Sağlık İşkolunda İşçiler Sendikalaşamıyor

13.05.2019
A+
A-

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu

Sağlık İşkolunda İşçiler Sendikalaşamıyor

DİSK Başkanı olan Devrimci Sağlık İş Başkanı kendi işkolunda herhangi bir faaliyeti gösteremeyen sendika başkanı olarak Tarihe geçecektir.

Ülkemizde sendikalar faciası var. Bunun bir yansıması da kendi çalıştığım işkolu olan Sağlık alanında yaşanıyor. 1990’lı yıllarda çalıştığım İstanbul Okmeydanı SSK Hastanesinde Türk-İş’e bağlı Sağlık-İş Sendikası çalışan arkadaşlarımızın sendikasıydı. Aynı işi yapan memur statüsündeki arkadaşlarımız ise sendikamız Tüm Sağlık-Sen’in belkemiğini oluşturuyorlardı.  Birlikte aynı işi yaptığımızdan dolayı yakın ilişkilerimizin olmasına rağmen, bu sendikanın şube ve genel kurul seçimleri büyük bir gizlilik içinde yapılırdı. Oysa bizler sendikamızın genel kurullarına herkesi çağırır ve açık genel kurullar yapardık.

Ülkemizde son 35 yılda Taşeron İşçi uygulaması hayata geçirildi. Üniversite ve tüm kamu hastaneleri de yüz binlerce taşeron işçi çalıştırmaya başladı. Geçen yıl Üniversite ve Devlet hastanelerinde iki yüz bin civarında sağlık işçisi güya kadroya geçirildi.  Bu kadrolu statüde, sınırlı bir toplu sözleşme hakkı var. Bu işçiler, iktidarın yandaş sendikalarına üye yapıldı. Bir kısmı Büro İşkolunda sayılarak, Hak-İş’e bağlı Öz Büro İş’e, bir kısmı da sağlık işkolunda sayılarak Öz Sağlık İş’e kaydedildi. Geçmiş statülerine göre ücretlerinde olumlu bir değişim olmadı. Olan olay; işçiler sözde sendikalara üye olarak bu sendikalara da aidat vermeye başladılar.

Öte yandan ülkemizde son yirmi yılda Özel Hastanecilik hızla geliştirildi. Sağlık hizmetlerinin neredeyse yarısına yakını özel hastanelerde verilmeye başlandı.  Ocak 2019 istatistiklerine göre Sağlık İşkolunda 434.000 kişi çalışıyor. Bunun iki yüz bini kamuda dense, 250 bin civarında emekçi özel hastanelerde çalışıyor demektir.

Sağlık İşkolunda sendikalaşma adına DİSK ve DİSK’e bağlı Devrimci Sağlık İş, on yıl öncesinde Üniversite hastanelerindeki doktor arkadaşlarımızın da destekleriyle, ülke düzeyinde birkaç Üniversite Hastanesinde örgütlenme faaliyetlerinde bulundu.

Zaten yeterli olamayan bu faaliyetler AKP iktidarının Üniversite yönetimlerini değiştirmesiyle de tamamen durdu.

Şu anda Devrimci Sağlık İş’in sağlık alanında herhangi bir sendikalaşma faaliyeti görülmüyor.

Öbür taraftan bu sendikanın başkanı, bir önceki genel kurulda DİSK genel sekreteri, geçen genel kurulda DİSK Başkanı olmuş durumda.

DİSK yönetimi masa başı sendikacılığı çok sevdi. Yalnızca masa başında oturmak, konferans ve panellerde konuşma yapmak DİSK geleneğine yakışmıyor. DİSK yönetimi son yıllarda 1 Mayısı Taksim’de kutlamaktan da vazgeçti. Bakırköy sebze pazarında ve Maltepe dolgu alanında son yılların en sönük, en cansız 1 Mayıs’ları yapıldı.

Kendi işkolunda işverenlerin baskısı altında inim inim inleyen, ücretleri zamanında verilmeyen, işten atılıp tazminatlarını alamayan binlerce işçi olmasına rağmen, Devrimci Sağlık İş bir sendikal faaliyet ortaya koyamıyor, ya da daha doğrusu koymuyor. Daha önceki DİSK başkanlarının hiçbirisi bu duruma düşmemişti.

DİSK yönetimi de daha önce hiç bu kadar sınıf uzlaşmacısı olmamıştı. DİSK yönetimi, ETUC (Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu) ve Frederich Ebert Vakfı ile birlikte işbirliği içinde sosyal diyalog projeleriyle işveren sınıfıyla uzlaşmanın yollarını arıyor durumdadır.

Bir anlamda DİSK yönetimi ülkemizdeki işçi sınıfı mücadele geleneğinden tam olarak uzaklaşmış durumdadır. Real Market İşçilerinin hak mücadelesinde, Sarı sendikacılığa verdiği tavizler, İşçi Sınıfı Direnişlerine sahip çıkmama, 1 Mayıs’larda Taksim davasına sahip çıkmamak DİSK yönetimini bu hale getirmiştir.

DİSK Başkanı olan, Devrimci Sağlık İş başkanı da kendi işkolunda herhangi bir faaliyeti gösteremeyen sendika başkanı olarak tarihe geçecektir.

Sonuçta sağlık işkolunda işçi statüsünde çalışan yüz binlerce işçi, fazla mesailer ile gece gündüz demeden en ağır koşullarda, asgari ücretin bile altında ücretlerle çalışır iken, sendikal faaliyet ortaya koymamak DİSK adına ve geleneğine yakışmamaktadır.