Palm yağı uğruna yok edilen ormanlar ve hayatlar

01.02.2017
A+
A-

Palm yağı diğer adıyla palmiye yağıyla ilgili tartışmalar var bir süredir. Palm yağının sağlığa etkileri konusunda farklı görüşler ve bu görüşleri destekleyen araştırmalar-çalışmalar mevcut. Bu konuda araştırmaların devam etmesi gerekiyor belli ki. Bu yüzden biz bu yazımızda, palm yağının sağlığa etkilerinden ziyade palm yağı üreticilerinin çevreyi, doğamızı nasıl etkilediklerine değineceğiz.

Palm yağı, bir tür palmiye ağacının meyvesinden elde edilen bitkisel bir yağdır. Gıda sektöründe genellikle margarin, çikolata ve değişik çikolata ürünlerinde (sürülebilir kakaolu kremalar-şokella) kullanılıyor. Bunun dışında unlu mamullerde, şekerlemelerde, kızartılmış ürünlerde kızartma yağı olarak da kullanılmakta. Ayrıca şampuanlar, kozmetik ürünleri, temizlik ürünleri, diş bakım ürünleri, çamaşır deterjanları gibi ürünlerde de kullanılıyor. Palm yağı, bazı fiziksel ve kimyasal özelliklerinden dolayı ve tabiî ucuz olduğu için uluslararası gıda ve kimya tekelleri tarafından tercih ediliyor. Ucuz olmasının bir sebebi de aynı büyüklükteki alana ekim yapılan soya ve ayçiçeğine kıyasla palm bitkisinden 10 kat daha fazla bitkisel yağ elde edilebiliyor.

Dünya çapında yıllık 50 milyon ton civarında palm yağı üretiliyor. Bu miktar, dünyanın bitkisel yağ ihtiyacının yüzde 30’unu karşılıyor.

50 milyon tonluk palm yağı üretiminin yüzde 85’lik kısmı Malezya ve Endonezya’da yetiştirilen palmiye ağaçlarından elde ediliyor. Yani dünyanın en büyük palm yağı hammaddesi sağlayan ülkeleri bu iki ülke, özellikle de Endonezya. Greenpeace, son 25 yılda Endonezya’da palmiye yağı üretiminin altı katına çıktığını bildiriyor.

Peki palm yağı nasıl elde ediliyor?

Yağmur ormanları yok edilerek!

Tıpkı ülkemizdeki gibi, ormanlar palm yağı üreticisi büyük şirketler-tekeller tarafından yaktırılarak yerlerine palmiye ağacı dikiliyor. “Doğal Hayatı Koruma Vakfı (World Wild Life Fund-WWF)” sadece Endonezya’nın Riau şehrindeki 1000’den fazla orman yangınını inceliyor ve bunlardan beşte ikisinden fazlasının büyük palm yağı ve kereste fabrikalarının imtiyaz alanı içerisinde olduğunu tespit ediyor. Diğer yangınların da bu imtiyaz alanları dışında, küçük şirketler tarafından palm yağı üreticisi tekellere satmak üzere meyve yetiştirmek için kendilerine yer açmak amacıyla çıkarıldığı anlaşılıyor. Üretilen bu palm yağı gıda ve diğer sektörlerdeki palm yağı kullanıcısı uluslararası tekellere satılıyor.

Bu yangınlardan bazıları Tesso Nilo gibi ulusal parkların içinde çıkarılıyor. Bu park, 1,6 milyon hektarlık orman arazisinin bir parçasıydı. Zengin bir bitki örtüsü var ve kaplanlarla fillere ev sahipliği yapıyordu. Ancak bu ormanlık alandan geriye şu anda 80 bin hektar kaldı. Bunun da yarısı yakın zamanda illegal palm üreticilerine kaptırılmış durumda. Bu da kaplanlar ve fillerin evsiz kalması anlamına geliyor.

WWF tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, saatte 300 futbol sahası büyüklüğünde yağmur ormanı alanı palm yağı üretimi için yok ediliyor. Bu durum bölgede iklim değişikliğini, hava kirliliğini birlikte getiriyor. Sürekli yağan şiddetli yağmurlar ormanların yok edilmesinden dolayı toprak erozyonuna sebep oluyor.

Yangınlar sırasında turba toprak denilen yeraltındaki değerli organik toprak da yanıyor. Turba toprak, binlerce yıl boyunca bitkilerin, köklerin çürümesi sonucu toprak altında oluşan bir tabakadır. Toprağın hava ve nemliliğini sağlayarak ideal büyüme ortamı yaratır. Bu tabaka bile çıkarılan yangınlarda yok ediliyor, toprağın kalitesi düşürülüyor. Turba toprak yandığında, toprağın altında olduğu için normal bir söndürme işlemiyle onu söndürmek mümkün olmuyor.

Tüm bunların sonucu, yerli halkın yerinden yurdundan edilmesi ve yerli halkla birlikte o bölgenin-doğanın bir parçası olan tropikal ormanların gerçek sahipleri hayvanların da yok edilmesi oluyor. Filler, kaplanlar ve tabiî Endonezya’nın simgesi olan ve genetik olarak biz insanlara en çok benzeyen orangutanlar.

Bu hayvanların doğal yaşam alanları yok edilip yerlerine palmiye ağacı dikilince, evsiz kalan hayvanlar ya ölüyor ya da hayvan kaçakçıları tarafından kaçırılıyor, kolayca avlanıyor.

Endonezya Sumatra’lı bir kabile lideri olan Din Perulak; “Bu dev palm yağı çiftliklerinden dolayı çok mutsuzum. Biz ormanımızdan meyve topluyor, hayatta kalıyorduk. Hepsi gitti. Şimdi her yerde bu çiftlikler var. Orman bizim evimizdi. Soruyorum size, orman olmayınca biz nasıl yaşayabiliriz?” diyerek, palm yağı üretimi için evleri olan ormanın yok edilmesine isyan ediyor.

Palm yağı üretmek için geri dönülmez biçimde doğaya ve doğanın diğer bileşenleri olan insanlara, hayvanlara verilen zarara karşı dünya çapında tepkiler oluşmaya devam ediyor. Palm yağı sağlığa zararlı mıdır, tartışmaları da buna eklenince, palm yağı kullanan Parababalarından çok küçük bir kısmı da olsa bunu kullanmaktan vazgeçmek zorunda kalanlar var.

Emperyalistler dünya halklarının ve bu güzel dünyamızın zenginliklerini kendi çıkarları için işte böyle talan ediyor. Onların umurunda değil yok edilen tropikal yağmur ormanları. Yaşam alanları yok edilen, türlerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan orangutanlar, kaplanlar. Evsiz barksız kalıp yerinden yurdundan edilen insanlar. Emperyalistler için önemli olan tek şey kârlarına daha fazla kâr katmak. Bunu yaparken onlar için her yol mubah.

İşte bu yüzden emperyalizm, Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı’nın belirttiği gibi, geberen kapitalizmdir. Dev tekeller büyüyen rekabetten galip çıkabilmek için dünyanın bütün zenginlikleriyle birlikte, insanı, hayvanları, doğayı yok etmek pahasına kârlarını arttırma derdinde.