyordu.
Şimdiki değişiklik önerisiyle yasaya, “31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle” ibaresi konuluyor.
Dolayısıyla mevcut durumda 31 Temmuz 2023’e kadar davası bitip hüküm giymiş olanlar 3 yıl daha erken açık cezaevine ayrılma ve/veya denetimli serbestlik olanağından yararlanırken, değişiklik teklifinin yasalaşması halinde 31 Temmuz 2023’ten önce işlenmiş suçlar nedeniyle dava ve soruşturması devam edenler de aynı kapsama alındı. Böylece toplam hapis cezası 10 yıldan az olanlar 1 ayını, 10 yıl ve daha fazla olanlar 3 ayını kapalı cezaevinde geçirdikten sonra açık cezaevine ayrılabilecek. Cezası 3 yıl veya daha az olanlar da aynı şekilde hemen açık cezaevine geçebilecek.
Ancak terörle mücadele yasası kapsamındaki suçlar, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar, alt soy ve üst soya, kardeşe, eşe, boşanılan eşe, kadına, çocuklara, beden veya ruh bakımından kendisini savunmayacak kişiye yönelik kasten öldürme ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar bu düzenlemeden yararlanamayacak.
Başka bir anlatımla; paketteki Covid-19 düzenlemesinden; katiller, hırsızlar, dolandırıcılar, gaspçılar, mafya mensupları, çocukları öldüren çeteler, Maraş Depremi’nde yargılanan suçlular yararlanacak.
Ancak yukarıda belirtilen suçlarla birlikte suç tarihi 31 Temmuz 2023 sonrası olanlar, şartlı tahliyesi geri alınanlar yani infazını yakanlar, denetimli serbestlik kurallarını ihlal edip açık cezaevine iade olunanlar, ikinci kez firar nedeniyle denetim hakkı olmayanlar bu düzenlemelerden yararlanamayacak.
Sonuç olarak; bu teklifle getirilen düzenlemeler yasalaşırsa AKP’nin 2012’den bu yana çıkarttığı beşinci örtülü af olacak. Bu düzenlemelerle özellikle deprem suçlularının cezaevinden kurtarılmasının öngörülmesi toplumsal vicdanları yaralıyor.
Okulları kapatıp cezaevleri açıyorlar. Sulh Ceza Hâkimlikleri eliyle önüne geleni tutuklayarak cezaevlerini doldurdular. Cezaevlerinin kapasitesi yetmiyor, insanlar yerlerde yatıyor. Ama bunlar hâlâ sosyal medyada, sokak röportajlarında isyanını dile getiren, şiir okuyan insanları anında tutukluyorlar.
Yani cezaevlerini bir yandan boşaltıyor, diğer yandan dolduruyorlar. Bunu yaparken de hukuka uygun davranmıyorlar. Mağdurların canını acıtarak yapıyorlar.
Özellikle deprem mağdurlarının…
Ama böyle gitmez, gidemez.
Artık yolun sonu göründü.
6 Aralık 2025

