Sağlık çalışanları angaryaya zorlanıyor

08.11.2020
A+
A-

Av. Tacettin Çolak

 

Sağlık Bakanı 27 Ekim 2020 günü 81 İl Valiliklerine bir genelge gönderdi. Sağlık çalışanlarının; “her ne sebeple olursa olsun istifalarının kabul edilmeyeceği, yıllık izinlerinin ikinci bir emre kadar durdurulduğu, yaş haddi ve malulen emeklilik dışındaki emeklilik işlemlerinin kabul edilmeyeceği”ni duyurdu.

Güya bu önlemleri; “COVID-19 salgını ile mücadelenin kesintisiz, etkin, yayılımının önlenmesi ve salgınla mücadelede görev yapan personeli olası riske karşı koruyabilmek” ve “Kamu sağlık hizmetinin verildiği sağlık tesislerinde görevli personelin enfekte olma riskini en aza indirebilmek”, amacıyla almışlar(!)

Salgınla mücadele eden personeli yıllık izne çıkarmadan, dinlendirmeden, kesintisiz bir şekilde çalıştırarak mı; “olası riske karşı koruyabil”eceksiniz?

Oysa “Dinlenme Hakkı” Anayasa’nın 50’nci maddesi ile güvenceye alınmış temel sosyal bir haktır.

Bu haktan mahrum bırakıp, yoğun tempoyla çalıştırdığınız sağlık personelinin; “enfekte olma riskinin en aza indirildiği”ne kim inanır Allah aşkına?

Yahu sağlık çalışanları patır patır hayatını kaybediyor be…

Siz devlet olarak salgınla mücadeleye yönelik etkili ve bilimsel önlemleri almayıp, bütün süreci; “maske, mesafe, temizlik”, derekesine düşürerek sorumluluğu Halka yıkıyorsunuz.

Hadi maske takmak ve temizlik yapmak kişilere bağlı, diyelim.

Sen devletsin, teması önleyebilecek mantıklı önlemleri neden almıyorsun?

Her gün işine-gücüne toplu taşıma araçlarıyla gidip gelmek zorunda olan ve belli bir saatte işbaşı yapması gereken insanlara temastan uzak durun demek; trajikomik bir durum değil de nedir?

Sağlık çalışanlarının bir ailesi, çoluğu-çocuğu yok mu?

Onların okula giden, ya da evde Online derse giren çocuklarının anne-babalarından yardım isteme hakları yok mu?

Salgının başından bu yana, yani tam yedi aydır bütün fedakârlığı ile salgına karşı mücadele eden sağlık çalışanlarımızı maganda saldırılarından bile koruyamadınız. Onların salgınla mücadeledeki insanüstü emeklerinin karşılığını verdiniz mi de böylesi zorlamalar yapıyorsunuz?

Bu yaptığınız, kelimenin tam anlamıyla ANGARYA’dır.

Angarya; modern toplumlarda yasaktır ve suç sayılmaktadır.

Anayasa’nın “Angarya”yı yasaklayan 18’inci maddesine göre; “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.”

Evet, aynı maddenin devamında; “ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.” denilmektedir.

Ancak Covid-19 salgını sürecinde devlet; görevini yapmazken, Bilim Kurulu; bilimsel sorumluluklarının gerektirdiği gibi davranmazken, “Reiz”iniz buyurmadan salgının ne zaman başladığı ve ne zaman biteceğine dahi karar verilemezken, bütün yükün sağlıkçılara yıkılmasını hangi vicdan kabul edebilir?

Geçtiğimiz günlerde, İzmir Karabağlar’daki Aile Sağlığı Merkezi’nde kalp krizi geçiren ve ölümle pençeleşen arkadaşlarını yaşama döndürmek için uğraşan diğer doktorlara bir hastanın; “biriniz de bana bakın”, dediğini gördük.

Bir başkası; “Benim tahlil sonuçlarını kim verecek”, diye sorabiliyor.

Daha başkası; “Benim ilaçlarımı kim yazacak? Benim acelem var.”, diyebiliyor.

Bazıları da; “senin maaşını ben veriyorum, benim vergilerimle karnını doyuruyorsun”, diye hakaret bile edebiliyor, doktorlara-sağlık çalışanlarına.

Hastanede görevi başında öldürülen sağlık emekçilerini de unutmayalım.

Velhasıl, bu siyasi iktidar, insanlarımızdaki insancıl değerleri dahi yok etti. Herkes benmerkezci; kendinden başka kimseyi düşünmüyor. Kalbi taşlaşmış, duyguları yok olmuş.

Alkışların karın doyurmadığını, yorgunluk almadığını herkes biliyor/görüyor artık. Ama her geçen gün salgının yükünü sağlık emekçilerine yıkmaktan geri durmuyorsunuz.

İzin kullanmadan, insanüstü bir çaba ile gece-gündüz çalışmasını istediğiniz sağlık çalışanlarına düzenli Covid testi bile yaptırtmıyorsunuz.

Covid-19’u; sağlıkçılar bakımından hâlâ “meslek hastalığı” saymıyorsunuz.

Covid’li ile temaslı sıradan insanlarımıza 14 gün karantina uygulanırken, sağlıkçıları ise ilk 7 günden sonra çift maske ile çalışmaya zorluyorsunuz.

Döner sermaye, ek ödeme ile ilgili verdiğiniz sözleri tutmadınız bugüne kadar.

Bizzat Sağlık Bakanlığı tarafından sağlıkçılara dağıtılan maskeler bile standartlar dışında, merdivenaltı üretim.

Böyle mi salgını önleyeceksiniz?

Yazıklar olsun…

Bakın sağlık emekçilerimiz AKP’gillerin bu insafsız, hakkaniyetsiz, kötü niyetli uygulamalarına veciz sözlerle nasıl yanıt vermekteler.

 

***

“AVM’ler açık…

seyahat-tatil kısıtı yok…

otobüs, uçak pandemi yok gibi çalışsın…

fırsat bulup yıllık izin bile kullanamamış…

değerleri bilinmez sağlık çalışanlarına…

istifa ve yıllık izin yasak ile emeklilik iptali…

yeri geldi mi şiddet gören sağlık çalışanını…

daha da nefessiz bırakarak mı aşacağız…

biz bu tuhaf ve üstü örtük salgınımızı…

hiçbir meslek diğerinden kutsal değil…

birlikte yaşamda üstlenilen roller sadece…

alkışlarla, “hakkınız ödenmez” demekle…

motive olmaz-yaşamaz sağlık çalışanları…

basitçe haklarını ödeyin bari.”

***

 

  1. basamağı görmezden geldiniz,

Tedaviye odaklanıp, koruyucu hekimliği yok saydınız,

Fedakârca çalışan Aile Hekimlerini gönülden desteklemediniz,

Söz verdiğiniz ek ödemeleri vermediniz,

Hak kayıplarımızı telafi etmediniz,

Pandemi mücadelesinde ölen meslektaşlarımızı görev şehidi saymadınız,

Hastalanıp tedavi aldığımızda, istirahat ettiğimizde, karantinaya alındığımızda ücretlerimizi kestiniz,

Herkesi 14 gün karantinaya alırken bizi 7 günde çift maske çalıştırdınız,

Çalışırken hastalanan sağlık çalışanlarını meslek hastalığı saymadınız..!!

Tükendik dedik, yorulduk dedik, bir tek sağlık çalışanları ile mücadele edilmez dedik duymadınız,

Şimdi de anayasal hakkımız olan izin hakkımızı karşılıksız elimizden alıyorsunuz!

Oldu mu şimdi?”

***

 

 

Görüyorsunuz, sağlıkçılar sizden Anayasal izin haklarının ellerinden alınmamasını ve “basitçe haklarının ödenmesini” istiyorlar.

Atla deve istemiyorlar…